Hüseyin ÇAKIR

cakir.56@gmail.com



Bookmark and Share

Seçmeni 'salak' yerine koyanlar hep kaybetti


21.5.2018 - Bu Yazı 118 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 24 Haziran seçimleri muhalefet açısında çok yönlü kritik. Çünkü iktidarın bugüne kadarki uygulamalarından rahatsız olan AKP ve MHP seçmenleri ve sosyolojisi Millet İttifakı'nın hayallerini ve bu hayalleriyle kendisinin çok yönlü hayallerinin çakışıp çakışmadığını görmek istiyor. Muhalefet ne kadar güven verici, ne kadar söylediklerini yapmaya ehil ve sözüyle özü birbirini tutuyor mu bunu görmek ve inanmak istiyor. Muhalefette bir yanda Millet İttifakı gibi tarihsel sayılacak ittifak oluştu. Kemalist milliyetçilikle MHP geleneğinden gelen Turancı-Kızılelmacı Türkçü milliyetçilik ve Milli Görüş ana damarının bugünkü devamcısı Saadet Partisi tek adam rejimine karşı demokrasi! için bir araya geldi.

Diğer yandan muhalefetin ikinci kanadı, ana omurgasını Kürtlerin oluşturduğu, sol gelenekten gelen bazı gruplar ve ikinci, üçüncü kuşak laik, cumhuriyetçi, Kemalist genç kuşağın, Gezi'de yer alanların önemli çoğunluğu HDP etrafında bir araya geldiler.

Millet İttifakı ve HDP muhalefet olarak seçim deklarasyonlarını ilan ettiler, seçim meydanlarında vaatlerini konuşuyorlar.

Bu seçimde en çok merak edilen muhalefet.

İktidar ve Cumhur İttifakı'nın nasıl yönetim oluşturacağını kabaca hemen herkes kafasında döndürüp dolaştırıp bir yere oturtuyor.

Cumhur İttifakı devleti, toplumu ve hayatın bütün alanlarını “yeniden” kurgulayıp ideolojik, siyasal mühendislikle kurmak istiyor. Erdoğan bu kurgu ve kuruluşu yönetme yönteminin nasıl olacağını bugünkü pratiği ile zaten gösteriyor. Cumhur İttifakı seçilirse bugünkü pratiğinden çok daha otoriter bir rejim kurulacağı kaçınılmaz görünüyor. Tasarlanan rejimi başka türlü kurmak mümkün görünmüyor. Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı skandal olacak  bir açıklama yaptı, şöyle dedi: “26. Meclis 1. Meclis'ten sonraki ikinci kurucu meclistir.” 

Meclis ne zaman böyle karar aldı, kamuoyuna ne zaman böyle bir duyuru yapıldı, kurucu meclis neyi yıkıp, neyi yeniden yaptı gibi soruları 26. Meclis'te yer alan partiler soru sorup tartışmaya bile açmadılar.

Çünkü: Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın otoriter liderliği kabul edilmiş, yaptığı hemen her şey normal karşılanır hale gelmiş durumda. “O zaten otoriter, zaten bunları yapacak” kabullenilmesine teslim olunmuş ruh hali içindeler.

Cumhur İttifakı sistem değişikliğini de aşan rejim değişikliği amaçladığını “kurucu meclis” açıklamasıyla ilan etmiş durumda. Bu projenin MHP’nin derin devletin milliyetçi/ulusalcı fraksiyonunun mutfağında hazırlanıp Erdoğan’a kabul ettirildiğini(!) Bahçeli’nin oldu bitti yaptırımlarından anlamak mümkün. Bahçeli’nin AKP ve Erdoğan üstündeki hegemonyasının AKP yönetimi ve seçmenlerde de tepkiye yol açtığı en bariz olarak Karar gazetesi yazarlarının yorumlarına sarih olarak yansıyor. Bahçeli’nin “af” meselesine karşı sert ret yanıtı Cumhur İttifakı çubuğunda bükülmenin işareti olarak yorumlanabilir.

Merkez veya kararsız seçmen olarak tanımlanan genellikle mütedeyyin, kemik partici olmayan muhafazakârlar Türkiye siyasetinin her zaman ana oyun kurucusu oldular.

Herkesi şaşırtan kırılmaları bu kesimin tercihi gerçekleştirdi. Çok derin ayrıntılara girmeye gerek yok. 12 Eylül darbesini meşrulaştıracak 6 Kasım 1983 seçimlerinde darbeciler ve devlet açık seçik desteğini ilan ettiği Milliyetçi Demokrasi Partisi (MDP) yerine, muhafazakâr, dini duyarlılığıyla bilinen Turgut Özal’ın Anavatan Partisi'ni (ANAP) tercih etti.

Özal’ın, 24 Ocak kararlarının altında imzası vardı, 12 Eylül’ün en azgın döneminde 22 ay Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcısı idi?.. Muhafazakarlar bunlara bakmadı, devletin dayatmacılığına karşı onun sivil söylemine inandılar.

AKP 2010’dan sonra sivil dili terk etti ve giderek sertleşen milliyetçi devlet dilini kullanmaya başladı. Zamanında Kemalistlerin devletle bütünleşmiş dili neyse AKP’nin dili de “devlet biziz o halde devlet etrafında kenetlenin” oldu. Bu mütedeyyin sosyolojiyi hafife almak hatta küçümsemek, "salak" yerine koymaktır. 200 yıllık modernleşme tarihinde İslami kesimin inişli çıkışlıda olsa çok değerli siyasal, sosyolojik, İslami-tasavvufi entelektüel, kültürel birikimini yok saymak olur. AKP etrafında toplanmış “Bakara, makara” diyen pragmatistler için her yol mubah olarak görüldüğü için mütedeyyin, muhafazakâr değerlere “kaç dolar ediyor” diye bakıyorlar. Mütedeyyin mahallede çok görünür olan her şeye dolarla bakma zihniyeti AKP’yi destekleyenlerde en önemli kırılma nedeni.

Bu kırılma, küskünlük ve hayal kırıklığı sorgusuz sualsiz muhalefete kayacak diye bir doğrusallık yok.

AKP iktidarını destekleyenler neyi desteklediklerini biliyorlardı. 24 Haziran seçimlerinde destekledikleri partinin mutasyona uğradığının farkındalar. Fakat merkezde yer alan kararsız mütedeyyin-muhafazakârların neyi ve kimi destekleyecekleri hala netleşmiş görünmüyor. Dar ideolojik kutuplaşma, şiddet dili ve politikası, milliyetçi-İslamcı-Kürt- Alevi gibi kimlik politikalarından bu kesim derin kaygı duyuyor. İçeride, bölgede ve uluslararası ilişkilerde normalleşme arzusu içindeler.

Bu seçim muhalefetin seçimi ama çantada keklik değil tabi

Bu seçimin kaderini HDP ve AKP’ye oy vermiş olan merkez sağ, mütedeyyinler belirleyecek. Her alandaki çatışmacılığa, kutuplaşmacılığa son verilerek normalleşmeye dönüşü kimde görürlerse onlara destek verecekler. Bu aynı zamanda Erdoğan’ın “otoriter rejime doğru kırılma” arzusunu ters yönde kırılmaya dönüştürmek olacak.

Millet İttifakı ve HDP’nin seçim stratejisi, seçim bildirgeleri kamuoyuna yaptıkları açıklamalar Cumhur İttifakı'nın milliyetçi, şoven, militarist kutuplaştırma ve çatışmacı balonunu patlattı. Milliyetçi kutuplaşmanın yoğunlaştırıldığı HDP’nin sistem dışı terörle eşleştirilmesi, CHP ve Saadet Partisi'nin Demirtaş’ın adaylarla eşit haklara sahip olması için özgürlüğünü talep etmeleri, iktidarın uzun zamandan beri HDP üstünden bütün muhalefeti terör örgütü ile işbirliğiyle suçlaması boşluğa düşerek oyun kısmen bozulmuş oldu.

Daha önceki bir yazıda H. Arent’in otoriter rejimler “boşluklar yaratır ve bu alanları doldururlar” belirlemesini "muhalefet boşluğu yaratarak AKP’nin bu alanı da doldurmak istediğini belirtmiş ve HDP’yi kriminalize ederek, CHP’yi itibarsızlaştırarak bu alanı ulusal güvenlik adına yönetmek" istiyor diye yazmıştım. Cumhur İittifakı ile “milliyetçi-militarist ve şovenizmi” yükselterek, korku, şiddet tehlikesi ile doldurmayı düşünmüşlerdi; 7 Haziran sonrası bu senaryo işe yaramıştı. Cumhur İttifakı'nın karşısında oluşan ittifak, çatışmacı, şiddet ve korku senaryosunu bozdu.

Bu seçimlerde iktidar ve muhalefet bloğu oluştu. Bu blok oluşturma yeni sisteme geçişte tıpkı 12 Eylülcülerin iki partili sistem kurma senaryosunun güncellenmesiydi. İktidar bloğu Cumhur İttifakı olarak şekillendirildi. Karşılarında “etkisiz muhalefet” olarak CHP olacaktı. CHP’yi PKK-HDP- FETÖ “işbirlikçisi” olarak kriminalize edecekler ve “muhalefet boşluğu yaratacaklardı. Öte yandan Kuzey Suriye’den bölücü tehdidi ve askeri müdahale ve 2. Kıbrıs kahramanlığı senaryosu…

Başkomutan, yedi düvele karşı çıkan “dünya lideri” ve Bahçeli'nin Turan-Kızılelma hayalini de bu kahramanlıklara ekledin mi, "salak" Müslüman-milliyetçi seçmenler koşa koşa Cumhur blokuna oy verecek mühendisliğini yapmışlar herhalde. Bu mühendisliğin derinlerinde başka pazarlıklar, çıkar amaçları da olabilir, kokusu uzun sürmez çıkar.

Seçim sözleşmeleri

Muhalefet seçmeni "salak" yerine koymazsa kazanır. Sigara paketi üstüne seçmen talebini yazar gibi vaat yazarsanız buna bu millet inanmaz. Şunları şunları yaparız vaadi önemli. Fakat daha önemlisi karakter, kişilik, ahlaki erdem sahibi olma güvenirliliği. Bir parantez açarak: Bu memleketin muhafazakârları hep hafife alındı, en kaba biçimiyle “gerici yobaz, modern karşıtı…”  olarak gören radikal sol muhafazakâr bir kesim oldu. Bu kesim mesela şunu hiç sormadı. Zeki Müren’in giyimi ile ve muhafazakârlıkla hiç uyuşmayan Barış Manço, Erkin Koray, Cem Karaca, Ajda Pekkan, Sezen Aksu vb. ile muhafazakâr mütedeyyinlerin açığa vuran hiçbir sorunu olmadı. Üstelik siyasi, ideolojik kışkırtmalara rağmen.

İktidar önde gelenleri Selahattin Demirtaş’ın bağlama çalmasını küçümsediler. Bir zamanlar Ecevit’in şiir yazmasını küçümsedikleri gibi. Bu memlekette kaç kişi saz çalıyor, kaç kişi sazlı türkü dinliyor… Ama zihin arkasında saz, bağlama ile aklınıza Alevilerin Cem töreni geliyorsa ve Sünni-Alevi tarihsel kavgasında kendinizi taraf görüyorsanız Demirtaş’ın bağlama çalmasının kamuoyunda konuşulmasından tüyleriniz diken diken olur.

Parantezi kapatalım.

Muhalefet manifestosunu açıkladı. Vaatler kulağa hoş geliyor. Bir de bizim siyasal geleneğimizde “o bir verdiyse ben iki katı veririm” gibi sözlere bu memleketin seçmeni pek kulak asmıyor. Kulak assaydı, geçmişte Osman Bölükbaşı, bu zamanlarda Perinçek iktidar olurdu.

Verilen sözlerin gerçekleşmesine güvence verilmeli.

Sembolik de olsa siyasal, sosyal, ekonomik vaatler için SÖZLEŞME yapın. Bir kâğıda yazın ve imzalayarak meydanlarda toplananlara dağıtın, “bunları yapacağıma dair size söz veriyorum”u seçmenler de imzalasın ve seçildiğinizde imzanızın gereğini yerine getirmezseniz sizden hesap sorabilsinler.

Sıradan muhalefet ötesine geçerek ezber bozan bir muhalefet ortaya konulabilirse, hem tabular yıkılır hem de seçmenler "salak" yerine konmaz.

Facebook Yorumları

reklam
27.5.2018
Vaatlerinizi sözleşme olarak imzalayın…
21.5.2018
Seçmeni 'salak' yerine koyanlar hep kaybetti
13.5.2018
Demokratik sistem için HDP ile stratejik işbirliği yapılmalı
6.5.2018
'Koruma görmeyen' HDP’ye barajlı seçim
29.4.2018
“Toprak milliyetçiliği” iktidar ve muhalefet
22.4.2018
200 yıllık sistem değişikliği hikayesinde yeni durum
8.4.2018
Otoriter rejim altında muhalefet!
1.4.2018
CHP’nin Ok’undan yeni bir sistem alternatifi çıkar mı? (2)
25.3.2018
CHP’nin Ok’ları nereyi gösteriyor (1)
19.3.2018
Devletin iktidarını-iktidarın devletini kurarken…
11.3.2018
Başkanlık sistemi postmodern vesayet
4.3.2018
İttifakla güçlü lider ve güçlü iktidarın sonuna doğru
25.2.2018
Milli ve yerlinin sağı solu
11.2.2018
HDP’siz yeni sistem kurmak!
5.2.2018
Altı ok yerine Rabia ideolojisi
28.1.2018
Kürtler ve dış Kürtler etrafında dönen ‘dünya’
22.1.2018
İktidarda ve muhalefette sol popülizm
14.1.2018
Sol, sosyalist popülizm tarihi
7.1.2018
Türkiye’de sol popülizm öncesi popülizm
26.12.2017
'Gayri resmi milis'leşmeye kapı mı açılıyor?
24.12.2017
Yerli ve milli popülizm (2)
17.12.2017
Popülizm ve yükselen sağ popülizm (1)
10.12.2017
Sistem değişirken ana muhalefet hala konjönktürel muhalefet
4.12.2017
'Kamuculuk' kamusal alanı yok ediyor
26.11.2017
Milliyetçiliği / ulusalcılığı yükseltmek çok kolay
12.11.2017
Atatürkçülük ile Sistem Değişikliği Menkıbesi
5.11.2017
Ekim Devriminin 100. Yılı ve Devlet
29.10.2017
Devletin bekası sendromundan ne zaman kurtulacağız?
22.10.2017
Tek parti dönemi bazı hatırlatmalar
18.10.2017
İslamcı-Milliyetçilik veya Yeni Abdülhamitçilik
8.10.2017
Ateş çemberine girerken ve içindeyken
1.10.2017
Kürtler yok iken Dış ve İç Kürtler oluverdi!
24.9.2017
Aydınların taraflılığı ve muhalefet
11.9.2017
10 Eylül 1920 TKP’nin kuruluşu ve Dönüşler hikâyesi…
3.9.2017
Sistem değişirken! muhalefet ne yapıyor ne yapabilir?
20.8.2017
Yüzde 50 artı bir: Kurtuluş mu kâbus mu?
13.8.2017
Yoksa ikinci Cumhuriyet (!) mi kurulacak?
6.8.2017
Yurttaş mıyız Millet miyiz…?
30.7.2017
Hakikat hangisi: Davacı siyaseti mi demokratik siyaset mi? (2)
9.7.2017
Adalet Yürüyüşü sonrası her şey aynı kalabilir mi?
2.7.2017
Emir komuta içinde olan adalete karşı ADALET İçin yürünür
26.6.2017
Her şeyin devlete tabii olduğu rejim mi demokrasi?
18.6.2017
Ateş olmayan yerden duman çıkmaz meselesi: Hakikaten ne oldu, neler oluyor?
11.6.2017
Kurtarıcılardan kurtulmak
4.6.2017
Bütün iktidar AKP’nin olmalı ne demek?
28.5.2017
Dijital Dönüşümve Birden Çok Kapitalizm Modeli (2)
21.5.2017
Dijital-küresel dünyada politika (1)
14.5.2017
Muhaliflik ve muhalefet sorunu!
30.4.2017
Süreçlere müdahale eden muhalefet
23.4.2017
Sorulacak çok soru aranacak çok yanıt var
16.4.2017
İkili iktidardan mutlak tek iktidara…
9.4.2017
Herkes kendi referandumunu yapıyor
3.4.2017
Hayır ve Evet’in önü arkası
26.3.2017
“Gerçekçi ol imkânsızı iste”*
19.3.2017
Yeni! Bir “Biz” ve Sistem İnşa Edilmek İsteniyor
15.3.2017
Evet diyen eski “yoldaşlar
18.2.2017
Evet diyen eski “yoldaşlar
8.10.2016
BEHİCE BORAN’SIZ 29 YIL
15.8.2016
Hakikisini anlat!
2.8.2016
Yeni sayfaya! yurttaşlık referansıyla başlamak
20.7.2016
Darbe geleneği! ilk kez topluma tosladı... Ama...
6.7.2016
Güvenlikçi politikalar, özgürlüğü yok ediyor/ rejimler otoriterleşiyor
12.4.2016
İkinci tekrar Cumhuriyet
17.10.2015
Her şey muhafazakârları bloke etmek için…
11.9.2015
Bu kafayla gidilirse askerî darbeye davetiye çıkartılır
29.5.2015
HDP toplumun vicdanına ve aklına dokunuyor
06.04.2015
Seçimler barış süreçleri için zorlu dönemlerdir
27.01.2015
Tarihsel Blok ve Kimlikler Üstünden Politika…
11.01.2015
Baskı ve şiddeti meşrulaştırma aracı olarak terör
05.01.2015
"Değişim!" yeni iktidar bloku yarattı
26.12.2014
“28 Şubat Bin Yıl Sürecek” denilmişti!: Nihayet ilk yıllarına girdik galiba
26.10.2014
Türkiye kapitalizminin değişimi ve AKP
07.10.2014
“Yeni Türkiye!”de: Askeri sanayi büyürse, sonra ne olur (1)
04.10.2014
Bizim demokrasi! hangi demokrasi
27.08.2014
Parti devleti- Devlet Partisi rejimine doğru mu?
27.07.2014
Yeni Türkiye nerede başlıyor, eski Türkiye nerede bitiyor
15.07.2014
Fiili başkanlık ve cumhurbaşkanlığı seçimi
03.07.2014
Öğrenilmiş çaresizlik
04.06.2014
Cumhurbaşkanı mı, rejim mi seçeceğiz
18.05.2014
Görünmez kaza(lar) takdiri ilahi!
30.04.2014
İki muhafazakâr(lık)
13.04.2014
Modern muhafazakârlık kazandı!
20.03.2014
Kutuplaşma sınırı aşılıyor...
08.03.2014
Vesayetin devamlılığı için filtre değiştiriliyor
27.02.2014
‘Yalan, kişiyi haddi aşmaya götürür’
17.02.2014
Olup bitenlerin ‘ötesi’nden bakmak
07.02.2014
Fikrimiz iktidarda, biz hapisteyiz’
25.01.2014
Asıl kavga ‘yeni derin devlet’le cemaat(ler) arasında
16.01.2014
Cemaat aslında derin devlet- Gladio mu
06.01.2014
‘Pasif devrim’ bitti, Ergenekon’la barış başladı!
04.01.2014
“Pasif devrim” bitti, Ergenekon’la barış başladı!
26.12.2013
Değişen Türkiye ve demokrasi yolu buraya kadar mı
07.12.2013
‘Gizlice’ hakkımızda neler yapılıyor acaba
28.11.2013
Ne olacak şimdi: Kardeşlik hukuku mu, 12 Eylül hukuku mu
21.11.2013
Diyarbakır’da doğru söyler, Bismil’de şaşar
14.11.2013
‘Başbakan’ı yıpratmayalım!’ Ama o her şeyimize karışsın!..
07.11.2013
‘Parti olmayan parti’ HDP
30.10.2013
HDP, denenmişlerden ‘yeni’ bir deneme mi
21.10.2013
Askeri sanayi ne işe yarar!
09.10.2013
Tam demokrasinin 2023’e kadar yolu mu var!
02.10.2013
Paketten yeni paketlet çıktı, demokratikleşmeye devam
30.09.2013
Bu paket son paket mi acaba
19.09.2013
Ateşi düşürüp normalleşmek
13.09.2013
İslamcı kimlik merkezli yeni ‘biz’ ve ‘onlar’
07.09.2013
Barış için savaş! Öyle mi...
29.08.2013
İnsani değerler: Biz ve onlar
22.08.2013
Sivil toplum, cemaat, sol
15.08.2013
Sivil toplum, cemaat, siyaset ve STK’lar
08.08.2013
BDP’yi Türk soluyla birleştirmek, Kürtleri ideolojik tercihe zorlar
31.07.2013
Kürtler ve BDP, reformları sırtladılar...
25.07.2013
Başbakanı eleştirmek ya da eleştirmeyenleri eleştirmek
17.07.2013
Eski devletin eski kurumları ‘kitle’ örgütleri: Ve sivil- gri alan
11.07.2013
60 yıllık iktidar-muhalefet tablosu değişir mi
03.07.2013
İslamcı- muhafazakâr blok ve muhalefet
26.06.2013
Gezi’den yeni bir siyasi hareket çıkar mı
23.06.2013
Allah affetsin ama...
20.06.2013
‘Benim Türkiye’m!’ ve iki Türkiye!
16.06.2013
Kritik 24 saat...
12.06.2013
Şimdi her şeyi yeniden düşünme zamanı...
06.06.2013
Taksim isyanının önü ve arkası
03.06.2013
Her isyan, her devrim ama... huzur getirmiyor mu?
29.05.2013
Evet, değiştik; değişmeye de devam ediyoruz...
16.05.2013
Türkiye, Suriye’nin açık hedefi mi oldu
09.05.2013
Bir gazete: Demokratlık, demokrasi ve tartışmanın özü
22.04.2013
Türkiye, Kürt sorununu çözerken kendi modelini yaratıyor
21.03.2013
Barış demeyelim! Ölümler dursun diyelim
17.03.2013
16 Mart 1978: 35. yıl
22.02.2013
CHP’ye karasevda aşkı mı, nefret mi?
11.02.2013
Parmak tetikten uzaklaşıyor
19.01.2013
“Acıyı bal eyledik”
12.01.2013
Barışı hedef alan derin cinayetler
11.01.2013
Şimdi, duygu ile aklın dengeleme zamanı
08.01.2013
Parmak tetikten uzaklaşıyor
29.11.2012
“Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi”: Farkı ne olacak?
16.10.2012
Taraf’taki tartışma: Nasıl bir Demokratlık
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları