KEMAL GÖKTAŞ

Diken



Bookmark and Share

AKP-MHP’nin barolarda değişiklik teklifi: Darbeci ve sinsi


28.06.2020 - Bu Yazı 539 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 AKP ve MHP’nin hazırladığı Avukatlık Kanunu’nda değişiklik yapılmasına ilişkin teklif taslağının ayrıntıları ortaya çıktı. 

Taslakta çoklu baro sistemi dışında Türkiye Barolar Birliği (TBB) yönetiminin belirlenmesine ilişkin değişiklikler yer alıyor. 

Kavramları olur olmaz kullanarak içini boşaltmak son dönemde sık rastlanan ve kaçınılması gereken bir durum. Ama bu riski de göze alarak basına yansıyan değişiklik taslağının ‘demokratik seçim usulüne yönelik bir darbe’ anlamına geldiğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Taslak, sadece avukatların iradesine darbe içermiyor, Anayasa’ya aykırı olduğu açık olan düzenlemeler yoluyla yandaş bir barolar birliği yönetimi seçilmesi için de ‘sinsi’ bir ruh taşıyor. 

TBB’nin gelecek yıl yapılacak seçimlerde yönetiminin değişmesi ve Metin Feyzioğlu’nun ekibi ile birlikte gitmesi kesin. İşte iktidar Feyzioğlu ile ya da daha ‘çekirdek kadrodan’ yandaş bir ekiple yola devam etmek için seçim sistemini sabote ediyor ve pervasızlıkla kendi kafasına uygun bir seçim sistemi getirmeyi hedefliyor. 

Mevcut durum

Çoklu baro sistemi tartışmasını başka bir yazıya bırakarak barolar birliği yönetiminin seçim sistemindeki değişiklik teklifine bakalım:

Yürürlükteki Avukatlık Kanunu’na göre TBB yönetimi iki turlu seçimle belirleniyor. Yani önce barolar delegeleri seçiyor ve delegelerde barolar birliğinin genel kurulunda yönetimi seçiyor. Delege seçimi ise demokratik esaslara göre belirleniyor. Buna göre her baronun başkanı doğal delege oluyor ve sonra üye sayısına bakılmaksızın her baro iki delege seçiyor. Ardından temsilde adalet ilkesi gereği o baroya üye her 300 avukat için de bir delege seçiliyor. Böylece barolar birliği genel kurulunda oy kullanan delegeler, baro levhasına kayıtlı avukatlar tarafından, orantılı olarak, dolayısıyla çeşitliliği yansıtacak biçimde seçiliyor.

Örneğin baro levhasına kayıtlı 42 avukat olan Tunceli Barosu, seçilmiş iki delege ve başkanla birlikte TBB Genel Kurulu’na üç delege ile katılıyor. Benzer şekilde 48 üyeli Ardahan Barosu, 89 üyeli Gümüşhane Barosu, 91 üyeli Kilis Barosu da genel kurula üçer delege gönderebiliyor.

Her 300 avukata bir delege seçme hakkı verilmesi esasına göre, 46 bin 52 üyesi olan İstanbul Barosu 138, 17 bin 598 üyeli Ankara Barosu 53, 9 bin 612 üyeli İzmir Barosu 30 ve 4 bin 757 üyeli Antalya Barosu ise 16 delege ile genel kurulda yer alıyor. 

Aslında mevcut kanun da küçük barolardaki avukatlar ile on binlerce üyesi olan barolardaki avukatların temsil gücü açısından eşitsizlikler içeriyor. Mevcut duruma göre Tunceli Barosu’na kayıtlı her 14 avukat bir delege seçerken, Ardahan Barosu’nda bu sayı 16, Gümüşhane’de 29 ve Kilis’te 30 oluyor.

İstanbul Barosu’nda ise her 333 avukat bir delege seçiyor. Ankara’da 332, İzmir’de 320 ve Antalya’da her 297 avukat bir delege seçiyor. 

Teklif ne getiriyor? 

Avukatlık Kanunu teklifinde ise bu seçim sistemi tamamen değiştiriliyor. Buna göre TBB Genel Kurulu’na her baro üç delege seçecek. Her baronun başkanı ile önceki TBB başkanları da doğal delege olacak. Sonrasında her barodan 5 bin avukat için birer delege seçilecek. Buna göre Tunceli, Ardahan, Gümüşhane, Kilis baroları başkanları ile birlikte dörder delege gönderecek. İstanbul Barosu ise 13, Ankara yedi, İzmir beş ve Antalya dört delege ile seçime katılacak. 

Teklif yasalaşacak olursa Tunceli’de her 10 avukat, Ardahan’da 12, Gümüşhane’de ve Kilis’te ise 22 avukat birer delege seçecek.  İstanbul Barosu’nda ise her 3 bin 542 avukat bir delege seçebilecek. Bu oran Ankara 2 bin 514’e, İzmir 1922’ye, Antalya 1189’a düşecek. Böylece örneğin Tunceli barosuna bağlı bir avukatın oyu İstanbul barosuna kayıtlı bir avukatın oyundan 354 defa daha güçlü olacak. Yani teklif taşradaki bir avukatın İstanbul’daki bir meslektaşının karşısındaki gücünü 30 kattan 354 kata çıkarmış olacak.

Buradaki maksat, Anadolu baroları adı verilen baroların seçtiği delege sayısını genel kurulda aşırı güçlendirmek ve AKP-MHP taraftarı avukatların TBB yönetimini almasını sağlamak. Bir tür ‘kutsal ittifakla’ baroların insan hakları ihlalleri ve hak ve özgürlükler konusundaki itirazlarını bertaraf etmek, yargının en önemli ayağı olan savunmayı iktidara tabi kılmak. 

Çünkü Türkiye’de avukatların ezici çoğunluğunun iktidar yanlısı bir baro yönetimine kapıları açması olası değil. Yıllardır AKP’nin güçlü olduğu birçok şehirdeki barolarda bile sosyal demokrat-demokratik sol etiketli baro yönetimleri seçiliyor ve dolayısıyla barolar birliği genel kuruluna gönderilen delegeler de benzer bir profil çiziyor. 

Anayasa Mahkemesi’nin emsal kararı

Baroların ve siyasi partilerin muhalefetine rağmen kanun bu şekilde değişirse Anayasa Mahkemesi’ne iptal talebiyle başvurmak dışında bir yol kalmıyor. Anayasa Mahkemesi, son yıllarda iktidarı rahatsız eden kararlarını minimize etmiş durumda, dolayısıyla bütün Anayasa’ya aykırılığına rağmen olası bir değişikliğin iptal edilmesi olasılığı güçlü görünmüyor. 

Oysa öngörülebilir bir hukuk düzeninde yaşıyor olsaydık böyle bir kaygı duymamıza da gerek kalmazdı.

Örneğin Anayasa Mahkemesi’nin 3 Aralık 1991 günü verdiği 45 sayılı kararı, mevcut yasa için birebir emsal oluşturuyor. AYM’nin bu kararı Türk Eczacılar Birliği Kanunu’nda yer alan, “Azası 200’e kadar olanlar 5, 200’den fazla olanlar 7 mümessil ve aynı miktarda yedek seçerler” hükmüne karşı İstanbul 1. Bölge Eczacılar Odası tarafından açılan dava sonunda verildi. Oda, ‘4 binin üstünde üyesi bulunan İstanbul Eczacı Odası’nın 7 delege ile temsil edilirken 200 üyesi olan başka bir odanın da Büyük Kongreye 7 delege gönderdiğini, böylece, odaların 200’den fazla kayıtlı üyelerinin kaç kişi olurlarsa olsunlar, oylarının hiçbir değeri kalmadığını, bunun da demokrasi ilkelerine aykırı olduğunu’ ileri sürerek açtığı davada Anayasa’ya aykırılık iddiası mahkeme tarafından AYM’ye götürüldü. AYM kararında ise Anayasa’nın 135. maddesine göre kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının yönetim ve işleyişinin ‘demokratik kurallara‘ aykırı olamayacağı belirtilerek şöyle dendi:

“Demokratik seçimin en önemli niteliği, adil bir katılım ilkesine dayalı serbest, eşit ve genel-oy esasını içermesidir. İtiraz konusu kuralın, sayısı kaç olursa olsun iki yüzden fazla üyesi olan eczacı odalarını Büyük Kongre’ye katılmasının yedi temsilciyle sınırlandırması ve böylece en önemli organın oluşumuna adil katılımı önlemesi, Eczacı Odalarının iç işleyişinde, demokrasiye aykırı düşen bir düzenlemedir.”

Sinsi düzenleme

Şimdi Anayasa Mahkemesi, 1991’deki demokrasi düzeyinin gerisine düşmeme pahasına barolarla ilgili değişikliği kabul ettiğini varsayalım. Teklife göre görev sürelerine bakılmaksızın tüm barolarda başkanlığı, yönetim, disiplin ve denetleme kurulu üyelikleri ile TBB delege seçimleri ekim ayının ilk haftasında yapılacak. Birlik başkanlığı, yönetim, disiplin ve denetleme kurulu üyelikleri seçimleri ise aralık ayında yapılacak. Bu kadar hızlı seçim öngörülmesinin elbette bir amacı var. Amaç, bu seçimleri bir an önce yaptırarak TBB yönetimini yeni yasaya göre seçtirmek. Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararlarının geriye yürümediği ve Anayasa Mahkemesi’nin ekim ayına dek karar vermeyeceği düşünüldüğünde teklifin anti-demokratik ruhunun yanı sıra ‘sinsi’ ruhunu da yakalamış oluyoruz. İktidar böylece AYM iptal etse bile yandaş bir Barolar Birliği yönetimine, en azından yeni seçim dönemine kadar, kavuşmuş olacak. 

Bütün bunların kısa bir açıklaması var: Barolarla ilgili yasa değişikliği, ‘sinsi’ bir yöntemle toplumu bir arada tutan en vazgeçilmez anayasa ilkesi olan demokrasiden vazgeçmeyi hedefliyor. Çünkü iktidar bundan bekası için bir medet umuyor.

Facebook Yorumları

reklam
28.06.2020
AKP-MHP’nin barolarda değişiklik teklifi: Darbeci ve sinsi
24.06.2020
Feyzioğlu’nu nasıl bilirdiniz?
20.06.2020
Demirtaş kararı: AYM’nin ne dediği değil, ne diyemediği önemli
9.05.2020
Ayhan Bilgen: HDP’nin yapısal sorunları var
29.04.2020
Diyanet mi Ankara Barosu mu: Hukuk kimi korur?
6.04.2020
Britanya İşçi Partisi’nde ‘etik sosyalizm’ dönemi
31.03.2020
Sürü bağışıklığından büyük kapanmaya
1.03.2020
Savaş hali ilanında ne olur?
11.02.2020
AYM’ye göre ‘Erdoğan’a hakaret’ davasında ‘ifade özgürlüğü ihlali’ demek soyut iddia
26.01.2020
Önder: ‘HDP, Demirtaş’a sahip çıkmıyor’ tartışması psikolojik harple büyütülüyor
10.01.2020
Sırrı Süreyya Önder: Davutoğlu döneminde her şey baş aşağı gitmeye başladı
27.11.2019
‘Komünist başkan’dan yeni parti mesajı: Tartışmaya başladık
23.11.2019
Patron bu kararı sevdi: AYM’den gazetecilere darbe
13.11.2019
Kulağınız bizde olsun
11.10.2019
10 Ekim: Adalet de barış da çok uzakta
27.09.2019
Olmayan soruşturmadan tutuklama ve ‘Yargı Reformu’ paketi üzerine
11.09.2019
Bıçak timi, JİTEM ve zamanaşımından düşen insanlık
30.07.2019
AYM’nin barış bildirisi kararı: İki üye bir haftada görüş değiştirdi
24.07.2019
‘Arafta kalmak’ mı? AYM, denetleyeceği yargı organlarının dahi gerisinde
27.06.2019
Anayasa Mahkemesi’nden basın özgürlüğünü tabuta koyan kararlar
25.06.2019
AKP-MHP koalisyonu için geri sayım başladı
22.06.2019
‘Sui generis’ post-FETÖ davası
11.06.2019
CHP ve Suriyeliler: Mudanya’da ne oldu? CHP ne diyor?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive