KEMAL GÖKTAŞ

Diken



Bookmark and Share

Savaş hali ilanında ne olur?


1.03.2020 - Bu Yazı 140 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Suriye’nin İdlib kentinde resmi rakamlara göre 33 askerin hayatını kaybettiği saldırılardan sonra Türkiye ‘savaş’ havasına girdi. 

Gayri resmi bir savaş içindeyiz çünkü devlet henüz savaş hali ilanına karar vermedi. Peki savaş hali ilanında ne olur? 

Savaş hali ilanının, iktidarın zaten ağır baskı altına aldığı muhalefeti tamamen susturmak ve hukuksal baskıyı ileri aşamaya götürerek ağzını açanı içeri atacağı, bugünkünden daha vahim bir tabloya neden olacağı açık. 

Elbette savaş ilan etmek kolay değil. Bunun siyasi ve ekonomik çok ciddi sonuçları olacağı açık. Ayrıca bu yola gidilip gidilmeyeceğini büyük ölçüde uluslararası alandaki güç dengelerinin belirleyeceği de söylenebilir. Yine de anketlerde düşüş trendinde olan iktidarın gelişmeleri yine ‘Allah’ın lütfu’ olarak görmeyeceğinin ve savaş ilanı ile içeriye yönelik ‘tamamen susturma’ hamlesine girmeyeceğinin garantisi yok.

Üstelik savaş hali ilanı ile ilgili tartışmalar yeni değil, daha günler öncesinden başlamıştı. AKP, MHP ve CHP içinde farklı gerekçe ve saiklere dayansalar da Suriye’ye yönelik bir ‘operasyon’ için tezkere yetmeyeceğini, savaş hali ilan edilmesi gerektiğini savunan vekillerin olduğu biliniyordu. (Muharrem Sarıkaya’nın 14 Şubat’taki yazısı)

Meclis kararı gerekiyor

Anayasa’ya göre savaş hali ilanına TBMM karar verebiliyor. Anayasa, TBMM’nin bu yetkisini sınırsız kullanmasına izin vermiyor ve ancak ‘milletlerarası hukukun meşru saydığı hallerde’ savaş ilan edilebileceğini hükme bağlıyor. Dolayısıyla milletlerarası hukukun meşru saymadığı bir durumda, örneğin bir ülkeyi işgal amacıyla savaş hali ilanına Anayasa izin vermiyor. Ancak iktidarın Suriye’deki varlığını uluslararası hukuka dayandıran söylemi karşısında bu sınırlamanın pek etkisinin olmayacağı da açık.

OHAL yetkileri

Savaş hali ilanı durumunda cumhurbaşkanı olağanüstü hal (OHAL) ilan edebiliyor. Cumhurbaşkanı, sadece savaş durumunda değil, ‘savaşı gerektirecek bir durumun baş göstermesi’ halinde de aynı yetkiye sahip. Yani Türkiye açısından, savaş hali ilanına gerek kalmadan, olağanüstü hal ilanı için gerekli şartların şimdiden oluştuğu söylenebilir. Ancak OHAL ilan edilmese bile savaş halinde OHAL dönemi sınırlamaları büyük ölçüde yürürlüğe giriyor.

Anayasa’nın 15. maddesine göre OHAL veya savaş halinde, temel hak ve hürriyetlerin kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabiliyor veya bunlar için Anayasa’da öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabiliyor.

Bunu 15 Temmuz darbe girişiminden sonra ilan edilen OHAL döneminde yaşamıştık ve sonuçlarının ne olduğunu artık biliyoruz. 

Savaş halinde, Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin şekil ve esas bakımından Anayasa’ya aykırılığı iddiasıyla, Anayasa Mahkemesi’nde dava açılamıyor. Yani cumhurbaşkanına Anayasa’ya aykırı kararnameler çıkarma yetkisi de tıpkı OHAL’de yaşadığımız gibi geri geliyor. Anayasa Mahkemesi’nin önceki içtihatlarından ayrılarak Anayasa’daki bu düzenlemeyi dar yorumladığını ve kararnameleri denetimsiz bıraktığını hatırlamakta fayda var.

Endişe ve heyecan yaratan habere 20 yıl

Aslında buraya kadar anlatılanlara OHAL tecrübesi geçirmiş bir toplum olarak aşinayız. Oysa savaş hali ilanı durumunda zaten vahim durumda olan düşünce ve basın özgürlüğü ile ilgili yaptırımların ulaşacağı boyut bugünü, hatta OHAL günlerini dahi aratacak nitelikte olacak.

Türk Ceza Kanunu (TCK), savaş durumunda bütün aykırı seslere bugünküyle kıyaslanmayacak ölçüde çok ağır yaptırımlar getirilmesini düzenliyor. Özellikle TCK’nın ‘savaşta yalan haber yayma’ başlıklı 323. maddesinde yer alan ifadeler, kanunu uygulama konusunda zaten alabildiğine keyfi davranan yargıya çok geniş alan açıyor. 

Madde başlığının ‘yalan haber yayma’ olmasına aldanmayın. Maddede, savaş sırasında kamunun ‘endişe’ ve ‘heyecan’ duymasına neden olacak, halkın ‘maneviyatını’ sarsacak, düşman karşısında ülkenin direncini azaltacak şekilde ‘asılsız’ haber veya havadis yayanlara 5-10 yıl arası hapis cezası verilmesi öngörülüyor.

Madde, sadece asılsız yani yalan haberi değil, ‘abartılmış’ veya ‘özel maksada dayalı’ havadis veya haberleri de bu suç kapsamına alıyor.

Ayrıca bütün bunlar yetmezse ‘temel milli yararlara zarar verebilecek herhangi bir faaliyette bulunan kimseye’ de aynı ceza verilmesi öngörülüyor. Üstelik bu filler propaganda yoluyla olursa (örneğin bildiri, basın açıklaması vs.) verilecek ceza 10-20 yıl arası ceza olacak.

Aynı şekilde suçun ‘askerlere yönelik olarak’ işlenmesi veya bir yabancı ile anlaşma neticesinde işlenmesi halinde de ceza 10-20 yıl arası hapis olacak.

Savaş zamanında yabancı paraların değerini düşürmeye veya itibarı amme kağıtlarının değeri üzerinde etki yapmaya yönelik hareketlerde bulunan kişilere de ‘milletin direncini tehlikeyle karşı karşıya bırakmaları’ halinde 5-10 yıl arası hapis verilecek. 

Barış zamanında 5 yıla kadar hapis öngörülen ‘askerleri itaatsizliğe teşvik’ suçunun cezası savaş zamanında 10 yıla kadar hapis olarak düzenleniyor. 

Tehlike büyük

Ceza kanunu yasalaşırken çok tartışılan ‘temel milli yararlara karşı faaliyette bulunmak için yabancı kişi veya kuruluşlardan doğrudan doğruya veya dolaylı olarak kendisi veya başkası için maddi yarar sağlama’ suçunun savaş zamanında işlenmesi halinde 20 yıla kadar hapis öngörülüyor.

Madde güya temel milli yararlar ifadesini muğlak bırakmamak için bir tanım getiriyor. Buna göre ‘temel milli yararlar’ ifadesinden bağımsızlık, toprak bütünlüğü, milli güvenlik ve Cumhuriyet’in Anayasa’da belirtilen temel niteliklerinin anlaşılması gerekiyor. Yani aslında muğlaklık giderilmiyor, uygulayıcılara keyfilik alanı sağlanıyor. 

Kanundaki bu düzenlemelerin gazeteciler, siyasetçiler, sivil toplum, özetle toplumun büyük kesimi için nasıl işletilebileceğine dair çokça deneyim ve emare ise mevcut.

Facebook Yorumları

reklam
9.05.2020
Ayhan Bilgen: HDP’nin yapısal sorunları var
29.04.2020
Diyanet mi Ankara Barosu mu: Hukuk kimi korur?
6.04.2020
Britanya İşçi Partisi’nde ‘etik sosyalizm’ dönemi
31.03.2020
Sürü bağışıklığından büyük kapanmaya
1.03.2020
Savaş hali ilanında ne olur?
11.02.2020
AYM’ye göre ‘Erdoğan’a hakaret’ davasında ‘ifade özgürlüğü ihlali’ demek soyut iddia
26.01.2020
Önder: ‘HDP, Demirtaş’a sahip çıkmıyor’ tartışması psikolojik harple büyütülüyor
10.01.2020
Sırrı Süreyya Önder: Davutoğlu döneminde her şey baş aşağı gitmeye başladı
27.11.2019
‘Komünist başkan’dan yeni parti mesajı: Tartışmaya başladık
23.11.2019
Patron bu kararı sevdi: AYM’den gazetecilere darbe
13.11.2019
Kulağınız bizde olsun
11.10.2019
10 Ekim: Adalet de barış da çok uzakta
27.09.2019
Olmayan soruşturmadan tutuklama ve ‘Yargı Reformu’ paketi üzerine
11.09.2019
Bıçak timi, JİTEM ve zamanaşımından düşen insanlık
30.07.2019
AYM’nin barış bildirisi kararı: İki üye bir haftada görüş değiştirdi
24.07.2019
‘Arafta kalmak’ mı? AYM, denetleyeceği yargı organlarının dahi gerisinde
27.06.2019
Anayasa Mahkemesi’nden basın özgürlüğünü tabuta koyan kararlar
25.06.2019
AKP-MHP koalisyonu için geri sayım başladı
22.06.2019
‘Sui generis’ post-FETÖ davası
11.06.2019
CHP ve Suriyeliler: Mudanya’da ne oldu? CHP ne diyor?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive