İbrahim Tığlı

Yeni Şafak



Bookmark and Share

Birleşik Arap Emirlikleri tehlikeli sularda yüzüyor!


13.11.2018 - Bu Yazı 370 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) giderek Doğu Afrika ve Yemen’de hayati rol oynamaya başladı. BAE’nin bu kadar şımarıkça bölgede aktif hale gelmesinde İngiltere ile kurmuş olduğu uzun yıllara dayanan politik duruşu ve Suud yönetimi ile iş birliği içerisinde hareket etmesinin önemli bir etkisi var.

Özellikle Doğu Afrika’ya yalnız siyasi amaçlar için gelmiyor, liman antlaşmalarından ekonomik yatırımlara, televizyon filmlerinden askeri üslere kadar çok alanda etkin olmaya çalışıyor. Şimdilerde Afrika boynuzunda merkezi Etiyopya’nın başkenti olan Addis Ababa’da bir televizyon istasyonu kurma hazırlıkları yapıyor. Öteden beri birçok BAE merkezli televizyon kanalı seyrediliyor Arapça olarak. Yalnız yeni konsept Amharik dilinde bir yayına başlamak.

Etiyopya-Eritre barışının sağlanmasına daha sonra da, bu ikiliye Cibuti’nin de katılması için BAE var gücüyle çalışarak Doğu Afrika’da yeni bir ittifakın temelini attı. Hem Eritre hem Etiyopya’ya sağladığı olağanüstü parasal desteklerin, sözde barışın sağlanması için ne kadar vazgeçilmez olduğunu da dünyaya gösterdi. BAE sadece bununla sınırlı kalmayıp birkaç ay öncesine kadar büyük bir kriz yaşadığı Somali yönetimi ile de ittifak arayışına girerek bölgedeki barışının sağlanmasında İngilizlerin yokluğunu aratmadı.

BAE’nin yeni hedefi Sudan gözüküyor ufukta. Uzun bir süredir yalnızlık içinde olan Sudan ile tekrar bir ittifak arayışı içerisinde. Mısır ile Sudan arasındaki yeni uzlaşmanın arkasında BAE’nin olduğuna dair dedikodular var. Güney Sudan’ın ayrılmasıyla petrol gelirlerinin büyük bir bölümünü kaybeden Sudan yönetiminin, BAE’nin bu çabasına karşı pozitif bir tutum içinde olduğu görünüyor. ABD, Sudan’a uyguladığı yaptırımları yine BAE’yi kullanarak hafifletmek ve kaldırmak istiyor.

Ortadoğu’da “parayı ver, kazan” diplomasi şimdi de Afrika’da iş görmeye başladı. Afrika’da özellikle Doğu Afrika ülkelerinin de bu lütuftan memnun oldukları görünüyor.

Yalnız BAE’nin bu girişimleri barış ve istikrardan çok Ortadoğu’daki sorunların Afrika’ya taşınması anlamına gelmekte. Bir müddet sonra petrol savaşları, İran’ı bölgede etkisizleştirmek için yapılan girişimler, Türkiye’nin Afrika’yı anlamaya yönelik insani politikasına ve Çin’in Afrika’daki gücüne darbe vuracak hamleleri beraberinde getirecektir.

BAE barış adı altında yeni düşmanlıkları yaratacak politikasında yalnız değil. ABD, İngiltere, İsrail, Suudi Arabistan ve Mısır’la birlikte çalışmaktalar. Kızıldeniz, ABD ve İngiltere’nin himayesinde bir Suud-Emirlik gölüne dönüştürülmek istenmekte. Öncelikli amaç Kızıldeniz’de güvenli bir bölge oluşturmak ve ticaret ağını sağlamlaştırmak.

Artık diplomaside ikna yolu değil mecbur etme uygulanmaya başlandı. Bu diplomatik kuralı en iyi kullanan ülkelerden biri de BAE’dir. Katar ve Türkiye ile bağlantılarını koparmayan Somali Devlet Başkanı Muhammed Farmacu “hizaya” getirilerek Etiyopya ve Eritre ile olan tarihi düşmanlığı sona erdirildi. Somali eyaleti 40 yıldır Etiyopya’nın işgal altında olmasına rağmen diplomatik ilişkiler i yeniden başlatıldı ve 40 yıl aradan sonra yolcuları taşıyan sivil bir uçak Mogadişu Havalimanı’na iniş yaptı.

Etiyopya ve Eritre liderlerinin Suud Kralı Salman’ın Kızıldeniz’e bakan saraylarından birinde bir araya geldiğinde, yanlarında Suudi Arabistan’ın adı kötüye çıkmış veliahdı Prens Muhammed bin Salman ile birlikte, Emirliğin Dışişleri Bakanı Şeyh Abdullah bin Zayed’in de bulunması tesadüf değildi. Nitekim bir süre sonra Afrika boynuzunun her iki lideri Dubai’de ağırlanacaktı.

Afrika’ya BAE’nin ilgi göstermesinin öncelikli nedeni ticaret. Birçok Afrika ülkesi ticaretini Dubai üzerinden Asya ve Avrupa ülkeleri ile gerçekleştiriyor. Dubai’den gelen ürünler için başta Etiyopya olmak üzere bir çok Afrika ülkesi ya gümrük vergisi almıyor ya da düşük tutuyor. BAE, bu pazarı kaybetmek istemiyor ve bu ticari ilişkide kendine rakip olarak Türkiye’yi görüyor. Türkiye’den gelenlerin, BAE’ye göre kalite bakımından oldukça iyi olması BAE’nin uykularını kaçırmaya yetiyor.

Türk dizilerinin Afrika’yı kasıp kavurmasıyla, Türkiye’ye yönelik bir turizm atağı gerçekleşti. Artık Afrikalılar Dubai yerine İstanbul, Bursa, Kapadokya bölgesi ve Antalya’ya gelmek istiyorlar. Çünkü dizilerde gördükleri Türkiye, Dubai’den kat kat güzel ve turizm için daha avantajlı imkanlara sahip.

Afrika’da da son yıllarda her taşın altından Çin çıkmaya başladı. Çin’in görünürlüğü oldukça fazla ve bunu kırmanın yolu ne İngiltere’nin eski sömürgelerine tekrar dönmesinden, ne de ABD’nin terör adına başlattığı askeri saldırılardan geçiyor. Bir şekilde Çin’le rekabet etmek için çevresel yakınlığı bulunan körfez ülkelerinin özellikle Suud ve BAE’nin bölgeye gelmesi gerekiyor.

BAE’nin, Afrika’ya sözde barışı getirmesindeki ısrarlarından biri İran’ın hem Körfez, de hem de Doğu Afrika’daki ilerleyişini durdurmak. İran çok önceleri bölgeye geldi ve başta Kenya, Tanzanya olmak üzere bir Şia geleneği oluşturmaya çalıştı. Artık Suud’un klasik Vahhabiliği, İran’la mezhebi mücadele de anahtar rol oynayamıyor. BAE, daha soft bir yaklaşımla İran’a karşı mezhebi öne çıkarmayan ekonomik bir mücadelenin önünü açıyor. Türkiye’ye karşı da başka bir manevra içinde olduğu gerçeği de bulunuyor; fakat bu başka bir yazı konusu.

Yemen’deki katliamın, insan hakları ihlallerinin, açlığın, yoksulluğun, göçün nedeni İran olduğu kadar aynı zamanda Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri. BAE, Tahran destekli isyancılara karşı Suud’la birlikte bir askeri operasyon yürütüyor ve insani suçlar işlemeye devam ediyor. Yemen’in güney ve batı sahilleri doğrudan BAE’nin işgali altında bulunuyor ve bu işgal maalesef sessiz bir şekilde dünya tarafından izleniyor.

BAE’nin Yemen operasyonu Cibuti limanı ve üssünden sürdürülüyor ve bunun karşılığında eski bir Somali toprağı olan Cibuti’ye milyonlarca dolar ödeniyor. Yüzbinlerce masum insanın kanına girmek için ödenen bu paralar, -sözüm ona Doğu Afrika’da demokrasiyi inşa etmek için veriliyor.

Barış ve istikrar bölge için gereklidir. Ama Yemen’de olduğu gibi Doğu Afrika’da, yeni bir çatışma alanı olacaksa birileri bu taşeronları durdurmak zorundadır. Yemen’deki iç savaşı durdurmak için daha fazla efor sarfedilmeli, yoksa bu çatışma bölgesi Afrika Boynuzu ’nu da kapsayacak ve Osmanlı’nın mirası bu topraklar, küresel güçlerin ve taşeronlarının çarpıştığı bir arenaya dönüşecektir.

Facebook Yorumları

reklam
13.11.2018
Birleşik Arap Emirlikleri tehlikeli sularda yüzüyor!
30.10.2018
Türkiye’nin “insan merkezli” dış politikası kazanacak
16.10.2018
Suud yönetiminin önlenemez çöküşü
9.10.2018
Etiyopya bu kez sözünü tutacak mı?
2.10.2018
Güney Afrika neden önemli?
25.9.2018
Suud’un dayanılmaz manevraları
18.9.2018
Afrika politikamızda yeni bir vizyona ihtiyaç var!
4.9.2018
Türk dünyası ile yeni bir başlangıç mı?
28.8.2018
Zaferler kadar yenilgiler de önemlidir
21.8.2018
Amerikan imparatorluğu ile hesaplaşma zamanı
14.8.2018
Saldırıya karşı direniş ve mücadele
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.