İBRAHİM Ö. KABOĞLU

Birgün



Bookmark and Share

Covid-19 ve bilgilendirme yükümlülüğü


3.12.2020 - Bu Yazı 4656 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Covid-19 nedenleri, seyri ve sonrası üzerine yürütülen çalışmalar, tıp ve sağlık bilimlerinin dışında sosyal bilimlerin de merkezinde: İktisat ve hukuk, sosyoloji ve psikoloji, eğitim, fen bilimleri ve sosyal bilimler kavşağında yer alan çevre ve bilişim alanları…

Bilgilenme hakkı, hepsi için geçerli. Salgın hastalığa karşı alınan tıbbi, iktisadi ve hukuki önlemler üzerine bilgilenmek, fikir sahibi olmak ve bunu başkaları ile paylaşmak, kamu makamlarının bilgilendirme yükümlülüklerini yerine getirmeleri ölçüsünde mümkün.

KAPALI DEVRE YÖNETİM

Yaşam ve sağlık hakkı açısından, Anayasa madde 17 ve 56 gerekleri konusunda kamu makamları yurttaşları ve toplumu ne ölçüde bilgilendirdi? Araştırmacı ve hekimler, bu bilgilerden ne ölçüde yararlanabildi? Covid-19 önlemleri, hangi yasal ve anayasal hükümlere dayandırıldı? Bilim Kurulu’nun tavsiye kararları neler?

Sorular uzatılabilir; ne var ki, 2017 anayasa değişikliği, kurul halinde siyasal karar düzeneklerini kaldırdığı için artık kararları tek kişi alıyor; süreç ve içerik belli olmadığı gibi saydam değil, sorumluluk yok, hesap vermiyor.

Tıpta aydınlatılmış onam, temel bir hak halini almış iken, küresel ölçekte toplu ölüm saçan hastalıkla ilgili önemler üzerine yeterince bilgilenememek ve hastalığın seyrine ilişkin verilere ulaşamamak, sorunu ve tehlikeyi ağırlaştırıyor.

‘Ulusal çıkar’, hastalık seyri ile ilgili bilgileri açıklamama gerekçesi olamaz. Çünkü kamu yararı, toplum yararı ve insan yaşamı öncelikli olup, yaşamı ikincil kılan bir ulusal çıkar olamaz.

OLMAYAN BAKANLAR KURULU TOPLANTISI

‘CB başkanlığında Bakanlar Kurulu toplanıyor’ (TV haber başlıkları) vb. bilgi kirliliği, kurul halinde verilen bir karar düzeneği varmış izlenimini yaratıyor. Yanıltıcı olduğu denli sakıncalı.

Uygulama tarzı da tehlikeli: 30 Kasım toplantısı ardından Cumhurbaşkanı açıklamasının çok azı, Covid-19 önlemleri ile, çoğu ise CHP’ye hakaretle ilgili.

Toplumsal yaşam önlemlerini öne çıkarmak yerine, muhalif partiyi hedef alan konuşma, iki sorunu bir kez daha teyit etti:

■ Cumhurbaşkanlığını parti başkanlığı maskesi olarak kullanmak,

■ Toplumun bekası yerine, iktidarının bekasını düşünmek.

YASAMA

Vekillerin soru bile soramadığı CB, parti başkanı sıfatıyla vekillerine talimat verebildiği için TBMM, yürütme güdümünde yasa çıkarabiliyor.

Dokuz aylık dönemde çıkarılan 15-16 yasanın çok azı Covid-19’la ilgili.

Buna karşılık, çoklu baro gibi hukuk devleti ve toplumsal barış için zararlı düzenlemeler, Covid-19 fırsatçılığı ile yapıldı.

Covid-19 yasama faaliyetlerinde sosyal devlet yükümlülüklerini maksimize ederek, güçsüz toplumsal sınıf ve katmanlara ilişkin düzenlemelerde fırsat ve olanak eşitliği ilkelerinden yararlanmak yerine, farklı torba yasalara sokuşturulan maddelerle belli kesimler kayırıldı.

Öte yandan, “Sağlık OHAL” önlemleri çerçevesinde -Umumi Hıfzıssıhha Kanunu güncellemesi bağlamında- bir düzenleme yapılmadı.

İNSAN DEĞİL, İKTİDAR

Virüsün yayılım etkenleri olarak siyasal parti toplantılarından, toplu ibadetten ve devasa yatırımlardan geri adım yok. Bunlar arasında, hukuk dışı Ahlat Sarayı ve yeni virüs yayma riski bile bulunan Kanal İstanbul da var.

Her konuda bu denli cüretkâr yönetim, önlemlerin etkililiği adına halkı iki hafta süreyle soyutlamaktan aciz.

Kuşkusuz, yürürlüğe konulan sokağa çıkma yasakları, yasal ve anayasal temelden yoksun olduğu gibi karar türü bile belli değil.

Yasak konmasın mı? Konsun, iki gün değil, iki hafta. Ancak iki kayıtla:

■ Hukuki temelleri, TBMM hazırlasın,

■ Sosyal devlet gerekleri seferber edilerek, çalışamayan ve geçinemeyen kesimlere yardım yapılsın.

Sonuç olarak; siyasal sorumsuzluk, yaşam için tehlike oluşturan konularda hukuki ve cezai sorumluluğu kaldırmaz. Bu nedenle, -bilgilendirmeme başta- covid-19 ihmallerinden kaynaklanan sorumlulukları şimdiden tartışmalıyız; ancak bu, 2017 Anayasa düzenlemesinin sorgulanmasını gölgede bırakmamalı.

Facebook Yorumları

reklam
24.01.2021
1921 Teşkilât-ı esasiye kanunu: Ulusal egemenlik ve Ulus-Devletin doğuşu
23.12.2020
Anayasa: Hangisi gizli ve değiştirilemez? (aktörler ve failler veya suçlular ve güçlüler)
3.12.2020
Covid-19 ve bilgilendirme yükümlülüğü
11.09.2020
İki 12 Eylül ve 15 Temmuz anayasası
25.06.2020
Çok unvanlı tek kişi yönetimi ve çoklu baro
20.06.2020
Darbeler ile eşit ve adil bir biçimde yüzleşmek
11.06.2020
“Talimat ve gönül rızası” ile devlet yönetilemez
8.06.2020
İnsanlığın ortak mirası ve demokratik toplum
1.06.2020
Cumhuriyet’in anayasası ve başkanın talimatları
28.05.2020
Cumhuriyet’in anayasası ve başkanın talimatları
13.05.2020
Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti'nden hükümetsiz Türkiye'ye: Meşruiyet ve meriyet
4.05.2020
Çoklu çatışmaların ana ekseni: Hukuk ve hukukdışı ayrışması
10.04.2020
Anayasacılığın sonu mu, yoksa yeni bir çağa doğru mu?
27.11.2019
Vergi fetişizmi ve sosyal devlet gereklilikleri
31.10.2019
Ayraç: Cumhuriyet için mi, yoksa ‘tek kişi yönetimi’ için mi?
22.10.2019
Operasyon, saldırı, istila, işgal, fetih!..
15.10.2019
“Hak, hukuk adalet”= eylem+fikir+yasa
9.10.2019
“En büyük miras”; demokrasi mi, monokrasi mi?
27.09.2019
CHP için öncelik; seçim değil sistem, iktidar değil Anayasa
16.09.2019
Anayasa suçu: CBHS ile “Kolektif” mi?
28.08.2019
Başkanları “uzaklaştırma”, anayasaya aykırı
10.07.2019
Sistem tartışması
3.07.2019
Çifte kötüye kullanım: Anayasa değişikliği ve uygulanış tarzı
10.07.2019
Sistem tartışması
3.07.2019
Çifte kötüye kullanım: Anayasa değişikliği ve uygulanış tarzı
11.06.2019
YSK 31 Mayıs kararı, seçim iptalini geçersiz kıldı
15.4.2019
YSK, hukuk yoluyla demokrasi güvencesi olmalı
8.4.2019
31 Mart seçimleri: Hukuk yoluyla demokrasi
12.2.2019
Yasama yetkisi (TBMM’nin) devredilemez
15.12.2018
Anayasa dışı bir adlandırma: Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi
24.11.2018
Ve yasasızlaştırma ivme kazanırken
12.11.2018
İki hekim kategorisine doğru (mu?)
3.11.2018
Cumhurbaşkanı Danıştay ve Yüce Divan
30.10.2018
Yerel seçimler, demokrasi ve hukuka dönüş umudu olabilir mi?
23.10.2018
Yerel seçimler üzerinde çapraz baskı harekâtı: CBHS meşruluğu ve kayyum sopası
6.10.2018
Meclis Hükümeti’nden Hükümet’siz Meclis’e
1.10.2018
Üçlü kimlik krizi: Ulusal/temsili ve yurttaşlık
24.9.2018
Sistem var mı ki tartışılsın?
14.9.2018
Çifte faillerin suçlu arayışı ve hukukun gücü
11.9.2018
Gemi’de adil yargı var mı?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive