İbrahim Kiras

Karar



Bookmark and Share

Perşembenin gelişi çarşambadan belliydi


15.10.2020 - Bu Yazı 1189 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Olup bitenler bazılarımıza tuhaf görünse de tuhaf değil. Perşembenin gelişi çarşambadan belliydi. Devlet idaresini tarihte görülmemiş bir şekilde “merkezileştirme” doğrultusunda yapılanların (kırılıp dökülenlerin) doğal sunucu bu tablo.

 
“Eski AK Parti”de hemen hemen eşitler arasında birinci durumundaki genel başkanı “Yeni AK Parti’nin Atatürk’ü”ne dönüştüren süreçten söz ediyorum. İktidar partisindeki merkeziyetçi yönetim tarzını getiren kişisel dizaynın bilahare devlet yönetimine taşınmasından. Fiili başkanlık, partili cumhurbaşkanlığı derken MHP lideri Devlet Bahçeli’nin omuz vermesiyle hayata geçirilen “bize özgü” başkanlık rejimi modelinin ürettiği keşmekeşten.

Yeni sistemde öncelikle yasama ile yürütme ayrımı ortadan kalktı. Daha doğrusu yasama gücü sahneden çekildi. Devletin yasama organı olan Meclisin hükümeti denetleme görevi de ortadan kalktı. Diğer yandan, bağımsızlığı söz konusu olmayan bir yargı gücünün de aslında mevcudiyetinden bahsedilemez. Mecazen dördüncü güç denilen medyanın da durumu belli. 

Neticede iki yüzyıldır kurup yerleştirmek için mücadele verdiğimiz kuvvetler ayrımı prensibinin ruhuna fatiha okundu.

Devlet kurumlardan oluşur. Bir de bu kurumların yetki ve sorumluluk sınırlarını belirleyen kurallardan. Bu süreçte kurumlar etkisizleştirildi, siyasallaştırıldı, geleneklerinden koparıldı. Yetmedi, yetki ve sorumluluk sınırları tamamen belirsizleşti, adeta mevcudiyetleri boşa çıkarıldı. Sistem içindeki konumları sembolik hale geldi. Ama varlıkları artık sembolik de olsa bunlardan rahatsızlık duyulmaya da devam ediliyor. “Biz varken bunlara ne gerek var” anlayışıyla köklerine kibrit suyu dökülmek isteniyor.

Mesela barolarda yönetim üye avukatların oylarıyla seçiliyor ve -yargı süreçlerinde hiçbir etkileri bulunmasa da- siyasi otoriteden bağımsız oluşları bile rahatsızlık oluşturuyor. Buralarda çoğunlukla muhalif/sol kadroların egemenliği de cabası. Türk Tabipler Birliği aynı sebeplerle hedef alınmış görünüyor. “Doktorların da avukatların da başı yüzde 52 oyla seçilmiş iktidar olarak biziz, siz kim oluyorsunuz” yaklaşımı var burada…

Bir süredir Anayasa Mahkemesi’nin hedefte oluşu da başka bir sebebe dayanıyor değil. Üyelerini kendilerinin seçtiği ve kritik konularda daima “uyumlu ve olumlu refleks” gösteren Anayasa Mahkemesi ile ilgili rahatsızlık yalnızca bazı dosyalara dair verilen kararlar yüzünden değil. Üyelerini kendilerinin seçtiği ama bu üyeleri istedikleri zaman görevden alamadıkları için kimi zaman serbest harekete edebilen “böyle bir mahkemenin varlığı” asıl sorun galiba…

***

İktidar ortakları geçenlerde peş peşe Yüksek Mahkeme’nin statüsünün yeniden yapılandırılması çağrılarında bulunmuşlardı. O zaman şunu yazmıştım:

“Anayasa Mahkemesi’nin yapısının değiştirilmesi anayasa değişikliği gerektiriyor. O da ya Mecliste muhalefetin desteği alınarak veya referanduma götürülerek mümkün. İkisi de kırk satır ve kırk katır seçenekleri iktidar açısından. Yani bugün itibarıyla ellerinden gelen bir şey yok. Ama tabii başka türlü bir çözüm düşünülmüşse, onu bilemem…”

Bugünden bakıldığında “başka türlü çözüm” olarak “fiili durum oluşturup bunun doğuracağı kriz üzerinden birtakım adımlar atmak” düşünülmüş gibi görünüyor. Ama yine de böyle bir yaklaşıma ihtimal vermemek durumundayız. Çünkü ülke yönetme sorumluluğunu üstlenmiş kadroların devlet düzeninin altındaki halıyı çekmek gibi bir girişimde bulunabileceklerini akıl almıyor.

Bir yerel mahkemenin ülkedeki cari yargı sisteminin en üst mercii olan Anayasa Mahkemesi’nin bir dava konusundaki hükmünü tanımadığını açıklaması (ve bu tutumun siyasi iktidarın tasvibine mazhar oluşu) yargı düzeninin “yoklukla malul” oluşunun delili olabilir ancak. Gelinen yer “yargının siyasallaşması” aşamasının bile ötesindedir artık.

Bu hadiseye karşı AYM üyelerinden birinin belki iyi niyetle ama kesinlikle şuursuzca sergilediği şovun karşı karşıya olduğumuz vahim gerçekleri gölgelemesine izin verilmemeli.

Facebook Yorumları

reklam
24.10.2020
İktidar ‘negatif propaganda’ aşamasında
22.10.2020
İYİ Parti’ye ‘operasyon’ mu yapılıyor?
20.10.2020
Valinin biri denetime çıkmış
15.10.2020
Perşembenin gelişi çarşambadan belliydi
13.10.2020
Önce hukuk sonra siyaset
10.10.2020
İktidarın avantajı muhalefetin ihtiyacı
6.10.2020
Bize de mi hukuk!
3.10.2020
Oyunun kuralıyla oynamak zaaf belirtisi
1.10.2020
Rusya neden hep karşımızda
29.09.2020
Avrasyacı fantezilerin iflası
26.09.2020
HDP’ye operasyonun siyasi şifreleri
24.09.2020
Saldım çayıra mevlam kayıra siyaseti
22.09.2020
Devletin paşası mı “Paşanın devleti” mi?
19.09.2020
‘Firavun Sisi’ şimdi ‘Dostum Sisi’ mi olacak?
15.09.2020
Atatürk’e ‘Gazi’ diyen hainler
13.09.2020
Dışımızdaki İrlandalılar
10.09.2020
HDP’ye nerede bir yer bulunur
5.09.2020
‘Çatı aday’ kim olursa sorun olmaz
3.09.2020
Trump arayı nasıl kapattı
1.09.2020
Anıtkabir’in fethi
29.08.2020
Ecdat ekonomiyi böyle yönetmiyordu!
25.08.2020
‘Gaz bulduk sevinmediler’ siyaseti
22.08.2020
Sevinirken temkini kaygılanırken ümidi kaybetmeyelim
18.08.2020
Niye herkes bize düşman?
15.08.2020
‘Beşik uleması’nın dönüşü: Önce zihniyet bozuluyor, sonra kurumlar
13.08.2020
İnce’nin hamlesi Kılıçdaroğlu’nun stratejisi
11.08.2020
Yalanın kibarcası ‘post-truth’
6.08.2020
Muhalefete muhalefet etmek
4.08.2020
İstanbul Sözleşmesi’ne kim neden karşı?
1.08.2020
Padişah ile Şeyhülislam arasında bir ‘macera’
30.07.2020
Osmanlı’ya hilafet geldi mi?
25.07.2020
Ayasofya açıldı şimdi ne olacak?
18.07.2020
Bir FETÖ daha çıkar mı?
16.07.2020
‘Yeni AK Parti’ye yeni sözleşme
14.07.2020
Milletin Ayasofya’sı siyasetin Ayasofya’sı
9.07.2020
Trollerle siyaset
4.07.2020
Koca yürekli bir dost geçti bu dünyadan
2.07.2020
Herkese bir yeşil top
30.06.2020
Barolar niye bölünsün?
25.06.2020
Adalet mülkün temeli ama
23.06.2020
Yerli, milli ve İslami
18.06.2020
Devlet nasıl yönetilmez
16.06.2020
İktidar ‘tweet’ işini abarttı
13.06.2020
‘Eski AK Parti’ ve ‘yeni AK Parti’
9.06.2020
AK Parti ile HDP’nin ‘ittifak’ları
6.06.2020
Hizmet siyasetiyle gelip kimlik siyasetiyle gitmek
4.06.2020
CHP’nin ‘merkez’ine yolculuk
2.06.2020
Amerika kaybedecek, Trump kazanacak
30.05.2020
Batı’nın ahlakını mı alsaydık yoksa?
28.05.2020
İç tehdit, dış tehdit, full tehdit!
23.05.2020
Ufukta erken seçim mi var
19.05.2020
‘Namuslu aydın’ mı ‘organik aydın’ mı?
16.05.2020
Kendi soyundan olmayana kim güvenir
14.05.2020
HDP’nin meşruiyeti
12.05.2020
‘Enseyi karartmayalım’
9.05.2020
Muhalefetin meşruiyeti
7.05.2020
Lütfen darbe yapmayalım, yapanları uyaralım
5.05.2020
Amerika önümüzde diz çöktü!
2.05.2020
Yanlıştan dönmek o kadar mı zor!
30.04.2020
İsveç’ten hasta kurtaran ülke
28.04.2020
Bu defa mesele Diyanet değil
25.04.2020
Virüs siyasete bulaşmasın yeter
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive