İbrahim Kiras

Karar



Bookmark and Share

Artık ‘kuru laf’ karın doyurmuyor


3.12.2020 - Bu Yazı 452 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 AK Parti lideri ve Cumhurbaşkanı Erdoğan her ne kadar son iki hafta içinde yaptığı açıklamalar ve gerçekleştirdiği görev değişiklikleriyle ekonomi yönetiminde bazı yanlış işler yapılmış olduğunu zımnen kabul etmiş olsa da iktidar habitatının sakinleri bunu kabullenmeye hazır değil. Nitekim hâlâ “Faiz enflasyonun sebebidir” diye manşetler atılıyor… Hâlâ “Türk ekonomisine operasyon çekildiğini” okuyoruz veya işitiyoruz her gün bir yerlerde…

Türk ekonomisine -jargon da dikkat çekici bu arada- “operasyon çekildiğine” ve bu yüzden sıkıntılar yaşandığına gerçekten inanan bir kitle var. Bu geniş kitlenin ekonomi bilgisi döviz kurundaki hareketleri “Amerika dolara zam yapıyor” şeklinde açıklayacak seviyede olduğu için bu anlamda bir propagandaya maruz kaldıklarında algılarının manipüle edilmesi kolay oluyor. Zaten propaganda dediğimiz hadise bir topluluğun seçkinleriyle o topluluğun geniş kitlesi arasındaki ilişkinin bir şekli. Bilginin dağıtıcısı olan taraf bu bilgiyi ham haliyle değil, tüketime uygun hale dönüştürerek sunuyor karşı tarafa. Tam da bu yüzden sosyal psikoloji sahasının uzmanları “Bilginin manipülasyonu” diye tanımlıyorlar siyasi propagandayı.

Ancak olayın daha insani bir boyutu da var. Kabahat samur kürk de olsa kimse üstüne almaz demiş atalarımız. İnsan psikolojisi bu. Yanlış bir şey yapmışsak buna mutlaka bir bahane ararız. Hiç değilse ortaya çıkan olumsuzluktaki kendi payımızı küçük gösterme gayretine gireriz. Karakterimiz müsaitse daha da ileri gideriz, kendi işlediğimiz suçu başkasının üstüne atarız. Aynı durum “başarı” için de geçerli. Başarılarımızı abartırız, bunları başkalarının gözüne sokmak için çaba gösteririz. Ortak başarılarda ise kendi payımızı olduğundan büyük göstermeye çalışırız. Karakterimiz müsaitse daha da ileri gideriz, başkalarının başarılarını sahipleniriz.

***

Siyasetçi de insan. O da işlediği hatayı mazur gösterip kendini aklamak için savunma mekanizmalarına başvuruyor. Gerçi Freud’a göre bu sistem bilinçli olarak değil, bilinçaltımızın sevkiyle işliyor ama bunun siyasetçi için geçerli olmaması teoriyi de geçersizleştirmez herhalde! Şaka bir yana, bir siyasetçinin birey olarak kendi bilinçaltının etkisinde benimsediği tutumlar başka bir konudur, toplumun bilinçaltını harekete geçirmek suretiyle kitleleri belirli tutumlara yöneltmeye uğraşması çok daha başka bir konudur.

Bugünkü siyasi iktidarın sözcülerinin gözümüzün önündeki gerçeğin yerine bir başka gerçek ikame etmeye uğraşmalarını, ekonomik krizden söz edenleri “ekonomimiz pik durumunda” diyerek susturmalarını, kötü yönetimin suçunu birtakım hayali düşmanların ve bilhassa dış güçlerin üstüne atmalarını, son zamanlarda rakamlarla bile oynamaktan geri durmayışlarını vs. ayıplamak değil niyetim. O aşama çoktan geçildi zaten. Bilakis bu yöntemin AK Parti iktidarının bekasına hangi ölçüde katkı sunabildiğine dikkat çekmek istiyorum.

***

Dış güçlerden, üst akıldan, “Beka” mücadelesinden söz edilmeyen, “Esenyurt düşerse Kudüs de düşer” gibi iddialarda bulunulmayan, seçim mitinglerinde “Ey Hollanda, ey Fransa…” diye konuşmalar yapılmayan bir dönemi var AK Parti’nin… İyi kötü, doğru yanlış “iş” yapılan dönem… “Eski AK Parti” zamanı…

O günlerde konuşulmayan konular neden bugün iktidarın retoriğinin temelini oluşturuyor? Bu sorunun o basit cevabını herkes biliyor: İşler iyi giderken başarı bizimdir, işler kötüleşince bunun sorumlusu başkaları olur. Nitekim üst akıl, beka, iç ve dış düşmanlar retoriği ne zaman benimsendi diye bakarsanız Erdoğan’ın partisini ve ülkeyi tek başına yönetme gayreti içine girdikten sonra baş gösteren sorunlarla karşılaşırsınız o tarihlerde. O tarihlerden bu yana AK Parti’nin sorun çözerek veya icraat yaparak değil, tamamen siyasi ve toplumsal kutuplaşmanın etkilerini manipüle ederek ve girdiği her seçimi başka bir şeyin seçimi olarak topluma sunma imkânı bularak iktidarda kalmayı başardığını unutmamak lazım.

İşte tam da bu sebeple artık sürdürülemez durumdaki bir yöntemden söz ediyoruz. Mevcut gerçeğin yerine ikame edilen alternatif gerçek, eğer pazarda talep yoksa elde kalır. Türk toplumunun önemli bir kısmı AK Parti iktidarının son yıllarında gerçeğin “dönüşümü”nden fazla rahatsız olmadı. Buna göz yumdu, çünkü gerçeğin gerçek olmasından ziyade “karın doyurması” önemlidir. Artık laf karın doyurmuyor. Dolayısıyla bu yöntem müşteri çekmiyor. Aksine eski günlere geri dönüşün, onarımın, normalleşmenin ihtimal dahilinde olmadığını haber vermesi bakımından “müşteri kaçıran” bir özellik.

Facebook Yorumları

reklam
28.01.2021
AK Parti kaybettiği yüzüğü arıyor
26.01.2021
Aydınların yün eldiveni
21.01.2021
Bırakın biraz da biz örnek olalım
19.01.2021
Yanlışlarınızın sorumlusu gazeteciler değil
16.01.2021
Topluma örnek olan 51 AK Partili
12.01.2021
WhatsApp bizim bilgilerimizi ne yapıyor?
7.01.2021
AK Parti tabanı ‘ne olursa olsun’ der mi?
5.01.2021
Mesele başörtüsü değil miydi
2.01.2021
Bize de mi aşı yok?
29.12.2020
‘Türk insanına uygun aşı’ gelmiştir
26.12.2020
Devletin bekası sahiden tehlikede
22.12.2020
Kuzey Kore modeli siyaset
15.12.2020
Ya ittifak CHP’yle yapılsaydı ne olacaktı
12.12.2020
Aşı hakkında bildiğimiz tek şey
8.12.2020
Aşıda da çuvalladık maalesef
5.12.2020
Muz cumhuriyetinin siyasi reklamcıları
3.12.2020
Artık ‘kuru laf’ karın doyurmuyor
28.11.2020
MHP ‘tamam’ deseydi ne olacaktı?
26.11.2020
Bu muhalefetin ülkeye verdiği zararlar
24.11.2020
Erdoğan’a rağmen Erdoğancılık
21.11.2020
Hukukun dışına çıkan hukuk tartışması
14.11.2020
‘Rasyonel yönetime dönüş’ün tek şartı
12.11.2020
Karabağ’da kim kazandı kim daha çok kazandı
10.11.2020
Her şeyin dört dörtlük özeti
5.11.2020
Anketler yalan mı söylüyor?
3.11.2020
Seçimden sonra Türkiye-ABD ilişkilerinde ne bekleyelim?
24.10.2020
İktidar ‘negatif propaganda’ aşamasında
22.10.2020
İYİ Parti’ye ‘operasyon’ mu yapılıyor?
20.10.2020
Valinin biri denetime çıkmış
15.10.2020
Perşembenin gelişi çarşambadan belliydi
13.10.2020
Önce hukuk sonra siyaset
10.10.2020
İktidarın avantajı muhalefetin ihtiyacı
6.10.2020
Bize de mi hukuk!
3.10.2020
Oyunun kuralıyla oynamak zaaf belirtisi
1.10.2020
Rusya neden hep karşımızda
29.09.2020
Avrasyacı fantezilerin iflası
26.09.2020
HDP’ye operasyonun siyasi şifreleri
24.09.2020
Saldım çayıra mevlam kayıra siyaseti
22.09.2020
Devletin paşası mı “Paşanın devleti” mi?
19.09.2020
‘Firavun Sisi’ şimdi ‘Dostum Sisi’ mi olacak?
15.09.2020
Atatürk’e ‘Gazi’ diyen hainler
13.09.2020
Dışımızdaki İrlandalılar
10.09.2020
HDP’ye nerede bir yer bulunur
5.09.2020
‘Çatı aday’ kim olursa sorun olmaz
3.09.2020
Trump arayı nasıl kapattı
1.09.2020
Anıtkabir’in fethi
29.08.2020
Ecdat ekonomiyi böyle yönetmiyordu!
25.08.2020
‘Gaz bulduk sevinmediler’ siyaseti
22.08.2020
Sevinirken temkini kaygılanırken ümidi kaybetmeyelim
18.08.2020
Niye herkes bize düşman?
15.08.2020
‘Beşik uleması’nın dönüşü: Önce zihniyet bozuluyor, sonra kurumlar
13.08.2020
İnce’nin hamlesi Kılıçdaroğlu’nun stratejisi
11.08.2020
Yalanın kibarcası ‘post-truth’
6.08.2020
Muhalefete muhalefet etmek
4.08.2020
İstanbul Sözleşmesi’ne kim neden karşı?
1.08.2020
Padişah ile Şeyhülislam arasında bir ‘macera’
30.07.2020
Osmanlı’ya hilafet geldi mi?
25.07.2020
Ayasofya açıldı şimdi ne olacak?
18.07.2020
Bir FETÖ daha çıkar mı?
16.07.2020
‘Yeni AK Parti’ye yeni sözleşme
14.07.2020
Milletin Ayasofya’sı siyasetin Ayasofya’sı
9.07.2020
Trollerle siyaset
4.07.2020
Koca yürekli bir dost geçti bu dünyadan
2.07.2020
Herkese bir yeşil top
30.06.2020
Barolar niye bölünsün?
25.06.2020
Adalet mülkün temeli ama
23.06.2020
Yerli, milli ve İslami
18.06.2020
Devlet nasıl yönetilmez
16.06.2020
İktidar ‘tweet’ işini abarttı
13.06.2020
‘Eski AK Parti’ ve ‘yeni AK Parti’
9.06.2020
AK Parti ile HDP’nin ‘ittifak’ları
6.06.2020
Hizmet siyasetiyle gelip kimlik siyasetiyle gitmek
4.06.2020
CHP’nin ‘merkez’ine yolculuk
2.06.2020
Amerika kaybedecek, Trump kazanacak
30.05.2020
Batı’nın ahlakını mı alsaydık yoksa?
28.05.2020
İç tehdit, dış tehdit, full tehdit!
23.05.2020
Ufukta erken seçim mi var
19.05.2020
‘Namuslu aydın’ mı ‘organik aydın’ mı?
16.05.2020
Kendi soyundan olmayana kim güvenir
14.05.2020
HDP’nin meşruiyeti
12.05.2020
‘Enseyi karartmayalım’
9.05.2020
Muhalefetin meşruiyeti
7.05.2020
Lütfen darbe yapmayalım, yapanları uyaralım
5.05.2020
Amerika önümüzde diz çöktü!
2.05.2020
Yanlıştan dönmek o kadar mı zor!
30.04.2020
İsveç’ten hasta kurtaran ülke
28.04.2020
Bu defa mesele Diyanet değil
25.04.2020
Virüs siyasete bulaşmasın yeter
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive