Murat Somer: Türkiye’nin demokrasi hareketi ve Adalet Yürüyüşü: Ne yapmalı? (I)

17.6.2017 - Bu Yazı 575 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

Murat Somer: Türkiye’nin demokrasi hareketi ve Adalet Yürüyüşü: Ne yapmalı? (I)

  16 Nisan’da tüm Türkiye’nin geleceği için Hayırlı bir demokrasi bloğu doğdu. Veya potansiyeli.

Çünkü daha önce bir araya gelemeyeceği düşünülen kesimler, görüşler ve partiler, adalet ve çoğulcu demokrasi adına beraberce çalıştı ve oy verdi.

Bunu da son derece eşitsiz ve adaletsiz şartlarda başardı. Neredeyse ve en az, her iki seçmenden biri Hayır dedi.

Ötekileştiren ve düşmanlaştıran söylemlerden büyük ölçüde kaçınarak kampanya yaptı. Bir partinin, paranın veya devletin gücüne değil tabanıngücüne dayalı olarak çalıştı.

Evet verenlerin de demokrasi istemedikleri iddia edilemez.

Çünkü onlara da iktidar, “demokrasi ve adalet zayıflamayacak güçlenecek” sözü verdi. “Meclis işlevsizleşmeyecek aksine daha aktif olacak iktidar daha da sıkı denetlenecek,” “devlet ve ekonomi güçlenecek,” “keyfî ve kanunsuz yönetim olmayacak,” “yargı bağımsız ve tarafsız olacak” denildi. Onlar da, büyük ölçüde iktidarın kontrolündeki kamusal alanda ve medyadan bunları duyarak oy verdiler. Şu veya bu nedenle ama bu vaatlere güvenerek Evet dediler.

Dolayısıyla iktidar içinden ve Evet veren kesimden birçok vatandaş da potansiyel demokrasi bloğunun dışında değil.

Herkes gibi onlar da referandum sonrasındaki gidişatın ne yönde olduğunu, verilen vaatlerin ne oranda gerçekleştiğini gözlemliyor.

Peki demokrasi bloğu ülkeyi demokrasi ve hukuk yoluna döndürmekte nasıl başarılı olabilir?

Daha da önemlisi, Türkiye’de eskiden de olmayan, gerçek anlamda demokrasi ve hukuk devletine, ayrım yapmadan tüm vatandaşlarına saygılı ve güçlü bir devlete nasıl kavuşabiliriz?

Bunun için birkaç koşulun yerine gelmesinin elzem olduğunu düşünüyorum.

  • Demokrasi bloğunun kendinin farkına varması ve güvenmesi.
  • Kendi içindeki farklıkları aşıp, amasız ve fakatsız herkes için adaleti talep edebilmesi.
  • Etiketlere takılmadan ifade edersek, sağcı-solcu, Sünni-Alevi, Türk-Kürt, büyük kentli-taşralı, dindar-laik, İslamcı-Kemalist, milliyetçi-liberal, Müslüman-Gayrımüslim, kadın-erkek, genç-yaşlı vb. herkesin, birbirinin hak ve adalet taleplerine ve endişelerine, katılmasa da en azından empati duyabilmesi.
  • Demokratikleşme ve ortak gelecek için asgari müştereklerde birleşebilmesi. Farklı kesimlerden inisiyatiflerin gerektiğinde beraber hareket edebilmesi.
  • Geçmişe takılmayıp geleceğe bakması. Değişimi ve gelişmeyi temsil etmesi.
  • İktidardan veya muhalefetten herhangi bir kesime veya kişiye karşıtlık üzerinden değil, ilkeler ve ortak gelecek talebi üzerinden hareket etmesi. Barışçı, birleştirici ve sabırlı dili terk etmemesi.
  • Asgari müştereklerini önümüzdeki döneme yönelik somut taleplere, yani pozitif bir programa dönüştürebilmesi.
  • Bu somut talepleri gerçekleştirmeyi taahhüt eden ve güven veren siyasal aktörleri destekleyeceğini ilan etmesi. Bunu somut bir taahhütnameye dönüştürmesi.

Dünyadan demokratikleşme örnekleri de bize bunları öğretiyor.

Geç veya değil, eksik veya tam, Kemal Kılıçdaroğlu’nun ve CHP’nin başlattığı adalet yürüyüşü, bu koşulların gerçekleşmesi için çok önemli ve desteklenmesi gereken bir adım oldu.

Bu adımın, eleştiri hakkı saklı kalmak üzere barışçı ve demokratik yollardan ve yapıcı yönde büyümesi ve desteklenmesi gerekiyor.

Ve somut taleplerin ortaya çıkması.

Örneğin adalet, yani bağımsız ve tarafsız yargı isteniyorsa yapılması gerekenler oldukça açık ve talep edilmeli:

  • Hakimler ve Savcılar Kurulu HSK’nın en az yarısını TBMM nitelikli çoğunlukla seçmeli. Yani vekillerin üçte ikisinin oyuyla, uzlaşma ve liyakat temelindeseçmeli. Yargı en kısa zamanda bu yoldan oluşmuş yeni bir HSK’nın gözetimi altına alınmalı.
  • Partili Cumhurbaşkanı HSK’ya atama yapmamalı ve adalet bakanı başkanı olmamalı.
  • İstenirse HSK üyelerinin bir kısmını da yargı mensupları kendi içlerinden ve “tek adaya oyla” gene liyakat temelinde seçebilir.
  • Ve belki en önemlisi OHAL en kısa zamanda kalkmalı. Belki en önemli ve acil asgari müşterek bu.

Bunun yanında önümüzdeki seçimlerin serbest ve adil olabilmesi için Yüksek Seçim Kurulu YSK’nın güvenilirliğini ve hâkim teminatını sağlayacak bir dizi somut reformun talep edilmesi gerekiyor.

Tüm partiler bu yönde reformlar için diyaloğa ve partiler-üstü uzlaşmaya açık olmalı.

Adalet yürüyüşü barışçı ve uzlaştırıcı yoldan ayrılmadığı ve bu tür taleplere dönüştüğü oranda Türkiye için çok hayırlı olacaktır.

Ama mutlaka “herkes için adalet” iddiasıyla tutarlı ve birleştirici bir rota izlemesi de elzem.

İşte bu yüzden mutlaka Silivri’ye ve Edirne'ye de gitmeli. Belki Soma’ya ve Çanakkale’ye de. Bunun fiziksel olarak da mümkün olması için sembolik ve pratik çözümler bulunabilir.

Son durak ise Ankara olmalı. Çünkü en temel adaletsizliklerin kaynağı da, son çözüm yeri de orası.

Samimi olarak demokrasi, huzur ve adalet isteyen herkesin yolu açık olsun.

T24

Facebook Yorumları

0 0
reklam
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
  
Murat Yetkin: Muhalefet umudunu Zarrab davasına bağlayanlar kızacak ama dağ fare doğurabilir
Türkiye içinde ya da dışında muhalefet umutlarını ABD’deki Reza Zarrab davasına bağlayanlar varsa, ...
  
Murat Somer: Adalet yürüyüşü ve iktidar 10 Temmuz’da ne değişebilir?
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun önderliğindeki Adalet Yürüyüşü (en az...
  
Murat Somer: Adalet Mitingi, CHP ve Demokrasi Bloğu
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun önderliğindeki Adalet Yürüyüşü (en azı...
  
Murat Somer: Türkiye’nin demokrasi hareketi ve Adalet Yürüyüşü: Ne yapmalı? (I)
16 Nisan’da tüm Türkiye’nin geleceği için Hayırlı bir demokrasi bloğu doğdu. Veya potansiyeli....
  
Murat Yetkin: Erdoğan kazandı ama işi artık daha zor
İşin bir hukuki boyutu var ki, ister yüzde 51, ister Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın gönlünden geç...
  
Murat Somer: Hayır ne demek ve hayır çıkarsa ne olur?
Aşağıdaki satırlar, dilek, vaat ve taahhütler sizce nereden? Hangi X’e ait olabilir?...
  
Murat Yekin: CHP’den AK Parti’ye ters köşe
AK Parti’nin referandum kampanyasına fiilen 7 Şubat’ta başlayacağına dair güçlü işaretler vardı....
  
Murat Yetkin: OHAL altında süreçler şeffaf değil
Hürriyet Gazetesi köşe yazarı Murat Yetkin, son yazısında 686 numaralı Kanun Hükmünde Kararname ile ...
  
Murat Yetkin: Erdoğan’ın anayasa değişikliğinin bir iki maddesini Meclis’e gönderip, ortamı yumuşatma ihtimali var
Murat Yetkin: Hayır çıkarsa, birilerinin bunun hesabını vermesi gerekecek, değil mi?...
  
Murat Yekin: Kardak geriliminde yeni gelişme
Savunma Bakanı Fikri Işık: “Gerilimi artıran taraf olmayız, ama emrivakiye de boyun eğmeyiz.”...
  
Murat Yetkin: Henüz onay imzanızı atmamış, henüz ok yaydan çıkmamış, iş işten geçmemişken
Anayasa taslağı kabul edilirse, yalnızca bütün yürütme kudreti cumhurbaşkanının elinde toplanmakla ...
  
Fitch, Türkiye’nin kredi notunu düşürdü!
Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch, Türkiye'nin kredi notunu bir basamak düşürerek, y...
  
Murat Yekin: Hükümet Batı ile ilişkileri koparmaması gerektiğinin farkında
Gözaltı süresini kısaltan, avukatla görüşme yasağını kaldıran ve 'OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu...
  
Prof. Dr. İskender Öksüz: Türkiye’nin Nobel’i niçin az?
‘Niçin’ kitabının yazarı Prof. Dr. İskender Öksüz, ülkelerin geri kalmışlığı ile halkın IQ’su arasın...
  
Latif Epözdemir: Çocuk hakları sözleşmesi ve Türkiye’nin çekincesi
Latif Epözdemir HAK-PAR Gnl. Bşk. yardımcısı. ...
  
Cumhuriyet Genel Yayın Yönetmeni Murat Sabuncu dahil 9 yönetici ve gazeteciye tutuklandı
Cumhuriyet gazetesi yönetici ve yazarları hakkında "PKK/KCK ve FETÖ/PDY terör örgütlerine müzahir o...