Kadri GÜRSEL



Bookmark and Share

Demokrasinin Brexit karşısındaki sınavı


3.02.2020 - Bu Yazı 795 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Büyük Britanya geçen cumayı cumartesiye bağlayan gece yarısı, 47 yıldır üyesi olduğu Avrupa Birliği’nden resmen ayrıldı. Artık Avrupa Birliği daha küçük ama Büyük Britanya da büyük değil ve dünya daha düzensiz, daha karmaşık bir yer.

Brexit, kapitalizmin tarihsel krizinin önemli sonuçlarından biri.

2008’de başlayan küresel mali kriz Avrupa’yı derinden sarstı; siyasal altüst oluşlara, toplumsal çalkantılara yol açtı. Krizin bir siyasi ürünü, sağ popülizm ve milliyetçiliğin özellikle de Büyük Britanya’da yükselişe geçmesiydi. Önemli ölçüde sağ popülizmin verdiği siyasi mesaj sonucunda, krizden en çok etkilenen kesimler, ülkelerinin Avrupa Birliği gibi uluslarüstü kurumlara aidiyetlerini en çok sorgulayanların başında geldiler.  

Popülizmi tek cümleyle tanımlamak gerekseydi, bu cümle “Yozlaşmış elitlerin yerleşik düzenine karşı halkın iradesini temsil etme ve savunma iddiasında bulunmak” olabilirdi. 

Büyük Britanya ise geniş Avrupa’da sağ popülizmin siyasi hükmünü en acı şekilde icra ettiği ülke oldu. 

Başlıca amacı, ada ülkesini Avrupa Birliği’nden ayırmak olan siyasi partiler kuruldu. Nigel Farage adlı siyasetçi ise, belagat yeteneğinin de sayesinde bu teşekküllerin lideri ve ‘Brexit idealinin babası’ olarak haricen sivrildi.  

Başbakan Boris Johnson ise sağ popülizmin Büyük Britanya’daki yerleşik siyaset kurumu Muhafazakar Parti’deki yüzü.  

Popülizm, ortası delik bir ideolojidir. Komünizm, Nazizm ya da İslamcılıkta olduğunun tam tersine, popülizmin merkezinde fevkalade güçlü bir çözüm önerisi yer almıyor. Popülizm çağımızın en karmaşık sorularına en basit ve en yüzeysel ve dolayısıyla yanlış cevapları veriyor. 

Reddetmek de bu neviden, popülizmin sevdiği bir cevap.

Sağ popülizmin Atlantik’in öteki yakasındaki siyasi markası ABD Başkanı Trump’ın yasadışı göçmenler sorununu reddetmek için Meksika sınırına ördüğü duvar örneğinde olduğu gibi…

Brexit de Büyük Britanya’yı ele geçiren sağ popülizmin ülkenin büyüyen sorunlarına, Avrupa Birliği üyeliğini reddetmek yoluyla önerdiği sözde çözümdür.

Ama bu sağ popülizmin kendisi bir çözüm değil bir semptom; Büyük Britanya’yı derinden etkileyen küresel krizin yan ürünü. Gelin görün ki Brexit gibi tarihsel bir sonuca yol açtı. Ve 23 Haziran 2016’da düzenlenen ve oyların yüzde 51.9 gibi az bir farkla Avrupa Birliği’nden ayrılma yönünde kullanıldığı Brexit referandumunun bu sonucu, ülkenin genç nesillerine karşı yapılmış büyük bir haksızlıktı aynı zamanda.

Haksızlık ‘Evet’ ve ‘Hayır’ oylarının yaşa göre dağılımında belirginleşiyordu. Yaşı 65 ve üzerinde olanların yüzde 60’ı, 55-64 yaş aralığındakilerin ise yüzde 57’si Brexit’e ‘Evet’ demişti. Buna karşılık 18-24 yaş aralığındaki gençlerin yüzde 73’ü Avrupa Birliği’nde kalmaktan yana oy vermişti. Brexit’e karşı oy kullananlar, 25-34 yaş aralığında yüzde 62, 35-44 yaş diliminde ise yüzde 52 ile çoğunluğu oluşturmuştu (Kaynak: Lord Ashcroft Polls). 

Brexit’e ‘Evet’ diyen yaşlılarla ‘Hayır’ diyen gençlerin oy dağılımı şunu anlatıyordu: Yaşlıların çoğu, kullandıkları ‘Evet’ oyunun orta vadedeki neticeleriyle yüz yüze gelmeden yaşamlarını tamamlayacaklardı. Yarın ise dünün yaşlılarının oylarıyla alınmış Brexit kararının sonuçlarına katlananlar, 2016 referandumunda ‘Hayır’ diyen geçmiş zamanın gençleri olacaktı.

Gelecekte, 2016’da henüz genç olan bazıları da sandığa gitmeyerek Brexit’in kazanmasında pay sahibi olmaktan dolayı kendilerini suçlayabilirler. Referandum, katılım oranı düştükçe sakıncaları büyüyen, tehlikeli bir mekanizmadır. Ve eşit oy ilkesi demokrasilerin vazgeçilmezi olduğuna göre, yaşı ilerlemiş olanlardan ülkelerinin muhtemelen göremeyecekleri geleceğine dair sandığa gidip tercih kullanma hakları esirgenemez. Dolayısıyla gençlerin karar süreçlerine katılımını artırmak bu nazenin rejimi sağ popülist çakallardan korumanın yoludur.  

Her dört yılda bir tekrarlanan parlamento seçimleri söz konusu olsaydı elbette Brexit’teki gibi bir adaletsizlikten söz edilemezdi. Çünkü seçmenler sandıkta yaptıkları tercihin sonuçlarıyla anında yüzleşirlerdi ve bunları beğenmezlerse bir sonraki seçimde telafi etme şansları olurdu. 

İngilizlerin ise Brexit’le ilgili telafi şansları olmayacak. Farkında olarak “İngilizler” diye yazıyorum, çünkü Brexit, nispeten yaşlı, az kazanan, az eğitimli İngilizlerin sağ popülistlerin dolduruşuna gelerek ülkelerini sürükledikleri maceranın adıdır. İskoçya ve Kuzey İrlanda’nın Avrupa Birliği’nde kalma yönünde oy kullandıklarını ve böylece Büyük Britanya’yı ayrıştırabilecek dinamikleri güçlendirdiklerini unutmayalım. 

Ağzı iyi laf yapan milliyetçi bir palyaço (Nigel Farage) ile ülkesinin en seçkin okullarında aldığı eğitim sayesinde dünyanın en seçkin sağ popülisti olmaya hak kazanan bir siyasi üçkağıtçının (Boris Johnson) kafakola aldığı İngilizler yüzünden Büyük Britanya, şimdi Avrupa Birliği tek pazarı ve gümrük birliğini, bunların yerine herhangi bir ticaret anlaşmasını koymadan terk etmiş bulunuyor. Avrupa Birliği ile ticaretlerini düzenleyecek anlaşma için çetin bir müzakere süreci onları bekliyor.

Ne gülünç ki Büyük Britanya’nın Avrupa Birliği nezdindeki durumu şu anda Türkiye’ninkinden de dezavantajlı. Türkiye’nin Avrupa Birliği ile en azından, acilen güncellenmesi gerekse de bir gümrük birliği anlaşması var.

Brexit, Avrupa Birliği’ni evet küçültmüştür, ABD’nin stratejik müttefiki Büyük Britanya’nın kaybı Birlik’in Atlantik ötesi bağlarını zayıflatmıştır. Brexit, başlıca nedeni Trump Amerika’sı olan dünyadaki düzensizliği daha da artırmıştır. 

Avrupa Birliği eski cazibesinden çok şey yitirmiş olmalıdır ki Brexit mümkün olabilmektedir.

Mamafih Birlik, Brexit şokunu atlattıktan sonra yoluna Büyük Britanya olmadan daha rahat devam edebilir.

Türkiye’nin kaybı

Avrupa Birliği üyesiyken de kendisini Avrupalı olarak görmeyen ve Avrupa bütünleşmesini yavaşlatmaya çalışan Büyük Britanya’nın Birlik’i terk etmesi Türkiye açısından kayıptır. Büyük Britanya, farklı nedenlerden ötürü yine Avrupalı olmayan Türkiye’yi bütünleşmenin çekirdek gücü olan Fransa-Almanya ikilisine karşı destekliyordu. Şimdi Türkiye Avrupa Birliği ile ilişkilerinde bu destekten yoksun kaldı.

Doğu Akdeniz’de Türkiye ile bölgenin diğer aktörlerini açık ya da örtülü biçimde karşı karşıya getiren enerji jeopolitiği krizi, Brexit’in Türkiye ve Avrupa Birliği ilişkileri üzerindeki negatif etkilerinin yakın zamanda gözlemlenebileceği bir konu olmaya adaydır.

Facebook Yorumları

reklam
25.02.2020
Kanun varsa Osman Kavala bu salı serbest bırakılmalı
19.02.2020
‘Darbe-tonik’
15.02.2020
ABD İdlib’de bir taşla üç kuş vurmak istiyor
3.02.2020
Demokrasinin Brexit karşısındaki sınavı
17.01.2020
Eğitimi çökerten iktidar ayakta kalabilir mi?
7.01.2020
İran kumarı Trump’a seçim kazandırır mı?
5.01.2020
Trump, İran’ın ‘vezir’ini aldı: Savaş kapımızda
3.01.2020
İktidarın ‘Kanal İstanbul’ restini görmek
22.12.2019
İstanbul’u ‘Kanal İstanbul’dan kim kurtaracak?
10.12.2019
İktidarın ‘2020’de erken seçim’ mecburiyeti
15.11.2019
Beyaz Saray’da mütebessim
12.11.2019
İktidarın Atatürk kompleksi
9.11.2019
Erdoğan, Trump’a gidiyor: S-400’lerden kurtulmak için değilse neden?
4.11.2019
Batı alemiyle ipler tamamen kopmak üzere mi?
25.10.2019
Suriye’de ‘Pax Russica’
14.10.2019
‘Barış Pınarı’ nerede biter?
2.10.2019
Osman Kavala’nın mahpusluğu utandırıyor
30.09.2019
Esad’la kim, neyi, ne zaman görüşecek?
28.09.2019
Çünkü hep birlikte o araçlara binip gezdiler
27.09.2019
Babacan’ın Reisçilik sonrasındaki rolü
11.09.2019
Muktedir oldular ama iktidar olamadılar
6.09.2019
Erdoğan’a göre ‘adalet’
26.08.2019
Türkiye İdlib’de nasıl sıkıştırıldı?
23.08.2019
Kayyımla güç göstermek, güçsüzlüktür
20.08.2019
Fırat’ın doğusu: Kim ne aldı, ne verdi, kim kimi yendi?
3.08.2019
İktidar, Suriyelilerle baş başa, karşı karşıya
30.07.2019
Sputnik Türkiye’nin geçici ‘yol arkadaşlığı’
26.07.2019
Krizin temelinde derin güvensizlik var: Amerikan tehdidi, Rusya’dan S-400 aldırdı
24.07.2019
Yargı silahıyla öldürdüğünüz hukuku şimdi diriltebilir misiniz?
13.07.2019
SETA vesikası: İktidarın itirafnamesi
4.07.2019
İktidarın basını etkisiz, baskısı etkili
27.06.2019
Erdoğanizma sisteminin çözülüşü
22.06.2019
İktidarın çaresizliği, ülkenin felaketi olmamalı
18.06.2019
Erdoğan 23 Haziran’ın galibini açıkladı
28.3.2019
15 Temmuz Döneminin Son Seçimleri
29.1.2019
Bir Tersyüz Etme Vakası olarak “Madura”
30.12.2018
2019: Büyük Belirsizlikler, Cevabı Zor Sorular
25.12.2018
“Yerel Seçimler” Neden Yerel Değildir?
2.12.2018
Ana Akım Medyanız Nasıl Olsun?
12.11.2018
Sınırsız, Hadsiz, Hukuksuz Türkiye
30.10.2018
Her Şey Dağılır, Merkez Tutamaz Bahçeli’yi
8.9.2018
İdlib’de yüzleşmek
1.9.2018
Osman Kavala’nın sakin mağduriyeti
18.8.2018
Türkiye’nin tam teşekküllü krizi
4.8.2018
24 Haziran’daki ‘uçan mürekkepli mühür’ palavrasını en çok kim yaydı
15.7.2018
Hızlı ve geçici iktidar
6.7.2018
Muhalefetin bir numaralı sorunu medyadır
30.6.2018
24 Haziran’ın sürprizi MHP değil, ‘münafıklar’
25.6.2018
Bu seçimin galibi halktır
23.6.2018
24 Haziran’ın dört kesin sonucu
21.6.2018
‘Oylarınızı çaldırmayacağız’
19.6.2018
Mantar tabancası patlasa da sandığa
12.6.2018
İnce, Erdoğan’ı iktidardayken ‘indiriyor’
8.6.2018
Korkan iktidar korkutarak oy istiyor
5.6.2018
Erdoğan, ‘Bay Kemal’den neden vazgeçemiyor?
1.6.2018
Muharrem İnce fenomeni
29.5.2018
24 Haziran’da iktidarın işi artık daha zor
26.5.2018
Türk Lirası’nı kim çökertti?
16.5.2018
Üç yıl sonra HDP yine anahtar
11.5.2018
Dinamizm tamam Umutlar tamam Moraller tamam
8.5.2018
Muharrem İnce’yle bozulan mezhepçilik oyunu
4.5.2018
Basın özgürlüğü neden alerji yapıyor?
2.5.2018
Atı alan Üsküdar’a geçecek mi?
20.4.2018
İç ve dış krizlerden önce baskın seçim
17.4.2018
Cihatçılar da Türkiye’ye havale
16.4.2018
Saldırı sınırlı, Ankara’nın pozisyonu etkilenmez
14.4.2018
Şimdiki mesele kimyasal silah değil
4.4.2018
Hürriyet’e veda ve teşekkür
2.4.2018
AK Parti’nin kendi orta sınıfı da rahatsız
24.3.2018
Doğan Grubu’nun imhası, ana akım medyanın sonu
21.3.2018
Afrin ve ötesi
7.3.2018
Arkadaşlarımızı hapiste tutarak hiçbir şey kazanamazsınız
24.2.2018
İdlib’e dikkat
13.2.2018
TSK Suriye’den neden çıkmaz?
23.1.2018
Afrin savaşının öteki cephesinde durum
17.1.2018
Zor, Suriye’de oyunu bozar mı?
5.1.2018
Türkiye-ABD: Krizin kara yılı başladı
2.1.2018
İran örneği: Çok bastırırsan patlar
29.12.2017
Siyaseten lince yargı koruması imkânsızdır
19.12.2017
Necip Fazıl merkezli matbuat kriterleri
15.12.2017
Işıklı küre’deki Kudüs gerçekleri
13.12.2017
ABD, Atilla’ya neden karşı?
8.12.2017
Korkunç ikili: Trump-Netanyahu
1.12.2017
17 Aralık operasyonu New York’ta sürüyor
28.11.2017
Mısır, Türkiye’deki boşluk ve IŞİD
24.11.2017
Rusya ile imkânsız ittifak
21.11.2017
Osman Kavala neden hapiste?
17.11.2017
Mehter marşıyla gelip İzmir Marşı’yla gitmek
14.11.2017
Türkiye ve ABD: Çatışmalı boşanma
10.11.2017
Durun gitmeyin, daha yaşanacak çok şey var
8.11.2017
FETÖ’cülük suçlamasının serencamı
3.11.2017
Dünya dönüyor
13.1.2017
Hakikat avcısı
4.11.2016
Kadri Gürsel'in köşesini arkadaşları boş bırakmadı
29.10.2016
Trump kazansaydı Ankara çok sevinirdi
26.10.2016
AKP rejimi neden ayakta kalamaz?
21.10.2016
El Nusra için adres belli, YPG’ninki belirsiz
19.10.2016
Bildiğimiz IŞİD, başladığı yerde bitiyor
15.10.2016
Önce demokrasi, sonra anayasa
12.10.2016
Türkiye’yi dönüştüren katliam
9.10.2016
‘Şiiler Musul’a girmesin’ demekle yetinince de mezhepçi olunuyor
7.10.2016
Musul’u almak için savaşa mı gidiyoruz?
4.10.2016
OHAL, iktidarın yakalandığı ‘hız tuzağı’
1.10.2016
Fırat Kalkanı’nda neden otosansür var?
27.9.2016
Kaydıraklı Anıtkabir’in kısa ve acı tarihi
23.9.2016
Gazetecilik çölündeki vaha: Cumhuriyet
22.9.2016
Piyade Suriye batağına mecbur girecek
14.9.2016
Asıl ‘sübliminal mesaj’ı rejim veriyor
9.9.2016
Rakka’da şey yaparken sonra şey olmasın!
7.9.2016
Başkanlık sloganı: Çözüm mözüm yok
3.9.2016
‘Yenikapı ruhu’ bitti, Türkiye normalleşiyor!
31.8.2016
‘Fırat Kalkanı’na ABD müdahalesi
26.8.2016
Suriye’de ‘üst akıl’ operasyonu
24.8.2016
YouTube’a o videoları Cemaat mi yüklüyordu?
17.8.2016
Olumsuz algılanmak iktidarın kaderidir
13.8.2016
Rusya’yla uçak krizi öncesine dönülemez
9.8.2016
Yenikapı eski yola açılır
6.8.2016
Erdoğan, ‘Rabbim bizi kurtarsın’ demeliydi
27.7.2016
Bütün kötü gazeteciler darbeci midir?
22.7.2016
Darbeciler yenildi ama bu gelen demokrasi değil
13.7.2016
Erdoğan babamız olmak istiyor
9.7.2016
Tayyip Kaptan’ın gemisi şimdi nereye gider?
5.7.2016
Ufuktaki tehdit: Muhacir vatandaş sorunu
2.7.2016
IŞİD daha ne yapsın?
29.6.2016
İsrail’le anlaşmaya dair yalanlar ve gerçekler
25.6.2016
Türkiye’yi görmeyen devekuşu Avrupa’sı
22.6.2016
Erdoğan’ın Gezi planında boş yok
15.6.2016
Türkiye’nin dibi maalesef yok
11.6.2016
Rejim PKK’yi neden saklıyor?
8.6.2016
‘Büyük Nusaybin zaferi’ ülkeye ne vaat ediyor?
3.6.2016
Dış politikada dört parmak hesabı
1.6.2016
Gezi’den ne kalmadı, ne kaldı?
25.5.2016
Nazi siyaset teknolojisinin Türkiye mümessili: AKP
24.5.2016
AKP’nin vücut dili, Nazizmin ruhu
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive