Cengiz Algan: ‘Devrimin şanlı yolunda’

8.4.2015 - Bu Yazı 1068 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

Cengiz Algan: ‘Devrimin şanlı yolunda’

 Türk solu solun dışından gelen her türlü şiddete karşıdır. Polis şiddeti, faşistlerin şiddeti, devletin şiddeti, aile içi şiddet, kadına şiddet, çocuğa şiddet, hayvanlara şiddet, sözlü şiddet… Alayına “şiddetle karşı”dır. Sokakta bir kediye eziyet edildiğini görse hayvanlara şiddete karşı kampanyalar yapar, ücretsiz veteriner hizmeti veren yerlerin adres ve telefonlarına kadar bulup paylaşır. İyi de eder.

Ama iş gelip de sol şiddete dayandığında bizim solcuların gözlerinde birden kızıl karanfiller açar. Sosyal medya profilleri kızıl yıldızlı bayraklar, Çayan, Gezmiş, Kaypakkaya ve Che portreleri, Kalaşnikof fotolarıyla dolup taşar. Hızla devrimci marşlar paylaşılır. Sandıktan “alnında yıldızlı bere”ler çıkarılır. “Halkın adaleti” yerini bulmuştur çünkü. Devrimin şafağı sökmektedir. Şiddet kelimesinin başına o sihirli “devrimci” sıfatını koymak bütün balkabaklarını görkemli faytonlara çeviriverir.

Çağlayan Adliyesi’nin basılıp savcının öldürülmesi ve ertesi gün emniyet müdürlüğüne silahlı saldırı olayında yine bu hezeyana şahit olduk. Bu iki şiddet ve terör vakasını (bırakalım kınamayı) bundan haz duyan, şevkle alkışlayan ve empati kurulmasını öneren bir zihin dünyasının yeniden açığa çıkışını izledik.

DHKP-C adlı örgüt için bu eylemler sıradan. Bütün tarihi bu türden kanlı terör eylemleriyle dolu bir örgütten söz ediyoruz. 1994’te kuruluşunu (Dev-Sol’dan DHKP-C’ye dönüşümünü) eski Adalet Bakanı Mehmet Topaç’ı, avukatlık bürosunda infaz ederek ilan eden bir yapı bu. 1996’da TürkiyeGümrük Birliği’ne girer ve Sabancı Grubu Japon sermayesiyle yeni anlaşmalara imza atarkenÖzdemir Sabancı’yı ve cinayetler sonrası yatırımlarından vazgeçen ToyotaSA genel müdürünü sansasyonel bir suikastla öldüren bir örgüt. Suikastı yapan üç kişiden Fehriye Erdal’ı Sabancı’nın İkiz Kuleleri’nde işe alan eski emniyetçi Hüseyin Kocadağ’ın, 10 ay sonra meşhur Susurluk kazasında,Abdullah Çatlı ile birlikte öleceği karanlık ilişkiler yumağının kilitlerinden biri olan bir yapı. 28 Şubat darbesine çeyrek kala yaşanan olaylardan.

Cinayetlerin diğer faillerinden Mustafa Duyar’ı, teslim olduktan sonra konulduğu cezaevinde (tam da Can Dündar’a itiraflarda bulunacakken) mafya babalarının öldürüp, sonradan TV ekranlarına da yansıyacak biçimde “Devlet bana Mustafa Duyar’ı öldürttü! Beni Veli Küçük’e sorun!” diye bağırdıkları bir olaydan söz ediyoruz. Duyar cezaevinde evlendiği bir örgüt üyesinden olan oğluna öldürdüğü adamın ismini vermiş ve ne tesadüf ki Öcalan’ın Türkiye’ye teslim edildiği 15 Şubat 1999 günü sırlarıyla birlikte yok edilmişti.

Kısacası karanlık ilişkileri epey karışık olan DHKP-C’nin varlık nedeni bu tür terör eylemleri. İşbirliği içinde olduğu derin yapılar ve istihbarat örgütleriyle ilgili haberler zaman zaman basına da yansıyor. Yani bu örgütün bu eylemleri yapması “doğası gereği”.

Fakat kedi, köpek, ağaç için sokağa dökülenlerin, eli kolu kurbanlık koyun gibi bağlanıp ağzı bantlanmış bir insanın kafasına ateş edilerek öldürülüşünü alkışlamasını nereye koyacağız? Gezi zamanı üşümesinler diye ağaçlara kazak örüp giydiren hümanist bünyelerin, maskeli militanın tetikteki parmağına bakıp ağızlarının suyu akarak “Sık kafasına, sık!” twitlerini hangi “devrimci duygularla” açıklayacağız? Anlı şanlı solcu gazetecilerin, yılların insan hakları aktivistlerinin, Gezi’nin “yeni bir dünya yaratan” parlak gençlerinin, savcının o meşum fotoğrafını pornografik bir şehvetle elden ele dolaştırmalarını, twitterda #BizdeSiziSeviyoruz etiketleri açmasını hangi vicdana sığdıracağız?

Bu ruh hali artık lümpenleşmenin doruğu, ahlaki çöküşün ise dip noktasıdır. Tarihi kanlı cinayetlerle dolu katillerin sigorta primlerini kendi cebinden yatırmanın adıdır bu. 250 bin sivil yurttaşını varil bombalarıyla, tankla, topla, işkencelerle, kimyasal gazlarla böcek gibi öldüren, milyonlarcasını mülteci eden Esad’a, sazlı sözlü konser vermeye gidenleri başına taç yapma zavallılığının nişanesidir. O yıldızlı berelerin altındaki alınlara kazınıp bir daha hiç çıkmayacak kara lekelerin adıdır. Cinayetten bir hafta önce Türkiye’ye giriş yapan, Polonya kökenli, İngiliz pasaportlu, Alman ajanı Stephan Shak Kacnyski’nin, DHKP-C’nin kalesi Okmeydanı’nda yakalanınca attığı “Baskılağ bizi yıldığamaz”sloganının silemeyeceği kadar derin lekelerin.

Bütün bu çirkefin, bu hastalıklı halin içinde avunulacak bir yan varsa o da bu zavallılığın bir tükenişin göstergesi olması belki de. Kudretli generallerin omuzlarındaki parlak yıldızların serin gölgesinden, terzi yamaklığıyla okumuş bir savcının kafasına silah dayayan bir katilin maskesindeki kızıl yıldıza kadar düşmek.

Çözüm Süreci’nin başladığı 2013 yılını kendisine “atılım yılı” ilan eden, Newroz’da Öcalan’ın silah bırakma mektubunun okunmasına iki gün kala, Adalet Bakanlığı’na ve Erdoğan’ın Genel Merkez’deki çalışma ofisine bombalarla, roketlerle saldıran bir örgüt var ortada.

Kendisinin yüzlerce katı büyüklüğünde ve seçimlerde üç milyon oy alan PKK silah bırakmak için devletle masaya oturmuşken, 7.65’lik tabancayla adliye basan, güya adına savaştıkları halkın açılımını bile bilmediği DHKP-C’nin şanlı devrim yolunda sizlere hayırlı muvaffakiyetler. Biz ülkecek başka yarınlara gidiyoruz. Siz o kör kuyularda merdivensiz kalmayı hak ettiniz artık.

SERBESTİYET

Facebook Yorumları

0 0
reklam
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
  
Cengiz Aktar: Türkiye dibine kadar faşizmi yaşayacak
Prof. Cengiz Aktar, artık Azerbaycan, Kırgızistan, Özbekistan, Türkmenistan, Rusya gibi gayri demokr...
  
Cengiz Algan: Yeni sistem ve kılavuzluk edecek normlar
VB...
  
Cengiz Algan: Sandığın aynasında “Yeni Türkiye”
vvv...
  
Cengiz Algan: FETÖ’nün “Bahar gelecek” korosu neye güveniyor?
FETÖ’nün şefi ve önde gelen elemanları zaman zaman, göndermeler içeren bazı tarihler veriyor: “Kas...
  
Prof. Cengiz Aktar: AKP, batıdan kopmanın yollarını arıyor
Avrupa Birliği (AB) uzmanı Profesör Cengiz Aktar, son günlerde yaşanan Avrupa-Türkiye gerilimini de...
  
Cengiz Algan: Erdoğan yargısı mı geliyor?
Anayasa değişiklik paketini yargısal düzenlemeler açısından eleştiren yorumcular, konuya genellikle...
  
Cengiz Algan: Neden ‘Hayır’ çıksın?
Benim baktığım yerden Hayır’ın kazanması için bir sebep görünmüyor. Evet kampanyası yürütenler için,...
  
Cengiz Kapmaz: Kaos ve önleyici hazırlık
Bir başka ülke, bırakın son altı yılı, son bir yılda yaşadıklarımızın onda birini yaşasaydı çözülür...
  
Cengiz Algan: Zombiler partisi CHP
Sonunda bu da oldu. TBMM Genel Kurulu’nda anayasa değişiklik paketi görüşülürken, bir parlamenter, ...
  
Cengiz Algan: Reina saldırısı ‘yaşam tarzı’na mı?
Bu son derece profesyonel saldırıyı, ‘laikçi’ kesimden hatırı sayılır sayıda yazar, çizer, siyasetçi...
  
Cengiz Algan: Bu iş karakolda biter
Ekim ayı sonunda, Ankara’da Liberal Düşünce Topluluğu’nun düzenlediği, “15 Temmuz Darbe Teşebbüsünü...
  
Cengiz Kapmaz: HDP’yi bu noktaya Öcalan mı getirdi?
Öcalan’ın kararlı bir tutum takınmamasında, örgütten yana kaygıları kadar devletin aldığı pozisyonun...
  
Cengiz Algan: 'Beyefendi Marmaris’teyken…'
Kılıçdaroğlu’nun, bir TV kanalında Erdoğan için sarf ettiği (darbe gecesi) “Beyefendi Marmaris’teyke...
  
Cengiz Algan: Başkanlık lastikle mi gelecek?
Seçmenin yarısının oyunu alan bir partinin talep ettiği bir sistemin tartışılması nasıl oluyor da “a...
  
Cengiz Algan: Halkların Demokratik Tiyatrosu
Artık kabak tadı verdi bu tiyatro. PKK/HDP ve ona yakınlık besleyen STK ve siyasi çevreler, gözümüzü...
  
Cengiz Kapmaz: Doğan Grubu’na operasyon çektiler
Yalçındağ’ın çalışmaları ve emaillerinin amatör bir sol hacker grubu tarafından hacklendiği kanaatin...


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive