Kemal CAN



Bookmark and Share

Kendini tekrar etmenin dayanılmaz rahatlığı


7.08.2019 - Bu Yazı 300 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

  Erdoğan’ın ve iktidara yakın medyanın, yoğunluklu gündem başlığı Suriye ve özellikle de “Fırat’ın doğusuna yapılacak operasyon” haline geldi. Zemin hazırlama açısından, kısa zamanda epey mesafe alındığı söylenebilir. Gündem istendiği gibi işledikçe dozu da giderek artırılıyor. Neredeyse her gün bu konuda konuşan Erdoğan, hâlâ sürmekte olan pazarlıklarda el büyütmek için, çıtayı her seferinde bir basamak yukarı taşıyor. ABD yönetiminden de geride süren pazarlıkları etkilemeye dönük kararlılık açıklamaları geliyor ama ABD basınında çıkan bazı yorumlar -mesela Washington Post- tersinin de mümkün olabileceği yolunda. Rusya ve Suriye’nin ihtiyatlı ve biraz da “keyifli” sessizliği sürüyor. Türkiye bir süredir çeşitli alanlarda ama özellikle de Suriye’de, açık bir çatışmayı göze almak istemeyen veya öncelikleri nedeniyle şimdilik bunu tercih etmeyen muhataplar karşısında kolay rauntlar kazanıyor. Şimdi de kendisini durdurmaya kalkmanın maliyetine katlanmak istenmeyeceğine güveniyor gibi. Erdoğan’ın “Suriye’de yeni bir evre” olarak tanımladığı Fırat’ın doğusuna yönelecek bir hamle için uluslararası alanda yeterli boşluk yaratabildiği düşüncesi, Ankara’da ağırlık kazanmış görünüyor. Görünenin veya beklentinin gerçekle ne kadar örtüşeceği ve kısa bir zamanda havanın değişip değişmeyeceğiyle ilgili sürprizler ise gizlendikleri yerlerde bekliyor olabilir. Yani “olacaklara sonra bakarız” yaklaşımı devam ediyor.

Meselenin -artık bu ayrım kalmadığı için- iç politikaya yansımasıyla ilgili ilk sondajlar da, benzer bir uygun zeminin oluştuğunu, en azından sağlanmasının pek zor olmadığını düşündürüyor. Bu konjonktüre, tahkim edilmiş Cumhur İttifakıyla hazırlanıldığı ve iktidarın savunmasında ağırlık merkezinin yine milliyetçilik olacağı artık açıklık kazanmış durumda. (Pazartesi günü medyascopetv’deki 5 Soru 10 Cevap’ta anlattıklarımı şuraya bırakayım). İktidar cephesinin -biraz da seçeneksizlikten- kendi krizine çare olarak düşündüğü dış politika (Suriye) hamleleri, seçimlerde oy desteği açısından pek işe yaramamış olsa da, muhalefeti paralize/pasifize etmekte hâlâ iş görür bulunuyor. Nasıl argümante edildiğine bakılmadan kabul gören güvenlik kaygısının yanına, konuyu -muhalefetin önüne itilmiş- Suriyeliler sorunuyla da ilişkilendirmek bu elverişliliği artırıyor. Operasyona “barış koridoru kurma” gibi içeriğinden epey uzakta bir isim bulduktan sonra, Suriyelilerin geri gönderileceği bir tampon bölge vaadi de eklenince, zaten pek olmayan muhalefet direnci iyice zayıflatılabiliyor. Üstüne Amerika’ya kafa tutma havası da hediye. CHP’ye yakın bazı isimlerin ve bazı yayın organlarının “Kıbrıs Barış Harekatı” benzetmesi yaparak, iktidara muhalefetin de desteğini alma önerileri yapmaları bu konuda bir gösterge sayılabilir.

İki seçimdir -aslında daha da uzun süredir- dış politika gerilimlerini iç siyasette kalkan olarak kullanma ve beka söylemi ile oy konsolidasyonunu sürdürme konusunda istediği sonuçları alamamaya başlayan iktidarın, seçenekleri çeşitlendiremediği için mevcutla devama zorlandığı ortada. Ancak bu meselelerin işe yarayıp yaramamasından bağımsız olarak, bu kadar kolay ve neredeyse aynı hazır kalıplarla kullanılmasına tavır geliştiremeyen, farklı duruş oluşturamayan muhalefet aktörlerine de bir şeyler demek gerekir. Sadece BOP eşbaşkanlığı, “Suriyelileri buraya siz getirdiniz” veya “Ümmet politikası” türünden suçlamalara yaslanarak muhalefet görevini geçiştiren bir dil, bu alanlarda yeni bir düşünme perspektifi açmadığı gibi, iktidarı da çok fazla rahatsız etmiyor aslında. Hatta bu argümanların her biri, iktidar tarafından kullanılan çarpıtmalarda malzemeye dönüşüyor. Muhalefetin bir kısmı iktidarın yapacağını iddia ettiklerinin doğruluğu yerine, yapmaya cesaret edip edemeyeceğini tartışmayı tercih ediyor. Bu yüzden iktidar, her yapabildiğiyle, gerçekte aldığı sonuçtan daha fazla bir kazanç elde etmiş görüntüsü yaratabiliyor. Suriye -bataklığına- derinlerine her girişte, Afrin’de, İdlip’de hatta S-400 olayında bile, hamle öncesinde ortaya atılan abartılı negatif senaryolar, hamle sonrası “yaptık işte, bir şey de olmadı” iddiasıyla kolayca karşılanıyor. Konu daha geniş bir zaman dilimi için, bütün nedensellikleri ve olası sonuçlarıyla tartışmaya açılamadığından, gündem sadece iktidarın elinde kalmaya devam ediyor.

Önümüzdeki günlerde ne ekonomik krizin, ne kilitlenen sistemin, ne yolsuzluk ve israfın, ne çevre talanının gündemde yer edinemeyeceği, parti girişimlerinden başka bir siyasi dile kadar yeni olan hiçbir şeyin kendine alan açamayacağı bir atmosfer oluşması olasılığı hiç küçük değil. İktidar sorunlarını çözdüğü, yeni çözümler bulduğu için değil, her şeyi aynı yapmaya devam etmeye hâlâ imkan bulduğu için böyle. İktidar kendini tekrar ederek kazanmaya alıştığı için, şimdi aynı tekrarın ürettiği krizin içinde sürükleniyor. Bu yüzden gücünü ve çözüm imkanını kaybediyor. Fakat yine aynı şeyleri yapmaya devam ederek zaman kazanabiliyor, aynı zemini muhataplarına kabul ettirebiliyor. Bu tablo, kendisiyle Türkiye’yi eşitleyen iktidarın, kendi krizini memleketin ortak çöküşüne çevirebilmesine de neden oluyor. Seyretmeye devam eden veya müdahale edemeyen herkes de bu değirmene su taşıyor. Bir süredir gündem kurma yeteneğini de kaybetmiş olan Erdoğan’a, Suriye başlığında yeniden açılıyor gibi görünen alan buna önemli örnek. Çok önemli değişimler yapacağı iddia edilen Erdoğan’ın yenilik yerine tekrara sarılması ve böyle sonuç alabileceğine inanması bu yüzden. Belki bir yenilik/değişiklik olarak, AYM kararında görüldüğü gibi, eskiden her şeyi şahsen üstlenen ve gidilecek yönü bizzat işaret eden Erdoğan’ın, bu anlamda biraz geri çekilip gücünü yaymaktan kaçınmaya başlamasından bahsedilebilir. Erdoğan, gündemi belirleme gücünü yeniden kazanmak için, ilgi alanlarını biraz sınırlayarak tekrarlara daha fazla odaklanacak gibi görünüyor.

 

Facebook Yorumları

reklam
14.12.2019
“Gelecek” Yeni Partilerin Geleceği
11.12.2019
Değiştirmek mi sürdürmek mi zor?
8.12.2019
Sürdürülemez olan son ana kadar sürdürülür
4.12.2019
Siyasette değişen ve değişmeyen
2.12.2019
Her şey paraya çevrilebilir mi?
30.11.2019
Kime Göre Yeni, Kimin İçin Yeni?
27.11.2019
Yine 'gündem değiştirme' paranoyası
23.11.2019
Kendi mesleğinin celladı olmak
19.11.2019
Devrimi Özlemek ama Hakkıyla
16.11.2019
Eşeği kaybedip bulma veya mehter diplomasisi
13.11.2019
Dümeni yeniden dışarıya kırmak
9.11.2019
O kadar önemli değiliz
6.11.2019
Duygu siyaseti
4.11.2019
Tehlikenin farkında mısınız?
30.10.2019
Kavgada yumruk sayılır
26.10.2019
Beklenti 'zaferden' daha bereketli
25.10.2019
"Ya Ne Olacaktı?"
23.10.2019
Alanda hayaller masada gerçekler
22.10.2019
Makarnadan Savaşa İradesiz Seçmen İnancı
19.10.2019
Biz tam olarak ne seyrettik?
16.10.2019
Özne sapıtması
12.10.2019
Derinleşen sorun, sığlaşan söylem
9.10.2019
Savaşın fragmanı bile berbat
2.10.2019
İYİ Parti çatlar, üç ittifaka da oy gider
30.09.2019
Arabada Sigara Yasağı, Kanser Bilgisine Ceza
28.09.2019
Deprem ve iki ses
11.09.2019
(Yeniden)* Hassasiyet tartışması
9.09.2019
Sükût Bazen Daha Değerlidir
26.08.2019
Sükût Bazen Daha Değerlidir
25.08.2019
Kadın öldüren el ile 'idam şart' diyen dil akraba
7.08.2019
Kendini tekrar etmenin dayanılmaz rahatlığı
28.07.2019
Çare olmayan avantaj: Zamanı kullanmak
17.07.2019
Üçüncü yılında 15 Temmuz
10.07.2019
Demiri değil oyunu soğutmak
3.07.2019
Sistem tartışması tercih değil mecburiyet
29.06.2019
Şimdi iktidar düşünsün
26.06.2019
Hatalı lider mi, güçsüz lider mi?
22.06.2019
Kürtlerle sınav ve Kürtlerin sınavı
19.06.2019
'Son kırılma'
12.06.2019
Erdoğan neden saklanıyor?
8.06.2019
'Pontus' kampanyası kimin 'marifeti'?
5.06.2019
AKP’nin bayram vitrini
1.06.2019
'Niyet okumak' önemlidir
29.05.2019
Yalanın kime ne faydası var?
25.05.2019
Yeniden referandum mu, kimlik sayımı mı?
24.05.2019
Siyasette Sertleşme Sorunu
18.05.2019
Vefasız zenginler, nankör fakirler
15.05.2019
'(İç) hukuk' tüketilmiştir
12.05.2019
Aynısını istemek daima azını getirir
9.05.2019
Bu dalga kıyıya taşır mı?
5.05.2019
İttifaksız Düşünmeye Başlamak
1.05.2019
İttifakın kara yazısı
27.04.2019
Algı-olgu ilişkisi ve gerçeğin intikamı
24.4.2019
'Gaz sıkışması' mı, gaz verme mi?
23.4.2019
Siyasi kibirden vazgeçmek İstanbul’u bırakmaktan bile zor
14.4.2019
Mazbata hakların diyeti olmamalı
10.4.2019
Kontrolsüz gücün kendine ettiği
6.4.2019
Zaafın dibinde, kaosun eşiğinde
30.3.2019
Seçim okuma kılavuzu
27.3.2019
Medyadan tabana imha hikâyeleri
22.3.2019
Seçim neyi çözer, ne gösterir?
20.3.2019
Tasada ve Sevinçte Bir
6.3.2019
Ismarlama davaları kim kazanır?
1.3.2019
Olasılığın gücü kime çalışacak?
23.2.2019
Rakam değil insan olmak
20.2.2019
Lümpen muhafazakarlık
17.2.2019
Kaybetmeyen hep kazanır mı?
12.2.2019
Issız Adam
8.2.2019
Hikayeden siyaset
3.2.2019
Kanaat siparişleri ve klişe müfettişleri
30.1.2019
Duygu durumu: Fena
25.1.2019
Sakin Olmak Lazım
23.1.2019
Birey olmak ve hayal kırıklığı
21.1.2019
Herkesi yakalayan belirsizlik rehaveti
18.1.2019
Muhalefet 'bekliyor'
3.1.2019
Zayıfa şahin tüccar kahramanlar
26.12.2018
Bana mı dedin?
22.12.2018
Kimlik siyasetinin panzehiri hizmet siyaseti mi?
19.12.2018
Aşırı strateji, yüksek dozda taktik
16.12.2018
Hızlanınca icraat devrilince kader!
14.12.2018
Aynı derede kaç kere yıkanılır?
2.12.2018
Eski defterleri yeniden açmak
29.11.2018
Vaat siyaseti terk ederken
26.11.2018
Yerel seçimin nesi farklı
24.11.2018
Yeniden ittifakların gölgesinde siyaset
22.11.2018
Siyasette hareketlilik vadeden bir hafta
17.11.2018
Bildiğini unutmak, elindekinden olmak
14.11.2018
Ayrıntıdaki şeytandan öğrenmek
12.11.2018
Neyin İçinde, Ne ile Beraber, Nereye Doğru?
10.11.2018
Muhalefet cephesinde güncel durum
7.11.2018
İttifak hikayesinde güncel tablo
4.11.2018
Sistemin 'çaresi' ve krizi: Kimlik siyaseti
31.10.2018
Sahiden Kaşıkçı işi ne oldu?
29.10.2018
Hareketlilik de gerilim de iktidar blokunda
24.10.2018
İttifaksız yeni dönem
21.10.2018
Saçmalığa teslim olmak, nereye su taşır?
13.10.2018
Piyasa okur yazarlığı ve Brunson olayı
11.10.2018
Ölçüsüzlük
7.10.2018
İktidar neden seçimden korkmuyor?
4.10.2018
İmkan ve ihtimal
30.9.2018
İttifak günlükleri
28.9.2018
Enerjik Kötümserlik
26.9.2018
Bugünün sorumluluğu
23.9.2018
İktidarın yerel seçim rotası
19.9.2018
Acayip zamanlar
13.9.2018
Cumhuriyet tartışması
10.9.2018
Eyvallah
7.9.2018
Ödenmemiş fatura yığını
5.9.2018
Hastaya 'hasta' demek lazım
3.9.2018
Ekonomiyi siyasetle, siyaseti sertlikle idare
27.8.2018
Lütufla başlamayan yasakla bitmez
24.8.2018
Partilerin yerel seçim ufku
23.8.2018
Az iken muhalefet çok olunca kibir
20.8.2018
Lütuf düzeni
18.8.2018
Kayıp bölüştürmek
15.8.2018
Krizden çıkan totalitarizm hevesi
14.8.2018
Neyin mücadelesi kimin savaşı?
13.8.2018
Krizi karşılama stratejisi
10.8.2018
Her şey algıdan
8.8.2018
Vakit bulmak veya yaratmak
6.8.2018
Göstermeye ihtiyaç yok, her şey zaten ortada
3.8.2018
Kim kimi idare ediyor?
1.8.2018
Tabana yayılan ucuzculuk
30.7.2018
Diklenerek eğilmek
28.7.2018
Akşener gerçekten dönmezse?
26.7.2018
Kötülüğü çoğaltmak
24.7.2018
Ne yaptınız da yoruldunuz?
18.7.2018
Baş etme stratejileri
17.7.2018
‘Dağılma’ hevesi
14.7.2018
Kötü siyaset iyisini kovar
11.7.2018
Yeni rejim neye benziyor?
10.7.2018
Başkanın adamları
9.7.2018
Yeni dönem başlarken
5.7.2018
Seçim notları 2: 'Büyük hezimet' 7 Haziran'a benziyor mu?
2.7.2018
Soruları bitmeyen seçim
30.6.2018
Değişim bir tercih değil
28.6.2018
Seçim notları
26.6.2018
MHP oylarının anlamı
25.6.2018
24 Haziran’ın iktidar tablosu
23.6.2018
Bozgun görüntüsü
21.6.2018
Umudun kışkırttığı endişe
18.6.2018
Son düzlük notları
14.6.2018
İttifak çatlağı su sızdırıyor
12.6.2018
İttifaklar tablosu
8.6.2018
Metal paslanması
7.6.2018
Son düzlük kaygıları
4.6.2018
Rehavete yetmeyen ama cesaret veren bir umut
1.6.2018
Yüzde 50 evde zor tutuluyor
30.5.2018
Kötü haber: Seçim bitmeyecek
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive