Mehmet Y. Yılmaz

T24



Bookmark and Share

Örümceklere, “güvenlik” kılıfı


14.12.2018 - Bu Yazı 139 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Adana’da geçen hafta yapılacağı ilan edilen Kebap ve Şalgam Festivali iptal edildi.

Valiliğin iptal kararını açıkladığı duyurusunda şöyle deniliyor:
“Festival, kamu düzeni ve güvenliği ile kişilerin can ve mal güvenliği nedeniyle iptal edilmiştir.”
Bu festival daha önce Rakı Festivali ve Dünya Rakı Günüisimleriyle de biliniyordu.
Sonradan adı bazı “hassas” vatandaşları rahatlatmak için “Kebap ve Şalgam Festivali” olarak değiştirilmişti.
Şimdi de “güvenlik” gerekçesiyle yasaklanmış bulunuyor.
Biliyorsunuz, siyasal İslamcılar iktidara geldiklerinden beri insanların hayat tarzına asla karışmadıklarını ileri sürüyorlar ama kendilerine benzemeyen her şeyden de rahatsız olan “hassas bir bünyeleri” var.
“Valilik” adı verilen kurumun görevlerinden biri vatandaşların huzur ve güven içinde yaşamalarını sağlamak.
Bunu sağlamak için emrinde polis ve jandarma gücü de var. Gerekli gördüğünde orduyu bile yardıma çağırma yetkisine sahip.
Ama üç – beş bin kişinin, belirli bir bölgede iki gün bir araya gelip, kebap yiyerek, rakı içmelerini ve bir Adana geleneğini yaşatmalarını sağlamaya gücü de yetmiyor.
Kamu düzenini sağlamaktan aciz, can ve mal güvenliğini koruyabilecek güce ve ehliyete sahip değil.
Ve “turizm ülkesinde”, bir eğlence festivali için güvenliği sağlayamayacağını resmi bildiri ile ilan ediyor.
Böyle aciz bir Vali, normal olarak görevden çoktan alınmış olmalıydı ama görevinin başında.
Çünkü biliyoruz ki mesele güvenliği sağlamakta aciz olması değil.
İnsanların yaşam biçimlerine karışmak konusunda sonsuz bir istek duyuyorlar.
Bunu açıkça söyleyemiyorlar ama onlar gibi yaşamak istemeyenlerin karşısına yasaklarla çıkıyorlar.
Amaçlarına ulaşmak için yalan söylemek onlar için hiç sorun değil.
Onun için “güvenlik sorunu” diyorlar.
Sorun kafalarının içinde kıpraşıp duran örümceklerde, onu saklamaya çalışıyorlar.

***

Melih Gökçek’e kötü haber

Melih Gökçek, gecenin her hangi bir saatinde sokaklarda dolaşmak isteyen, etek de giymiş kadınlara tecavüz edilebileceğini düşünüyor.
Şu ya da bu gerekçeyle bir kadına tecavüz edilmesini makul görmenin ne tür bir cinsel soruna işaret ettiğini bilmiyorum.
Psikoloji biliminde bunun bir açıklaması mutlaka vardır ama ben bilmiyorum.
Memleketin başkentinde belediye başkanlığı bile yapmış koskoca adam, böyle düşünmekten utanmadığı gibi genç bir kadınla bu seviyesizlikte bir üslupla çene yarıştırmaya da kalkıyor.
Ne tür bir travmaya maruz kaldı da böyle düşünüyor, onu da bilemiyorum.
Bunu sırf orijinallik olsun diye yapıyorsa, o da ayrı bir mesele. Karşılığı mutlaka Freud’da filan vardır.
Dün Gökçer Tahincioğlu’nun T24’teki haberi bir Yargıtay kararı ile ilgiliydi.
Yargıtay, Melih Gökçek kafasında olan bir tecavüzcünün savunmasını kabul etmemiş ve hakkında verilen 34 yıl 8 aylık hapis cezasını onaylamış.
Melih Gökçek için kötü bir haber bu.
Aklından geçenleri, aklında tutmaya devam etmesini öneririm. Ya da en iyisi geceleri sokağa filan çıkmasın, herkes için daha iyi.

***

İstanbul trafiğini çözmek isteyen var mı?

İstanbul’da yaşayanlar 2017 yılında 59 saatlerini trafikte, araçların içinde geçirmişler.
Dünya genelinde trafik yoğunluğuna sahip kentleri araştıran INRIX isimli kuruluşun hazırladığı son listeye göre İstanbul, Avrupa’da en kötü trafiğe sahip  dördüncü kent.
Birinci sırada Moskova var. Onu Londra ve Paris izliyor.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “AKP Belediyeciliğini” öve öve bitiremiyor ama 1994’ten beri AKP’li belediyelerin yönettiği İstanbul’un hali de ortada.
Trafik berbat, kent bir beton yığınına dönüştü. Ki bu “betonlaşma” tespiti de bana ait değil, bizzat kendisi söylemişti.
Oysa İstanbul iyi yönetiliyor olsaydı, en azından kentteki trafik bu noktaya gelmezdi.
Yeni yolların yapılması, toplu ulaşımın geliştirilmesi, su yollarının daha etkin kullanımı gibi ciddi mali kaynaklar gerektiren yatırımlardan söz etmiyorum.
Bunlar elbette yapılmalı, yapılıyor da.
Dikkatinizi çekmek istediğim konu, İstanbul’da vatandaşların nasıl yaşamakta olduklarını umursamayan, bunu kendilerine dert etmeyen yöneticilerin sorumluluğu.
Eğer böyle bir yöneticimiz olsaydı, trafikte geçirdiğimiz süre bugünkünün rahatlıkla dörtte biri kadar daha az olurdu.
Çünkü yine biliyoruz ki İstanbul’da trafik sorununu yaratan en önemli faktör “insan” faktörü.
Kadir Topbaş’ın zamanında yaptırdığı bir araştırmaya göre İstanbul’da sadece trafik kurallarına uyulması halinde bile trafik yoğunluğunun yüzde 25 oranında azalacağı tespit edilmişti.
Trafikteki yoğunluğu arttıran “insan faktörünü” düzeltmenin bir tek yolu var. Sıkı denetim ve etkili ceza.
Geçemeyeceği kavşağı tıkayan, dönüş şeritlerinin yanında ikinci hatta bazen üçüncü şeridi oluşturan, dörtlü lambalarını yaktığı zaman trafik ile ilgili sorununu halledebileceğini zanneden insanların kentinde denetim ve ceza yok.
İstanbul’da trafik denetimi demek, vatandaşa tuzak kurmak demek. Vatandaş kurulan tuzağa düşecek, onlar da ceza yazacaklar, trafik yönetiminden anladıkları bu.
Akşamüstleri, ana arterlerin en az iki şeridini bloke eden servis araçları da bir başka problem.
Ve bütün bunlar olup biterken trafiği yönetecek olanlar sokakta yok.
Neden? Çünkü İstanbul iyi yönetilmiyor.
Çünkü İstanbul’u neredeyse çeyrek yüzyıldır yönetenler, vatandaşların günlük hayatlarındaki sıkıntılar ile ilgilenmiyorlar.
Evet ciddi metro yatırımları yapıldı, önemli yollar açıldı, bunları inkâr etmek ve “Hiçbir şey yapmadılar” demek haksızlık.
Ama sadece etkin kontrol ile çözülebilecek sorunlar da öylece ortada duruyor.


 

Facebook Yorumları

reklam
14.2.2019
İzmir, Zeybekci’nin kimyasını bozmuş
13.2.2019
Ham demirden gümüş olmaz!
12.2.2019
Üreticiden ucuza aldığım domatesleri yeğenime bırakıyorum
11.2.2019
Kartal’ın AKP’li belediye başkanları
9.2.2019
Kalbe dolan o ilk bakış!
6.2.2019
Türk tipi BAAS rejimi olmasın
5.2.2019
Cumhurbaşkanı ne düşünüyor? Silahlanalım mı?
4.2.2019
Başkan Erdoğan, İsmet İnönü’ye karşı
1.2.2019
Hayır Kemal Bey, bu demokrasi değil
31.1.2019
İttifaklara alışın, sistem bunu gerektiriyor
30.1.2019
Berat Bey’in iktisat teorisine büyük katkısı
29.1.2019
El kesesinden hayır yapmak!
28.1.2019
Reis’in dış politika danışmanı: Vladimir Putin
24.1.2019
Biralar “normal” soğuklukta!
23.1.2019
Cumhurbaşkanı, Mozart ve İslamcıların iki yüzlülüğü
21.1.2019
Tenyearchallenge!
18.1.2019
Ben değilsem kim, şimdi değilse ne zaman?
15.1.2019
Leyla Hanım, oradan öyle mi görünüyor?
14.1.2019
“Gölge etmemek” yeterli olur
12.1.2019
Önemli olan yaşı değil, yanında olması
11.1.2019
Babam sağ olsun!
10.1.2019
Saray'ın buna ihtiyacı vardı
8.1.2019
Bu 'Türk tipi' rejime ne ad verilmeliyiz?
4.1.2019
Erdoğan'ın 'halifelik' hayali
3.1.2019
Parayı verdik, ödeştik mi?
2.1.2019
Kendisine gazeteci ya da savcı süsü verenler ne olacak?
28.12.2018
Biat et, rahat et!
27.12.2018
Anayasa şaşırma, Reis'in sabrını taşırma!
26.12.2018
Haddini bil!
25.12.2018
YSK, dürüst ve eşit seçim istemiyor mu?
24.12.2018
Bedel Ödetme Müdürü haykırdı: Atın hapse!
22.12.2018
ODTÜ Rektörü'nün açıklaması
21.12.2018
Ne Kadar Ekmek, O Kadar Köfte Üniversitesi (NKEOKKÜ)
20.12.2018
Yanıltılanın yüzü kızarıyor, ya yanıltanınki?
19.12.2018
"Testide ne varsa dışına o sızar!"
18.12.2018
Cumhurbaşkanı'nı yalanlardan koruyalım
17.12.2018
Cumhurbaşkanı'nın problemi demokrasi ile
15.12.2018
Aşk, sevgiline boyun eğmek değildir
14.12.2018
Örümceklere, “güvenlik” kılıfı
13.12.2018
Bu bir sivil çatışma tehdidi mi Bahçeli Bey?
12.12.2018
Her gazeteci bir gün hapishaneyi tadacak
1.12.2018
Sünger Bob, Acun ve Şeyma
30.11.2018
Şirkete bak: Satarken de kazanıyor, dedikodusu yapılınca da!
29.11.2018
Erdoğan ilk kez gücüne güvenemiyor
27.11.2018
Fransa kadar demokrat ol, biz dayağa razıyız
26.11.2018
Kahrol düşman, al sana bomba!
24.11.2018
Nisa, nereye gidiyorsun?
23.11.2018
Adamın Macar Yahudisi olması önemli mi?
22.11.2018
Bir acayip bilmecem var
21.11.2018
Cumhurbaşkanı, ağaç dikince çevreci mi oldu?
19.11.2018
Operasyonun mesajı kime: Erdoğan'a mı, bize mi, Avrupa'ya mı?
17.11.2018
Şarkımı senin için yazdığımı bilseydin
16.11.2018
Sürpriz aday Bilal Erdoğan mı?
15.11.2018
Sayın Erdoğan, o 'cep' artık bizim cebimiz!
14.11.2018
Kendi himmete muhtaç dede!
13.11.2018
Rejim, temel karakterini ortaya koyuyor
12.11.2018
Cüppeni çıkar, Mercedes'ten in, öyle git!
11.11.2018
Düzgün kadınlar, düzgün adamları bulamıyor
10.11.2018
Milletin özel hayatından size ne?
9.11.2018
Rejim, hukuk ile ilişkisini keserken
8.11.2018
Cumhurbaşkanı'na hakarette rekor peşinde
7.11.2018
Cumhurbaşkanı gezilerinde ne kadar harcar?
6.11.2018
Adliye marifetiyle darbe girişimi
5.11.2018
Camiler “besi çiftliği” mi oldu, “mandıra” mı?
3.11.2018
Flört, yaşadığını hissetmeni sağlar
2.11.2018
Komşu kızı Düriye'den yöneticilerimize bir öğüt
1.11.2018
İnsanoğlu gariptir, her lafı kaldırmaz
30.10.2018
Yeni havalimanı üzerinden rejim inşası
29.10.2018
Sarıkamış'tan bir asır sonra...
27.10.2018
Erkekler artık aşık olamıyorlar mı?
26.10.2018
Gökçek'e sopayı gösterdiler
25.10.2018
Bu maaşa, bu iş yükü çekilmez!
24.10.2018
O anlaşılmaz, yaşanır!
23.10.2018
Memleketin çay stokları yetmez
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Düzce Satılık ve Kiralık Emlaklar Emlak8.net