Kemal CAN



Bookmark and Share

Güven ve güvenilirlik sorunu


11.07.2020 - Bu Yazı 438 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Son yıllarda ağırlıklı olarak ekonomi bahsinde çok sık başvurulan bir kavram: “Güven”. Ekonomik krize bir yöntem sorunu olarak yaklaşanların, “güven kaybını” çok önemli bir parametre olarak kullandığına sık tanık oluyoruz. Yabancı sermayenin kaçışına da ekonominin düze çıkamamasına da kötü yönetime de gerekçe veya kanıt sayılıyor “güven kaybı”. Daha çok piyasa aktörleri için referans oluşturan “güven endeksi”, hem iktidar hem de onu eleştirenler tarafından gündeme getiriliyor. Bir taraf düşerken, diğer taraf çıkarken yaşanan harekete odaklanıyor. İşlerin sarpa sardığının kesin kanıtı sayıldığında da, her şeyin düzeldiği iddiasına dayanak yapıldığında da ölçülen şey “güvenirlik” olmuyor aslında.

Sayıları üreten kaynakların sıkı siyasi denetime alınması, liyakatin yerine sadakatin getirilmesi, bu bilgileri dolaştıran medyanın tam kontrolü, sayılarla kurulan, rakamlara dayandırılan hikayeleri gerçek yapmaya yetmiyor. Her alanda ama daha çok ekonomide, sayılar siyasi alana taşınırken inandırıcı kanıtlar oluşturmaktan çok yaratabildikleri psikolojik etki bakımından değerli. Çok ateşli konuşmalarda son derece sıkıcı rakamları peş peşe sıralayan siyasetçiler, bu rakamları kimsenin aklında tutmayacağını çok iyi bilirler. Ancak kalabalıkların üzerine boşaltılan sayı sağanağı, mümkün olan bütün medya alanlarında dolaşıma sokulan rakam yığınları daha çok hislerle ilişkilidir. Mutfak terminolojisiyle söylersek, “rakam yatağında başarı” çok iyi bir şey yiyormuş hissi yaratabilir. Ama bir yere kadar.

Metropoll haziran anketinde vatandaşa TÜİK’in açıkladığı enflasyon rakamlarıyla ilgili bir soru sorulmuş. Soru; “TÜİK, enflasyonu 11.4 olarak açıklamıştı, sizce ne kadardır?” Cevap verenlerin yüzde 30.2’si (en büyük grup) enflasyonun asıl seviyesinin yüzde 30’un üzerinde olduğunu düşünüyor. Yüzde 20-30 arasında olduğunu düşünenler ise (ikinci büyük grup) yüzde 27. Yani vatandaşın yarısından fazlası gerçek seviyenin açıklananın en az iki katı olduğu fikrinde. Ancak ilginç olan iktidar partilerine oy vermiş olan seçmenin de genel eğilimle aynı yönde cevap vermiş olması. AKP seçmeninin yüzde 28.3, MHP seçmenin 33.3’ü “enflasyon 30’ların üzerinde” diyor.

TÜİK’in açıkladığı işsizlik rakamları da gerçekten uzak görünüyor. İddiaya göre Türkiye bütün dünyada işsizlik oranının düştüğü tek ülke olmuş. Devletin resmi rakamıyla ülkede işsiz sayısı 4 milyonun altında. Tablonun çok daha vahim olduğu kolayca gösteriliyor. Örneğin DİSK-AR’a göre 17 milyonu aşkın işsizi var bu ülkenin. Ekonomist Mustafa Sönmez, geniş tanımlı işsizliğin yüzde 25, gerçek işsizliğin ise yüzde 42 civarında olduğunu söylüyor. Kendi evinde, mahallesinde her gün karşı karşıya olduğu gözlemleri yok farz etsek bile, çok basit bir akıl yürütmeyle işsizliğin sahiden gerilediğini düşünmek için siyasi taraftarlık bile yeterli olmaz.

Ekonomideki hangi gösterge ele alınırsa alınsın benzer bir durum ortaya çıkıyor. Berat Albayrak’ın -Erdoğan destekli – sürekli tekrar ettiği bir iddia var: Aslında ekonomik kriz diye bir mesele yok, hatta ekonomik kriz beklentisine yatırım yapanlar sürekli kaybediyor. Sadece doların son on yıllık macerası ve artan dolarizasyon bile bu iddiaları boşa çıkartmaya ve herhangi bir inandırıcılığı kalmadığını göstermeye yeter. Ancak daha önemli bir inandırıcılık göstergesi, iktidarın kendi yaptırdığı anketlerde “en önemli mesele” olarak ekonomik sorunların açık ara önde çıkması. Bütün anketlerde seçmen, hem kişisel hem de ülke düzeyinde yöneticileri yalanlıyor, yok sayılanı en önemli mesele gösteriyor.

Korona salgını karşısında başarısının bütün dünyada parmakla gösterildiğini anlatan iktidar, turizm yasaklarının kalktığı ülkeler listesine Türkiye’nin alınmaması konusunda, yine “bizi kıskanıyorlar” bahanesine sığınmak zorunda kaldı. Bizzat Erdoğan, nedenine açıklık getirmeksizin “başarılı olmamızı istemiyorlar” dedi. Avrupa Birliği ve -özel çıkartma yapılmasına rağmen- Almanya’dan sonuç alınamaması, “tartışmasız başarı” konusundaki iddiayı epey zayıflatıyor. Avrupa ile çok da paralel siyasi refleksleri olduğu söylenemeyecek Rusya’nın da benzer bir karar vermesi, güven meselesinin ciddi ekonomik kayıp anlamına geldiğini gösteriyor. İçeride erken sağlanan “iyi yönetme” kredisi de etkisini hızla kaybediyor.

Baro düzenlemesiyle ilgili yapılan açıklamaları takip ediyoruz. Örnekleri asla verilemeyen “çoklu baro başka ülkelerde de var” uydurmasına ek olarak, “barolardan görüş alınmadığı doğru değil” açıklamaları yapılıyor. Doğruluk testi için basit bir ek soru yeterli aslında; “görüş aldıysanız tam olarak ne dediler?” İstanbul Sözleşmesi’nden Ayasofya’nın açılmasına kadar pek çok konuda, söylenenlerin veya iddiaların doğru olmadığını görmek için özel bir çaba gerekmiyor, her şey apaçık. Tamamen idari bir kararla değiştirilebilecek bir mesele, hem dış baskıyı hafifletmek hem de “şimdiye kadar neden yapılmadığı” sorusuna yasal engel bahanesi uydurmak için mahkemeye taşındı. “İstanbul Sözleşmesini halkımız istemiyor” iddiasını AKP’li kadınlar yalanladı.

İktidar ekonomiden siyasete kadar gerçek dışı iddiaları, çok da kanıtı olmayan “başarı hikayelerini” sayılarla süslemeyi hep becerebildi. Tabanı ve destek çevresi hatta durumun öyle olmadığını çok da iyi bilen çıkar ortakları da bunu kabul etti, belki de çoğaltmaya katkı verdi. Fakat “rakam yatağında başarı hikayesi” artık bu taban için de sindirimi kolay, havalı bir yemek gibi durmuyor. Sadece lezzetsiz olmakla kalmayıp, ağızda kötü bir tat bırakıyor. İnsanların başkaları için söylendiğinde kolay inandıkları, kanıtlarını fazla sorgulamadıkları yalanlar, yaşadıkları sorunlar için tekrar edilmeye başlandığında o kadar rahat kabul görmüyor. Ekonomik kriz yok, enflasyon düşüyor, işsizlik azaldı iddiaları altına hangi rakam kalabalığı serilirse serilsin –yalandan da olsa- güven yaratmıyor.

Korku hikayelerinin etkisini nasıl hızlı kaybettiğini birkaç yıldır izliyoruz. İktidar seçmeninde keskin bir etkisi olduğu düşünülen temaların o kadar da işe yaramadığını gördük. İstanbul’u “Pontus korkusu” elde tutmaya yetmedi, şimdi Ayasofya’dan “içimizdeki Bizanslı” çıkartmak da kolay görünmüyor. Beka hikayesi endişe konsolidasyonuna yetmedi, baro başkanlarını “tehdit” diye gösterip hırpalatmak da yeterli olmayacak. Şimdi “başarı (umut) hikayeleri” konusunda da benzer bir sürece doğru gidiliyor. Sayıları, onu üreten kurumları, onu aktaran medyayı, yorumlayan “uzmanları” en güvenilmez odaklar haline getirdikten sonra, onlardan tedarik edilen rakamlarla hikaye kurmak zor. Kurulsa da inanan bulmak kolay değil.

 

Facebook Yorumları

reklam
12.08.2020
İYİ Parti’ye Yine mi Yol Göründü?
8.08.2020
Hiçbir şey kendiliğinden olmadı
5.08.2020
Boşaltılmış pistte kaza olur
1.08.2020
Ara rapor ve hafif bir tahmin
25.07.2020
Ayasofya: Camiden siyaset çıkartmak
22.07.2020
Niyet yerine, birileri de yapılana baksa
20.07.2020
Ne Olacak Bu İktidarın Tabanı?
15.07.2020
Büyük dert, gerçek gündem sayılır mı?
11.07.2020
Güven ve güvenilirlik sorunu
1.07.2020
Üzüm üzüme baka baka
28.06.2020
Bu iktidar nereye koşuyor?
23.06.2020
Bir Şeyi de Olmayıverin...
20.06.2020
Eldeki imkan ayağın bağı oluyor
17.06.2020
'Başarının' sahibi var, başarısızlık herkesin
10.06.2020
Sapla saman fazla karışmadı mı?
4.06.2020
Siyasetçilik bir zanaat mıdır?
2.06.2020
Muhalefete Yüklenmede Yeni İşbölümü
30.05.2020
Gürültüyü geri almak
28.05.2020
İzolasyon kelepçesi, maske dayağı
23.05.2020
Bahçeli etkinliği için yakın hafıza tazelemesi
21.05.2020
Beş soru beş cevap
18.05.2020
Seçim Rehavetinin Sonu mu Geliyor?
16.05.2020
Yeni konsolidasyonun dinamikleri
13.05.2020
İzolasyonun şeffaflığı ve fırsatın çıplaklığı
9.05.2020
Nefret dili ve AVM psikolojisi
6.05.2020
'Anti-hukuk günlerinde'* AYM’den beklenen
2.05.2020
Nerede kaldığımızı hatırlamak için
30.04.2020
Memleketin diyaneti ve hukuku kimden sorulur?
29.04.2020
Bu İktidarın Post-Erdoğan Versiyonu Olur mu?
25.04.2020
Ahlakı-adabı yoksa, hukukunu kurmak gerek
22.04.2020
Yerel yönetimler neden hedefte?
18.04.2020
'Hiçbir şey yeni de değil'
12.04.2020
Korona fırsatları ve rakamlar
8.04.2020
Şaşırtıcı hiçbir şey yok
4.04.2020
Bu krizden fırsat çıkar mı?
1.04.2020
İyimserlik tutmadı, suçlamaya dönüş başladı
31.03.2020
Korona Teorileri
29.03.2020
Bilim Kurulu için siyasi izolasyon
19.03.2020
Herkese korona testi
15.03.2020
Derdin Tarifine Göre DEVA
12.03.2020
Az popülizm çok otoriterlik
8.03.2020
İdlib’den çıkamamak
5.03.2020
İdlib’in psikopolitik tortusu
1.03.2020
Şehitler tepesi dolu, sorumlu kürsüsü boş
27.02.2020
Yüze vurur ifadesi...
23.02.2020
Münferitleşme tuzağı
21.02.2020
Gayri ciddilik çok ciddi bir sorundur
16.02.2020
Tırmanan gerilim, taktik mi stratejik mi?
13.02.2020
Şam’a yürüyen Bahçeli nereye gider?
9.02.2020
Medya boykotu ve vekalet savaşı
6.02.2020
Öncesiz ve sonrasız yaşamak
2.02.2020
Güvenlikçilerin yarattığı güvenlik sorunu
30.01.2020
Gezi Davası’ndan duruşma sahneleri
27.01.2020
Muhafazakarlaşma, Yaşlanma, Taşralaşma
26.01.2020
24 Ocak
23.01.2020
MHP ve AKP’de benzeşme gerilimi
21.01.2020
AKP’de Taban Kaymıyor Tavan Uzaklaşıyor
19.01.2020
Gelecekten kopmuş eğitim siyaseti
16.01.2020
Halının uçtuğunu kim söylüyor?
13.01.2020
Barış Akademisyenleri deneyi
9.01.2020
Yoksulluğun reddiyesi
6.01.2020
Duvara doğru koşu hevesi
3.01.2020
Her yıl gibi 2020 de seçim yılı olacak
29.12.2019
Yıl bitiyor ama ne başlıyor?
26.12.2019
İnat siyaseti
19.12.2019
Krizi atlamak, sandığı kurtarmaz
16.12.2019
Gelecek Partisi’nin çıkış fotoğrafı
14.12.2019
“Gelecek” Yeni Partilerin Geleceği
12.12.2019
Değiştirmek mi sürdürmek mi zor?
8.12.2019
Sürdürülemez olan son ana kadar sürdürülür
5.12.2019
Siyasette değişen ve değişmeyen
3.12.2019
Her şey paraya çevrilebilir mi?
1.12.2019
Kime Göre Yeni, Kimin İçin Yeni?
28.11.2019
Yine gündem değiştirme paranoyası
23.11.2019
Kendi mesleğinin celladı olmak
20.11.2019
Devrimi Özlemek ama Hakkıyla
18.11.2019
Eşeği kaybedip bulma veya mehter diplomasisi
14.11.2019
Dümeni yeniden dışarıya kırmak
10.11.2019
O kadar önemli değiliz
7.11.2019
Duygu siyaseti
4.11.2019
Tehlikenin farkında mısınız?
31.10.2019
Kavgada yumruk sayılır
28.10.2019
Beklenti zaferden daha bereketli
25.10.2019
"Ya Ne Olacaktı?"
24.10.2019
Alanda hayaller masada gerçekler
22.10.2019
Makarnadan Savaşa İradesiz Seçmen İnancı
20.10.2019
Biz tam olarak ne seyrettik?
17.10.2019
Özne sapıtması
14.10.2019
Derinleşen sorun, sığlaşan söylem
9.10.2019
Savaşın fragmanı bile berbat
3.10.2019
İYİ Parti çatlar, üç ittifaka da oy gider
1.10.2019
Arabada Sigara Yasağı, Kanser Bilgisine Ceza
28.09.2019
Deprem ve iki ses
11.09.2019
(Yeniden)* Hassasiyet tartışması
9.09.2019
Sükût Bazen Daha Değerlidir
26.08.2019
Sükût Bazen Daha Değerlidir
26.08.2019
Kadın öldüren el ile idam şart diyen dil akraba
8.08.2019
Kendini tekrar etmenin dayanılmaz rahatlığı
28.07.2019
Çare olmayan avantaj: Zamanı kullanmak
17.07.2019
Üçüncü yılında 15 Temmuz
11.07.2019
Demiri değil oyunu soğutmak
3.07.2019
Sistem tartışması tercih değil mecburiyet
25.03.2020
Korona bahaneleri ve bildik tekrar
21.03.2020
Korona sınavı hangi dersten?
17.07.2019
Üçüncü yılında 15 Temmuz
10.07.2019
Demiri değil oyunu soğutmak
3.07.2019
Sistem tartışması tercih değil mecburiyet
29.06.2019
Şimdi iktidar düşünsün
26.06.2019
Hatalı lider mi, güçsüz lider mi?
22.06.2019
Kürtlerle sınav ve Kürtlerin sınavı
19.06.2019
'Son kırılma'
12.06.2019
Erdoğan neden saklanıyor?
8.06.2019
'Pontus' kampanyası kimin 'marifeti'?
5.06.2019
AKP’nin bayram vitrini
1.06.2019
'Niyet okumak' önemlidir
29.05.2019
Yalanın kime ne faydası var?
25.05.2019
Yeniden referandum mu, kimlik sayımı mı?
24.05.2019
Siyasette Sertleşme Sorunu
18.05.2019
Vefasız zenginler, nankör fakirler
15.05.2019
'(İç) hukuk' tüketilmiştir
12.05.2019
Aynısını istemek daima azını getirir
9.05.2019
Bu dalga kıyıya taşır mı?
5.05.2019
İttifaksız Düşünmeye Başlamak
1.05.2019
İttifakın kara yazısı
27.04.2019
Algı-olgu ilişkisi ve gerçeğin intikamı
24.4.2019
'Gaz sıkışması' mı, gaz verme mi?
23.4.2019
Siyasi kibirden vazgeçmek İstanbul’u bırakmaktan bile zor
14.4.2019
Mazbata hakların diyeti olmamalı
10.4.2019
Kontrolsüz gücün kendine ettiği
6.4.2019
Zaafın dibinde, kaosun eşiğinde
30.3.2019
Seçim okuma kılavuzu
27.3.2019
Medyadan tabana imha hikâyeleri
22.3.2019
Seçim neyi çözer, ne gösterir?
20.3.2019
Tasada ve Sevinçte Bir
6.3.2019
Ismarlama davaları kim kazanır?
1.3.2019
Olasılığın gücü kime çalışacak?
23.2.2019
Rakam değil insan olmak
20.2.2019
Lümpen muhafazakarlık
17.2.2019
Kaybetmeyen hep kazanır mı?
12.2.2019
Issız Adam
8.2.2019
Hikayeden siyaset
3.2.2019
Kanaat siparişleri ve klişe müfettişleri
30.1.2019
Duygu durumu: Fena
25.1.2019
Sakin Olmak Lazım
23.1.2019
Birey olmak ve hayal kırıklığı
21.1.2019
Herkesi yakalayan belirsizlik rehaveti
18.1.2019
Muhalefet 'bekliyor'
3.1.2019
Zayıfa şahin tüccar kahramanlar
26.12.2018
Bana mı dedin?
22.12.2018
Kimlik siyasetinin panzehiri hizmet siyaseti mi?
19.12.2018
Aşırı strateji, yüksek dozda taktik
16.12.2018
Hızlanınca icraat devrilince kader!
14.12.2018
Aynı derede kaç kere yıkanılır?
2.12.2018
Eski defterleri yeniden açmak
29.11.2018
Vaat siyaseti terk ederken
26.11.2018
Yerel seçimin nesi farklı
24.11.2018
Yeniden ittifakların gölgesinde siyaset
22.11.2018
Siyasette hareketlilik vadeden bir hafta
17.11.2018
Bildiğini unutmak, elindekinden olmak
14.11.2018
Ayrıntıdaki şeytandan öğrenmek
12.11.2018
Neyin İçinde, Ne ile Beraber, Nereye Doğru?
10.11.2018
Muhalefet cephesinde güncel durum
7.11.2018
İttifak hikayesinde güncel tablo
4.11.2018
Sistemin 'çaresi' ve krizi: Kimlik siyaseti
31.10.2018
Sahiden Kaşıkçı işi ne oldu?
29.10.2018
Hareketlilik de gerilim de iktidar blokunda
24.10.2018
İttifaksız yeni dönem
21.10.2018
Saçmalığa teslim olmak, nereye su taşır?
13.10.2018
Piyasa okur yazarlığı ve Brunson olayı
11.10.2018
Ölçüsüzlük
7.10.2018
İktidar neden seçimden korkmuyor?
4.10.2018
İmkan ve ihtimal
30.9.2018
İttifak günlükleri
28.9.2018
Enerjik Kötümserlik
26.9.2018
Bugünün sorumluluğu
23.9.2018
İktidarın yerel seçim rotası
19.9.2018
Acayip zamanlar
13.9.2018
Cumhuriyet tartışması
10.9.2018
Eyvallah
7.9.2018
Ödenmemiş fatura yığını
5.9.2018
Hastaya 'hasta' demek lazım
3.9.2018
Ekonomiyi siyasetle, siyaseti sertlikle idare
27.8.2018
Lütufla başlamayan yasakla bitmez
24.8.2018
Partilerin yerel seçim ufku
23.8.2018
Az iken muhalefet çok olunca kibir
20.8.2018
Lütuf düzeni
18.8.2018
Kayıp bölüştürmek
15.8.2018
Krizden çıkan totalitarizm hevesi
14.8.2018
Neyin mücadelesi kimin savaşı?
13.8.2018
Krizi karşılama stratejisi
10.8.2018
Her şey algıdan
8.8.2018
Vakit bulmak veya yaratmak
6.8.2018
Göstermeye ihtiyaç yok, her şey zaten ortada
3.8.2018
Kim kimi idare ediyor?
1.8.2018
Tabana yayılan ucuzculuk
30.7.2018
Diklenerek eğilmek
28.7.2018
Akşener gerçekten dönmezse?
26.7.2018
Kötülüğü çoğaltmak
24.7.2018
Ne yaptınız da yoruldunuz?
18.7.2018
Baş etme stratejileri
17.7.2018
‘Dağılma’ hevesi
14.7.2018
Kötü siyaset iyisini kovar
11.7.2018
Yeni rejim neye benziyor?
10.7.2018
Başkanın adamları
9.7.2018
Yeni dönem başlarken
5.7.2018
Seçim notları 2: 'Büyük hezimet' 7 Haziran'a benziyor mu?
2.7.2018
Soruları bitmeyen seçim
30.6.2018
Değişim bir tercih değil
28.6.2018
Seçim notları
26.6.2018
MHP oylarının anlamı
25.6.2018
24 Haziran’ın iktidar tablosu
23.6.2018
Bozgun görüntüsü
21.6.2018
Umudun kışkırttığı endişe
18.6.2018
Son düzlük notları
14.6.2018
İttifak çatlağı su sızdırıyor
12.6.2018
İttifaklar tablosu
8.6.2018
Metal paslanması
7.6.2018
Son düzlük kaygıları
4.6.2018
Rehavete yetmeyen ama cesaret veren bir umut
1.6.2018
Yüzde 50 evde zor tutuluyor
30.5.2018
Kötü haber: Seçim bitmeyecek
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive