Kemal CAN



Bookmark and Share

Bu iktidar nereye koşuyor?


28.06.2020 - Bu Yazı 201 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Geçtiğimiz haftalarda salgın şartlarına pek de uymayacak bir siyasi hareketlenme hatta hararet gündeme gelmişti. Bu hareketliliğin bir baskın seçimin habercisi olabileceği yolunda yorumlar yapıldı. Ekonomik sıkışmanın gündemden uzak tutulması ihtiyacının öne çıktığı söylendi. “Yeni rejimi” sağlamlaştırmak için son çiviler çakılıyor değerlendirmeleri oldu. Bu hareketlilik yerini geçici bir durgunluğa bıraktı ama iktidarın otoriterleşme açısından “durmak yok yola devam” sloganına bağlı kaldığı anlaşılıyor. Barolarla ilgili düzenlemedeki ısrar, daha önce yine gündeme getirilen ama sonra dondurulan “sosyal medyaya nizam verme” girişiminin Erdoğan tarafından yeniden dile getirilmesi, Bahçeli’nin ortaya attığı seçim ve siyasi partilere ilişkin düzenleme talebini tazelemesi, fazla gürültü çıkartmadan pişirilmeye çalışılan kıdem tazminatı meselesi.

Bu köşeyi takip edenler, yaşanan hareketliliğin verilmiş kararlardan çok zemin yoklama gibi durduğunu yazdığımı hatırlayacaklardır. İktidarın bu yoklamalardan çıkarttığı ilk sonucun, imkanları/fırsatları maksimum kullanma ve gidebildiği kadar mesafe alma şeklinde olduğu anlaşılıyor. Bir hafta önceki yazının başlığındaki “eldeki imkan ayağın bağı oluyor” görüşüne ve kronikleşen erimeye kalıcı çözüm arayışına pek itibar edilmediği anlaşılıyor. Belki de yoklamalarda bunun pek mümkün olmadığı fark edilmiştir. Bu yüzden fazla direnç olmayacağı hesaplanan her alanda, kontrolsüz bir ataklığın hatta aceleciliğin tercih edilmesi ihtimali giderek güç kazanıyor. Bu yaklaşımı özetleyen cümle yine Bahçeli’den geldi: “Milliyetçi Hareket Partisi’nin takip ettiği iki stratejik hedeften birisi Cumhur İttifakı’nın devamı, bir diğeri de Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin dönemsel değil, bilakis daimi başarısıdır.”

Meselenin özeti şu: Senelerdir seçimlerin asla aşılamaz bir baraj olarak kendisini koruyacağını iddia eden ve yeterli çoğunluğu daima sağlayabileceğine inanan iktidar, ciddi bir aritmetik sıkıntı içinde. Çok sayıdaki araştırma, iktidar oylarında ciddi gerileme tespit ediyor. Erime henüz rakipleri yükseltmiyor olsa da destek kimyasını bozuyor. Daha önemlisi, iktidar sözcüleri bir süredir çoğunluğu temsil ettiklerini ileri sürmek yerine, muhalefetin oluşturduğu tehlikelerden bahsetmek zorunda kalıyor. Çekirdek tabanı tutmak veya henüz “kararsız” havuzundan daha ileri gitmeyen rahatsızları tamamen kaybetmemek için, hep yetersiz kalan çarelerini sürekli yenilemek zorunda. “Alternatifsizlik” iddiası için sayısal üstünlük dışında sağlam bir çapa bulması gerekiyor. İşte bu yüzden artık asla kazanamayacak değil, kazanması çok tehlikeli olacak muhalefetten bahsediliyor. Bu da yetmiyor, ülkenin beka davasının bir parçası olarak bu durumun engellenmesi için önlemler almanın gerektiği ve bunun meşru olduğu söyleniyor.

İktidarın hızlı davranma ve aceleciliğinin nedeni, mevcut aritmetik baskıyı -seçimli veya seçimsiz- üç sene taşımanın çok zor olması. Eldeki zamanı olumsuz tabloyu terse çevirmek için kullanmak ve daha önemlisi bundan sonuç almak pek mümkün görünmüyor. En azından yoklamalardan bu sonucun çıkmadığı ortada. Buna karşılık, hem uluslararası konjonktür hem hakim zihni iklim, otoriter ataklar için hayli elverişli. O halde, eldeki zamanı kendi imkanlarını genişletecek, başkalarına her yeri dar edecek hamlelerle kullanmak gerekiyor. Önümüzdeki günlerde bu hızlanmanın somut işaretlerini daha çok göreceğiz. Son zamanların gözde tamlaması “popülist otoriterlik” üzerinden söylersek; zaman popülistlik zamanı değil, otoriterlikte en uzağa atlamanın zamanı. Zaten sağlanabileceği çok şüpheli bir popülist dalga üretmenin önünde çok sayıda engel var.

İktidardaki 18’inci yılını tamamlamak üzere olan AKP’nin neredeyse başlangıç rakamlarına yakın bir oy oranına geri dönmüş olması çok şaşırtıcı değil aslında. Hatta bu kadar uzun bir sürenin doğal ve çok sayıda krizle bezeli ciddi tahribatlarının ardından, “şaşırtıcı oy patlaması” olarak değerlendirilen başlangıç oy seviyesini hâlâ tutuyor olması da kolay temin edilebilir bir sonuç sayılmaz. Ancak meseleye rakamlar açısından bakmanın her şeyi açıklamaya yetmeyeceği bir siyasal süreç söz konusu. Devam eden desteğin niteliği ve hangi enstrümanlarla sürdürülebildiği konusunda çok ciddi bir değişim söz konusu. Bu iktidarın doğuşuna siyasal destek vermiş ve sonrasındaki tırmanışı sırtlanmış kesimlerin giderek genişlemesine karşın, iktidarın eklenen yeni kitlelerdeki ağırlığı düşüyor. Özellikle kentlerde ve genç nüfusta çok net görülen bir durum bu.

Çoğunluğu ve çoğunluk değerlerini temsil iddiası, nepotism ve klientalizm gibi hastalıklarla hem de “beka davası” gibi “devletin sadık milleti” fikrinin ağırlık kazanmasıyla ciddi bir aşınma yaşıyor. Milletine aşık olduğunu iddia edenler, milletin kendilerine meftun olmasını talep eder hale geliyor. Artık taşıyıcı olmaktan çok tutucu bir içerik kazanan kutuplaştırma temaları çok hızla eskiyor, etkisini kaybediyor. Çelik çekirdekteki rövanşist hınca sıkışan motivasyon ise iyice zayıflamış olan kapsayıcılığı tamamen öldürüp, dışlayıcılığı tek varoluş biçimine dönüştürüyor. Bütün bunlara ek olarak Bahçeli’nin değiştirilmemesini garanti altına almak istediği yeni sistem, temsil ilişkisini güçlendirmek yerine bozan bir etki yaratıyor. Gerçek temsilcisinin arkasında yer alarak mücadele edilecek bir müesses nizam ve bundan beslenen elitler hikayesi tazelenemiyor. Bu sahicilik ve derinlik kaybı, söylem revizyonları ve taktik ataklarla karşılanamıyor. Bu çabalar, eriyen tabanı “kararsızlar” cebinde tutmaya ancak yetiyor.

Peki, bu yapısal sorunları aşmaktaki zorluklar nedeniyle eldeki imkanları maksimize ederek daha güçlü bir otoriterliği inşa etmek iktidar için kurtarıcı olabilir mi? Korona vesilesiyle bütün dünyada tartışılan bir mesele bu. Salgın ve sonrasının yarattığı zeminin otoriter eğilimleri besleyecek olması, bazı popülist siyasi aktörlere ekstra imkanlar sağlayabilir mi? Bu konuda -aksi görüşler olsa da- yaygın yorum, tablonun otoriter eğilim ve niyetlere imkan vereceği yolunda. Ekonomik arka planın ve salgın öncesinde başlayan, şimdi daha derinleşeceği anlaşılan kriz koşullarının da bunu destekleyeceği düşünülüyor. Fakat otoriterlik, güç maksimizasyonu, orantısız alan genişletme, kontrolsüz baskı politikaları uygulayıcıları için de bazı riskler taşıyor. İmkanlar fazla açık, riskler ise biraz gizli sanki. Bu risklerin başında da, iktidarın kontrolü ile çözüm/cevap üretme mecburiyeti –ve olası başarısızlığı- arasındaki doğrusal ilişki geliyor. Hemen peşinden de popülizmin otoriterliğe yol açabilmesine karşılık, otoriterliğin popülizm imkanlarını fazlaca besleyememesi eklenebilir.

Facebook Yorumları

reklam
1.07.2020
Üzüm üzüme baka baka
28.06.2020
Bu iktidar nereye koşuyor?
23.06.2020
Bir Şeyi de Olmayıverin...
20.06.2020
Eldeki imkan ayağın bağı oluyor
17.06.2020
'Başarının' sahibi var, başarısızlık herkesin
10.06.2020
Sapla saman fazla karışmadı mı?
4.06.2020
Siyasetçilik bir zanaat mıdır?
2.06.2020
Muhalefete Yüklenmede Yeni İşbölümü
30.05.2020
Gürültüyü geri almak
28.05.2020
İzolasyon kelepçesi, maske dayağı
23.05.2020
Bahçeli etkinliği için yakın hafıza tazelemesi
21.05.2020
Beş soru beş cevap
18.05.2020
Seçim Rehavetinin Sonu mu Geliyor?
16.05.2020
Yeni konsolidasyonun dinamikleri
13.05.2020
İzolasyonun şeffaflığı ve fırsatın çıplaklığı
9.05.2020
Nefret dili ve AVM psikolojisi
6.05.2020
'Anti-hukuk günlerinde'* AYM’den beklenen
2.05.2020
Nerede kaldığımızı hatırlamak için
30.04.2020
Memleketin diyaneti ve hukuku kimden sorulur?
29.04.2020
Bu İktidarın Post-Erdoğan Versiyonu Olur mu?
25.04.2020
Ahlakı-adabı yoksa, hukukunu kurmak gerek
22.04.2020
Yerel yönetimler neden hedefte?
18.04.2020
'Hiçbir şey yeni de değil'
12.04.2020
Korona fırsatları ve rakamlar
8.04.2020
Şaşırtıcı hiçbir şey yok
4.04.2020
Bu krizden fırsat çıkar mı?
1.04.2020
İyimserlik tutmadı, suçlamaya dönüş başladı
31.03.2020
Korona Teorileri
29.03.2020
Bilim Kurulu için siyasi izolasyon
19.03.2020
Herkese korona testi
15.03.2020
Derdin Tarifine Göre DEVA
12.03.2020
Az popülizm çok otoriterlik
8.03.2020
İdlib’den çıkamamak
5.03.2020
İdlib’in psikopolitik tortusu
1.03.2020
Şehitler tepesi dolu, sorumlu kürsüsü boş
27.02.2020
Yüze vurur ifadesi...
23.02.2020
Münferitleşme tuzağı
21.02.2020
Gayri ciddilik çok ciddi bir sorundur
16.02.2020
Tırmanan gerilim, taktik mi stratejik mi?
13.02.2020
Şam’a yürüyen Bahçeli nereye gider?
9.02.2020
Medya boykotu ve vekalet savaşı
6.02.2020
Öncesiz ve sonrasız yaşamak
2.02.2020
Güvenlikçilerin yarattığı güvenlik sorunu
30.01.2020
Gezi Davası’ndan duruşma sahneleri
27.01.2020
Muhafazakarlaşma, Yaşlanma, Taşralaşma
26.01.2020
24 Ocak
23.01.2020
MHP ve AKP’de benzeşme gerilimi
21.01.2020
AKP’de Taban Kaymıyor Tavan Uzaklaşıyor
19.01.2020
Gelecekten kopmuş eğitim siyaseti
16.01.2020
Halının uçtuğunu kim söylüyor?
13.01.2020
Barış Akademisyenleri deneyi
9.01.2020
Yoksulluğun reddiyesi
6.01.2020
Duvara doğru koşu hevesi
3.01.2020
Her yıl gibi 2020 de seçim yılı olacak
29.12.2019
Yıl bitiyor ama ne başlıyor?
26.12.2019
İnat siyaseti
19.12.2019
Krizi atlamak, sandığı kurtarmaz
16.12.2019
Gelecek Partisi’nin çıkış fotoğrafı
14.12.2019
“Gelecek” Yeni Partilerin Geleceği
12.12.2019
Değiştirmek mi sürdürmek mi zor?
8.12.2019
Sürdürülemez olan son ana kadar sürdürülür
5.12.2019
Siyasette değişen ve değişmeyen
3.12.2019
Her şey paraya çevrilebilir mi?
1.12.2019
Kime Göre Yeni, Kimin İçin Yeni?
28.11.2019
Yine gündem değiştirme paranoyası
23.11.2019
Kendi mesleğinin celladı olmak
20.11.2019
Devrimi Özlemek ama Hakkıyla
18.11.2019
Eşeği kaybedip bulma veya mehter diplomasisi
14.11.2019
Dümeni yeniden dışarıya kırmak
10.11.2019
O kadar önemli değiliz
7.11.2019
Duygu siyaseti
4.11.2019
Tehlikenin farkında mısınız?
31.10.2019
Kavgada yumruk sayılır
28.10.2019
Beklenti zaferden daha bereketli
25.10.2019
"Ya Ne Olacaktı?"
24.10.2019
Alanda hayaller masada gerçekler
22.10.2019
Makarnadan Savaşa İradesiz Seçmen İnancı
20.10.2019
Biz tam olarak ne seyrettik?
17.10.2019
Özne sapıtması
14.10.2019
Derinleşen sorun, sığlaşan söylem
9.10.2019
Savaşın fragmanı bile berbat
3.10.2019
İYİ Parti çatlar, üç ittifaka da oy gider
1.10.2019
Arabada Sigara Yasağı, Kanser Bilgisine Ceza
28.09.2019
Deprem ve iki ses
11.09.2019
(Yeniden)* Hassasiyet tartışması
9.09.2019
Sükût Bazen Daha Değerlidir
26.08.2019
Sükût Bazen Daha Değerlidir
26.08.2019
Kadın öldüren el ile idam şart diyen dil akraba
8.08.2019
Kendini tekrar etmenin dayanılmaz rahatlığı
28.07.2019
Çare olmayan avantaj: Zamanı kullanmak
17.07.2019
Üçüncü yılında 15 Temmuz
11.07.2019
Demiri değil oyunu soğutmak
3.07.2019
Sistem tartışması tercih değil mecburiyet
25.03.2020
Korona bahaneleri ve bildik tekrar
21.03.2020
Korona sınavı hangi dersten?
17.07.2019
Üçüncü yılında 15 Temmuz
10.07.2019
Demiri değil oyunu soğutmak
3.07.2019
Sistem tartışması tercih değil mecburiyet
29.06.2019
Şimdi iktidar düşünsün
26.06.2019
Hatalı lider mi, güçsüz lider mi?
22.06.2019
Kürtlerle sınav ve Kürtlerin sınavı
19.06.2019
'Son kırılma'
12.06.2019
Erdoğan neden saklanıyor?
8.06.2019
'Pontus' kampanyası kimin 'marifeti'?
5.06.2019
AKP’nin bayram vitrini
1.06.2019
'Niyet okumak' önemlidir
29.05.2019
Yalanın kime ne faydası var?
25.05.2019
Yeniden referandum mu, kimlik sayımı mı?
24.05.2019
Siyasette Sertleşme Sorunu
18.05.2019
Vefasız zenginler, nankör fakirler
15.05.2019
'(İç) hukuk' tüketilmiştir
12.05.2019
Aynısını istemek daima azını getirir
9.05.2019
Bu dalga kıyıya taşır mı?
5.05.2019
İttifaksız Düşünmeye Başlamak
1.05.2019
İttifakın kara yazısı
27.04.2019
Algı-olgu ilişkisi ve gerçeğin intikamı
24.4.2019
'Gaz sıkışması' mı, gaz verme mi?
23.4.2019
Siyasi kibirden vazgeçmek İstanbul’u bırakmaktan bile zor
14.4.2019
Mazbata hakların diyeti olmamalı
10.4.2019
Kontrolsüz gücün kendine ettiği
6.4.2019
Zaafın dibinde, kaosun eşiğinde
30.3.2019
Seçim okuma kılavuzu
27.3.2019
Medyadan tabana imha hikâyeleri
22.3.2019
Seçim neyi çözer, ne gösterir?
20.3.2019
Tasada ve Sevinçte Bir
6.3.2019
Ismarlama davaları kim kazanır?
1.3.2019
Olasılığın gücü kime çalışacak?
23.2.2019
Rakam değil insan olmak
20.2.2019
Lümpen muhafazakarlık
17.2.2019
Kaybetmeyen hep kazanır mı?
12.2.2019
Issız Adam
8.2.2019
Hikayeden siyaset
3.2.2019
Kanaat siparişleri ve klişe müfettişleri
30.1.2019
Duygu durumu: Fena
25.1.2019
Sakin Olmak Lazım
23.1.2019
Birey olmak ve hayal kırıklığı
21.1.2019
Herkesi yakalayan belirsizlik rehaveti
18.1.2019
Muhalefet 'bekliyor'
3.1.2019
Zayıfa şahin tüccar kahramanlar
26.12.2018
Bana mı dedin?
22.12.2018
Kimlik siyasetinin panzehiri hizmet siyaseti mi?
19.12.2018
Aşırı strateji, yüksek dozda taktik
16.12.2018
Hızlanınca icraat devrilince kader!
14.12.2018
Aynı derede kaç kere yıkanılır?
2.12.2018
Eski defterleri yeniden açmak
29.11.2018
Vaat siyaseti terk ederken
26.11.2018
Yerel seçimin nesi farklı
24.11.2018
Yeniden ittifakların gölgesinde siyaset
22.11.2018
Siyasette hareketlilik vadeden bir hafta
17.11.2018
Bildiğini unutmak, elindekinden olmak
14.11.2018
Ayrıntıdaki şeytandan öğrenmek
12.11.2018
Neyin İçinde, Ne ile Beraber, Nereye Doğru?
10.11.2018
Muhalefet cephesinde güncel durum
7.11.2018
İttifak hikayesinde güncel tablo
4.11.2018
Sistemin 'çaresi' ve krizi: Kimlik siyaseti
31.10.2018
Sahiden Kaşıkçı işi ne oldu?
29.10.2018
Hareketlilik de gerilim de iktidar blokunda
24.10.2018
İttifaksız yeni dönem
21.10.2018
Saçmalığa teslim olmak, nereye su taşır?
13.10.2018
Piyasa okur yazarlığı ve Brunson olayı
11.10.2018
Ölçüsüzlük
7.10.2018
İktidar neden seçimden korkmuyor?
4.10.2018
İmkan ve ihtimal
30.9.2018
İttifak günlükleri
28.9.2018
Enerjik Kötümserlik
26.9.2018
Bugünün sorumluluğu
23.9.2018
İktidarın yerel seçim rotası
19.9.2018
Acayip zamanlar
13.9.2018
Cumhuriyet tartışması
10.9.2018
Eyvallah
7.9.2018
Ödenmemiş fatura yığını
5.9.2018
Hastaya 'hasta' demek lazım
3.9.2018
Ekonomiyi siyasetle, siyaseti sertlikle idare
27.8.2018
Lütufla başlamayan yasakla bitmez
24.8.2018
Partilerin yerel seçim ufku
23.8.2018
Az iken muhalefet çok olunca kibir
20.8.2018
Lütuf düzeni
18.8.2018
Kayıp bölüştürmek
15.8.2018
Krizden çıkan totalitarizm hevesi
14.8.2018
Neyin mücadelesi kimin savaşı?
13.8.2018
Krizi karşılama stratejisi
10.8.2018
Her şey algıdan
8.8.2018
Vakit bulmak veya yaratmak
6.8.2018
Göstermeye ihtiyaç yok, her şey zaten ortada
3.8.2018
Kim kimi idare ediyor?
1.8.2018
Tabana yayılan ucuzculuk
30.7.2018
Diklenerek eğilmek
28.7.2018
Akşener gerçekten dönmezse?
26.7.2018
Kötülüğü çoğaltmak
24.7.2018
Ne yaptınız da yoruldunuz?
18.7.2018
Baş etme stratejileri
17.7.2018
‘Dağılma’ hevesi
14.7.2018
Kötü siyaset iyisini kovar
11.7.2018
Yeni rejim neye benziyor?
10.7.2018
Başkanın adamları
9.7.2018
Yeni dönem başlarken
5.7.2018
Seçim notları 2: 'Büyük hezimet' 7 Haziran'a benziyor mu?
2.7.2018
Soruları bitmeyen seçim
30.6.2018
Değişim bir tercih değil
28.6.2018
Seçim notları
26.6.2018
MHP oylarının anlamı
25.6.2018
24 Haziran’ın iktidar tablosu
23.6.2018
Bozgun görüntüsü
21.6.2018
Umudun kışkırttığı endişe
18.6.2018
Son düzlük notları
14.6.2018
İttifak çatlağı su sızdırıyor
12.6.2018
İttifaklar tablosu
8.6.2018
Metal paslanması
7.6.2018
Son düzlük kaygıları
4.6.2018
Rehavete yetmeyen ama cesaret veren bir umut
1.6.2018
Yüzde 50 evde zor tutuluyor
30.5.2018
Kötü haber: Seçim bitmeyecek
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive