İbrahim Kiras

Karar



Bookmark and Share

Valinin biri denetime çıkmış


20.10.2020 - Bu Yazı 491 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Bir valimizin sosyal medyaya düşen “denetim” görüntüleri herkesi rahatsız etti. Kendisine saygıda kusur ettiğini düşündüğü “vatandaş”a yetkisini kötüye kullanarak “devlet adına” verdiği ceza hepimizi isyan ettirdi. Zaten son zamanlarda yöneticilerimiz ne zaman sokağa çıksalar -orada bir yerde birinin elinde kamera varsa eğer- muhakkak bir skandal yaşanıyor. Çünkü devletin vatandaşla iletişiminde ciddi bir sorun var. Vatandaşın karşısında çoğunlukla saygısız, şefkatsiz, buyurgan bir tavır içinde devlet görevlileri.

 
Diğer yandan, hepimiz biliyoruz ki bugün yaptığı görev dolayısıyla elinde kamusal gücü kullanma yetkisi olan insanlarla “sıradan vatandaş”lar fiiliyatta eşit haklara sahip değiller. Mesela trafikte tartıştığı sivil giysili kişi hâkim veya savcı çıkarsa “sıradan vatandaş”ın başına her şey gelebilir. (Sırtında üniforma olanlara zaten yan gözle bakılmaz.) Çünkü kamusal gücü kullanma yetkisi olan kişiler için uygulanacak hukuk yok. Belki kâğıt üstünde var ama pratikte yok. En basitinden “vatandaşlara” trafik cezası yazma yetkisi olan polislere trafik cezası yazılamaması gibi… Bu örnek en tepeye kadar katlanarak gider devlet hiyerarşisinde…

Demek ki burada mesele yalnızca kişisel hatalarla ilgili değil. Hatta tek başına yasalarla, mevcut kurallarla veya yürürlükteki sistemle de ilgili sayılmaz. Mesele zihniyetle ilgili. Burada şikâyet ettiğimiz tablonun temel sebebi bizim toplum olarak henüz demokrasinin manasını (milli egemenlik nosyonunu) kavramaya yetecek kadar tecrübe biriktirememiş olmamız.***

Modernite öncesi devletlerde kabaca yöneten ve yönetilen olmak üzere iki sınıf insan olurdu ve bunlar eşit haklara sahip olmazlardı. Tarihî süreçte demokrasi ve eşit vatandaşlık prensipleri gelişti ve hem daha verimli bir yönetime imkân vermesi hem de ahlaki bakımdan daha uygun görülmesi itibarıyla bu prensipler yaygın olarak benimsendi.

Avrupa’da belirli bir zaman diliminde tüccar sınıfının gelişip aristokrasi ve ruhban sınıfı karşısında güçlenmesi ve artık burjuvazi adını alacak olan bu zümrenin “sıradan insanlar olarak” ilk önce yaşadıkları şehirlerin ve bilahare uyruğu oldukları devletlerin yönetiminde söz sahibi olmak istemeleri bugünkü modern ulus devlet modelini ve parlamenter demokrasiyi meydana getirdi.

Aynı veya benzer sosyolojik gelişme merhalelerinden geçmediğimiz için Batı Avrupa’da hâkim hale gelen bu siyasi düzenin ve siyasi zihniyetin dünyanın geri kalanı olarak bizde bir karşılığı olmadı uzun süre. Ancak sözkonusu modelin başarısı görülünce siyasi düzeni “çoban yönetici/sürü tebaa” anlayışının dışına çıkartma arayışı ortaya çıktı.

Ancak, bunun daha çok teorik çerçevede ifadesi bulunan ve aydın çevreyle sınırlı olan bir yaklaşım olduğunu unutmamak lazım. Nitekim 19. yüzyılda Namık Kemal gibi bazı Osmanlı aydınları mevcut siyasi düzenin ve siyaset zihniyetinin artık devleti taşıyamaz hale geldiğini görüp “İslam’daki şura prensibi”ne dayandırarak meşruti yönetim, kanun hakimiyeti ve kuvvetler ayrılığı gibi kurumların tesisini savunurken bu görüşlere çoğu yine yönetici sınıf içinde yer alan bir avuç şehirli aydın teveccüh göstermiş, süreç içinde belli adımlar da atılmış ama toplumun zihniyetinde bu yönde bir dönüşüm gerçekleşmemiştir.

***

Haddizatında Sultan Hamid parlamentoyu feshedip anayasayı askıya aldığında buna ses çıkaran olmamıştır. Bilahare Hamid rejimini yıkılıp ikinci meşrutiyetin tesis edilişinde de halk kitlelerinin payının -Erzurum’dan Selanik’e kadar bir çok şehirde esnaf/tüccar zümrelerin bürokrasiyle işbirliği içinde bu hareketin içinde yer almalarına rağmen- sınırlı olduğunu söylemek gerekir.

Keza cumhuriyet rejiminin de milli mücadeleyi başarıya ulaştırmış olan sivil ve asker bürokrasi kadrolarının eseri olduğu malum. Ahalinin ise büyük kısmının Atatürk’ü “yeni padişah” olarak gördükleri de malum. Atatürk’ten başlayarak bugüne kadarki yöneticilerin de kendilerini öyle gördükleri başka bir hakikat. Çünkü başka bir rol bilmiyoruz biz Türk toplumu olarak. Kadim devirlerin sosyoekonomik şartları içinde şekillenmiş zihniyetimize göre toplumda iki tür insan vardır: Bir kural koyan, iki kurallara uyan. Kural koyanın kuralara uyması, kurallara uymakla mükellef olanın kural koymaya kalkışması sözkonusu değildir.

Meselenin özü galiba burası.

Facebook Yorumları

reklam
28.11.2020
MHP ‘tamam’ deseydi ne olacaktı?
26.11.2020
Bu muhalefetin ülkeye verdiği zararlar
24.11.2020
Erdoğan’a rağmen Erdoğancılık
21.11.2020
Hukukun dışına çıkan hukuk tartışması
14.11.2020
‘Rasyonel yönetime dönüş’ün tek şartı
12.11.2020
Karabağ’da kim kazandı kim daha çok kazandı
10.11.2020
Her şeyin dört dörtlük özeti
5.11.2020
Anketler yalan mı söylüyor?
3.11.2020
Seçimden sonra Türkiye-ABD ilişkilerinde ne bekleyelim?
24.10.2020
İktidar ‘negatif propaganda’ aşamasında
22.10.2020
İYİ Parti’ye ‘operasyon’ mu yapılıyor?
20.10.2020
Valinin biri denetime çıkmış
15.10.2020
Perşembenin gelişi çarşambadan belliydi
13.10.2020
Önce hukuk sonra siyaset
10.10.2020
İktidarın avantajı muhalefetin ihtiyacı
6.10.2020
Bize de mi hukuk!
3.10.2020
Oyunun kuralıyla oynamak zaaf belirtisi
1.10.2020
Rusya neden hep karşımızda
29.09.2020
Avrasyacı fantezilerin iflası
26.09.2020
HDP’ye operasyonun siyasi şifreleri
24.09.2020
Saldım çayıra mevlam kayıra siyaseti
22.09.2020
Devletin paşası mı “Paşanın devleti” mi?
19.09.2020
‘Firavun Sisi’ şimdi ‘Dostum Sisi’ mi olacak?
15.09.2020
Atatürk’e ‘Gazi’ diyen hainler
13.09.2020
Dışımızdaki İrlandalılar
10.09.2020
HDP’ye nerede bir yer bulunur
5.09.2020
‘Çatı aday’ kim olursa sorun olmaz
3.09.2020
Trump arayı nasıl kapattı
1.09.2020
Anıtkabir’in fethi
29.08.2020
Ecdat ekonomiyi böyle yönetmiyordu!
25.08.2020
‘Gaz bulduk sevinmediler’ siyaseti
22.08.2020
Sevinirken temkini kaygılanırken ümidi kaybetmeyelim
18.08.2020
Niye herkes bize düşman?
15.08.2020
‘Beşik uleması’nın dönüşü: Önce zihniyet bozuluyor, sonra kurumlar
13.08.2020
İnce’nin hamlesi Kılıçdaroğlu’nun stratejisi
11.08.2020
Yalanın kibarcası ‘post-truth’
6.08.2020
Muhalefete muhalefet etmek
4.08.2020
İstanbul Sözleşmesi’ne kim neden karşı?
1.08.2020
Padişah ile Şeyhülislam arasında bir ‘macera’
30.07.2020
Osmanlı’ya hilafet geldi mi?
25.07.2020
Ayasofya açıldı şimdi ne olacak?
18.07.2020
Bir FETÖ daha çıkar mı?
16.07.2020
‘Yeni AK Parti’ye yeni sözleşme
14.07.2020
Milletin Ayasofya’sı siyasetin Ayasofya’sı
9.07.2020
Trollerle siyaset
4.07.2020
Koca yürekli bir dost geçti bu dünyadan
2.07.2020
Herkese bir yeşil top
30.06.2020
Barolar niye bölünsün?
25.06.2020
Adalet mülkün temeli ama
23.06.2020
Yerli, milli ve İslami
18.06.2020
Devlet nasıl yönetilmez
16.06.2020
İktidar ‘tweet’ işini abarttı
13.06.2020
‘Eski AK Parti’ ve ‘yeni AK Parti’
9.06.2020
AK Parti ile HDP’nin ‘ittifak’ları
6.06.2020
Hizmet siyasetiyle gelip kimlik siyasetiyle gitmek
4.06.2020
CHP’nin ‘merkez’ine yolculuk
2.06.2020
Amerika kaybedecek, Trump kazanacak
30.05.2020
Batı’nın ahlakını mı alsaydık yoksa?
28.05.2020
İç tehdit, dış tehdit, full tehdit!
23.05.2020
Ufukta erken seçim mi var
19.05.2020
‘Namuslu aydın’ mı ‘organik aydın’ mı?
16.05.2020
Kendi soyundan olmayana kim güvenir
14.05.2020
HDP’nin meşruiyeti
12.05.2020
‘Enseyi karartmayalım’
9.05.2020
Muhalefetin meşruiyeti
7.05.2020
Lütfen darbe yapmayalım, yapanları uyaralım
5.05.2020
Amerika önümüzde diz çöktü!
2.05.2020
Yanlıştan dönmek o kadar mı zor!
30.04.2020
İsveç’ten hasta kurtaran ülke
28.04.2020
Bu defa mesele Diyanet değil
25.04.2020
Virüs siyasete bulaşmasın yeter
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive