Kemal CAN



Bookmark and Share

Bahçeli etkinliği için yakın hafıza tazelemesi


23.05.2020 - Bu Yazı 250 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Toplam bir haftaya sıkışan kısa hikaye şöyle yaşandı: Önce Bahçeli, seçim yasasından siyasi partiler yasasına, iç tüzükten siyasi etik meselesine kadar çerçevesi belirsiz bir dizi düzenleme talep etti. Bütün bunların baskın bir erken seçimle ilişkisi olabileceği iddia edildi. Erdoğan, “virüsle birlikte sorunlu siyasetçilerden kurtulacaklarını” dile getirince ve bütün adımlar da bununla uyumlu olunca, siyasi alanın daha da daraltılması niyeti anlaşıldı. Devamında Abdulkadir Selvi, “aslında bir hazırlık yok ama seçim barajı da gündeme gelebilir” yazdı. 50+1’in zorlukları ve aşmaya dönük formüller üzerinde çalışıldığı yeniden konuşulur oldu. Habertürk’ten Muharrem Sarıkaya, AKP’li Mustafa Elitaş ve Bülent Turan’a dayandırarak, bu düzenlemelerin gündemde olmadığı, bir hazırlık yapılmadığını haberleştirdi. Ancak bu bilginin dumanı tüterken, AKP’nin Grup Başkanı Naci Bostancı’dan düzeltme geldi: “MHP ile konu üzerine çalışıyoruz.” Bu hızlı manevranın, neden ve nasıl gerçekleşmiş olabileceği, son yılların maceralı siyasi yolculuğunda saklı.

Devlet Bahçeli’nin iktidar üzerindeki ağırlığı ve asıl olarak da siyasetteki belirleyiciliği konusunda, şüphe duyan sayısı artık yok denecek kadar azalmış durumda. İktidarla ittifak oluşturduğu ilk zamanlardaki “koltuk değneği”, “anahtar teslimi” benzetmelerini, MHP’nin eriyip yok olacağı öngörülerini pek dile getiren çıkmıyor. Son yılların önemli siyasi aksiyonlarının başlatıcısı olarak hep Bahçeli’yi izleyip, neredeyse bütün işaret fişeklerinin onun tarafından ateşlendiği görülünce, önce bakış sonra da değerlendirmeler değişti. Sadece rotaların değil zamanlamanın, hızın ve ritmin üzerindeki Bahçeli etkisi görüldükçe, “ne olacağına” ilişkin kestirimler için asıl bakılan odak haline geldi.

Muhalefet çevrelerinde çok hızlı yayılan algı değişimi, zamanla fazla abartılı bir hale de dönüştü: Son zamanlarda -kimi eski ortaklarının özel çabalarıyla- iktidarın bütün yanlış işlerinin (daha doğrusu politik tercihlerinin) sorumlusu olarak MHP işaret edilmeye başlandı. Kısmen Ergenekon bağlantısıyla birlikte gerilim ve sertlik politikaları, Avrasyacılarla paralel dış politika tercihleri gibi başlıklarda, MHP’nin belirleyiciliği kuvvetli bir ezbere dönüştü. Bazen eski ortak liberaller, bazen eski müttefik cemaatçiler, bazen bazı Kürtler, bazen henüz taraf değiştirmemiş ulusalcılar, “hep bunları Bahçeli yapıyor (yaptırıyor)” tezini kullandılar. İktidar ve özellikle Erdoğan çevresi, bazı açılardan sıkıntı yaratsa bile bu genel havadan fazla rahatsız olmadılar, hatta önünü açtılar. İktidarın icraatından kendisini uzak tutan MHP açısından da itiraz edilecek bir durum değildi.

Denklem üç taraf açısından da elverişli işliyordu. Bahçeli ve MHP açısından iktidarın bütün faturalarını üstlenmeden çok önemli alanlardaki kritik belirleyici rolü edinmek, fazla külfeti olmayan nimetler yaratıyordu. Bir kısım muhalefet (veya öyle durmak zorunda kalanlar) açısından, tehlikeli çatışmalarından biraz daha uzakta, kolay kullanılır ve ikna edici olabilen verimli ama gerçeğe uymayan tespitleri bol keseden kullanma rahatlığı sağlıyordu. Erdoğan başta olmak üzere iktidarın merkez aktörleri açısından, içeride ve dışarıda hala temas kapısını açık tutmak istedikleri kesimlere dönük ve fazla zahmete girmeden heveslilerince devreye sokulan bahanelere sahip olma lüksü veriyordu. Yarattığı sorunların bile herkesçe kullanılabilir olduğu tam bir “kazan-kazan” formülü.

Meselenin sayısal cephesinde tablo şöyle gelişti: 2015 itibarıyla Kılıçdaroğlu’nun (yüzde 40 iktidar, yüzde 60 muhalefet) oy dengesi tarifine “o iş öyle değil” diyen Bahçeli’nin milliyetçi-maneviyatçı çoğunluk formülü, başkanlık referandumuna ikna olmayan MHP’liler yüzünden tam gerçekleşmedi. Ancak MHP’nin kalanı bile iktidarın vazgeçemeyeceği bir belirleyicilik ve vazgeçilmezlik sağladı. Yetmese de idare eden -en azından rakiplerin çok kolay toplanabileceğine inandırıldığı- bir konsolidasyon havası yaratılabildi. Hadisenin politik tarafında ise tablo çok daha verimli işledi: Kendisini “fikren iktidarda” gösterebilen MHP’ye karşılık, AKP de çok kuvvetli bir ideolojik destek temin etti. Semboller torbasına bayrak gibi, ordu gibi, “tam bağımsızlıkçılık” gibi unsurları (bir kısmını muhalefetin elinden alarak) çok kolay ekledi. Koruyucu kalkanını daha güçlü hale getirdi, muhalefeti bozacak imkanlarını epey büyüttü.

İttifakın ilk kurulduğunda, aceleci yorumcuların MHP’nin AKP içinde eriyeceği düşüncesi, olması gerektiği gibi hayat tarafından doğrulanmadı. Hatta ittifak içindeki oy kayışının AKP’den MHP’ye doğru gerçekleştiği ortaya çıktı. Ancak bu ittifak içi oy hareketliliği, MHP’yi ziyadesiyle memnun etmesinin yanı sıra, AKP ve özellikle de Erdoğan tarafından da iki nedenle çok sakıncalı bulunmadı: Birincisi AKP’den kaçan oyların muhalefet bloğuna geçmeyip MHP tarafından “tutulması”; ikincisi iktidarın oy kaybının MHP’nin fazla zorladığı sertleşme politikalarına bağlanarak açıklanmaya başlanması. Bu ikinci fayda, sadece “yumuşama” alametleri muştulayanlarca köpürtülmüyor. AKP’nin kendi içindeki memnuniyetsizleri yatıştırmak için kullanışlı bir kaçış sunuyor. Muhalefet partilerinin bazılarını da heveslendiren bir ökse oluyor.

Bahçeli ve Erdoğan’ın -kimin daha karlı çıktığı tartışmalı elbette- karşılıklı olarak birbirlerini hem destekçi, hem zorluk bahanesi olarak kullanabilme dengesini bozan, başta ekonomik kriz olmak üzere “gerçek sorunlar” oldu. Sahici ve yakıcı sorunları siyasi hamlelerle geriye itebilme veya bu sorunların üzerinden atlayarak ileriye kaçma imkanını fazla abartan iktidar, kalıcı hasar almaya ve daha hızlı erimeye başladı. Sembolleri çoğaltan, milliyetçiliği kuvvetli biçimde merkezileştiren iktidar, hassasiyet zenginliği getirmeyip siyasi bir daralmaya sıkıştı. Destek olarak çağrılan milliyetçilik diğer hassasiyetleri fazla ezdi, onları geri getirmek için yapılan agresif ataklar rahatsızlığı büyüttü. Çözüm kapasitesi zaten sıkıntıya girmiş olan iktidar, siyaset üretme imkanından ve gündem kurma avantajında da geriye düştü. Büyük ölçüde Bahçeli’nin armağanı, fazla gürültülü beka davası, metal yorgunluğu yaşayan tek alet haline geldi.

2018 seçiminde Bahçeli’nin biçimlendirdiği ittifaklı seçim formülünün, “alabildiği sonuca” rağmen özellikle AKP için bariz hale gelen sakıncaları, çok kısa süren “başka arayış” rüzgarlarını estirdi. Benzer bir rüzgar yerel seçimin hemen ardından ve galiba şimdilerde de yine bazı kulaklara biraz sert esiyor. Bütün bu noktalarda Bahçeli’nin sadece siyasi aksiyon başlatan olmayıp, olası gelişmeleri ve girilebilecek yeni yolları kesen, kapatan rolünün de hiç küçümsenmemesi gerektiği daha iyi anlaşıldı: Başlatıcı olduğu kadar iyi bir durdurucu olabileceğini defalarca gösterdi. O tarihten bu yana hem Erdoğan hem Bahçeli, aynı anda geçerli olan hem fazla yapışıklığın hem mesafeli görüntünün yarattığı sorunları, hem kendileri hem ortakları için biraz hafifletmeye, hem istekli hem mecbur oldular.

İki seçimde en öndeki iktidar sözcüsü olmak, kampanyanın ruhunu ve şeklini belirlemek, istifa eden bakanlarla ilgili tasarruf konusundaki ilk çıkışı yapmak, muhalefet partileri ve özellikle AKP içinden çıkanlarla iktidar adına polemiği yürütmek, sadece “harici ortak” pozisyonuyla açıklanabilir bir angajman değil. Bahçeli’nin son Berat Albayrak desteğinden de anlaşıldığı üzere, sorunlu icraattan ayrı durmak tercihinden de vazgeçtiği anlaşılıyor. “Birlikte kaybetme” rotasına girmiş kader ortaklığında, karşılıklı olarak daha çok sorumluluk, gerekirse gönüllü paratoner rolünden kaçınmamak gerekiyor. Seçimi bile ikinci plana atabilecek yeni bir vesayet düzeni yaratabilmek için, iktidar çimentosunu daha sıkı karmak gerekiyor. Veya bu konuda başka arayışların akıllarda dolaşmaya başladığı söylentileri, bu konudaki hatırlatmaları daha açık hale getiriyor. İlk paragraftaki kısa hikayeyi bir de böyle okumak gerekebilir.

 

Facebook Yorumları

reklam
28.05.2020
İzolasyon kelepçesi, maske dayağı
23.05.2020
Bahçeli etkinliği için yakın hafıza tazelemesi
21.05.2020
Beş soru beş cevap
18.05.2020
Seçim Rehavetinin Sonu mu Geliyor?
16.05.2020
Yeni konsolidasyonun dinamikleri
13.05.2020
İzolasyonun şeffaflığı ve fırsatın çıplaklığı
9.05.2020
Nefret dili ve AVM psikolojisi
6.05.2020
'Anti-hukuk günlerinde'* AYM’den beklenen
2.05.2020
Nerede kaldığımızı hatırlamak için
30.04.2020
Memleketin diyaneti ve hukuku kimden sorulur?
29.04.2020
Bu İktidarın Post-Erdoğan Versiyonu Olur mu?
25.04.2020
Ahlakı-adabı yoksa, hukukunu kurmak gerek
22.04.2020
Yerel yönetimler neden hedefte?
18.04.2020
'Hiçbir şey yeni de değil'
12.04.2020
Korona fırsatları ve rakamlar
8.04.2020
Şaşırtıcı hiçbir şey yok
4.04.2020
Bu krizden fırsat çıkar mı?
1.04.2020
İyimserlik tutmadı, suçlamaya dönüş başladı
31.03.2020
Korona Teorileri
29.03.2020
Bilim Kurulu için siyasi izolasyon
19.03.2020
Herkese korona testi
15.03.2020
Derdin Tarifine Göre DEVA
12.03.2020
Az popülizm çok otoriterlik
8.03.2020
İdlib’den çıkamamak
5.03.2020
İdlib’in psikopolitik tortusu
1.03.2020
Şehitler tepesi dolu, sorumlu kürsüsü boş
27.02.2020
Yüze vurur ifadesi...
23.02.2020
Münferitleşme tuzağı
21.02.2020
Gayri ciddilik çok ciddi bir sorundur
16.02.2020
Tırmanan gerilim, taktik mi stratejik mi?
13.02.2020
Şam’a yürüyen Bahçeli nereye gider?
9.02.2020
Medya boykotu ve vekalet savaşı
6.02.2020
Öncesiz ve sonrasız yaşamak
2.02.2020
Güvenlikçilerin yarattığı güvenlik sorunu
30.01.2020
Gezi Davası’ndan duruşma sahneleri
27.01.2020
Muhafazakarlaşma, Yaşlanma, Taşralaşma
26.01.2020
24 Ocak
23.01.2020
MHP ve AKP’de benzeşme gerilimi
21.01.2020
AKP’de Taban Kaymıyor Tavan Uzaklaşıyor
19.01.2020
Gelecekten kopmuş eğitim siyaseti
16.01.2020
Halının uçtuğunu kim söylüyor?
13.01.2020
Barış Akademisyenleri deneyi
9.01.2020
Yoksulluğun reddiyesi
6.01.2020
Duvara doğru koşu hevesi
3.01.2020
Her yıl gibi 2020 de seçim yılı olacak
29.12.2019
Yıl bitiyor ama ne başlıyor?
26.12.2019
İnat siyaseti
19.12.2019
Krizi atlamak, sandığı kurtarmaz
16.12.2019
Gelecek Partisi’nin çıkış fotoğrafı
14.12.2019
“Gelecek” Yeni Partilerin Geleceği
12.12.2019
Değiştirmek mi sürdürmek mi zor?
8.12.2019
Sürdürülemez olan son ana kadar sürdürülür
5.12.2019
Siyasette değişen ve değişmeyen
3.12.2019
Her şey paraya çevrilebilir mi?
1.12.2019
Kime Göre Yeni, Kimin İçin Yeni?
28.11.2019
Yine gündem değiştirme paranoyası
23.11.2019
Kendi mesleğinin celladı olmak
20.11.2019
Devrimi Özlemek ama Hakkıyla
18.11.2019
Eşeği kaybedip bulma veya mehter diplomasisi
14.11.2019
Dümeni yeniden dışarıya kırmak
10.11.2019
O kadar önemli değiliz
7.11.2019
Duygu siyaseti
4.11.2019
Tehlikenin farkında mısınız?
31.10.2019
Kavgada yumruk sayılır
28.10.2019
Beklenti zaferden daha bereketli
25.10.2019
"Ya Ne Olacaktı?"
24.10.2019
Alanda hayaller masada gerçekler
22.10.2019
Makarnadan Savaşa İradesiz Seçmen İnancı
20.10.2019
Biz tam olarak ne seyrettik?
17.10.2019
Özne sapıtması
14.10.2019
Derinleşen sorun, sığlaşan söylem
9.10.2019
Savaşın fragmanı bile berbat
3.10.2019
İYİ Parti çatlar, üç ittifaka da oy gider
1.10.2019
Arabada Sigara Yasağı, Kanser Bilgisine Ceza
28.09.2019
Deprem ve iki ses
11.09.2019
(Yeniden)* Hassasiyet tartışması
9.09.2019
Sükût Bazen Daha Değerlidir
26.08.2019
Sükût Bazen Daha Değerlidir
26.08.2019
Kadın öldüren el ile idam şart diyen dil akraba
8.08.2019
Kendini tekrar etmenin dayanılmaz rahatlığı
28.07.2019
Çare olmayan avantaj: Zamanı kullanmak
17.07.2019
Üçüncü yılında 15 Temmuz
11.07.2019
Demiri değil oyunu soğutmak
3.07.2019
Sistem tartışması tercih değil mecburiyet
25.03.2020
Korona bahaneleri ve bildik tekrar
21.03.2020
Korona sınavı hangi dersten?
17.07.2019
Üçüncü yılında 15 Temmuz
10.07.2019
Demiri değil oyunu soğutmak
3.07.2019
Sistem tartışması tercih değil mecburiyet
29.06.2019
Şimdi iktidar düşünsün
26.06.2019
Hatalı lider mi, güçsüz lider mi?
22.06.2019
Kürtlerle sınav ve Kürtlerin sınavı
19.06.2019
'Son kırılma'
12.06.2019
Erdoğan neden saklanıyor?
8.06.2019
'Pontus' kampanyası kimin 'marifeti'?
5.06.2019
AKP’nin bayram vitrini
1.06.2019
'Niyet okumak' önemlidir
29.05.2019
Yalanın kime ne faydası var?
25.05.2019
Yeniden referandum mu, kimlik sayımı mı?
24.05.2019
Siyasette Sertleşme Sorunu
18.05.2019
Vefasız zenginler, nankör fakirler
15.05.2019
'(İç) hukuk' tüketilmiştir
12.05.2019
Aynısını istemek daima azını getirir
9.05.2019
Bu dalga kıyıya taşır mı?
5.05.2019
İttifaksız Düşünmeye Başlamak
1.05.2019
İttifakın kara yazısı
27.04.2019
Algı-olgu ilişkisi ve gerçeğin intikamı
24.4.2019
'Gaz sıkışması' mı, gaz verme mi?
23.4.2019
Siyasi kibirden vazgeçmek İstanbul’u bırakmaktan bile zor
14.4.2019
Mazbata hakların diyeti olmamalı
10.4.2019
Kontrolsüz gücün kendine ettiği
6.4.2019
Zaafın dibinde, kaosun eşiğinde
30.3.2019
Seçim okuma kılavuzu
27.3.2019
Medyadan tabana imha hikâyeleri
22.3.2019
Seçim neyi çözer, ne gösterir?
20.3.2019
Tasada ve Sevinçte Bir
6.3.2019
Ismarlama davaları kim kazanır?
1.3.2019
Olasılığın gücü kime çalışacak?
23.2.2019
Rakam değil insan olmak
20.2.2019
Lümpen muhafazakarlık
17.2.2019
Kaybetmeyen hep kazanır mı?
12.2.2019
Issız Adam
8.2.2019
Hikayeden siyaset
3.2.2019
Kanaat siparişleri ve klişe müfettişleri
30.1.2019
Duygu durumu: Fena
25.1.2019
Sakin Olmak Lazım
23.1.2019
Birey olmak ve hayal kırıklığı
21.1.2019
Herkesi yakalayan belirsizlik rehaveti
18.1.2019
Muhalefet 'bekliyor'
3.1.2019
Zayıfa şahin tüccar kahramanlar
26.12.2018
Bana mı dedin?
22.12.2018
Kimlik siyasetinin panzehiri hizmet siyaseti mi?
19.12.2018
Aşırı strateji, yüksek dozda taktik
16.12.2018
Hızlanınca icraat devrilince kader!
14.12.2018
Aynı derede kaç kere yıkanılır?
2.12.2018
Eski defterleri yeniden açmak
29.11.2018
Vaat siyaseti terk ederken
26.11.2018
Yerel seçimin nesi farklı
24.11.2018
Yeniden ittifakların gölgesinde siyaset
22.11.2018
Siyasette hareketlilik vadeden bir hafta
17.11.2018
Bildiğini unutmak, elindekinden olmak
14.11.2018
Ayrıntıdaki şeytandan öğrenmek
12.11.2018
Neyin İçinde, Ne ile Beraber, Nereye Doğru?
10.11.2018
Muhalefet cephesinde güncel durum
7.11.2018
İttifak hikayesinde güncel tablo
4.11.2018
Sistemin 'çaresi' ve krizi: Kimlik siyaseti
31.10.2018
Sahiden Kaşıkçı işi ne oldu?
29.10.2018
Hareketlilik de gerilim de iktidar blokunda
24.10.2018
İttifaksız yeni dönem
21.10.2018
Saçmalığa teslim olmak, nereye su taşır?
13.10.2018
Piyasa okur yazarlığı ve Brunson olayı
11.10.2018
Ölçüsüzlük
7.10.2018
İktidar neden seçimden korkmuyor?
4.10.2018
İmkan ve ihtimal
30.9.2018
İttifak günlükleri
28.9.2018
Enerjik Kötümserlik
26.9.2018
Bugünün sorumluluğu
23.9.2018
İktidarın yerel seçim rotası
19.9.2018
Acayip zamanlar
13.9.2018
Cumhuriyet tartışması
10.9.2018
Eyvallah
7.9.2018
Ödenmemiş fatura yığını
5.9.2018
Hastaya 'hasta' demek lazım
3.9.2018
Ekonomiyi siyasetle, siyaseti sertlikle idare
27.8.2018
Lütufla başlamayan yasakla bitmez
24.8.2018
Partilerin yerel seçim ufku
23.8.2018
Az iken muhalefet çok olunca kibir
20.8.2018
Lütuf düzeni
18.8.2018
Kayıp bölüştürmek
15.8.2018
Krizden çıkan totalitarizm hevesi
14.8.2018
Neyin mücadelesi kimin savaşı?
13.8.2018
Krizi karşılama stratejisi
10.8.2018
Her şey algıdan
8.8.2018
Vakit bulmak veya yaratmak
6.8.2018
Göstermeye ihtiyaç yok, her şey zaten ortada
3.8.2018
Kim kimi idare ediyor?
1.8.2018
Tabana yayılan ucuzculuk
30.7.2018
Diklenerek eğilmek
28.7.2018
Akşener gerçekten dönmezse?
26.7.2018
Kötülüğü çoğaltmak
24.7.2018
Ne yaptınız da yoruldunuz?
18.7.2018
Baş etme stratejileri
17.7.2018
‘Dağılma’ hevesi
14.7.2018
Kötü siyaset iyisini kovar
11.7.2018
Yeni rejim neye benziyor?
10.7.2018
Başkanın adamları
9.7.2018
Yeni dönem başlarken
5.7.2018
Seçim notları 2: 'Büyük hezimet' 7 Haziran'a benziyor mu?
2.7.2018
Soruları bitmeyen seçim
30.6.2018
Değişim bir tercih değil
28.6.2018
Seçim notları
26.6.2018
MHP oylarının anlamı
25.6.2018
24 Haziran’ın iktidar tablosu
23.6.2018
Bozgun görüntüsü
21.6.2018
Umudun kışkırttığı endişe
18.6.2018
Son düzlük notları
14.6.2018
İttifak çatlağı su sızdırıyor
12.6.2018
İttifaklar tablosu
8.6.2018
Metal paslanması
7.6.2018
Son düzlük kaygıları
4.6.2018
Rehavete yetmeyen ama cesaret veren bir umut
1.6.2018
Yüzde 50 evde zor tutuluyor
30.5.2018
Kötü haber: Seçim bitmeyecek
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive