Ömer Laçiner: "Onlar" Mesajlarını Aldı Ya Biz?

3.1.2018 - Bu Yazı 396 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

Ömer Laçiner:

 AKP’nin, Devlet Bahçeli ve maiyeti dışında tüm siyasal partilerin neredeyse tam bir ağız birliği içinde “bu iç savaşa kapı açmak demektir” diye eleştirdiği; dalkavuğu kuruluşlarının birçoğunun bile savunmaktan geri durduğu şu malum kararnameyi, gelen tepkilerin yoğunluğu nedeniyle baştan “düzeltebiliriz” der gibi bir tavra girmişken –hiç şüphe yok ki “Reis’in direktifiyle– o haliyle yürürlükte olacağını ilan etmesi; tam bir eşik aşımı”dır; bir dönüm noktası sayılmalıdır.

AKP bu kararname ile, aylar öncesinden beri her vesileyle bir kere daha ve daha çok kanıtla öne sürüldüğü üzere; sadece iç savaşı bile göze almış bir tutumu sürdürme konusunda ne denli kararlı olduğunu vurgulamakla kalmamış; aynı zamanda kendisine karşı bırakın demokrasi ve hukuk devleti kural, değer ve ölçütleri üzerinden muhalefet etmeyi, en basit izan ve mantık kuralları temelinde itiraz etmenin dahi “boşuna” bir gayret olacağını gayet net bir şekilde göstermiştir.

Bu tutum, çoktandır her türden muhalefet çevresinde giderek sıklıkla dile getirilen “bunlar düzgün bir seçim asla yaptırmazlar; yaptırsalar bile sonuç hoşlarına gitmezse iptal ederler, hatta sonucun aleyhlerinde olacağını kestirirlerse seçim kurumunu bile lağvederler”e kadar varan kuşkuları, artık “o kadarı da olmaz” demeyi zorlaştıracak ölçüde çoğaltmış, alevlendirmiştir.

“Reis”ine biatın kıskacına tamamen girdiği bu vesileyle bir kez daha apaçık biçimde görülen AKP aygıtı, bu kuşku ve endişelere aldırmadığı gibi, onu bir kat daha arttırmak, kuşkuyu öfkeye, öfkeyi nefrete, nefreti çıldırtacak düzeye sıçratmak için en etkili yöntemi kullanmaya adeta seferber olmuştur. Bu, her durumda sınır tanımaz bir yalan, iftira sağanağını başlatmanın yanısıra, kendi tez ve eylemine –karşıtlarını ağır bir haksızlığa uğramışlık, öfke ve izan kaybı girdabına itecek ölçüde– bir olumluluk atfetme şirretliğini de mutlaka içeren bir yöntemdir. Şu son olayda AKP yönetimine tıpkı eli bıçaklı bir külhaninin şerrinden hiç değilse bu defalık sakınmak, onu yatıştırmak istercesine “madem yasa 15-16 Temmuz günlerini kapsıyor diyorsunuz, bu ifadeyi metne ekleyiverseniz” diye yalvarır gibi konuşanlara bile “metin son derece sarih” diyebilen bir nobranlıktan; o kabadayılara özgü “var mı bana yan bakan” tavrına kilitlenmişlikten söz ediyoruz.

Bu kilitlenmişlik, Reis-AKP’nin bütün “normal” çıkış yollarının kilitlenmiş oluşu ile doğrudan ilişkili olduğu için de özellikle tehlikelidir. Bu iktidarın içte ve dışta, asgari ölçüde “ferahlamış, normalleşmiş bir yönetim tarzı tutturabilmesi için kilidi gevşetebilecek olanlara ödemesi gerekecek bedeller ödeyemeyeceği kadar yükseldiği içindir ki; Reis ve çevresi tam bir kapana sıkışmış yaratık şuursuzluğu içinde davranır hale gelmişlerdir. Pervasızcasına hareket ediyor olmalarının nedeni aşırı bir özgüven ve güç sarhoşluğu içinde olmaları değil; tam aksine, sertleşmiş kabukları içinde aslında ne denli güçsüz ve güçsüzleşmekte olduklarını sezmenin ağır korkusuna kapılmış olmalarıdır.

Onları “iç savaşa sürüklüyorsunuz” uyarılarına aldırmaz bir tutuma iten de “sürüklensek de kazanan biz oluruz” inancı değil; “galiba başka çaremiz de yok” nihilizmidir.

Ne yazık ki, bu nihilizme kapılabileceklerin sayısı hiç de azımsanacak gibi değil bu ülkede ve geldiğimiz durumda. Şu mahut kararname de onlara verilmiş bir mesaj oluyor böylece. “Sosyal medya”da Reis ve AKP’ye desteğini ilan edenlerin bu desteği gösteriş biçimleri, dili ve üslubu da o mesajın nasıl anlaşıldığını hiçbir tereddüde yer vermeyecek açıklıkta sergiliyor.

Yurttaşlar! Alarm zilleri kulaklarımızı tıkasak dahi duyacağımız bir şiddetle çalıyor artık. Bir demokrasi, bir hukuk devleti olabilmek yolunda, tüm eksiklik ve arızalarına rağmen yüzyılı aşkındır edinebildiğimiz mirası bile berhava etmeye kararlı olduğunu defalarca göstermiş bu iktidar; şimdi de medeni bir toplum olmamızın asgari temel koşulunu yok edecek, hepimizi vahşete teşne güruhların insafına, keyfi kurallarına baş eğmeye zorlayacak bir yola sürüklemeye çalışıyor.

Sürüklenmemeliyiz! Fizik güce, zulüm ve şiddetin yıldırıcılığına tapanlar, uygarlığın, insanlık idealinin ve demokrasinin değerlerine inanan ve sadık olanların “kolay lokma” olduğunu düşünebilir; fakat bu düşünüşün insanlığın son yüzyılları içinde giderek nasıl daha çok ve daha etkin biçimde perişan edildiğini kavramaktan aciz olabilirler.

Getirildiğimiz noktada mevcut iktidarın da aynı acizliğin kıskacında mı olduğu, yoksa kendini soktuğu bir kıskacın içinde –hastalıklı bir güç “kültürü”nün batağındakilerde daha da “güçlü” olan– bu acizliği bir politik koz olarak kullanmaktan başka çıkar yol bulamadığı mı esas soru değildir.

Esas soru; bizim, yani insanlık, uygarlık ve demokrasi değerlerine inananların o değerlere sadık kalarak, şimdi artık resmen dillendirilmiş addetmemiz gereken o “vahşete çağrı”yı püskürtecek bir mücadele zemini inşa etmeyi; bütün ihtimalleri gözeterek nasıl başaracağımızdır. Tek tek hepimizin üzerine düşen bir yurttaşlık ödev ve sorumluluğudur bu.

Facebook Yorumları

0 0
reklam
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
  
Ömer Faruk Gergerlioğlu, Milletimiz Bizi Cezalandıranları Cezalandırdı
...
  
Ömer Laçiner: "Ertesi Gün" İçin Şimdiden
...
  
Yusuf Ziya Cömert: ‘Bahçeli affı’ ve endişeler
...
  
Ömer Laçiner: Artık "Milli Birlik ve Beraberliğe En Fazla İhtiyacımız" Yok mu?
AKP’nin şu son dönemine gelinceye kadar, iktidarlar ne zaman başları sıkışsa ve özellikle de devleti...
  
Ömer Faruk Gergerlioğlu'na 2,5 yıl hapis cezası
İnsan Hakları Savunucusu ve Mazlum – Der eski genel başkanı doktor Ömer Faruk Gergerlioğlu, sosyla...
  
Ömer Laçiner: Afrin?
Afrin harekâtı daha başından birçok endişe verici riskler taşıdığı halde –şimdilik ses çıkarmamış o...
  
Ömer Laçiner: "Onlar" Mesajlarını Aldı Ya Biz?
AKP’nin, Devlet Bahçeli ve maiyeti dışında tüm siyasal partilerin neredeyse tam bir ağız birliği içi...
  
Ömer Laçiner: Aslında Şaşırmamak Lazım
Türkiye, şu son dört-beş yıllık sürede, normal bir Cumhuriyet rejiminde, değil bir dört-beş hükümet...
  
Ömer Laçiner: Evrensel Hukuka Karşı Şeriatın İhyası
Türkiye’nin kaderini belirleyegelen başlıca siyasal güç ve akımların tümü, önlerine “modern-Batı uy...
  
Ömer Laçiner: Alacakaranlıktan Güneşe
16 Nisan referandumunun, evet (veya hayır) oylarının açık ara önde olması hariç her sonucunun, özel...
  
Ömer Laçiner: 16 Nisan'dan Sonra?
...
  
Yusuf Ziya Cömert: Oylar ne tarafa gidiyor?
58 milyon 222 bin 937. Yuvarlak hesap 59 milyon olsun....
  
Ömer Laçiner: Aranan Hır Bulunmuştur
Türkiye’yi birinci derecede ilişkisi olduğu ülkelerin birer evde oturduğu bir mahallede ev sahibi b...
  
Prof. Dr. Ömer Çaha: Bahçeli’nin anayasa hamlesinin perde arkası
Yıldız Teknik Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ö...
  
Ömer Laçiner: Kıyılan Geleceğimizdir
AKP hükümeti, son K.H.K. ile aralarında bini aşkın Eğitim-Sen üyesi öğretmenle 360 akademisyenin de...
  
Ömer Laçiner: Kimliklerin Dehlizinde?
Postmodern deyimi, modern zihniyetin asli/özgün ögelerine sadık, onların belirleyiciliğini esas alm...