İbrahim Kiras

Karar



Bookmark and Share

Yalanın kibarcası ‘post-truth’


11.08.2020 - Bu Yazı 247 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Son zamanlarda popülerleşen bir kavram post-truth.

Sözlük anlamı hakikat ötesi. Bazıları buna “yalanın kibarcası” da diyorlar. Ama düz yalan kadar basit değil burada anlatılmaya çalışılan durum. Posttruth, siyasetçiler ve diğer toplum seçkinleri tarafından üretilen ve nesnel gerçeklerle uyuşmayan birtakım öykülerin oluşturduğu algı dünyası anlamına geliyor. Ülkeyi yönetenlerin ülkenin tam da yönetilmesi gerektiği gibi yönetilmekte olduğuna halkı ikna etmek için sundukları gerekçelerin anlam evreni. 

Elbette bugüne mahsus bir mesele değil bu ama adı bugün konulmuş diyelim. Siyasetin tabiatından kaynaklanan bir boyutu da var şüphesiz. Siyaset yalanla yapılır anlamında söylemiyorum. Siyaset yaparken nesnellik ister istemez bir tarafa bırakıldığı için, belirli gerçekler başka bazı gerçeklerin varlığını örtecek derecede öne çıkabilir söyleminizde. Bilimde ve felsefede bile nesnel yaklaşımların mümkün olup olmadığı tartışma konusuyken insanları belirli tutumlara ikna etmeyi gerektiren siyasetten nesnellik beklemek yanlış olur zaten.

Onun için mesela iktidardakilerin her hangi bir konu hakkında “yanlış yaptık” diyerek özeleştiride bulundukları pek görülmez. Muhalefettekilerin de iktidarın herhangi bir başarısını veya olumlu çabasını kolay kolay alkışlamadıkları gibi… 

***

Bugün siyasi propaganda mekanizmalarının ve kitle iletişiminin yüksek teknolojiyle ve karmaşık yöntemlerle gerçekleştiği bir ortamda nesnel gerçekliğin yerine başka bir gerçeklik dünyası inşa etmek bir yandan kolay ama diğer yandan yine aynı sebepler yüzünden neyin ne olduğunu anlamak da kolay. Demek ki bir tarafın söylediğine öbür tarafın inanması şeklinde basit bir düzenek işlemiyor burada. Buradaki temel problem toplumların “hakikat tercihi” noktasında ortaya çıkıyor. İnsanlar ve kitleler “hangi hakikati tercih edeceğine” kendileri karar veriyorlar. Dolayısıyla çözülmesi gereken bilmece bu tercihlerin neye göre gerçekleştiği, hangi şartların bu süreçte etkili olduğu konusunda düğümleniyor. 

Yalan kelimesini kullanmak istemiyorum ama bu meselenin psikolojik temelini anlamak için pembe yalan kavramını hatırlamak lazım. İnsanlar inanmak istedikleri veya daha doğrusu inanmaya ihtiyaç duydukları yalanlara inanırlar. İşin özü bu galiba. Kendini çirkin gören bir arkadaşınıza “çok güzelsin” derseniz buna belki hemen inanmayabilir ama bu yalanı defalarca tekrar ederseniz ve üstelik başka kişiler de aynı şeyi söylerseler arkadaşınız güzel olduğuna inanmaya başlar ve “sana yalan söylüyorlar sen çirkinsin” diyen biri olursa onu yanından kovar muhtemelen. İşte bu “hakikat tercihi” dediğimiz şeydir. 

***

Siyasetteki mekanizma biraz daha farklı olsa da özü aynı: İnanmaya ihtiyaç duyduğunuz söze inanmak. Ama aynı zamanda fayda kavramı da devreye giriyor burada. Yani inandığınızın size “somut bir fayda” sağlaması da gerekiyor. Trajikomik olan husus şu: İnsanoğlunun fayda algısını büyük oranda nesnel gerçeklik belirliyor. Kısa bir süre algı bulanması yaşasa bile insan nihayetinde kendisini ilgilendiren konularda rasyonel bir fayda maliyet analizi yapabiliyor. 

Meseleyi basitleştirirsek ve aynı zamanda bugünkü somut gündem konularına bağlarsak… Cebindeki paranın eksildiğini gören ve bilen bir insana bunun doğru olmadığını anlatmak çok riskli bir tutum olur. Sosyal psikolojiyi şekillendirmekte işinize yarayan yöntemler veya gerekçeler burada ters etki yapabilir. “Ekonomiyi kötü yönettik, yanlış işler yaptık” demek siyasetçinin işine gelmez ama “Aslında çok iyi durumdayız, siz buna inanın” demenin de başka konularda sizin söylediklerine inanma ihtiyacı duyanlar üzerinde aynı etkiyi yapması giderek zorlaşacaktır. İnşa ettiğiniz post-truth yapıdan eksilecek olan bu tuğla çatıyı da yere indirebilecektir. 

Facebook Yorumları

reklam
22.09.2020
Devletin paşası mı “Paşanın devleti” mi?
19.09.2020
‘Firavun Sisi’ şimdi ‘Dostum Sisi’ mi olacak?
15.09.2020
Atatürk’e ‘Gazi’ diyen hainler
13.09.2020
Dışımızdaki İrlandalılar
10.09.2020
HDP’ye nerede bir yer bulunur
5.09.2020
‘Çatı aday’ kim olursa sorun olmaz
3.09.2020
Trump arayı nasıl kapattı
1.09.2020
Anıtkabir’in fethi
29.08.2020
Ecdat ekonomiyi böyle yönetmiyordu!
25.08.2020
‘Gaz bulduk sevinmediler’ siyaseti
22.08.2020
Sevinirken temkini kaygılanırken ümidi kaybetmeyelim
18.08.2020
Niye herkes bize düşman?
15.08.2020
‘Beşik uleması’nın dönüşü: Önce zihniyet bozuluyor, sonra kurumlar
13.08.2020
İnce’nin hamlesi Kılıçdaroğlu’nun stratejisi
11.08.2020
Yalanın kibarcası ‘post-truth’
6.08.2020
Muhalefete muhalefet etmek
4.08.2020
İstanbul Sözleşmesi’ne kim neden karşı?
1.08.2020
Padişah ile Şeyhülislam arasında bir ‘macera’
30.07.2020
Osmanlı’ya hilafet geldi mi?
25.07.2020
Ayasofya açıldı şimdi ne olacak?
18.07.2020
Bir FETÖ daha çıkar mı?
16.07.2020
‘Yeni AK Parti’ye yeni sözleşme
14.07.2020
Milletin Ayasofya’sı siyasetin Ayasofya’sı
9.07.2020
Trollerle siyaset
4.07.2020
Koca yürekli bir dost geçti bu dünyadan
2.07.2020
Herkese bir yeşil top
30.06.2020
Barolar niye bölünsün?
25.06.2020
Adalet mülkün temeli ama
23.06.2020
Yerli, milli ve İslami
18.06.2020
Devlet nasıl yönetilmez
16.06.2020
İktidar ‘tweet’ işini abarttı
13.06.2020
‘Eski AK Parti’ ve ‘yeni AK Parti’
9.06.2020
AK Parti ile HDP’nin ‘ittifak’ları
6.06.2020
Hizmet siyasetiyle gelip kimlik siyasetiyle gitmek
4.06.2020
CHP’nin ‘merkez’ine yolculuk
2.06.2020
Amerika kaybedecek, Trump kazanacak
30.05.2020
Batı’nın ahlakını mı alsaydık yoksa?
28.05.2020
İç tehdit, dış tehdit, full tehdit!
23.05.2020
Ufukta erken seçim mi var
19.05.2020
‘Namuslu aydın’ mı ‘organik aydın’ mı?
16.05.2020
Kendi soyundan olmayana kim güvenir
14.05.2020
HDP’nin meşruiyeti
12.05.2020
‘Enseyi karartmayalım’
9.05.2020
Muhalefetin meşruiyeti
7.05.2020
Lütfen darbe yapmayalım, yapanları uyaralım
5.05.2020
Amerika önümüzde diz çöktü!
2.05.2020
Yanlıştan dönmek o kadar mı zor!
30.04.2020
İsveç’ten hasta kurtaran ülke
28.04.2020
Bu defa mesele Diyanet değil
25.04.2020
Virüs siyasete bulaşmasın yeter
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive