Kadri GÜRSEL



Bookmark and Share

SETA vesikası: İktidarın itirafnamesi


13.07.2019 - Bu Yazı 93 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

  Kısa adı ‘SETA‘ olan ‘Siyasi, Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Vakfı’, iktidarın mutlak kontrolü altında, onunla iç içe geçmiş bir organik teşekküldür. Sözde ‘düşünce kuruluşu’dur, özünde ise propaganda organıdır. İktidar, SETA’nın yayımladığı her tür vesikadan, siyaseten ve ahlaken sorumludur; bu kuruluş iktidardan bağımsız iş yapmaz.

SETA’nın son olarak yayımladığı ‘Uluslararası Medya Kuruluşlarının Türkiye Uzantıları’ başlıklı metne de bu gözle bakmak gerekir.

SETA, aralarında Almanya’nın Sesi, BBC ve Amerika’nın Sesi’nin de bulunduğu yedi uluslararası medya kuruluşunun Türkçe servislerinde çalışan 130 kadar gazeteci ve yorumcuyu fişliyor; bu gazetecilerin büyük çoğunluğunu, iktidarın hoşuna gitmeyen bir habercilik yaptıkları için ‘uzantı‘ diye nitelendirerek kriminalize etmeye yelteniyor, ihbar ediyor. 

SETA, doğruluğunu reddedemediği haberlerin olumsuz bulduğu etkilerini, gazetecileri suçlama çabasının dayanağı olarak gösterirken aslında kendisini teşhir ediyor. Misal, BBC Türkçe servisinin ekonomik krizle ilgili ‘kamuoyunu olumsuz yönde etkileyecek haberler paylaştığını’ öne sürerek zımnen sansürcülüğü savunuyor.

SETA’nın mantık çizgisinde ilerlersek, Türkiye’deki ekonomik krizin toplum üzerindeki işsizlik ve hayat pahalılığı gibi olumsuz sonuçlarının zaten artarak hissedildiği bir sırada kamuoyunu olumsuz yönde etkilememenin, ancak krizle ilgili haber vermemekle mümkün olacağı görülür.

SETA’nın bağlı olduğu iktidarın medyası, işte tam da bunu yapıyor zaten: Haber vermiyor.

SETA’ya göre haberin doğru olmasından ziyade etkisi önemli. 

Yorum ve perspektifler hakkında da aynı bakış açısı söz konusu. SETA vesikasında BBC Türkçe’nin 16 Ağustos 2018’de, ‘doların yükselişini uzun soluklu bir ekonomik krizin habercisi olarak sunduğu’ndan söz ediliyor.

Bu perspektif, aradan geçen zaman içinde doğrulanmadı mı?

İktidar, kapsamlı bir çözüm sunamadığı için uzun soluklu bir ekonomik krizin içinden geçmiyor muyuz? 

Vesikada bunun gibi, gazeteciliğe saldırı niteliğinde çok sayıda örnek var.

SETA’nın vesikasından yansıyan totaliterlik, haberciliği ve olgusal yorumculuğu reddediyor. Vesika, gazeteciliği ortadan kaldırmayı ve dolayısıyla halkı ülkenin ve dünyanın gerçeklerinden habersiz bırakmayı hedefleyen bir totaliter zihniyetin gayrimeşru imalatı.

Haberciliğin bir suç, gazetecilerin de bir suçun ‘uzantısı‘ olarak gösterilmesi dolayısıyla SETA metni meşruiyetten yoksundur. 

Totaliter siyasi kültüre göre herkes bir üst otoritenin uzantısıdır. Totaliter kafa, bağımsız aktör olma hakkı tanımaz; insanların vicdan ve akıllarını bir üst makama teslim ettiklerini varsayar. Bu kafa, gazeteciliğe de aynı çarpık zaviyeden bakar.  

İsmail Çağlar, Kevser Hülya Akdemir ve Seca Toker adlı SETA mensuplarının imzalarını taşıyan vesikanın, bir de itirafname niteliğinde olan alt metni var. 

Bu metinde, ilelebet baki kalmanın bir yolunu da mutlak egemenliği altındaki bir medya düzenini kurmakta gören iktidarın, 2008’den başlayarak 10 yıl içinde ülkedeki basın özgürlüğünü tedricen ortadan kaldırıp, medya endüstrisini tamamen ele geçirerek vardığı noktadaki çaresizliği anlatılıyor.   

Vesikanın bu bakımdan kilit cümlesi giriş bölümünde:

“Doğan Medya Holding’in Demirören Holding’e satılmasından sonra ise uluslararası medya organlarının Türkiye uzantılı haber mecralarında fark edilir bir haber artışı gerçekleşmiştir.”

Peki, bu ‘haber artışı’ neden gerçekleşmiş, buna ne yol açmış? SETA’cı müelliflerin metninde bu soru ve cevabı yok.

Cevabı biz verelim: İktidar ana akım medyanın üzerine çöktü ve medyayı çökertti; habercilik iktidarın tasallutu altında boğulmak istendi. Bunun sonucunda ülkedeki gazetecilik açığı olağanüstü boyutlara vardı, insanların habere talebi katlanarak büyüdü… Talep arzı yarattı, uluslararası medya kuruluşları da talebi karşılamak için Türkçe servislerini eski ana akım medyadan kovulmuş, ayrılmış nitelikli genç gazetecilerle tahkim ettiler. Zaten vesikada, uluslararası medyanın Türkçe servislerinde çalışanların çoğunun, geçmişte eski ana akımın üç mecrası, CNNTürk, Habertürk ve Radikal tarafından istihdam edildikleri belirtiliyor.

Bunlara sormak gerekmez mi: Madem uluslararası medyanın Türkiye’ye ilgisinden bu kadar rahatsızsınız, ana akım medyayı yok ederek bu ilgiye neden kendi elinizle alan açtınız? Neden medya mecralarını, üstelik kamunun parasıyla ele geçirip, gazetecileri mesleklerini bihakkın icra edemez hale getirdiniz, ayrılmaya zorladınız veya kovdunuz?

Gücünüz bağımsız medyanın üzerine çullanmaya yetti ama Türkiye’yi dünyadan yalıtmaya yetmedi; uluslararası medya ve Türkiye’nin birbirine erişimini engelleyemediniz. Sonuç da bu oldu işte: ‘Rapor‘ görünümlü sakil vesikayı üreterek uluslararası medyada çalışmak zorunda bıraktığınız gazetecileri kurumlarına şikayet ediyor ve hedef gösteriyorsunuz. 

Bu vesika, ne iyi ki eksik kalmış, ne güzel ki kendisini toplamda gerçekleştirme gücünü erişememiş bir totaliterliğin, neden olduğu durum karşısındaki hazımsızlığı sonucu imal edilmiştir. 

‘Uluslararası Medya Kuruluşlarının Türkiye Uzantıları’ başlıklı SETA vesikası, iktidarın totaliter medya stratejisinin günün sonunda nasıl çuvalladığını anlatan çok önemli bir ibret vesikasıdır, bir iflasın belgesidir.

Facebook Yorumları

reklam
13.07.2019
SETA vesikası: İktidarın itirafnamesi
4.07.2019
İktidarın basını etkisiz, baskısı etkili
27.06.2019
Erdoğanizma sisteminin çözülüşü
22.06.2019
İktidarın çaresizliği, ülkenin felaketi olmamalı
18.06.2019
Erdoğan 23 Haziran’ın galibini açıkladı
28.3.2019
15 Temmuz Döneminin Son Seçimleri
29.1.2019
Bir Tersyüz Etme Vakası olarak “Madura”
30.12.2018
2019: Büyük Belirsizlikler, Cevabı Zor Sorular
25.12.2018
“Yerel Seçimler” Neden Yerel Değildir?
2.12.2018
Ana Akım Medyanız Nasıl Olsun?
12.11.2018
Sınırsız, Hadsiz, Hukuksuz Türkiye
30.10.2018
Her Şey Dağılır, Merkez Tutamaz Bahçeli’yi
8.9.2018
İdlib’de yüzleşmek
1.9.2018
Osman Kavala’nın sakin mağduriyeti
18.8.2018
Türkiye’nin tam teşekküllü krizi
4.8.2018
24 Haziran’daki ‘uçan mürekkepli mühür’ palavrasını en çok kim yaydı
15.7.2018
Hızlı ve geçici iktidar
6.7.2018
Muhalefetin bir numaralı sorunu medyadır
30.6.2018
24 Haziran’ın sürprizi MHP değil, ‘münafıklar’
25.6.2018
Bu seçimin galibi halktır
23.6.2018
24 Haziran’ın dört kesin sonucu
21.6.2018
‘Oylarınızı çaldırmayacağız’
19.6.2018
Mantar tabancası patlasa da sandığa
12.6.2018
İnce, Erdoğan’ı iktidardayken ‘indiriyor’
8.6.2018
Korkan iktidar korkutarak oy istiyor
5.6.2018
Erdoğan, ‘Bay Kemal’den neden vazgeçemiyor?
1.6.2018
Muharrem İnce fenomeni
29.5.2018
24 Haziran’da iktidarın işi artık daha zor
26.5.2018
Türk Lirası’nı kim çökertti?
16.5.2018
Üç yıl sonra HDP yine anahtar
11.5.2018
Dinamizm tamam Umutlar tamam Moraller tamam
8.5.2018
Muharrem İnce’yle bozulan mezhepçilik oyunu
4.5.2018
Basın özgürlüğü neden alerji yapıyor?
2.5.2018
Atı alan Üsküdar’a geçecek mi?
20.4.2018
İç ve dış krizlerden önce baskın seçim
17.4.2018
Cihatçılar da Türkiye’ye havale
16.4.2018
Saldırı sınırlı, Ankara’nın pozisyonu etkilenmez
14.4.2018
Şimdiki mesele kimyasal silah değil
4.4.2018
Hürriyet’e veda ve teşekkür
2.4.2018
AK Parti’nin kendi orta sınıfı da rahatsız
24.3.2018
Doğan Grubu’nun imhası, ana akım medyanın sonu
21.3.2018
Afrin ve ötesi
7.3.2018
Arkadaşlarımızı hapiste tutarak hiçbir şey kazanamazsınız
24.2.2018
İdlib’e dikkat
13.2.2018
TSK Suriye’den neden çıkmaz?
23.1.2018
Afrin savaşının öteki cephesinde durum
17.1.2018
Zor, Suriye’de oyunu bozar mı?
5.1.2018
Türkiye-ABD: Krizin kara yılı başladı
2.1.2018
İran örneği: Çok bastırırsan patlar
29.12.2017
Siyaseten lince yargı koruması imkânsızdır
19.12.2017
Necip Fazıl merkezli matbuat kriterleri
15.12.2017
Işıklı küre’deki Kudüs gerçekleri
13.12.2017
ABD, Atilla’ya neden karşı?
8.12.2017
Korkunç ikili: Trump-Netanyahu
1.12.2017
17 Aralık operasyonu New York’ta sürüyor
28.11.2017
Mısır, Türkiye’deki boşluk ve IŞİD
24.11.2017
Rusya ile imkânsız ittifak
21.11.2017
Osman Kavala neden hapiste?
17.11.2017
Mehter marşıyla gelip İzmir Marşı’yla gitmek
14.11.2017
Türkiye ve ABD: Çatışmalı boşanma
10.11.2017
Durun gitmeyin, daha yaşanacak çok şey var
8.11.2017
FETÖ’cülük suçlamasının serencamı
3.11.2017
Dünya dönüyor
13.1.2017
Hakikat avcısı
4.11.2016
Kadri Gürsel'in köşesini arkadaşları boş bırakmadı
29.10.2016
Trump kazansaydı Ankara çok sevinirdi
26.10.2016
AKP rejimi neden ayakta kalamaz?
21.10.2016
El Nusra için adres belli, YPG’ninki belirsiz
19.10.2016
Bildiğimiz IŞİD, başladığı yerde bitiyor
15.10.2016
Önce demokrasi, sonra anayasa
12.10.2016
Türkiye’yi dönüştüren katliam
9.10.2016
‘Şiiler Musul’a girmesin’ demekle yetinince de mezhepçi olunuyor
7.10.2016
Musul’u almak için savaşa mı gidiyoruz?
4.10.2016
OHAL, iktidarın yakalandığı ‘hız tuzağı’
1.10.2016
Fırat Kalkanı’nda neden otosansür var?
27.9.2016
Kaydıraklı Anıtkabir’in kısa ve acı tarihi
23.9.2016
Gazetecilik çölündeki vaha: Cumhuriyet
22.9.2016
Piyade Suriye batağına mecbur girecek
14.9.2016
Asıl ‘sübliminal mesaj’ı rejim veriyor
9.9.2016
Rakka’da şey yaparken sonra şey olmasın!
7.9.2016
Başkanlık sloganı: Çözüm mözüm yok
3.9.2016
‘Yenikapı ruhu’ bitti, Türkiye normalleşiyor!
31.8.2016
‘Fırat Kalkanı’na ABD müdahalesi
26.8.2016
Suriye’de ‘üst akıl’ operasyonu
24.8.2016
YouTube’a o videoları Cemaat mi yüklüyordu?
17.8.2016
Olumsuz algılanmak iktidarın kaderidir
13.8.2016
Rusya’yla uçak krizi öncesine dönülemez
9.8.2016
Yenikapı eski yola açılır
6.8.2016
Erdoğan, ‘Rabbim bizi kurtarsın’ demeliydi
27.7.2016
Bütün kötü gazeteciler darbeci midir?
22.7.2016
Darbeciler yenildi ama bu gelen demokrasi değil
13.7.2016
Erdoğan babamız olmak istiyor
9.7.2016
Tayyip Kaptan’ın gemisi şimdi nereye gider?
5.7.2016
Ufuktaki tehdit: Muhacir vatandaş sorunu
2.7.2016
IŞİD daha ne yapsın?
29.6.2016
İsrail’le anlaşmaya dair yalanlar ve gerçekler
25.6.2016
Türkiye’yi görmeyen devekuşu Avrupa’sı
22.6.2016
Erdoğan’ın Gezi planında boş yok
15.6.2016
Türkiye’nin dibi maalesef yok
11.6.2016
Rejim PKK’yi neden saklıyor?
8.6.2016
‘Büyük Nusaybin zaferi’ ülkeye ne vaat ediyor?
3.6.2016
Dış politikada dört parmak hesabı
1.6.2016
Gezi’den ne kalmadı, ne kaldı?
25.5.2016
Nazi siyaset teknolojisinin Türkiye mümessili: AKP
24.5.2016
AKP’nin vücut dili, Nazizmin ruhu
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive