Kemal CAN



Bookmark and Share

Gündem budur işte


26.09.2020 - Bu Yazı 854 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 “Metropoll’ün açıklanan son anketinde yaz boyu süren atakların iktidar lehine pek bir sonuç üretmediği görülüyor. Yani bu kadar rüzgar, böylesi gürültü fazla bir değişiklik yaratmamış. İşte bu yüzden iktidar önümüzdeki günlerde ‘kitabın ortasından’ ve en sonda söylenecek sözden başlayarak konuşmaya devam edecek. İbrenin biraz daha iç politikaya dönmesi ve daha dikenli mevzulara yayılması da kuvvetli olasılık.” Daha bir hafta önceki Gazete Duvar yazısını bu cümlelerle bitirmiştim. Ondan dört gün önce Medyascope’daki yayında da, gündemin yeniden iç politikaya döneceğini ve kışkırtıcı hamleler beklenmesi gerektiğini söylemiştim. Bu sabah geniş gözaltı dalgalarıyla uyandık. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı altı yıl önceki Kobane olayları soruşturması gerekçesiyle HDP’li çok sayıda ismi gözaltına aldı. Aralarında Sırrı Süreyya Önder, Ayhan Bilgen, Altan Tan var. HDP’nin pek çok eski yöneticisi, HDP’nin RTÜK Üyesi Ali Ürküt de listede. Ayrıca Temel Demirer, Hakan Gülseven’in aralarında bulunduğu “isimsizler hareketi” çevresini kapsayan bir başka gözaltı dalgası daha yaşandı. Şaşırdık mı? Hayır. İlk kez mi oluyor? Hayır. Peki neden şimdi? Çünkü iktidar artık böyle yöneteceğini ilan etti. Yapabildiği her şeyi yapabileceğine inanıyor, daha önemlisi inanılmasını bekliyor.

En sonda söyleyeceğimi en baştan söyleyeyim: Bu meselenin sıkışan iktidarın gündem değiştirme çabasıyla filan bir alakası yok. Gündem, tam da bu yaşananlardır. Senelerdir, hadi daha kısa zaman önceye çekelim aylardır iktidarın gündem değiştirme hamleleri denilenler, açık ve gayet yıkıcı sonuçları olan sahici bir gündemdir, bütün ülkeyi esir almış durumdadır ve gayet etkili biçimde işlemektedir. Olup bitenin “asıl gündemi” saklamak için yaratılmış bir gölge oyunu olduğunu söylemek, işletilen “asıl gündemi” idrak etmeyi imkansız hale getiriyor. İktidar bir şey yapamadığı için bir sanal gündem üretmiyor, tam da bir sürü şey yapmakta olduğu için, yapabileceklerine olağanüstü alan açarak sert bir gündemi dayatıyor. Güçsüzlüğünü, karşısındakilerin kifayetsizliği ile dengeliyor. Evet ekonomi çok yakıcı bir sorun olarak bütün halkı etkiliyor olabilir. İşsizlik, açlık, geçim sıkıntısı geniş kesimlerin çok önemli bir derdi kuşkusuz. Bu konularda iktidarın çare üretecek bir adım atmadığı gibi, sorunların varlığını da inkar ettiği de doğru. Elbette en önemli hasarı da bu alandaki zaafından alıyor. Fakat iktidar yönetemediğini, siyaset üretemediğini gizlemeye çalışmıyor. Gündemi de gizlemiyor, siyasal alanın dışına çıkartarak yeniden kuruyor.

Baro, Ayasofya, İstanbul Sözleşmesi, dış politika gerilimleri, yasalar, yönetmelikler, kararnameler, atamalar ve daha niceleri. Devlet Bahçeli’nin Türk Tabipleri Birliği’ne “soruşturma” başlatması, İçişleri Bakanı’nın Anayasa Mahkemesi’ne ayar vermesi, Vatan Partisi’nin HDP kapatılsın kampanyası açması, Diyanet İşleri Başkanı’nın üstlendiği yeni rol, savcının Beştepe’de düğün fotoğrafı, geri gelen işkence tabloları; say sayabildiğin kadar. Yargısından eğitimine, hastanelerinden üniversitelerine, meclisinden medyasına kadar hemen her alana iktidarın “gündemi” hakim. Her alanda hükmünü süren bu gündemin “sanal” olduğunu ileri sürmek, uyanıklık değil, artık fazla saflık. Ayrıca bu gündemin, arkasında saklanan gizli ajandanın öncülü olduğu, devamında çok şeytani planlar/adımlar olduğu iddiası da bir o kadar naif. Bunları bir an gerçek saysak bile, bugün olmakta olanlar ne olacak? Şöyle bir tablo ile karşı karşıyayız: İktidar her biri büyük kıyamet kopartması gereken adımları rahatça atıyor, keyfiliğin zirve örneklerini sergiliyor, birileri “bunlar sanal fırtına” diye, bir başka grup da “asıl arkasından gelecek olana bakın” ile idare ediyor. İktidarın yarattığı yapay gündeme takılmak fena olabilir ama ya iktidarın yürütmekte olduğu gündeme kulak asılmamasına ne demeli?

Aradan altı yıl geçtikten sonra “Kobane olayları” gibi bir gerekçeyle onlarca insanı gözaltına almanın hukuki gerekçesini aramak son derece saçma. Çok kısa bir süre önce yedi yıl önceki Gezi Davası’nın Osman Kavala’yı dahil ederek yeniden açılmasında da öyleydi. Meselenin hukuki tarafıyla ilgilenmenin gereksizliğini iyice belletmek için altı çizilen boşluklar bile aynı. Beraat ile sonuçlanmış Gezi yeniden yargılanmıştı, şimdi de Ayhan Bilgen’in daha önce tutuklandığı için tazminat aldığı dosya yeniden işleme konuluyor. Daha nasıl söylensin: “Siz daha anlamadınız, konunun hukuki bir tarafı yok”. Aksi durumda, Beştepe’de “konsept nikah fotoğrafı” çektiren başsavcının önce bu soruşturma için bu kadar sene neyi beklediğine cevap vermesi gerekirdi. Konunun siyasi tarafına bakınca da zamanlamaya gerekçelerinin bir yerden sonra fazla önemi kalmıyor. Her türden saygısızlığa rağmen bir türlü muhalefet blokundan kapmayan ve milliyetçi tepkiye direnen HDP seçmenine ayar veya ceza mı verilmek isteniyor? Son günlerde dikkat çekici çıkışlar yapan Demirtaş’a yeni bir itibarsızlaştırma saldırısı, ön kesme hamlesi mi yapılıyor? Hangi taktik ihtiyacın bu adımı getirdiği belki önemli ama bu yöntemin her ihtiyaç duyulduğunda kullanılabilmesinin asıl mesele olmasını değiştirmiyor.

Ödenecek ağır bedeli göze almaktan Barbaros’un torunu olmaya, Mavi Vatan’dan yola çıkıp 12 Ada’yı geri almaya uzanan yolculuk, MGK’den “diyalog iyidir” kararı çıkartarak diplomasiye dönme sonucuna bağlandı. Kifayetsiz Macron’dan silah istendiği öğrenildi. “Faiz bütün kötülüklerin anasıdır, düşürünce her şey yoluna girer” iddiası, beklenmedik bir faiz artışıyla neticelendi. Normalde hiç kolay olmaması gereken bu adımlar, bu iktidar için su içmek kadar basit manevralar. Bunları yapabilmek için ne gündemi saklamaya, ne konuşulan konuları değiştirmeye ihtiyacı var. Ol deyince oluyor, yaparım deyince yapıyor. Mesele gündemin hangi başlıklarda açıldığı değil, hangi bağlamda konuşulduğu. Bir de sindirme operasyonu meselesi var. HDP eş Genel Başkanı Mithat Sancar’ın da ifade ettiği gibi HDP’nin şimdiye kadar böyle saldırılarla sindiğini hiç olmadı, olmasını bekleyen yok zaten. Fakat bu tür ölçüsüz, keyfi ve hukuksuz atakları sinmelerine gerekçe yapan hevesliler her zaman çıkıyor. Mesela “kaygılıyız”, “bu bir yıldırma operasyonu”, “hukuk hepimize lazım” gibi demeçler yerine, İlhan Cihaner’in çok somut önerisi dikkate alınıp, parti temsilcileri HDP’yi neden ziyaret etmezler? İktidarın artık kendisi için gereksiz ve herkes için kapalı ilan ettiği siyaseti savunmak, muhalefete başlamanın ilk adımı değil mi?

Facebook Yorumları

reklam
21.10.2020
Bitmeyen İyi Parti operasyonları
15.10.2020
Değişim arzusu ne kadar güçlü?
9.10.2020
Siyaset 'boşluk' kaldırır mı?
2.10.2020
İyi Parti Kongre Rüzgârları
30.09.2020
Bu nasıl uyanıklık?
26.09.2020
Gündem budur işte
19.09.2020
Kitabın ortasından lafın sonundan...
9.09.2020
Dayanıklılık testi
6.09.2020
Tek sorun liyakat mı?
2.09.2020
Mesleğin imhası
29.08.2020
Sosyal medyaya fazla güvenmeyin
27.08.2020
'Erken seçim geliyor mu?'
19.08.2020
Biden ve Trump konuşunca...
15.08.2020
Muharrem İnce, nereye koşuyor?
12.08.2020
İYİ Parti’ye Yine mi Yol Göründü?
8.08.2020
Hiçbir şey kendiliğinden olmadı
5.08.2020
Boşaltılmış pistte kaza olur
1.08.2020
Ara rapor ve hafif bir tahmin
25.07.2020
Ayasofya: Camiden siyaset çıkartmak
22.07.2020
Niyet yerine, birileri de yapılana baksa
20.07.2020
Ne Olacak Bu İktidarın Tabanı?
15.07.2020
Büyük dert, gerçek gündem sayılır mı?
11.07.2020
Güven ve güvenilirlik sorunu
1.07.2020
Üzüm üzüme baka baka
28.06.2020
Bu iktidar nereye koşuyor?
23.06.2020
Bir Şeyi de Olmayıverin...
20.06.2020
Eldeki imkan ayağın bağı oluyor
17.06.2020
'Başarının' sahibi var, başarısızlık herkesin
10.06.2020
Sapla saman fazla karışmadı mı?
4.06.2020
Siyasetçilik bir zanaat mıdır?
2.06.2020
Muhalefete Yüklenmede Yeni İşbölümü
30.05.2020
Gürültüyü geri almak
28.05.2020
İzolasyon kelepçesi, maske dayağı
23.05.2020
Bahçeli etkinliği için yakın hafıza tazelemesi
21.05.2020
Beş soru beş cevap
18.05.2020
Seçim Rehavetinin Sonu mu Geliyor?
16.05.2020
Yeni konsolidasyonun dinamikleri
13.05.2020
İzolasyonun şeffaflığı ve fırsatın çıplaklığı
9.05.2020
Nefret dili ve AVM psikolojisi
6.05.2020
'Anti-hukuk günlerinde'* AYM’den beklenen
2.05.2020
Nerede kaldığımızı hatırlamak için
30.04.2020
Memleketin diyaneti ve hukuku kimden sorulur?
29.04.2020
Bu İktidarın Post-Erdoğan Versiyonu Olur mu?
25.04.2020
Ahlakı-adabı yoksa, hukukunu kurmak gerek
22.04.2020
Yerel yönetimler neden hedefte?
18.04.2020
'Hiçbir şey yeni de değil'
12.04.2020
Korona fırsatları ve rakamlar
8.04.2020
Şaşırtıcı hiçbir şey yok
4.04.2020
Bu krizden fırsat çıkar mı?
1.04.2020
İyimserlik tutmadı, suçlamaya dönüş başladı
31.03.2020
Korona Teorileri
29.03.2020
Bilim Kurulu için siyasi izolasyon
19.03.2020
Herkese korona testi
15.03.2020
Derdin Tarifine Göre DEVA
12.03.2020
Az popülizm çok otoriterlik
8.03.2020
İdlib’den çıkamamak
5.03.2020
İdlib’in psikopolitik tortusu
1.03.2020
Şehitler tepesi dolu, sorumlu kürsüsü boş
27.02.2020
Yüze vurur ifadesi...
23.02.2020
Münferitleşme tuzağı
21.02.2020
Gayri ciddilik çok ciddi bir sorundur
16.02.2020
Tırmanan gerilim, taktik mi stratejik mi?
13.02.2020
Şam’a yürüyen Bahçeli nereye gider?
9.02.2020
Medya boykotu ve vekalet savaşı
6.02.2020
Öncesiz ve sonrasız yaşamak
2.02.2020
Güvenlikçilerin yarattığı güvenlik sorunu
30.01.2020
Gezi Davası’ndan duruşma sahneleri
27.01.2020
Muhafazakarlaşma, Yaşlanma, Taşralaşma
26.01.2020
24 Ocak
23.01.2020
MHP ve AKP’de benzeşme gerilimi
21.01.2020
AKP’de Taban Kaymıyor Tavan Uzaklaşıyor
19.01.2020
Gelecekten kopmuş eğitim siyaseti
16.01.2020
Halının uçtuğunu kim söylüyor?
13.01.2020
Barış Akademisyenleri deneyi
9.01.2020
Yoksulluğun reddiyesi
6.01.2020
Duvara doğru koşu hevesi
3.01.2020
Her yıl gibi 2020 de seçim yılı olacak
29.12.2019
Yıl bitiyor ama ne başlıyor?
26.12.2019
İnat siyaseti
19.12.2019
Krizi atlamak, sandığı kurtarmaz
16.12.2019
Gelecek Partisi’nin çıkış fotoğrafı
14.12.2019
“Gelecek” Yeni Partilerin Geleceği
12.12.2019
Değiştirmek mi sürdürmek mi zor?
8.12.2019
Sürdürülemez olan son ana kadar sürdürülür
5.12.2019
Siyasette değişen ve değişmeyen
3.12.2019
Her şey paraya çevrilebilir mi?
1.12.2019
Kime Göre Yeni, Kimin İçin Yeni?
28.11.2019
Yine gündem değiştirme paranoyası
23.11.2019
Kendi mesleğinin celladı olmak
20.11.2019
Devrimi Özlemek ama Hakkıyla
18.11.2019
Eşeği kaybedip bulma veya mehter diplomasisi
14.11.2019
Dümeni yeniden dışarıya kırmak
10.11.2019
O kadar önemli değiliz
7.11.2019
Duygu siyaseti
4.11.2019
Tehlikenin farkında mısınız?
31.10.2019
Kavgada yumruk sayılır
28.10.2019
Beklenti zaferden daha bereketli
25.10.2019
"Ya Ne Olacaktı?"
24.10.2019
Alanda hayaller masada gerçekler
22.10.2019
Makarnadan Savaşa İradesiz Seçmen İnancı
20.10.2019
Biz tam olarak ne seyrettik?
17.10.2019
Özne sapıtması
14.10.2019
Derinleşen sorun, sığlaşan söylem
9.10.2019
Savaşın fragmanı bile berbat
3.10.2019
İYİ Parti çatlar, üç ittifaka da oy gider
1.10.2019
Arabada Sigara Yasağı, Kanser Bilgisine Ceza
28.09.2019
Deprem ve iki ses
11.09.2019
(Yeniden)* Hassasiyet tartışması
9.09.2019
Sükût Bazen Daha Değerlidir
26.08.2019
Sükût Bazen Daha Değerlidir
26.08.2019
Kadın öldüren el ile idam şart diyen dil akraba
8.08.2019
Kendini tekrar etmenin dayanılmaz rahatlığı
28.07.2019
Çare olmayan avantaj: Zamanı kullanmak
17.07.2019
Üçüncü yılında 15 Temmuz
11.07.2019
Demiri değil oyunu soğutmak
3.07.2019
Sistem tartışması tercih değil mecburiyet
25.03.2020
Korona bahaneleri ve bildik tekrar
21.03.2020
Korona sınavı hangi dersten?
17.07.2019
Üçüncü yılında 15 Temmuz
10.07.2019
Demiri değil oyunu soğutmak
3.07.2019
Sistem tartışması tercih değil mecburiyet
29.06.2019
Şimdi iktidar düşünsün
26.06.2019
Hatalı lider mi, güçsüz lider mi?
22.06.2019
Kürtlerle sınav ve Kürtlerin sınavı
19.06.2019
'Son kırılma'
12.06.2019
Erdoğan neden saklanıyor?
8.06.2019
'Pontus' kampanyası kimin 'marifeti'?
5.06.2019
AKP’nin bayram vitrini
1.06.2019
'Niyet okumak' önemlidir
29.05.2019
Yalanın kime ne faydası var?
25.05.2019
Yeniden referandum mu, kimlik sayımı mı?
24.05.2019
Siyasette Sertleşme Sorunu
18.05.2019
Vefasız zenginler, nankör fakirler
15.05.2019
'(İç) hukuk' tüketilmiştir
12.05.2019
Aynısını istemek daima azını getirir
9.05.2019
Bu dalga kıyıya taşır mı?
5.05.2019
İttifaksız Düşünmeye Başlamak
1.05.2019
İttifakın kara yazısı
27.04.2019
Algı-olgu ilişkisi ve gerçeğin intikamı
24.4.2019
'Gaz sıkışması' mı, gaz verme mi?
23.4.2019
Siyasi kibirden vazgeçmek İstanbul’u bırakmaktan bile zor
14.4.2019
Mazbata hakların diyeti olmamalı
10.4.2019
Kontrolsüz gücün kendine ettiği
6.4.2019
Zaafın dibinde, kaosun eşiğinde
30.3.2019
Seçim okuma kılavuzu
27.3.2019
Medyadan tabana imha hikâyeleri
22.3.2019
Seçim neyi çözer, ne gösterir?
20.3.2019
Tasada ve Sevinçte Bir
6.3.2019
Ismarlama davaları kim kazanır?
1.3.2019
Olasılığın gücü kime çalışacak?
23.2.2019
Rakam değil insan olmak
20.2.2019
Lümpen muhafazakarlık
17.2.2019
Kaybetmeyen hep kazanır mı?
12.2.2019
Issız Adam
8.2.2019
Hikayeden siyaset
3.2.2019
Kanaat siparişleri ve klişe müfettişleri
30.1.2019
Duygu durumu: Fena
25.1.2019
Sakin Olmak Lazım
23.1.2019
Birey olmak ve hayal kırıklığı
21.1.2019
Herkesi yakalayan belirsizlik rehaveti
18.1.2019
Muhalefet 'bekliyor'
3.1.2019
Zayıfa şahin tüccar kahramanlar
26.12.2018
Bana mı dedin?
22.12.2018
Kimlik siyasetinin panzehiri hizmet siyaseti mi?
19.12.2018
Aşırı strateji, yüksek dozda taktik
16.12.2018
Hızlanınca icraat devrilince kader!
14.12.2018
Aynı derede kaç kere yıkanılır?
2.12.2018
Eski defterleri yeniden açmak
29.11.2018
Vaat siyaseti terk ederken
26.11.2018
Yerel seçimin nesi farklı
24.11.2018
Yeniden ittifakların gölgesinde siyaset
22.11.2018
Siyasette hareketlilik vadeden bir hafta
17.11.2018
Bildiğini unutmak, elindekinden olmak
14.11.2018
Ayrıntıdaki şeytandan öğrenmek
12.11.2018
Neyin İçinde, Ne ile Beraber, Nereye Doğru?
10.11.2018
Muhalefet cephesinde güncel durum
7.11.2018
İttifak hikayesinde güncel tablo
4.11.2018
Sistemin 'çaresi' ve krizi: Kimlik siyaseti
31.10.2018
Sahiden Kaşıkçı işi ne oldu?
29.10.2018
Hareketlilik de gerilim de iktidar blokunda
24.10.2018
İttifaksız yeni dönem
21.10.2018
Saçmalığa teslim olmak, nereye su taşır?
13.10.2018
Piyasa okur yazarlığı ve Brunson olayı
11.10.2018
Ölçüsüzlük
7.10.2018
İktidar neden seçimden korkmuyor?
4.10.2018
İmkan ve ihtimal
30.9.2018
İttifak günlükleri
28.9.2018
Enerjik Kötümserlik
26.9.2018
Bugünün sorumluluğu
23.9.2018
İktidarın yerel seçim rotası
19.9.2018
Acayip zamanlar
13.9.2018
Cumhuriyet tartışması
10.9.2018
Eyvallah
7.9.2018
Ödenmemiş fatura yığını
5.9.2018
Hastaya 'hasta' demek lazım
3.9.2018
Ekonomiyi siyasetle, siyaseti sertlikle idare
27.8.2018
Lütufla başlamayan yasakla bitmez
24.8.2018
Partilerin yerel seçim ufku
23.8.2018
Az iken muhalefet çok olunca kibir
20.8.2018
Lütuf düzeni
18.8.2018
Kayıp bölüştürmek
15.8.2018
Krizden çıkan totalitarizm hevesi
14.8.2018
Neyin mücadelesi kimin savaşı?
13.8.2018
Krizi karşılama stratejisi
10.8.2018
Her şey algıdan
8.8.2018
Vakit bulmak veya yaratmak
6.8.2018
Göstermeye ihtiyaç yok, her şey zaten ortada
3.8.2018
Kim kimi idare ediyor?
1.8.2018
Tabana yayılan ucuzculuk
30.7.2018
Diklenerek eğilmek
28.7.2018
Akşener gerçekten dönmezse?
26.7.2018
Kötülüğü çoğaltmak
24.7.2018
Ne yaptınız da yoruldunuz?
18.7.2018
Baş etme stratejileri
17.7.2018
‘Dağılma’ hevesi
14.7.2018
Kötü siyaset iyisini kovar
11.7.2018
Yeni rejim neye benziyor?
10.7.2018
Başkanın adamları
9.7.2018
Yeni dönem başlarken
5.7.2018
Seçim notları 2: 'Büyük hezimet' 7 Haziran'a benziyor mu?
2.7.2018
Soruları bitmeyen seçim
30.6.2018
Değişim bir tercih değil
28.6.2018
Seçim notları
26.6.2018
MHP oylarının anlamı
25.6.2018
24 Haziran’ın iktidar tablosu
23.6.2018
Bozgun görüntüsü
21.6.2018
Umudun kışkırttığı endişe
18.6.2018
Son düzlük notları
14.6.2018
İttifak çatlağı su sızdırıyor
12.6.2018
İttifaklar tablosu
8.6.2018
Metal paslanması
7.6.2018
Son düzlük kaygıları
4.6.2018
Rehavete yetmeyen ama cesaret veren bir umut
1.6.2018
Yüzde 50 evde zor tutuluyor
30.5.2018
Kötü haber: Seçim bitmeyecek
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive