Hüseyin ÇAKIR

cakir.56@gmail.com



Bookmark and Share

Evet diyen eski “yoldaşlar


18.2.2017 - Bu Yazı 312 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 AKP iktidarının kısa, orta ve uzun vadeli ideoloji ve politikalarını savunan eski "Marksist, solcu" bazı “yoldaşlar”, referandumda evet’i ödünsüz savunuyorlar. Üç gerekçe ileri sürüyorlar: Birincisi, “Vesayet sisteminin kurumsal yapısına son veriliyor.” İkicisi, “18 maddelik değişiklik, halka güvenmektir; bu demokrasiye, yani halkın iradesine saygı duymaktır.” Üçüncüsü,” bu değişiklikle yeni Türkiye kuruluyor, Türkiye demokratikleşiyor.” Diyorlar.

 

Siyaset felsefesi ve siyaset sosyolojisine göre 12 Eylül Anayasasının başlangıcı ve temel felsefesi olduğu gibi duruyorken, yapılan "yönetim sistemi" değişikliğini demokrasi olarak görmek için bütün cumhuriyet tarihi boyunca  demokrasiyi hiç yaşamamış olmak 50 yıldan fazla 141-142 ve 163. maddelerin  cenderesi altında yaşamamış olmak gerekir. Bu zamanları yaşamamış olanlar veya bu zamanlarda yaşamış olup da yasaklılığa aşık olanların bugün kurulmaya çalışılan  otoriter bir sistemi demokrasi olarak görmelerine şaşırmamak lazım.

 

 Yapılan anayasa değişikliği 12  Eylül Anayasasını felsefesini olumlayan ve bu felsefeyi daha radikalleştiriyor. Sistemi tek kişinin otoritesi/kararına bırakıyor.

 

Halk idaresine gelince: Çoğunlukçuluktan faşizm, darbecilik de çıkar, demokrasi de...

 

“Türkiye’de faşizm hiçbir zaman olmadığı kadar meşrudur. 11 Eylül’de(1980) bile bu kadar zihinselleşmemişti, içselleşmemişti. Biz faşizmi hep dar anlamda bir cuntacılık, kötü niyetli adamların bir araya gelip iktidarı ele geçirmesi falan olarak anlıyoruz. Aksine faşizm modern bir siyasal ideolojidir ve bir halk hareketidir. Naziler darbe ile mi iktidara geldi? Yüzde 65 oyla geldiler, yüzde 65; 1933’te. Kim oy verdi bunlara? Hepsi mi hastaydı bu adamların; psikopattı, ruh hastasıydı, yanlış bilinçlenmişti? Ne fark eder. İşte o zaman Reich diyor, “Kitleler bunu arzuladılar” diyor “istediler”. Biz böyle bir zamanlardan geçiyoruz. Dolayısıyla bu ülkede darbe olur, çok rahat olur, olabilir. Şunu demek istiyorum, paradoksal bir şey söylediğimi biliyorum ama bunları bana hep Carl Schmidt söyletiyor; muhafazakâr bir siyaset felsefecisi, çok derin bir konu başka bir zaman tartışırız ama eğer darbecilik halkın çoğunluğunda kabul görüyorsa zaten demokratik olan onun olmasıdır.  (KÜYREL KONFERANSI 12 Aralık 2009 " Modernizm ve Sol” Prof. Dr. Besim F. Dellaloğlu) 15  Temmuz darbe girişimi nasıl bir darbeydi? Sis dağılsın, heyecan! geçsin, ajitasyon, propaganda barometresi düşsün... davalar hukuk ve adalet içinde adil olarak  sonlansın, hakikatin kötü bir huyu vardır: Ortaya çıkmak.

 

 

 

Teorik olarak Faşizme en yakın zamanlardayız

 

Yeni Türkiye, halk iradesine dayanan demokrasi kuruluyor! diyen eski “yoldaşlar”  Carl Schmitt'in tezlerini Türçeye çevirip Türk tipileştiriyorlar. Schmitt, Nazileri destekleyen çoğunluğu teorileştirdi, teorisinin özü: "Çoğunluğun istediği her şey demokrasidir" Schmitt daha sonra bu tezini yanlışladı ve Nazi partisinden ayrılıp Nazilere karşı mücadele etti. 

 

Carl Schmitt Kim di Peki:

 

 1 Mayıs 1933 tarihin de Nasyonal Sosyalist Parti( NSDAP- Nazi)'ye katıldı; hızlı bir şekilde Hermann Göring tarafından Preußischer Staatsrat (Prusya Devlet Konseyi) ve kasımda Vereinigung nationalsozialistischer Juristen (Nasyonal Sosyalist Hukukçular Birliği) başkanlıklarına atandı.

 

Haziran 1934'te, Schmitt kendi gazetesi Deutsche Juristen-Zeitung (Alman Hukukçular Gazetesi) için baş editör oldu. Nazilerin ırkçı teorilerini eleştirdi. Schmitt, Reichsfachgruppenleiter (Reich Profesyonel Grup Lideri) görevinden istifa etti.

 

 "Devletin Bekası" adına demokratik rejimi "parçalanma-bölünme" olarak gören devlet içindeki bir güç, MHP'nin itelemesiyle, AKP'yi Milli Görüş ideolojisinden de daha geri bir noktada Türkçü- siyasal İslamcı sentezle devleti otoriter olarak yeniden yapılandırmayı amaçlıyor.

 

 Bu tamamına erer mi? Ermez mi? Maç devam ediyor. Devlet içindeki çatışma sürüyor günün sonu nasıl bitecek göreceğiz. “Eski yoldaşlar”  derin devletin bir kanadının  Kürt kimliği başta olmak üzere Türkler dışındaki bütün kimlikleri  yok sayan  ( Bahçeli devlet için, Türklüğün bekası için Evet derken)otoriter sistem kurulmasına destek  verdiklerinin farkındalar mı acaba diye hatırlatmak isterim.
AKP’li olanlara sözüm yok.
 2017'nin AKP'si artık 2007 ve 2010'ların AKP'si değil. Ergenekon'un aklanmasından sonra ve 15 Temmuz darbe! girişimi sonrasında, güvenlikçi politikalar ve OHAL ilanından sonra keyfe keder bir iktidar zuhur etti. Anayasa değişikliği ile, OHAL hali normal hale getirilmeye çalışılıyor.
İçinde yaşadığımız zamana, gözüne mil çekilmiş veya iktidarın nimetleri paylaşanlar "iyi, güzel, vesayet  kaldırılıyor" vs... vs.. diyebilir.
Çocuklarımızın, torunlarımızın bugünkü bir sistem  ve politik ortamda yaşamasını istemiyorsak;  Hayır demek,  bir türlü ucunu yakalayamadığımız demokrasi, demokratik sistemi yakalamak için fırsat olabilir.

Facebook Yorumları

reklam
18.2.2017
Evet diyen eski “yoldaşlar
8.10.2016
BEHİCE BORAN’SIZ 29 YIL
15.8.2016
Hakikisini anlat!
2.8.2016
Yeni sayfaya! yurttaşlık referansıyla başlamak
20.7.2016
Darbe geleneği! ilk kez topluma tosladı... Ama...
6.7.2016
Güvenlikçi politikalar, özgürlüğü yok ediyor/ rejimler otoriterleşiyor
12.4.2016
İkinci tekrar Cumhuriyet
17.10.2015
Her şey muhafazakârları bloke etmek için…
11.9.2015
Bu kafayla gidilirse askerî darbeye davetiye çıkartılır
29.5.2015
HDP toplumun vicdanına ve aklına dokunuyor
06.04.2015
Seçimler barış süreçleri için zorlu dönemlerdir
27.01.2015
Tarihsel Blok ve Kimlikler Üstünden Politika…
11.01.2015
Baskı ve şiddeti meşrulaştırma aracı olarak terör
05.01.2015
"Değişim!" yeni iktidar bloku yarattı
26.12.2014
“28 Şubat Bin Yıl Sürecek” denilmişti!: Nihayet ilk yıllarına girdik galiba
26.10.2014
Türkiye kapitalizminin değişimi ve AKP
07.10.2014
“Yeni Türkiye!”de: Askeri sanayi büyürse, sonra ne olur (1)
04.10.2014
Bizim demokrasi! hangi demokrasi
27.08.2014
Parti devleti- Devlet Partisi rejimine doğru mu?
27.07.2014
Yeni Türkiye nerede başlıyor, eski Türkiye nerede bitiyor
15.07.2014
Fiili başkanlık ve cumhurbaşkanlığı seçimi
03.07.2014
Öğrenilmiş çaresizlik
04.06.2014
Cumhurbaşkanı mı, rejim mi seçeceğiz
18.05.2014
Görünmez kaza(lar) takdiri ilahi!
30.04.2014
İki muhafazakâr(lık)
13.04.2014
Modern muhafazakârlık kazandı!
20.03.2014
Kutuplaşma sınırı aşılıyor...
08.03.2014
Vesayetin devamlılığı için filtre değiştiriliyor
27.02.2014
‘Yalan, kişiyi haddi aşmaya götürür’
17.02.2014
Olup bitenlerin ‘ötesi’nden bakmak
07.02.2014
Fikrimiz iktidarda, biz hapisteyiz’
25.01.2014
Asıl kavga ‘yeni derin devlet’le cemaat(ler) arasında
16.01.2014
Cemaat aslında derin devlet- Gladio mu
06.01.2014
‘Pasif devrim’ bitti, Ergenekon’la barış başladı!
04.01.2014
“Pasif devrim” bitti, Ergenekon’la barış başladı!
26.12.2013
Değişen Türkiye ve demokrasi yolu buraya kadar mı
07.12.2013
‘Gizlice’ hakkımızda neler yapılıyor acaba
28.11.2013
Ne olacak şimdi: Kardeşlik hukuku mu, 12 Eylül hukuku mu
21.11.2013
Diyarbakır’da doğru söyler, Bismil’de şaşar
14.11.2013
‘Başbakan’ı yıpratmayalım!’ Ama o her şeyimize karışsın!..
07.11.2013
‘Parti olmayan parti’ HDP
30.10.2013
HDP, denenmişlerden ‘yeni’ bir deneme mi
21.10.2013
Askeri sanayi ne işe yarar!
09.10.2013
Tam demokrasinin 2023’e kadar yolu mu var!
02.10.2013
Paketten yeni paketlet çıktı, demokratikleşmeye devam
30.09.2013
Bu paket son paket mi acaba
19.09.2013
Ateşi düşürüp normalleşmek
13.09.2013
İslamcı kimlik merkezli yeni ‘biz’ ve ‘onlar’
07.09.2013
Barış için savaş! Öyle mi...
29.08.2013
İnsani değerler: Biz ve onlar
22.08.2013
Sivil toplum, cemaat, sol
15.08.2013
Sivil toplum, cemaat, siyaset ve STK’lar
08.08.2013
BDP’yi Türk soluyla birleştirmek, Kürtleri ideolojik tercihe zorlar
31.07.2013
Kürtler ve BDP, reformları sırtladılar...
25.07.2013
Başbakanı eleştirmek ya da eleştirmeyenleri eleştirmek
17.07.2013
Eski devletin eski kurumları ‘kitle’ örgütleri: Ve sivil- gri alan
11.07.2013
60 yıllık iktidar-muhalefet tablosu değişir mi
03.07.2013
İslamcı- muhafazakâr blok ve muhalefet
26.06.2013
Gezi’den yeni bir siyasi hareket çıkar mı
23.06.2013
Allah affetsin ama...
20.06.2013
‘Benim Türkiye’m!’ ve iki Türkiye!
16.06.2013
Kritik 24 saat...
12.06.2013
Şimdi her şeyi yeniden düşünme zamanı...
06.06.2013
Taksim isyanının önü ve arkası
03.06.2013
Her isyan, her devrim ama... huzur getirmiyor mu?
29.05.2013
Evet, değiştik; değişmeye de devam ediyoruz...
16.05.2013
Türkiye, Suriye’nin açık hedefi mi oldu
09.05.2013
Bir gazete: Demokratlık, demokrasi ve tartışmanın özü
22.04.2013
Türkiye, Kürt sorununu çözerken kendi modelini yaratıyor
21.03.2013
Barış demeyelim! Ölümler dursun diyelim
17.03.2013
16 Mart 1978: 35. yıl
22.02.2013
CHP’ye karasevda aşkı mı, nefret mi?
11.02.2013
Parmak tetikten uzaklaşıyor
19.01.2013
“Acıyı bal eyledik”
12.01.2013
Barışı hedef alan derin cinayetler
11.01.2013
Şimdi, duygu ile aklın dengeleme zamanı
08.01.2013
Parmak tetikten uzaklaşıyor
29.11.2012
“Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi”: Farkı ne olacak?
16.10.2012
Taraf’taki tartışma: Nasıl bir Demokratlık
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.