İbrahim Kiras

Karar



Bookmark and Share

MHP ‘tamam’ deseydi ne olacaktı?


28.11.2020 - Bu Yazı 1272 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Bilerek isteyerek girilen bir yoldan söz ediyoruz. İkazlara, itirazlara kulak vermeyip inatla girilen bir yoldan. Sırf kişisel çıkar hesaplarıyla tercih edilen, hatta kimilerinin yanlış olduğunu bildikleri halde “en doğru yol” diye propagandası yaptıkları bu yolun ülkeyi nereye getirdiği ortada. Dolayısıyla eleştirilerin korkutarak susturulması, itirazların pişkinlikle geçiştirilmesi, soruların demagojiyle cevaplanması, dezenformasyon yayarak milletin kandırılması artık eskisi kadar kolay değil. Her geçen gün daha da kötüleşen manzara toplumda huzursuzluğa, tabanda memnuniyetsizliğe ve erimeye yol açıyor.

Öyleyse ne yapılacak? İki seçenek vardı iktidarın önünde: İlki, ya durumun daha da kötüye gitmesine vicdanlar dayanamadığı için ya da mızrak çuvala sığmaz hale geldiği için (bence ikinci sebepten dolayı) bu yanlış yoldan dönmenin çaresi aranacaktı. İkinci seçenek ise şuydu: Ya bu saatten sonra yapılacak hiçbir şeyin fayda etmeyeceği düşüncesiyle ya da bu yola beraber girdikleri ortaklarını geri dönmeye ikna etmek zor göründüğü için (bence her iki sebepten de dolayı) hiçbir şey yapılmayıp “inceldiği yerden kopsun” denilecekti.

Geçtiğimiz 10 gün içinde yaşanan hadiseler ve bunlarla ilgili tartışmalar gösterdi ki “geriye dönme” opsiyonu ciddi olarak düşünülmüş ve hatta bu doğrultuda harekete geçme girişiminde bulunulmuş durumda. Yine hep beraber gördüğümüz üzere, bu manevra girişimi boşa konunca dolmadığı gibi doluya konunca da almadı. Sonuç itibarıyla yukarıdaki ikinci seçenek tercih edildi. Yani hem “artık ne yapsak eskisi gibi olmaz” düşüncesiyle hem de ortakların izin vermemesi yüzünden “yeni dönem”, “reform” vs. diye ortaya attıkları arayıştan “fitne” diyerek yine kendileri vaz geçtiler.

***

Ne var ki meselenin bu görünen kısmının yanında, çok dikkatli bakılmadığında gözden kaçabilen bir boyutu da var… Tamam, özellikle ortaklarının itirazı ve kendi tabanlarındaki büyük bir kitlenin kabullenemeyişi yüzünden reform arayışından geri adım attılar. Zaten reform dedikleri şeyi de büyük ölçüde yabancı yatırımcıya güven vermek gerektiği için gündeme getirmek zorunda kalmışlardı. Dışarıdan sıcak para akışının durduğu, rezervlerin eridiği, borçların arttığı bir ekonomik tabloda giderek Türk lirasının değerini kaybetmesi sonucunda pahalılığın katlanması, işsizliğin yükselmesi “muhakkak bir şey yapılmasını” gerektiriyordu. Bu şey de yabancı yatırımcıyı buradan uzak tutan sebeplerin ortadan kaldırılması olabilirdi ancak.

Yani adalet, vicdan, hukuk, şeffaflık, liyakat gibi değerlerden ziyade başımızdaki sıkıntılar için pratik ve güncel çözümler bulma ihtiyacı harekete geçirdi hükümeti. Koalisyon ortakları ise bu arayışın siyasi sonuçlarından kuşkulanarak frene bastılar. AK Parti yönetiminin kaç gündür tek derdi Bülent Arınç’ın ve İhsan Arslan’ın söylediklerinin “tamamen kişisel görüş” olduğuna ortaklarını ikna edebilmek. Çok belli edilerek yapılıyor bu.

***

Ancak -Bahçeli ve Perinçek dışında da irili ufaklı üyeleri bulunduğu anlaşılan- koalisyonun ortakları kuşkularında tamamen haksızlar mı? Reform girişiminin sonu mevcut başkanlık rejiminden vazgeçilmesine -ve dolayısıyla koalisyona ihtiyaç kalmamasına- kadar varamaz mı? Akıl, mantık ve matematik itibarıyla bunun elbette mümkün, muhtemel ve hatta bir bakıma zorunlu sonuç olduğu ortada.

Mevcut haliyle yürümesi artık imkansızlaşan bu yönetimin radikal bir şekilde yeniden düzenlenmesi gerekiyor. Basit bir sebeple: Cumhur İttifakının oylarının bundan sonraki bir seçimde yüzde ellinin üstüne ulaşabilmesi artık çok zor. Bu bakımdan ancak parlamenter rejime dönüş gerçekleşirse AK Parti’nin yeniden iktidar yüzü görme şansı olabilir. Bu da çok yüksek bir ihtimal değil belki ama hem teorik hem de pratik olarak iktidar partisinin ulaşabileceği tek çıkış kapısı bu.

Dolayısıyla buradan bakıldığında AK Parti kanadının reform arayışlarının diğer ortakları koalisyonun varlığının devamı konusunda endişelendirmesi normal görülebilir. Ancak, bana sorarsanız, küçük ortaklar içlerini ferah tutabilirler. Çünkü Erdoğan’ın ve partisinin böylesine büyük bir manevrayı gerçekleştirmeye yetecek bir siyasi kabiliyeti yok artık. Kendilerini kendi üsluplarına angaje ettiler, tabanlarını katılaştırdılar, koalisyon ortaklarıyla da yürüdükleri yolun kenarlarına duvar ördüler. Çıkamıyorlar dışarıya.

Uzun uzadıya örneklerle bu sütunu doldurmayayım. Yalnızca şu son iki haftadır, yani “reform” ve “yeni dönem” lafları ortaya atıldıktan sonra yapılan işlere ve açıklamalara bakın… İktidar partisinin iş yapma tarzında da siyaset yapma üslubunda da ciddi bir değişikliğin gerçekleşmesine ihtimal vermezsiniz bunlara bakınca.

Şöyle düşünelim: Farz-ı muhal, Erdoğan’ın yeni dönem ve hukuk reformu taleplerine Bahçeli olumlu cevap verseydi veya bu reform konusunu ortaklar oturup birlikte kararlaştırmış olsalardı ne olurdu? Bugünkünden farklı bir sonuç ortaya çıkar mıydı? Hiç sanmıyorum. Yine benzer uyumsuzluk problemleri yaşanırdı… Mesela ilk fırsatta “enflasyonun sebebi faizdir” nutukları ve manşetleri atılırdı… İstanbul Borsası’nın yüzde onu Katar’a yine satılır, kaça satıldığı yine açıklanmazdı… Muhalefet yargıya baskı yapmakla suçlanırdı… En iyi ihtimalle yine biri çıkıp hukuk reformu diye HDP liderinin kitaplarını tavsiye ederek iktidarın tabanını isyan ettirirdi… Hiçbir şey bugünkünden farklı olmazdı…

Demek ki küçük ortaklar içlerini ferah tutabilirler. Büyük ortağın halihazırda yaptıklarının dışında bir şey yapma ihtimali çok düşük. Dolayısıyla koalisyonun bekası için endişelenmeleri gereksiz!

Facebook Yorumları

reklam
26.01.2021
Aydınların yün eldiveni
21.01.2021
Bırakın biraz da biz örnek olalım
19.01.2021
Yanlışlarınızın sorumlusu gazeteciler değil
16.01.2021
Topluma örnek olan 51 AK Partili
12.01.2021
WhatsApp bizim bilgilerimizi ne yapıyor?
7.01.2021
AK Parti tabanı ‘ne olursa olsun’ der mi?
5.01.2021
Mesele başörtüsü değil miydi
2.01.2021
Bize de mi aşı yok?
29.12.2020
‘Türk insanına uygun aşı’ gelmiştir
26.12.2020
Devletin bekası sahiden tehlikede
22.12.2020
Kuzey Kore modeli siyaset
15.12.2020
Ya ittifak CHP’yle yapılsaydı ne olacaktı
12.12.2020
Aşı hakkında bildiğimiz tek şey
8.12.2020
Aşıda da çuvalladık maalesef
5.12.2020
Muz cumhuriyetinin siyasi reklamcıları
3.12.2020
Artık ‘kuru laf’ karın doyurmuyor
28.11.2020
MHP ‘tamam’ deseydi ne olacaktı?
26.11.2020
Bu muhalefetin ülkeye verdiği zararlar
24.11.2020
Erdoğan’a rağmen Erdoğancılık
21.11.2020
Hukukun dışına çıkan hukuk tartışması
14.11.2020
‘Rasyonel yönetime dönüş’ün tek şartı
12.11.2020
Karabağ’da kim kazandı kim daha çok kazandı
10.11.2020
Her şeyin dört dörtlük özeti
5.11.2020
Anketler yalan mı söylüyor?
3.11.2020
Seçimden sonra Türkiye-ABD ilişkilerinde ne bekleyelim?
24.10.2020
İktidar ‘negatif propaganda’ aşamasında
22.10.2020
İYİ Parti’ye ‘operasyon’ mu yapılıyor?
20.10.2020
Valinin biri denetime çıkmış
15.10.2020
Perşembenin gelişi çarşambadan belliydi
13.10.2020
Önce hukuk sonra siyaset
10.10.2020
İktidarın avantajı muhalefetin ihtiyacı
6.10.2020
Bize de mi hukuk!
3.10.2020
Oyunun kuralıyla oynamak zaaf belirtisi
1.10.2020
Rusya neden hep karşımızda
29.09.2020
Avrasyacı fantezilerin iflası
26.09.2020
HDP’ye operasyonun siyasi şifreleri
24.09.2020
Saldım çayıra mevlam kayıra siyaseti
22.09.2020
Devletin paşası mı “Paşanın devleti” mi?
19.09.2020
‘Firavun Sisi’ şimdi ‘Dostum Sisi’ mi olacak?
15.09.2020
Atatürk’e ‘Gazi’ diyen hainler
13.09.2020
Dışımızdaki İrlandalılar
10.09.2020
HDP’ye nerede bir yer bulunur
5.09.2020
‘Çatı aday’ kim olursa sorun olmaz
3.09.2020
Trump arayı nasıl kapattı
1.09.2020
Anıtkabir’in fethi
29.08.2020
Ecdat ekonomiyi böyle yönetmiyordu!
25.08.2020
‘Gaz bulduk sevinmediler’ siyaseti
22.08.2020
Sevinirken temkini kaygılanırken ümidi kaybetmeyelim
18.08.2020
Niye herkes bize düşman?
15.08.2020
‘Beşik uleması’nın dönüşü: Önce zihniyet bozuluyor, sonra kurumlar
13.08.2020
İnce’nin hamlesi Kılıçdaroğlu’nun stratejisi
11.08.2020
Yalanın kibarcası ‘post-truth’
6.08.2020
Muhalefete muhalefet etmek
4.08.2020
İstanbul Sözleşmesi’ne kim neden karşı?
1.08.2020
Padişah ile Şeyhülislam arasında bir ‘macera’
30.07.2020
Osmanlı’ya hilafet geldi mi?
25.07.2020
Ayasofya açıldı şimdi ne olacak?
18.07.2020
Bir FETÖ daha çıkar mı?
16.07.2020
‘Yeni AK Parti’ye yeni sözleşme
14.07.2020
Milletin Ayasofya’sı siyasetin Ayasofya’sı
9.07.2020
Trollerle siyaset
4.07.2020
Koca yürekli bir dost geçti bu dünyadan
2.07.2020
Herkese bir yeşil top
30.06.2020
Barolar niye bölünsün?
25.06.2020
Adalet mülkün temeli ama
23.06.2020
Yerli, milli ve İslami
18.06.2020
Devlet nasıl yönetilmez
16.06.2020
İktidar ‘tweet’ işini abarttı
13.06.2020
‘Eski AK Parti’ ve ‘yeni AK Parti’
9.06.2020
AK Parti ile HDP’nin ‘ittifak’ları
6.06.2020
Hizmet siyasetiyle gelip kimlik siyasetiyle gitmek
4.06.2020
CHP’nin ‘merkez’ine yolculuk
2.06.2020
Amerika kaybedecek, Trump kazanacak
30.05.2020
Batı’nın ahlakını mı alsaydık yoksa?
28.05.2020
İç tehdit, dış tehdit, full tehdit!
23.05.2020
Ufukta erken seçim mi var
19.05.2020
‘Namuslu aydın’ mı ‘organik aydın’ mı?
16.05.2020
Kendi soyundan olmayana kim güvenir
14.05.2020
HDP’nin meşruiyeti
12.05.2020
‘Enseyi karartmayalım’
9.05.2020
Muhalefetin meşruiyeti
7.05.2020
Lütfen darbe yapmayalım, yapanları uyaralım
5.05.2020
Amerika önümüzde diz çöktü!
2.05.2020
Yanlıştan dönmek o kadar mı zor!
30.04.2020
İsveç’ten hasta kurtaran ülke
28.04.2020
Bu defa mesele Diyanet değil
25.04.2020
Virüs siyasete bulaşmasın yeter
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive