Levent Gültekin

DİKEN



Bookmark and Share

Mızmızlanan, mırıldanan İslamcılara…


2.10.2018 - Bu Yazı 178 Kez Okundu.
Yorum : 1 - Onay Bekleyenler : 0

  Dikkat: Asıl sözümü son bölümde söyledim.

Yazı biraz uzun o yüzden ilk yarısını okuyup “Vay, Levent de iyi çakmış” veya “Levent bizi haşlamış” filan demeyin sakın…

***

Reklam
 

Uzun yıllar AK Parti iktidarına destek olmuş, onun yanında durmuş kimi muhafazakar- İslamcı yazarlar arasında giderek artan bir huzursuzluk var.

Bu huzursuzluklarını köşe yazılarında, kapalı ortamlarda, mırıldanma, mızmızlanma, yakınma, sızlanma şeklinde dışa vuruyorlar.

Mealen şöyle diyorlar: “Ne oldu bize”, “Hani nerede Müslüman ahlakı”, “Sınavı kaybettik”, “Paraya, makama teslim olduk”,“Davadan uzaklaştık”, “Çürüyoruz”, “Ahlaki üstünlüğümüzü yitirdik”, “Böyle mi olacaktık?”

Belli ki durumdan pek memnun değiller.

Fakat bu memnuniyetsizlik net bir tavra dönüşmüyor.

Çocukça sızlanma, çaresizce mırıldanma, ürkekçe geveleme… 

Sahici muhasebe yok. Olup bitenin nedenleri üzerinde sağlıklı analiz yok. Özür, hesaplaşma, yenilenme yok.

Şikayet ettikleri tablonun sorumlularıyla aralarına net mesafe koymak da yok.

Hiçbiri istifa etmiyor mesela.

Açıkça “Ben bu işte yokum”, “Buraya kadar”, “Elveda”diyemiyorlar.

Tek yaptıkları yukarıda da dediğim gibi mızmızlanma, yakınma, ağlama, sızlanma ve sonrasında da hiçbir şey olmamış gibi yollarına devam etme. 

Bu arkadaşlara birkaç soru, birkaç da önerim var.

Sorularım:

Bugün şikayet ettiğiniz ahlaki yozlaşma, makama ve paraya teslim olma, iktidarın sebep olduğu çürüme, hakkı, hukuku, adaleti hiçe sayan yönetim anlayışı…

Bütün bunlar bir gecede olmadı.

Sanki sabah kalktık ortada büyük yıkım var! Birdenbire her şey çürümüş, yozlaşma bir günde yaşanmış siz de bunu yeni fark etmişsiniz gibi yazıp konuşuyorsunuz. 

Öyle mi gerçekten?

Bir anda mı fark ettiniz ahlaki üstünlüğü kaybettiğinizi? Şikayet ettiğiniz çürüme bir günde mi oldu?

Davayı kaybetmeniz, paraya, makama teslim olmanız, lükse şatafata cevaz vermeniz, fütursuzluğa eyvallah etmeniz…

Ülkenin demokrasiden uzaklaşıp otoriterliğe kayması, bağımsız medyanın yok edilmesi, adalet mekanizmasının çöküşü, adam kayırmanın had safhaya varması, eğitimin çökmesi, yoksulluğun artması, işçi haklarının gözetilmemesi…

Tüm bunlar ani gelişmeler mi?

Bütün bunlar olurken siz nerede duruyor, ne yapıyordunuz? Bir hatırlayın bakalım. 

AK Parti 16 yıldır iktidarda. 16 yıl boyunca bu iktidarın yanında durdunuz. 

İktidarın her sözünü, her eylemini, her yanlışını ‘aman davaya zarar gelmesin’ saçmalığı ile desteklediniz. 

Bugün sizin şikayet ettiğiniz konuları 10 yıldır yazan, uyaran, “Yapmayın, etmeyin, işler kötüye gidiyor” diyen benim gibi herkesi ‘Erdoğan düşmanı’ yaftasıyla değersizleştirdiniz.

Gazetecilerin susturulmasına, medyanın bütünüyle bitirilmesine yazılarınızla, konuşmalarınızla aracı oldunuz. Kiminiz iktidar adına yayın yönetmenlerini arayıp “Tayyip Bey filandan çok rahatsız” diyerek insanların ekmeği ile oynadı.

Sekiz yıl önce “Ülke otoriterliğe kayıyor” diye uyaran yazarlara, aydınlara “Darbeci” dediniz.

İktidara “Gözünün üstünde kaşın var” diyen herkesi düşman ilan ettiniz. 

Şimdi bütün bu yaptıklarınız sonucunda ortaya çıkan tablodan şikayet ediyorsunuz.

Niye bugün? Ne oldu? Ne değişti?

Gidişatı mı göremediniz? Göremediyseniz siz nasıl yazarsınız, aydınsınız?

Görüp de dava uğuruna bütün bu pisliklere ortak olduysanız… Sizin nasıl ahlak anlayışınız var?

Mesela, Berkin Elvan’ın annesi yuhalatılırken, Soma’da işçi tokatlanırken, çocuk tecavüzlerinin üstü örtülürken niçin sustunuz?

Gezi’de bu ülkenin tertemiz çocuklarının itirazını “Üst aklın operasyonu” diye topluma yutturan siz değil miydiniz? Şimdi neden kalkmış büyük pişkinlikle “Her şey de üst akla bağlanmaz ki canım” diye yazılar yazıyorsunuz. 

Kabataş yalanıyla toplum ayrıştırılırken o yalanın en büyük savunucuları siz değil miydiniz? 

Lağım patlamış gibi yolsuzluk iddiaları ortaya döküldüğünde neden sesinizi yükseltmediniz?

Bırakın sesinizi yükseltmeyi köşelerinizden, TV ekranlarından büyük pişkinlikle bu yolsuzlukları olmamış gibi göstermeye çalıştınız. Neden?

Ülke adım adım otoriterliğe giderken o yapıya niçin taş taşıdınız? Şimdi niçin şikayet ediyorsunuz?

Bugün şikayet ettiğiniz adaletsizlikler, haksızlıklar, hukuksuzluklar, lüks şatafat düşkünlüğü ve nihayetinde ortaya çıkan çürüme yaygınlaşırken, siz bozuk değirmene su taşımakla meşguldünüz.

Şimdi kalkmış bütün sorumluluk başkasındaymış gibi “Ahlaki üstünlüğümüzü kaybettik, çürüdük, böyle mi olacaktık” diye yazılar yazıyorsunuz.

Kim çürüttü sizi?

Bugün ülkedeki şikayet ettiğiniz tablonun sorumlusu kim? Ne oldu da böyle oldu?

Neleri yaptınız, neleri yapmadınız?

Açık olan şu ki…

Sorumluluğun önemli kısmı sizde. 

Muhafazakar kesimde çürüme varsa, bu sizin çürümeniz.

Ahlaki yozlaşma varsa, kaynağı sizsiniz. 

Ülke yıkımın eşiğine gelmişse o yıkımda sizin vurduğunuz darbelerin etkisi var.

Bütün suç başkasındaymış gibi yazmak, konuşmak yazara, aydına yakışıyor mu?

Kendi kusurunu görmemek, aradan sıyrılmak, bilmezden, anlamazdan gelmek?

AK Parti’nin seçmenleri size baktı, sizin yazdıklarınıza baktı, sizin taraftarlığınızla, referansınızla, teşvikinizle bu çürümenin parçası oldu. 

Şimdi utanmadan dindar mahalleye uyarılar yapıyor “Davayı kaybettik” diye mahalleye ahlak dersi vermeye kalkıyorsunuz. 

Üstelik tek özrünüz yok. Özeleştiriniz yok. 

Tertemiz, sütten çıkmış ak kaşıklarsınız, ondan mı özür dilemiyorsunuz?

Tüm sorumluluğu başkasına attığınızın farkında değil misiniz?

Bu ‘ne şiş yansın, ne kebap’, hatta ‘muhafazakar iktidarın nimetlerinden faydalanayım ama muhalifler de beni sevsin’hesabı gülünç, farkında mısınız?

Karnınız tok, sırtınız pek, keseniz dolu, üstüne fedakar aydın pozu veriyorsunuz.

Kendinizle, yaptıklarınızla toplum önünde sahici hesaplaşmanız yok.

O günlerde niçin öyleydiniz, bugün niçin böyle düşünüyorsunuz? Bu durumunuzu izah etmek gibi olgunluğunuz da yok. 

Hem ülkeyi bu hale getiren yöneticilerin yanında durup hem de durumdan şikayet ediyorsunuz. 

“Ben bu işte yokum” deyip bu tablonun sorumlusu iktidarla bağınızı koparmaya cesaret bile edemiyorsunuz. 

Net tavır içermeyen gevelemeler, mızmızlanmalar bu düzenin devamına katkı sağlıyor, göremiyor musunuz? 

Unutmayın, hem iktidarın avantalarını alıp hem de milletin gönlünü kazanamazsınız.

Ancak üç beş safdil genci, yoksulu kandırırsınız.

Sizin işiniz bu muydu?

İnsanları kandırmak, yalan söylemek, kıvırtmak, görmezden gelmek, bilmezden gelmek, şaşırmış gibi yapmak mıydı?

Siz bu dönemin yalancı şahitleri misiniz?

Peki ne öneriyorum?

Hepiniz üç kuruş almak için kötülüklerin ortağı oldunuz. Sonuçta da hem savunduğunuz değerler büyük yara aldı hem de ülke. 

Ne dindar mahallede sözünüzün etkisi kaldı ne de muhalif kesimde.

Daha doğrusu topluma, ülkeye söyleyecek sözünüz kalmadı.

Savunduğunuz felsefe, görüş iflas etti. 

Bütün bunlardan ders çıkarmanız gerekiyor.

Yeni söz bulmanız gerekiyor.

Yeni anlayış geliştirmeniz gerekiyor.

Sözünüzün etkili olması için açık net özür dilemeniz gerekiyor.

Cesur olun. Kendi kusurunuzu görün ve bunu ifade edin.

Hem kendinizle hem de bugüne kadar savunduğunuz fikirlerle toplum önünde hesaplaşmanız gerekiyor.

Hangi mantıkla, hangi anlayışla ülkeyi bu hale getiren yanlışların ortağı olduğunuzu açık, net, sarih şekilde ortaya koymanız gerekiyor.

Dahası ülkeyi yıkımın eşiğine getiren, “Dava” dediğiniz o saçmalığı masaya yatırmanız gerekiyor.

Şikayet ettiğiniz ahlaki yozlaşmaya neyin kaynaklık ettiği üzerine kafa yormanız ve tüm bunlardan yeni anlayış üretmeniz gerekiyor.

İnancın ideolojiye dönüştüğünde ahlakı da çürüten bir işleve büründüğünü kabul etmeniz gerekiyor.

İnancın bireysel tercih olduğunu kabul edip bütün topluma devlet eliyle giydirmeye çalışmaktan vazgeçmeniz gerekiyor. 

Dava dediğiniz şeyin sahtecilikten, ikiyüzlülükten başka bir şey olmadığını kabul etmeniz gerekiyor. 

Dindarlardaki bu ahlaki yozlaşmanın esas kaynağına inmeniz gerekiyor.

Dindarlığın ahlaki üstünlük sağlamadığını artık görmeniz gerekiyor. 

Din insana ahlak vermezmiş, bunu hepimiz gördük, siz de kabul etmelisiniz artık. 

Din, ahlaklı kılsaydı zaten “Çürüyoruz”, “Ne oldu bize böyle” tür sızlanmaları yapmak zorunda kalmazdınız.

Bütün bunlar olmamış gibi laf gevelemeyle bu ülkeye yarar sağlayamazsınız.

Gençlere örnek olamazsınız. Onların yaşamına, geleceğine katkı sunamazsınız. 

Korkmayın. Çıkın mahallelerinizden dışarı.

Dostça söylüyorum, ben hapsolduğum mahalleden çıktığım için aç kalmadım, susuz kalmadım, ölmedim tam tersine daha sağlıklı bir anlayışa kavuştum.

Neticesinde de toplumun bütün kesimleri ile konuşabilen, dertleşen, ortaklaşan, ülke yararı için ayrım gözetmeden ele ele verebilen biri oldum. 

Siz de gelin. 

Hepimizin mahallelerimizden çıkıp bu ülkenin evladı olma ortak paydasında, evrensel değerler çerçevesinde buluşmamız gerekiyor. 

Çünkü hepimiz ülkemizin iyiliğini istiyoruz.

Evet, doğru anladınız, sizden de tümüyle ümidimi kesmiş değilim.

Barışmak zorundayız.

Hepimiz bu ülkede dostça, kardeşçe, özgürce, saygın, dürüst, mutlu, huzurlu bir yaşam sürelim diye çırpınıyoruz.

Bu çabaya ortak olmak, katkı vermek istiyorsanız önce kendinizle, geçmişinizle, yaptıklarınızla hesaplaşın ki size güven duyulsun. 

İnancı ideolojiye dönüştürmekten vazgeçmek, yani bütün topluma o inanç elbisesi giydirmeye çalışmaktan vazgeçmek, inançtan vazgeçmek demek değildir.

Olgunlukla, özgüvenle yeni anlayış geliştirin.

Cumhuriyet felsefesinin, demokrasinin, özgürlüklerin, bağımsız yargının, bağımsız medyanın ülkemiz için ne kadar kıymetli olduğunu anladınız işte.  Bunları yok edenlere karşı açık tavır alın. 

Korkmayın, cesur olun ve gerçekleri söyleyin.

‘Dava’ saçmalığını artık bir tarafa bırakın.

Hepimizin tek davası var: Bu ülkeyi yaşanabilir kılmak. Yani özgürlük, eşitlik, adalet gibi evrensel değerlerin etkin olduğu saygın bir ülke yapmak.

Dürüstlüğün, saygınlığın, nezaketin yürürlükte olduğu, dünyanın saygın ülkeleri arasında yerimizi almak.

Neyse, yazıyı fazla uzattım.

Demek istediğim, ülkemiz vahim durumda.

Herk kesimden aydına, yazara, akademisyene, aklı başında herkese ihtiyaç var. 

Ülkeye yararlı olmak için işe kendimizden başlamamız gerekiyor.

Hatalarımızdan ders çıkarmamız, yanlışlarımızı görmemiz, bu yanlışlarımızla hesaplaşmamız gerekiyor. 

Bunları yapmadan sonra hiçbir sözün yararı, anlamı yok.

Mırıldanarak ne dindar kesime faydanız dokunur, ne de ülkeye. 

Maksadım, size hakaret etmek, içinde bulunduğunuz acıklı durumu fırsat bilip size ‘sallamak’ değil.

Maksadım, bana ettiğiniz hakaretlerin, attığınız iftiraların intikamını almak hiç değil.

Maksadım sizi barışçı, özgürlükçü, çoğulcu, sahici zemine davet etmek.

Buyurun, gelin artık.

Çok üzdünüz, çok kızdırdınız…

Fakat ülkemiz için barışmak, el ele vermek ve hakiki işler yapmak mecburiyetindeyiz.

Facebook Yorumları

reklam
14.11.2018
Atatürk ile Atatürkçüler arasındaki fark
8.11.2018
Çığlık
30.10.2018
Yerel seçimlerden kim ne bekliyor?
15.10.2018
Muhalif kesim niçin ‘bir şey’ yapamıyor?
9.10.2018
Deist veyahut ateist mi oldum?
2.10.2018
Mızmızlanan, mırıldanan İslamcılara…
25.9.2018
İktidarın gizli destekçileri
18.9.2018
Karma eğitim meselesinde kim haklı?
11.9.2018
‘Dindar Nesil’in iflası ve eğitimdeki görünmeyen sorun
4.9.2018
Yalan rüzgarı
28.8.2018
Ben ne söylüyorum, tamburum ne çalıyor?
7.8.2018
Muhalefetteki dağınıklığın nedenleri ve çıkış önerisi
24.7.2018
Azınlık psikolojisine teslim olan çoğunluk
17.7.2018
Benim ‘Kara Cuma’m: Kendimi Hırvatlar gibi hissediyorum!
9.7.2018
Hasar tespit raporu
2.7.2018
Erdoğan’ın tek ve gerçek rakibi
28.6.2018
Adaylık meselesi ve mahcubiyet
19.6.2018
AK Parti seçmeni Muharrem İnce’ye oy vermez mi?
12.6.2018
Kendi evlatlarını yiyen ülke!
4.6.2018
AK Partililere…
28.5.2018
Muhalefetin gözünden kaçan hayati bir konu
23.4.2018
Bana müsaade!
17.4.2018
Erdoğan ne yapmaya çalışıyor, anlayan var mı?
27.3.2018
Kendi halkıyla mücadele eden cumhurbaşkanı!
19.3.2018
Erdoğan’ın HDP stratejisi ve muhalefetin aymazlığı
12.3.2018
Türkiye’yi kurtaracak yüzde 40
6.3.2018
Türkiye’ye zarar vermek isteyen bir odak olsaydı neler yapardı?
19.2.2018
Bir Alman kaç Türk’e bedel?
12.2.2018
İsyan!
23.1.2018
Savaş taraftarlarına bir çift sorum var
8.1.2018
İran’da neler oluyor? Kızım sana söylüyorum gelinim sen anla
29.12.2017
Erdoğan seçimle gitmez mi?
25.12.2017
Bu onursuzluk hepimizin
18.12.2017
Bir lokma, bir hırka, bir de Erdoğan
12.12.2017
Kudüs meselesi ve Müslümanların içler acısı hali
5.12.2017
Utanç verici bu durumdan nasıl çıkacağız? Ne yapmalıyız?
27.11.2017
Zarrab meselesi kimin meselesi?
21.11.2017
Türkiye’nin yeni bir Kurtuluş Savaşı’na ihtiyacı var, ama nasıl?
13.11.2017
Mağdur Atatürk
31.10.2017
Allah’ın iradesinden Erdoğan’ın iradesine
24.10.2017
Türkiye Norveç olur mu?
16.10.2017
Beka sorunu: Erdoğan’ın mı Türkiye’nin mi?
10.10.2017
‘Çocuklar ölsün’ mü diyeceğiz?
3.10.2017
Musul, Kerkük bizim neyimiz olur?
26.9.2017
Kürdistan referandumu ve Türkiye
13.9.2017
CHP’lilere bir çift sorum var!
12.9.2017
Zafer Çağlayan meselesi ve muhalefet
29.8.2017
AK Parti fabrika ayarlarına dönebilir mi?
21.8.2017
AK Parti’nin kendi seçmenine yaptığı büyük kötülük
14.8.2017
Ülkemizi tahammülsüz azınlığa teslim edecek miyiz?
8.8.2017
Müfredata cihat, müftüye nikah kıyma yetkisi
1.8.2017
İktidarın yalanı, muhalefetin gerçeği
24.7.2017
Yeni lider, yeni parti mi, yeni siyaset mi?
17.7.2017
AK Parti’deki ‘metal yorgunluğu’
14.7.2017
Bölünme korkusundan bütünlük çıkar mı?
11.7.2017
Hak, Hukuk, Adalet…
3.7.2017
Erdoğan’ın korkusu
29.5.2017
İçimizdeki köle ruhlular… Ve bana müsaade
22.5.2017
Barzani, PYD ve Türkiye’nin akıl almaz işleri
17.5.2017
Açlık grevleri ve vardiya usulü zalimlik
15.5.2017
Açlık grevleri ve vardiya usulü zalimlik
8.5.2017
Düşün yakamızdan!
2.5.2017
Türkiye’nin önündeki tarihi fırsat
25.4.2017
Peki şimdi ne olacak? Ya da ne yapmalıyız?
18.4.2017
Referandum sonuçları ne anlama geliyor?
13.4.2017
‘Hayır’ diyorum çünkü…
10.4.2017
Niçin ‘Hayır’ diyorum?
3.4.2017
Ucuz kabadayılığın ağır faturası
28.3.2017
Bu vicdansızlığa ‘Evet’ diyecek misiniz?
20.3.2017
Müslümanlar ile Erdoğanistlerin çatışması
14.3.2017
Türkiye’ye kötülük yapanlar kimler?
6.3.2017
Avrupa, Türkiye’den ne istiyor?
28.2.2017
Evet/Hayır… Kimlerdeniz, neyden yanayız?
20.2.2017
Türkiye’nin yeni istikameti
15.2.2017
Hak, hukuk, adalet ve Allah korkusu
6.2.2017
Türkiye’nin önündeki en büyük tehlike
2.2.2017
İnsanlık müdafaası
23.1.2017
Referandumdan ‘Evet’ çıkarsa ne olur, ‘Hayır’ çıkarsa ne olur?
17.1.2017
AK Partililerin cevap vermesi gereken soru
10.1.2017
MHP milletvekillerine bir çift sözüm var!
6.1.2017
Türkiye’yi karıştırmak isteyen iç güçler
2.1.2017
Korkmayın! Yapabiliriz
27.12.2016
Erdoğan muhaliflerine….
19.12.2016
İktidara anlatmak zorunda kaldığımız basit gerçek
16.12.2016
Terörün değirmenine su taşıyanlar
8.12.2016
Wikileaks belgelerinde adım niçin geçiyor?
6.12.2016
Türkiye’yi bu hale kim getirdi?
3.12.2016
Erdoğan ne yapmaya çalışıyor?
29.11.2016
Castro, Chavez ve Erdoğan
25.11.2016
Gençlere mektup
22.11.2016
17/25 Aralık’ta ne oldu?
16.11.2016
İslamcı aydınların sefaleti
11.11.2016
Tehditler savuran saray soytarılarına…
8.11.2016
Doğum sancısı mı, ölüm sancısı mı?
1.11.2016
Başkanlık tartışmaları ne anlama geliyor?
27.10.2016
Erdoğan’a bir şey olursa…
25.10.2016
Dindar nesil bizi nereye götürecek?
21.10.2016
Erdoğan’ın çevresindeki ‘Erdoğan ve ülke düşmanları’
18.10.2016
‘Mağdur edebiyatı yapmayın’ diyen vicdansızlara…
14.10.2016
Solcular ‘millet düşmanı’ mı?
12.10.2016
Osmanlı’yı kim yıktı, halifeliği kim kaldırdı?
6.10.2016
Can damarın kesiliyor, farkında mısın ey halkım?
5.10.2016
Halep, Cizre, Şırnak… İnsanlık ve vicdan
23.9.2016
Dindarlık hangi yaramıza merhem olacak?
20.9.2016
Sahte demokratlar ve Erdoğan’ın yalnızlığı
1 0
Hasan Ortaç 1.10.2018 - 09:08:53
"Her kesimden aydına, yazara, akademisyene, aklı başında herkese ihtiyaç var." derken siz bunların sahiden de aydın, aklıbaşında kişiler olduğunu mu sanıyorsunuz? "Çünkü hepimiz ülkemizin iyiliğini istiyoruz." derken; "Hepimiz bu ülkede dostça, kardeşçe, özgürce, saygın, dürüst, mutlu, huzurlu bir yaşam sürelim diye çırpınıyoruz." derken; "Hepimizin tek davası var: Bu ülkeyi yaşanabilir kılmak. Yani özgürlük, eşitlik, adalet gibi evrensel değerlerin etkin olduğu saygın bir ülke yapmak." derken siz ciddi misiniz kuzum? Bunların iyi, müreffeh, özgür, demokratik bir ülke istediklerini sanacak kadar "naif" misiniz gerçekten?
Aynı Görüşte misiniz?
Katılıyorum   Katılmıyorum
%71,43
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.