Kemal CAN



Bookmark and Share

Söz bataklığında kaybolmak


20.01.2021 - Bu Yazı 1185 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Siyaset gündemindeki hareketlilik hız kesmiyor. Olup bitenler, olan bitene verilen veya verilemeyen tepkiler, şaşırtıcı ve bazen de sarsıcı tablolar oluşturmaya, kafaları iyice karıştırmaya devam ediyor. Bir süredir geçerli olan alışkanlık ya da mecburiyet de hâlâ devam ediyor: Yaşananlardan çok, söylenenlerden istikamet tespit etmeye çalışmaktan başka bir yol bulunamıyor. Söylenenlere bakarak yol bulmaya çalışınca da kaybolmak kaçınılmaz. Hemen hiç tartışmaya yer bırakmayacak biçimde göze sokulan uygulamalar, kararlar, eylemler; edilmiş ipe sapa gelmez laflar kadar gündem olamıyor. Sözlerin arasından cımbızlanarak bulunan veya uydurulan imalar, arkasında olduğu iddia edilen anlamlar, işaretler, açık seçik yaşananlardan daha çok gürültü çıkartıyor. Bilindiği üzere, geçen hafta siyasetçi ve gazetecilere yapılan saldırılar, artık kanıksanmış sözel şiddetin fiziki tezahürlerinin de çok uzakta olmadığını gösterdi. Bu olayları kontrol ve güç gösterisi olarak yorumlayanlar da var, denge kaybının yarattığı endişenin büyümesine yoranlar da. Hangi yaklaşıma göre ele alınırsa alınsın, artık sözleri aşan bir durumla yüz yüze kalındığı ortada. Galiba birileri, bazı sözlerin yeterince anlaşılmadığı kanaatiyle, göstererek, örneklerle anlatmayı deniyor. Fakat bunları da yine söylenen sözlerden takip etmek zorunda kalıyoruz. Alın size “öngörü” yapmak, “rota” görmek için birkaç örnek:

Birinci söz, bu saldırıların arkasında olmak ve teşvik etmekle suçlanan MHP’nin liderine ait: Devlet Bahçeli, bir süreliğine ayrıldığı sosyal medyayı yine etkili kullanmaya devam ediyor. Son saldırı sonrasındaki tartışmalara dahil olduğu epey uzun zincir mesajdaki özet cümle şöyle: “MHP; sokağı bilir, hasmı bilir, haini bilir, tuzak ve tertipleri bilir ve tanır. Ancak Milliyetçi-Ülkücü Hareket’i tarafı olmadığı saldırılarla ilişkilendirmeye ve yargılamaya cüret etmek terörizmin lügatinden beslenenlerin harcıdır. Aynı zamanda bühtandır, komplodur.” Bu açıklamanın içeriğindeki örtülü imaları bir kenara bıraksak ve sadece “komplo” savunmasını dikkate alsak bile, derin bir mantık boşluğu ortaya çıkıyor: Eğer bir komplo söz konusuysa, bu komplonun ilk ve en önemli ayağı, saldırıyı yapanlar değil midir? Dolayısıyla, saldırıya uğrayanları veya eleştirenleri suçlamaktan önce saldırganları işaret etmek gerekmez mi? Bahçeli ise bu konuya hiç girmeden hedef listeler yayınlamaya devam etmeyi tercih ediyor. Bırakalım öncelikle saldırıyı yapanları suçlamak, tam tersi MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın da, “hareketin talimat dinlemeyen delilerinden” bahsediyor. Bu da yetmiyor, bazı ülkü ocakları yöneticileri, açıkça adlarıyla sanlarıyla soruşturmayı yürüten savcıyı sosyal medyada tehdit ediyor, “komplonun” araştırılmasının durmasını istiyor.

İkinci söz, kendi yardımcısı silahlı sopalı saldırıya uğramış olan Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’ndan. Davutoğlu çeşitli platformlarda yaptığı açıklamalarda, olayı siyasi terör olarak tarif ediyor ve mesajını da ağırlıklı olarak iktidarın AKP kanadına verme derdinde: “Erdoğan, şu an vesayet altında. 28 Şubat artıklarının vesayeti altında. Uyarıyorum, yakında Sayın Erdoğan da tasfiye edilecek. Sayın Erdoğan bir yol ayırımında. Cumhur İttifakı’yla seçim kazanması çok zor. Reformlar diyor. ‘Sakın reformlardan bahsetme, sen bizim esirimizsin’ diyorlar.” Davutoğlu, bu cümlenin önünde ve arkasında -değişmiş olduğunu söylese de- böyle bir tasfiye hamlesinde arkadaşı Erdoğan’ın yanında olacağını ifade ediyor. Yani Selçuk Özdağ’ı arayıp “Hayrola ne oldu, ne yapıyorsunuz, Ankara’da mısın?” gibi cümleler kuran Erdoğan’ı uyarıyor ve ona bir “kurtulma” kapısı açmaya çalışıyor. Hatta partisine yönelen saldırıları da, Erdoğan’a sundukları “vesayetten kurtulma” imkanından duyulan endişe ile gerekçelendiriyor. Bir süredir çok revaçta olan “Erdoğan’a kurtuluş yolu veya mecburi istikamet” gösterme gayretlerini daha somut bir içeriğe kavuşturuyor. Daha önce yapılmış “kandırıldık” açıklamalarının gerçek olduğuna inanmak/inandırmak istiyor ve daha önceki bütün ittifaklarında olduğu gibi yine Erdoğan’a merkezi bir rol öneriyor.

Üçüncü söz, henüz tam kurulmamış olan muhalefet ittifakı imkanını canlı tutmak için olağanüstü çaba gösteren CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’ndan. Kılıçdaroğlu, muhalif muhafazakar bazı isimlerle bir araya geldiği online bir toplantıda şöyle diyor: “Solcular kamu adına çalışır. Sağcılar kamu adına çalışmıyor mu? Solcular fakire yardım eder… Sağcılar fakire yardım etmiyor mu? Dolayısıyla bizim 18. yüzyıl kavramlarına hapsedilmiş bir siyasetle Türkiye'yi aydınlığa çıkarmamız mümkün değil. Yeni kavramlar üretmeliyiz.” Aynı toplantıda, popüler sağ saldırganlığının sembollerinden, Necip Fazıl Kısakürek’in de bir dönem CHP'nin Parti Meclisi üyesi olmasını kanıt olarak öne sürüyor. Bazen belirli bir hedefe odaklanmak ve kısmi sonuçlar alıyor intibaına kapılmak, çok kafa karıştırıcı olabiliyor. Sağcılık veya solculuğu, sarışın olmak, uzun boylu olmak filan gibi kendiliğinden kazanılmış bir kimlik etiketi gibi düşünmek, herhalde böyle bir karışıklığın ürünü. Hangi yüzyıldan kaldığı veya geçerli olup olmadığı bir yana, bunlar belirli tercihlerin etrafında oluşan politik pozisyonlar. Kendilerine sağcı diyenlere, sağcılık güzellemesi yaparsanız alacağınız cevap, “o zaman siz yanlış yerdesiniz” olur ve sizi sevmesi yerine kendisini haklı görmesi daha güçlü ihtimal. Bozkurt selamı verilerek, Necip Fazıl överek ikna edilecek kimdir?

Gerçekten çok acayip zamanlardan geçiyoruz. Yaşananlara odaklanmayı ve anlamayı zorlaştıran söz kalabalığında iyice kayboluyoruz. Yukarıda sıraladığım üç örnek, her gün birkaç tanesiyle listeye katılan Erdoğan dışındaki siyasi aktörlerden çıkan – ve birkaç güne sıkışan- “veciz” sözler. Bugün yaşananlardan hayrete düşenler, yakın ve uzak geçmişte yaşanmış hadiseler yokmuş gibi, şimdiki zamandan hikmet ve delil bulmaya çalışıyor. Eskiden MHP’li olanlara yönelen saldırılar tarihi bir dönemeç değil, Meclis bahçesinde kendi milletvekilini dövmeye kalkan, hareket içi şiddetten nasibini almamış –Bahçeli dahil- kimse bırakmayan bir miras. Çakıcı’nın dava arkadaşı olmasına şaşırabilmek için, Peker’in alacağını söylediği “kan duşuna” AKP’lilerin zamanında ne tepki verdiğinin, medeni ölüler yaratma işini üstlenmişlerin Erdoğan’dan aldığı talimat ve desteğin unutulmuş olması lazım. Yaratılan bu zeminin mağduru veya kurbanı sayarak Erdoğan’ı “çıkış kapısına” çağırmak, uyanıkça bir siyasi hamle olmaktan çok, onun şimdiye kadar geçtiği her kapıdan kişisel gücünü artırarak çıktığını unutmakla mümkün. 60’lı ve 70’li yılları CHP’liler için “hayat hakkı bulamayacakları” intikam çağrılarıyla geçiren ve hâkim (Sunni-Türk) kalabalığın dışındakilere sadece itaat vadeden Necip Fazıl’ın eski parti üyeliğini hatırlatmanın açacağı siyaset alanı, Erdoğan’ın açıklamaya hazırladığı “reform” paketinden daha geniş olmayacaktır.

Facebook Yorumları

reklam
3.03.2021
Reform paketi ve süreceği görünen abluka
24.02.2021
Ritim bozuldu, alan genişliyor
19.02.2021
Milat imalatı ve eşik korkusu
10.02.2021
Kutuplaştırma dili dolaşınca
3.02.2021
Normali vaat etmeyin, şimdi savunun
29.01.2021
“Bu Böyle de Gidebilir” veya Siyaset Yolunun Taşları
27.01.2021
'Yok öyle bir şey...'
20.01.2021
Söz bataklığında kaybolmak
13.01.2021
Havuz problemi
6.01.2021
Liderlik ve hayal kırıklığı
26.12.2020
Kutuplaştırmanın Tabana Ettiği
23.12.2020
Kararsızlar kutuplaşma dışı mı?
16.12.2020
'Onca haksızlık varken'
9.12.2020
İktidarın zayıf karnı ittifak mı?
3.12.2020
Rakamlar ve vebal
25.11.2020
Kursakta reform ya da cini şişeden çıkartmak
23.11.2020
Bu reform 'bir başkadır'
11.11.2020
Mesele siyasiydi hâlâ da siyasi
4.11.2020
Vatandaş hesap verecek
28.10.2020
İktidar, muhalefete değil gerçeklere yeniliyor
21.10.2020
Bitmeyen İyi Parti operasyonları
15.10.2020
Değişim arzusu ne kadar güçlü?
9.10.2020
Siyaset 'boşluk' kaldırır mı?
2.10.2020
İyi Parti Kongre Rüzgârları
30.09.2020
Bu nasıl uyanıklık?
26.09.2020
Gündem budur işte
19.09.2020
Kitabın ortasından lafın sonundan...
9.09.2020
Dayanıklılık testi
6.09.2020
Tek sorun liyakat mı?
2.09.2020
Mesleğin imhası
29.08.2020
Sosyal medyaya fazla güvenmeyin
27.08.2020
'Erken seçim geliyor mu?'
19.08.2020
Biden ve Trump konuşunca...
15.08.2020
Muharrem İnce, nereye koşuyor?
12.08.2020
İYİ Parti’ye Yine mi Yol Göründü?
8.08.2020
Hiçbir şey kendiliğinden olmadı
5.08.2020
Boşaltılmış pistte kaza olur
1.08.2020
Ara rapor ve hafif bir tahmin
25.07.2020
Ayasofya: Camiden siyaset çıkartmak
22.07.2020
Niyet yerine, birileri de yapılana baksa
20.07.2020
Ne Olacak Bu İktidarın Tabanı?
15.07.2020
Büyük dert, gerçek gündem sayılır mı?
11.07.2020
Güven ve güvenilirlik sorunu
1.07.2020
Üzüm üzüme baka baka
28.06.2020
Bu iktidar nereye koşuyor?
23.06.2020
Bir Şeyi de Olmayıverin...
20.06.2020
Eldeki imkan ayağın bağı oluyor
17.06.2020
'Başarının' sahibi var, başarısızlık herkesin
10.06.2020
Sapla saman fazla karışmadı mı?
4.06.2020
Siyasetçilik bir zanaat mıdır?
2.06.2020
Muhalefete Yüklenmede Yeni İşbölümü
30.05.2020
Gürültüyü geri almak
28.05.2020
İzolasyon kelepçesi, maske dayağı
23.05.2020
Bahçeli etkinliği için yakın hafıza tazelemesi
21.05.2020
Beş soru beş cevap
18.05.2020
Seçim Rehavetinin Sonu mu Geliyor?
16.05.2020
Yeni konsolidasyonun dinamikleri
13.05.2020
İzolasyonun şeffaflığı ve fırsatın çıplaklığı
9.05.2020
Nefret dili ve AVM psikolojisi
6.05.2020
'Anti-hukuk günlerinde'* AYM’den beklenen
2.05.2020
Nerede kaldığımızı hatırlamak için
30.04.2020
Memleketin diyaneti ve hukuku kimden sorulur?
29.04.2020
Bu İktidarın Post-Erdoğan Versiyonu Olur mu?
25.04.2020
Ahlakı-adabı yoksa, hukukunu kurmak gerek
22.04.2020
Yerel yönetimler neden hedefte?
18.04.2020
'Hiçbir şey yeni de değil'
12.04.2020
Korona fırsatları ve rakamlar
8.04.2020
Şaşırtıcı hiçbir şey yok
4.04.2020
Bu krizden fırsat çıkar mı?
1.04.2020
İyimserlik tutmadı, suçlamaya dönüş başladı
31.03.2020
Korona Teorileri
29.03.2020
Bilim Kurulu için siyasi izolasyon
19.03.2020
Herkese korona testi
15.03.2020
Derdin Tarifine Göre DEVA
12.03.2020
Az popülizm çok otoriterlik
8.03.2020
İdlib’den çıkamamak
5.03.2020
İdlib’in psikopolitik tortusu
1.03.2020
Şehitler tepesi dolu, sorumlu kürsüsü boş
27.02.2020
Yüze vurur ifadesi...
23.02.2020
Münferitleşme tuzağı
21.02.2020
Gayri ciddilik çok ciddi bir sorundur
16.02.2020
Tırmanan gerilim, taktik mi stratejik mi?
13.02.2020
Şam’a yürüyen Bahçeli nereye gider?
9.02.2020
Medya boykotu ve vekalet savaşı
6.02.2020
Öncesiz ve sonrasız yaşamak
2.02.2020
Güvenlikçilerin yarattığı güvenlik sorunu
30.01.2020
Gezi Davası’ndan duruşma sahneleri
27.01.2020
Muhafazakarlaşma, Yaşlanma, Taşralaşma
26.01.2020
24 Ocak
23.01.2020
MHP ve AKP’de benzeşme gerilimi
21.01.2020
AKP’de Taban Kaymıyor Tavan Uzaklaşıyor
19.01.2020
Gelecekten kopmuş eğitim siyaseti
16.01.2020
Halının uçtuğunu kim söylüyor?
13.01.2020
Barış Akademisyenleri deneyi
9.01.2020
Yoksulluğun reddiyesi
6.01.2020
Duvara doğru koşu hevesi
3.01.2020
Her yıl gibi 2020 de seçim yılı olacak
29.12.2019
Yıl bitiyor ama ne başlıyor?
26.12.2019
İnat siyaseti
19.12.2019
Krizi atlamak, sandığı kurtarmaz
16.12.2019
Gelecek Partisi’nin çıkış fotoğrafı
14.12.2019
“Gelecek” Yeni Partilerin Geleceği
12.12.2019
Değiştirmek mi sürdürmek mi zor?
8.12.2019
Sürdürülemez olan son ana kadar sürdürülür
5.12.2019
Siyasette değişen ve değişmeyen
3.12.2019
Her şey paraya çevrilebilir mi?
1.12.2019
Kime Göre Yeni, Kimin İçin Yeni?
28.11.2019
Yine gündem değiştirme paranoyası
23.11.2019
Kendi mesleğinin celladı olmak
20.11.2019
Devrimi Özlemek ama Hakkıyla
18.11.2019
Eşeği kaybedip bulma veya mehter diplomasisi
14.11.2019
Dümeni yeniden dışarıya kırmak
10.11.2019
O kadar önemli değiliz
7.11.2019
Duygu siyaseti
4.11.2019
Tehlikenin farkında mısınız?
31.10.2019
Kavgada yumruk sayılır
28.10.2019
Beklenti zaferden daha bereketli
25.10.2019
"Ya Ne Olacaktı?"
24.10.2019
Alanda hayaller masada gerçekler
22.10.2019
Makarnadan Savaşa İradesiz Seçmen İnancı
20.10.2019
Biz tam olarak ne seyrettik?
17.10.2019
Özne sapıtması
14.10.2019
Derinleşen sorun, sığlaşan söylem
9.10.2019
Savaşın fragmanı bile berbat
3.10.2019
İYİ Parti çatlar, üç ittifaka da oy gider
1.10.2019
Arabada Sigara Yasağı, Kanser Bilgisine Ceza
28.09.2019
Deprem ve iki ses
11.09.2019
(Yeniden)* Hassasiyet tartışması
9.09.2019
Sükût Bazen Daha Değerlidir
26.08.2019
Sükût Bazen Daha Değerlidir
26.08.2019
Kadın öldüren el ile idam şart diyen dil akraba
8.08.2019
Kendini tekrar etmenin dayanılmaz rahatlığı
28.07.2019
Çare olmayan avantaj: Zamanı kullanmak
17.07.2019
Üçüncü yılında 15 Temmuz
11.07.2019
Demiri değil oyunu soğutmak
3.07.2019
Sistem tartışması tercih değil mecburiyet
25.03.2020
Korona bahaneleri ve bildik tekrar
21.03.2020
Korona sınavı hangi dersten?
17.07.2019
Üçüncü yılında 15 Temmuz
10.07.2019
Demiri değil oyunu soğutmak
3.07.2019
Sistem tartışması tercih değil mecburiyet
29.06.2019
Şimdi iktidar düşünsün
26.06.2019
Hatalı lider mi, güçsüz lider mi?
22.06.2019
Kürtlerle sınav ve Kürtlerin sınavı
19.06.2019
'Son kırılma'
12.06.2019
Erdoğan neden saklanıyor?
8.06.2019
'Pontus' kampanyası kimin 'marifeti'?
5.06.2019
AKP’nin bayram vitrini
1.06.2019
'Niyet okumak' önemlidir
29.05.2019
Yalanın kime ne faydası var?
25.05.2019
Yeniden referandum mu, kimlik sayımı mı?
24.05.2019
Siyasette Sertleşme Sorunu
18.05.2019
Vefasız zenginler, nankör fakirler
15.05.2019
'(İç) hukuk' tüketilmiştir
12.05.2019
Aynısını istemek daima azını getirir
9.05.2019
Bu dalga kıyıya taşır mı?
5.05.2019
İttifaksız Düşünmeye Başlamak
1.05.2019
İttifakın kara yazısı
27.04.2019
Algı-olgu ilişkisi ve gerçeğin intikamı
24.4.2019
'Gaz sıkışması' mı, gaz verme mi?
23.4.2019
Siyasi kibirden vazgeçmek İstanbul’u bırakmaktan bile zor
14.4.2019
Mazbata hakların diyeti olmamalı
10.4.2019
Kontrolsüz gücün kendine ettiği
6.4.2019
Zaafın dibinde, kaosun eşiğinde
30.3.2019
Seçim okuma kılavuzu
27.3.2019
Medyadan tabana imha hikâyeleri
22.3.2019
Seçim neyi çözer, ne gösterir?
20.3.2019
Tasada ve Sevinçte Bir
6.3.2019
Ismarlama davaları kim kazanır?
1.3.2019
Olasılığın gücü kime çalışacak?
23.2.2019
Rakam değil insan olmak
20.2.2019
Lümpen muhafazakarlık
17.2.2019
Kaybetmeyen hep kazanır mı?
12.2.2019
Issız Adam
8.2.2019
Hikayeden siyaset
3.2.2019
Kanaat siparişleri ve klişe müfettişleri
30.1.2019
Duygu durumu: Fena
25.1.2019
Sakin Olmak Lazım
23.1.2019
Birey olmak ve hayal kırıklığı
21.1.2019
Herkesi yakalayan belirsizlik rehaveti
18.1.2019
Muhalefet 'bekliyor'
3.1.2019
Zayıfa şahin tüccar kahramanlar
26.12.2018
Bana mı dedin?
22.12.2018
Kimlik siyasetinin panzehiri hizmet siyaseti mi?
19.12.2018
Aşırı strateji, yüksek dozda taktik
16.12.2018
Hızlanınca icraat devrilince kader!
14.12.2018
Aynı derede kaç kere yıkanılır?
2.12.2018
Eski defterleri yeniden açmak
29.11.2018
Vaat siyaseti terk ederken
26.11.2018
Yerel seçimin nesi farklı
24.11.2018
Yeniden ittifakların gölgesinde siyaset
22.11.2018
Siyasette hareketlilik vadeden bir hafta
17.11.2018
Bildiğini unutmak, elindekinden olmak
14.11.2018
Ayrıntıdaki şeytandan öğrenmek
12.11.2018
Neyin İçinde, Ne ile Beraber, Nereye Doğru?
10.11.2018
Muhalefet cephesinde güncel durum
7.11.2018
İttifak hikayesinde güncel tablo
4.11.2018
Sistemin 'çaresi' ve krizi: Kimlik siyaseti
31.10.2018
Sahiden Kaşıkçı işi ne oldu?
29.10.2018
Hareketlilik de gerilim de iktidar blokunda
24.10.2018
İttifaksız yeni dönem
21.10.2018
Saçmalığa teslim olmak, nereye su taşır?
13.10.2018
Piyasa okur yazarlığı ve Brunson olayı
11.10.2018
Ölçüsüzlük
7.10.2018
İktidar neden seçimden korkmuyor?
4.10.2018
İmkan ve ihtimal
30.9.2018
İttifak günlükleri
28.9.2018
Enerjik Kötümserlik
26.9.2018
Bugünün sorumluluğu
23.9.2018
İktidarın yerel seçim rotası
19.9.2018
Acayip zamanlar
13.9.2018
Cumhuriyet tartışması
10.9.2018
Eyvallah
7.9.2018
Ödenmemiş fatura yığını
5.9.2018
Hastaya 'hasta' demek lazım
3.9.2018
Ekonomiyi siyasetle, siyaseti sertlikle idare
27.8.2018
Lütufla başlamayan yasakla bitmez
24.8.2018
Partilerin yerel seçim ufku
23.8.2018
Az iken muhalefet çok olunca kibir
20.8.2018
Lütuf düzeni
18.8.2018
Kayıp bölüştürmek
15.8.2018
Krizden çıkan totalitarizm hevesi
14.8.2018
Neyin mücadelesi kimin savaşı?
13.8.2018
Krizi karşılama stratejisi
10.8.2018
Her şey algıdan
8.8.2018
Vakit bulmak veya yaratmak
6.8.2018
Göstermeye ihtiyaç yok, her şey zaten ortada
3.8.2018
Kim kimi idare ediyor?
1.8.2018
Tabana yayılan ucuzculuk
30.7.2018
Diklenerek eğilmek
28.7.2018
Akşener gerçekten dönmezse?
26.7.2018
Kötülüğü çoğaltmak
24.7.2018
Ne yaptınız da yoruldunuz?
18.7.2018
Baş etme stratejileri
17.7.2018
‘Dağılma’ hevesi
14.7.2018
Kötü siyaset iyisini kovar
11.7.2018
Yeni rejim neye benziyor?
10.7.2018
Başkanın adamları
9.7.2018
Yeni dönem başlarken
5.7.2018
Seçim notları 2: 'Büyük hezimet' 7 Haziran'a benziyor mu?
2.7.2018
Soruları bitmeyen seçim
30.6.2018
Değişim bir tercih değil
28.6.2018
Seçim notları
26.6.2018
MHP oylarının anlamı
25.6.2018
24 Haziran’ın iktidar tablosu
23.6.2018
Bozgun görüntüsü
21.6.2018
Umudun kışkırttığı endişe
18.6.2018
Son düzlük notları
14.6.2018
İttifak çatlağı su sızdırıyor
12.6.2018
İttifaklar tablosu
8.6.2018
Metal paslanması
7.6.2018
Son düzlük kaygıları
4.6.2018
Rehavete yetmeyen ama cesaret veren bir umut
1.6.2018
Yüzde 50 evde zor tutuluyor
30.5.2018
Kötü haber: Seçim bitmeyecek
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive