Kemal CAN



Bookmark and Share

Demiri değil oyunu soğutmak


10.07.2019 - Bu Yazı 234 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

  Uzamış yerel seçim süreci, 31 Mart ve 23 Haziran sonuçları ve iktidarın karşı karşıya olduğu sorunlarda giderek sıkışması -hangi yönde olacağıyla ilgili farklı görüşler olsa da- “mutlaka yeni bir şeyler olacak” düşüncesini besliyor. İktidarın gücünü yeniden toparlamak için bazı adımlar atmak zorunda olacağı, sertleşen dış politika ve ekonomi gündeminin beklemeye tahammülü olmadığı sık sık dile getiriliyor. Bazı sözlerden, tavırlardan olası yön hakkında ipuçları yakalanmaya çalışılırken, kulislerde de yoğun bir trafikten bahsediliyor. AKP içinden çıkan Ahmet Davutoğlu ve Ali Babacan liderliğindeki iki muhalefet hareketinin aleniyet kazanmasının da bu hareketlenmeyi artıracağı varsayılıyor. Erdoğan’ın çok hızlı unuttuğu/unutturduğu “demiri soğutma” lafı da geri dönüşüm kutusundan bulunup yeniden ortalığa çıkartıldı.

İktidarın yapacakları başlığındaki tartışmaları fiili olarak donduran ama buna karşılık söylenti çeşitliliğini canlandıran durum, Erdoğan’ın uzun süren Uzakdoğu gezisiydi. İktidara yakın medyanın bile fazla köpürtemediği “ABD ile bir sorun yok” resminin etkisi fazla sürmedi. Buna karşılık, seçimden sonra hızlanacağı varsayılan ekonomik göstergelerdeki bozulmada da dramatik bir değişim izlenmedi. Geçici sükunet dışında, bu gezi vesilesiyle ne olumlu, ne olumsuz bir yenilik görmedik. Erdoğan döndü ve genel kamuoyuna mesajlar vermek yerine, iç kamuoyuna, hatta iyice dar parti profesyonellerine yöneldi. Milletvekilleriyle, parti yöneticileriyle yoğun bir toplantı trafiğine başladı. Bu yaklaşım, “mutlaka bir şeyler olacak” meselesini öncelikle içerde halletmek veya bu konunun içerdeki derinliğini anlamanın önceliğini gösteriyor.

Erdoğan, neler yapacağına ilişkin mesajlar -hiç olmazsa işaretler- vermekten hâlâ uzak duruyor ama bu konuda iddia edildiği gibi aceleden yana olmadığı daha net anlaşılıyor. Seçimden hemen önce ve sonra bazı ipuçları verilen bu yaklaşıma göre, her şeyin yeniden ele alınacağı bir siyasi olağanüstü hal görüntüsü hiç istenmiyor. Erdoğan’ın partililerle yaptığı kapalı ve açık toplantılarda en sık dile getirdiği nokta, önemli değişiklikler için “istiyorlar diye yapmayız” şeklinde. Birkaç kez basın önünde de paylaştığı bu tavır, basit bir inatlaşmadan çok, meselenin -futbol tabiriyle- oyunun soğutularak halledilmesinin daha isabetli olduğu değerlendirmesinden kaynaklanıyor. Bu açıdan “demiri soğutma” meselesi, içe doğru başka bir anlam kazanıyor. Yani iktidar, kızgın demirin kendi cildine değdiğinde yaratacağı etkiyle daha çok ilgili.

Son günlerde ortaya çıkan bazı gelişmeler, bildik yöntemlerin aynen devam edeceğini, bazı alanlarda da hareketsiz kalmanın tahminlerden daha uzun süreceğini düşündürüyor. Birinci sıraya elbette Merkez Bankası Başkanı’nın görevden alınmasını, asıl olarak da alma biçimini ve gerekçesini koymak gerekir. “Faizi düşür dedik düşürmedi” diye özetlenebilecek bir gerekçeyle ve sürpriz biçimde yapılan bu değişiklik, “yedek akçenin” harcamaya açılması niyetiyle birlikte düşünüldüğünde “radikal bir toparlama hamlesinin” çok yakın olduğu fikrini çok desteklemiyor. Önemli bir başka nokta da, ekonomi yönetiminin öngörülebilir ve bağımsız olmasına pek duyarlı olduğu iddia edilen piyasaların gelişmeyi fazla önemsemiş görünmemesi. 2023 hedeflerini, 2013 seviyesini korumak olarak revize eden kalkınma planı da “yeni bir şey” hissi vermiyor.

Çok erken gündemden düşen “demiri soğutma” çıkışını bir siyasi yumuşamanın başlangıcı olarak okumaya niyet edenler, Erdoğan tarafından açıklanan “yargı reformunu” örnek gösteriyorlardı. Son gelen bilgiler, meclisin tatile girmeden önceki gündeminde konunun yer almayacağı şeklinde. Ayrıca kulis haberleri, MHP ve AKP içinde pakete önemli itirazların olduğu yolunda. Nasıl sonuç vereceği tartışmalı yasal düzenlemelerin ileri bir tarihe bırakılması, mahkemelerin duruma ve havaya göre belirsizlik gösteren uygulamalarının sürmesi anlamına geliyor. En azından yargı uygulamalarının bir süre daha “tehdit-lütuf” düzeninde işlemeye devam etmesi, edeceği inancının canlı kalması kuvvetle muhtemel. Yeni bir çözüm süreci üzerine kurulan spekülasyonlar da, artık iktidarın yaklaşımından daha geniş bir pencereyi işaret ederek dillendiriliyor.

Geçtiğimiz hafta sonu yayınlanan SETA’nın yabancı yayın kuruluşlarında çalışan gazetecileri fişleyen raporu, bazı konulardaki akıl yürütmede pek bir değişiklik olmayacağını, olacaksa da henüz bunun fazla hissettirilmediğini gösteriyor. Yazılan şeyin bilimsel olmak şöyle dursun, anlamlı olduğu söylemek bile mümkün değil. Niyetini saklayamayan -saklama gereği duymayan- rapor, daha önce onlarcasını gördüğümüz andıçlardan ve tıpkı onlar gibi iki amacı var: Birincisi, bir grup gazeteciyi isimleriyle işaret ederek, takip altında olma tedirginliğine sokmak. İkincisi, bürokrasiden siyasetçilere kadar yetkili-etkili isimlere medya ilişkilerinde mesafe ayarı vermek. Yani, iktidarın medya yaklaşımı çerçevesini daha geniş bir alana yaymak. Raporu hazırlayanlarca tepkilere verilen cevaplar da, mesnetsiz kibrin yerinde durduğunu gösteriyor.

Geçtiğimiz hafta sonu ODTÜ’de yaşanan Kavaklık’taki ağaç katliamı olayını da, haklı ve sivil direniş girişimlerine verilecek cevaplar konusunda örnek olarak değerlendirmek mümkün. İktidar açısından, bu okulun ve kendi atadıkları rektörün temsil ettikleri, doğrudan taraf olmalarını gerektiriyor. Bu yüzden polis yine bir üniversite kampüsünde boy gösterdi. Yan yana olmaması gereken ağaç ve gaz yine bir araya geldi. Öğrencilerin, yerel yönetimin, muhalefet partilerinin ve meslek örgütlerinin itiraz ve müdahale hakları kolluk güçleri eliyle engellenmek istendi. Ağaç kesmenin devlet otoritesi gösterilerinin en önemlilerinden olması tavrının devam edeceği etkili biçimde gösterildi.

İktidar çevresinin, AKP içinden çıkabilecek -artık çıkacağı iyice netleşmiş- yeni parti girişimlerine açıktan bir saldırganlıkla karşılık vermiyor olması da, “oyun soğutma” paketinin bir parçası gibi duruyor. Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanlığı adaylığı söz konusu olduğunda verilen reaksiyonun düzeyi ile kıyaslandığında, şimdiki sakinliğin çok şaşırtıcı olduğu açıkça görülüyor. Kimi yakından ilişkili, kimi tamamen alakasız çeşitli alanlardaki bu benzer göstergeler, derli toplu bir stratejiden çok zamanı yönetebilme ihtiyacının ürünü. Hemen bütün acil kriz başlıklarındaki şaşırtıcı hareketsizlik; bildik yöntemlerin değişimi için ne işaret, ne hazırlık olması; inat ve kibir görüntüsünün ardına saklanmaya çalışılan çaresizlik/hamlesizlik, zamanı ve ritmi kontrol ederek durumun dengelemeye çalışılması. Büyük seçim yenilgisini yaratan stratejisizlik, krizi ve sonuçları yönetme konusunda da devam ediyor.

Facebook Yorumları

reklam
19.11.2019
Devrimi Özlemek ama Hakkıyla
16.11.2019
Eşeği kaybedip bulma veya mehter diplomasisi
13.11.2019
Dümeni yeniden dışarıya kırmak
9.11.2019
O kadar önemli değiliz
6.11.2019
Duygu siyaseti
4.11.2019
Tehlikenin farkında mısınız?
30.10.2019
Kavgada yumruk sayılır
26.10.2019
Beklenti 'zaferden' daha bereketli
25.10.2019
"Ya Ne Olacaktı?"
23.10.2019
Alanda hayaller masada gerçekler
22.10.2019
Makarnadan Savaşa İradesiz Seçmen İnancı
19.10.2019
Biz tam olarak ne seyrettik?
16.10.2019
Özne sapıtması
12.10.2019
Derinleşen sorun, sığlaşan söylem
9.10.2019
Savaşın fragmanı bile berbat
2.10.2019
İYİ Parti çatlar, üç ittifaka da oy gider
30.09.2019
Arabada Sigara Yasağı, Kanser Bilgisine Ceza
28.09.2019
Deprem ve iki ses
11.09.2019
(Yeniden)* Hassasiyet tartışması
9.09.2019
Sükût Bazen Daha Değerlidir
26.08.2019
Sükût Bazen Daha Değerlidir
25.08.2019
Kadın öldüren el ile 'idam şart' diyen dil akraba
7.08.2019
Kendini tekrar etmenin dayanılmaz rahatlığı
28.07.2019
Çare olmayan avantaj: Zamanı kullanmak
17.07.2019
Üçüncü yılında 15 Temmuz
10.07.2019
Demiri değil oyunu soğutmak
3.07.2019
Sistem tartışması tercih değil mecburiyet
29.06.2019
Şimdi iktidar düşünsün
26.06.2019
Hatalı lider mi, güçsüz lider mi?
22.06.2019
Kürtlerle sınav ve Kürtlerin sınavı
19.06.2019
'Son kırılma'
12.06.2019
Erdoğan neden saklanıyor?
8.06.2019
'Pontus' kampanyası kimin 'marifeti'?
5.06.2019
AKP’nin bayram vitrini
1.06.2019
'Niyet okumak' önemlidir
29.05.2019
Yalanın kime ne faydası var?
25.05.2019
Yeniden referandum mu, kimlik sayımı mı?
24.05.2019
Siyasette Sertleşme Sorunu
18.05.2019
Vefasız zenginler, nankör fakirler
15.05.2019
'(İç) hukuk' tüketilmiştir
12.05.2019
Aynısını istemek daima azını getirir
9.05.2019
Bu dalga kıyıya taşır mı?
5.05.2019
İttifaksız Düşünmeye Başlamak
1.05.2019
İttifakın kara yazısı
27.04.2019
Algı-olgu ilişkisi ve gerçeğin intikamı
24.4.2019
'Gaz sıkışması' mı, gaz verme mi?
23.4.2019
Siyasi kibirden vazgeçmek İstanbul’u bırakmaktan bile zor
14.4.2019
Mazbata hakların diyeti olmamalı
10.4.2019
Kontrolsüz gücün kendine ettiği
6.4.2019
Zaafın dibinde, kaosun eşiğinde
30.3.2019
Seçim okuma kılavuzu
27.3.2019
Medyadan tabana imha hikâyeleri
22.3.2019
Seçim neyi çözer, ne gösterir?
20.3.2019
Tasada ve Sevinçte Bir
6.3.2019
Ismarlama davaları kim kazanır?
1.3.2019
Olasılığın gücü kime çalışacak?
23.2.2019
Rakam değil insan olmak
20.2.2019
Lümpen muhafazakarlık
17.2.2019
Kaybetmeyen hep kazanır mı?
12.2.2019
Issız Adam
8.2.2019
Hikayeden siyaset
3.2.2019
Kanaat siparişleri ve klişe müfettişleri
30.1.2019
Duygu durumu: Fena
25.1.2019
Sakin Olmak Lazım
23.1.2019
Birey olmak ve hayal kırıklığı
21.1.2019
Herkesi yakalayan belirsizlik rehaveti
18.1.2019
Muhalefet 'bekliyor'
3.1.2019
Zayıfa şahin tüccar kahramanlar
26.12.2018
Bana mı dedin?
22.12.2018
Kimlik siyasetinin panzehiri hizmet siyaseti mi?
19.12.2018
Aşırı strateji, yüksek dozda taktik
16.12.2018
Hızlanınca icraat devrilince kader!
14.12.2018
Aynı derede kaç kere yıkanılır?
2.12.2018
Eski defterleri yeniden açmak
29.11.2018
Vaat siyaseti terk ederken
26.11.2018
Yerel seçimin nesi farklı
24.11.2018
Yeniden ittifakların gölgesinde siyaset
22.11.2018
Siyasette hareketlilik vadeden bir hafta
17.11.2018
Bildiğini unutmak, elindekinden olmak
14.11.2018
Ayrıntıdaki şeytandan öğrenmek
12.11.2018
Neyin İçinde, Ne ile Beraber, Nereye Doğru?
10.11.2018
Muhalefet cephesinde güncel durum
7.11.2018
İttifak hikayesinde güncel tablo
4.11.2018
Sistemin 'çaresi' ve krizi: Kimlik siyaseti
31.10.2018
Sahiden Kaşıkçı işi ne oldu?
29.10.2018
Hareketlilik de gerilim de iktidar blokunda
24.10.2018
İttifaksız yeni dönem
21.10.2018
Saçmalığa teslim olmak, nereye su taşır?
13.10.2018
Piyasa okur yazarlığı ve Brunson olayı
11.10.2018
Ölçüsüzlük
7.10.2018
İktidar neden seçimden korkmuyor?
4.10.2018
İmkan ve ihtimal
30.9.2018
İttifak günlükleri
28.9.2018
Enerjik Kötümserlik
26.9.2018
Bugünün sorumluluğu
23.9.2018
İktidarın yerel seçim rotası
19.9.2018
Acayip zamanlar
13.9.2018
Cumhuriyet tartışması
10.9.2018
Eyvallah
7.9.2018
Ödenmemiş fatura yığını
5.9.2018
Hastaya 'hasta' demek lazım
3.9.2018
Ekonomiyi siyasetle, siyaseti sertlikle idare
27.8.2018
Lütufla başlamayan yasakla bitmez
24.8.2018
Partilerin yerel seçim ufku
23.8.2018
Az iken muhalefet çok olunca kibir
20.8.2018
Lütuf düzeni
18.8.2018
Kayıp bölüştürmek
15.8.2018
Krizden çıkan totalitarizm hevesi
14.8.2018
Neyin mücadelesi kimin savaşı?
13.8.2018
Krizi karşılama stratejisi
10.8.2018
Her şey algıdan
8.8.2018
Vakit bulmak veya yaratmak
6.8.2018
Göstermeye ihtiyaç yok, her şey zaten ortada
3.8.2018
Kim kimi idare ediyor?
1.8.2018
Tabana yayılan ucuzculuk
30.7.2018
Diklenerek eğilmek
28.7.2018
Akşener gerçekten dönmezse?
26.7.2018
Kötülüğü çoğaltmak
24.7.2018
Ne yaptınız da yoruldunuz?
18.7.2018
Baş etme stratejileri
17.7.2018
‘Dağılma’ hevesi
14.7.2018
Kötü siyaset iyisini kovar
11.7.2018
Yeni rejim neye benziyor?
10.7.2018
Başkanın adamları
9.7.2018
Yeni dönem başlarken
5.7.2018
Seçim notları 2: 'Büyük hezimet' 7 Haziran'a benziyor mu?
2.7.2018
Soruları bitmeyen seçim
30.6.2018
Değişim bir tercih değil
28.6.2018
Seçim notları
26.6.2018
MHP oylarının anlamı
25.6.2018
24 Haziran’ın iktidar tablosu
23.6.2018
Bozgun görüntüsü
21.6.2018
Umudun kışkırttığı endişe
18.6.2018
Son düzlük notları
14.6.2018
İttifak çatlağı su sızdırıyor
12.6.2018
İttifaklar tablosu
8.6.2018
Metal paslanması
7.6.2018
Son düzlük kaygıları
4.6.2018
Rehavete yetmeyen ama cesaret veren bir umut
1.6.2018
Yüzde 50 evde zor tutuluyor
30.5.2018
Kötü haber: Seçim bitmeyecek
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive