Prof. Dr. Ömer Çaha: Bahçeli’nin anayasa hamlesinin perde arkası

20.2.2017 - Bu Yazı 705 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

Prof. Dr. Ömer Çaha: Bahçeli’nin anayasa hamlesinin perde arkası

Yıldız Teknik Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ömer Çaha, MHP lideri Devlet Bahçeli’nin anayasa adımını kaleme aldı.

PROF. DR. ÖMER ÇAHA

7 Haziran genel seçimlerinden sonra Devlet Bahçeli’nin Ak Parti’yle koalisyona yanaşmaması MHP tabanında büyük bir hayal kırıklığına, hatta öfkeye yol açmıştı. Bu öfke beş ay sonra gerçekleşen genel seçimlerde MHP’yi cezalandıracak şekilde sandığa yansıdı. MHP böylece, 1 Kasım genel seçimlerinde oyunu dört puan aşağı çekerken, milletvekili sayısını da 80’den 40’a düşürdü. Bu durum, aynı zamanda MHP içindeki homurtuların açık bir muhalefete dönüşmesine de yol açtı.

Fakat Bahçeli, anayasa değişikliği konusunda üstlendiği inisiyatifle partisine çok önemli bir manevra alanı kazandırırken Türkiye’nin geleceği açısından da önemli bir stratejik hamleye imza attı. Bahçeli bu süreçte deyim yerindeyse bir koyup üç almıştır. MHP’nin yeni süreçte kazancının en az üç hayati noktada gerçekleşeceğini göreceğiz.

Şayet anayasa değişikliği, referandumdan olumlu sonuç alırsa bundan sonraki siyasi süreçte rekabet ana hatlarıyla merkez sağ ile merkez sol arasında geçecektir. Ancak ikisinin de tek başına yüzde 50’lik oranı aşarak hükümete gelmesinin garantisi yoktur. Bu bakımdan MHP, kilit parti konumuna gelerek hükümete açılan kapının anahtarını elinde tutacaktır.

SAĞIN UCUNDAN MERKEZE Mİ

Merkez sağ açısından duruma baktığımızda şöyle bir tablo karşımıza çıkar: Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın karizması sayesinde merkez sağın ana partisi konumundaki Ak Parti, tek başına cumhurbaşkanlığını kazanacak gibi gözükse de bu tam anlamıyla kesin değildir. Bu bakımdan Erdoğan’ın denklemin içinde olduğu bir tabloda bile Ak Parti’nin hükümeti garanti altına almak için MHP’nin desteğine ihtiyacı olacaktır. İleride Erdoğan’ın denklemin içinde olmadığı bir tabloda ise merkez sağdaki parti birinci veya ikinci tur seçim sürecinde MHP’yle ittifak arayışına girmek zorunda kalacaktır.

Aynı şey merkez solun ana partisi konumundaki CHP için de geçerlidir. Yeni sistem, ister istemez CHP’yi sağın çeperindeki merkeze çekecektir. CHP, Kılıçdaroğlu döneminde sağdan bazı simaları vitrine koyarak merkezin sağına yanaştığı mesajını vermesine rağmen ideolojik söylemi ve parti örgütü düzeyinde bu yakınlaşmayı sağlayamadı. Ama yeni sistem CHP’nin, hem ideolojik söylemi hem de örgütsel yapısı bakımından kendi kulvarında daha fazla kalmasına izin vermeyecektir.

CHP sağa doğru iki yoldan yürüyecektir. Bir yandan partisini ideolojisiyle, söylemiyle, programıyla ve örgütsel yapısıyla sağa açarken bir yandan da sağdaki partilerle ittifak arayışlarına girişecektir. Türk siyasetinin bugünkü tablosunda ittifak kuracağı en önemli parti MHP olarak gözükmektedir. Zaten iki parti bunun ilk adımını 2014 yılındaki cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde atmışlardı.

Kısaca, yeni sistemle birlikte iktidarın iki güçlü adayı konumundaki merkez sağ da MHP’yle birlikte hareket etmek zorunda kalacaktır merkez sol da… Bu da MHP’nin bundan sonraki dönemde daima iktidar ortağı olması anlamına gelmektedir.

Yeni sistem, bir yandan MHP için diğer partilerle iktidar yolunu açarken öte yandan da bu partinin bulunduğu kulvarı değiştirmesine zemin hazırlayacaktır. Bahçeli, liderliği döneminde MHP’yi sağın ucundaki bir parti olmaktan çıkararak merkeze yaklaştırmayı önemli ölçüde başardı. Bunu, yaşadığı üç yıllık iktidar deneyiminin yanısıra ılımlı duruşu sayesinde gerçekleştirdi. Ancak buna rağmen MHP tüm ülke sathında varlık gösteren bir parti olamadı, bir iki bölgeye sıkışmaktan kurtulamadı.

Yeni sistemle birlikte hep iktidarda olacağı için MHP ister istemez tüm Türkiye’ye hitap eden ve ülkenin genel rengine göre pozisyon alan bir parti kimliğine bürünecektir. MHP, öte yandan, merkezin hem sağıyla hem de soluyla ittifak kuracak kadar esnek ve yumuşak bir karakter kazanmak zorunda kalacaktır. Çünkü merkez sağ ile merkez sol arasındaki köprü işlevini üstlenecek olan parti bundan sonra MHP olacaktır. MHP böylece, merkezde konumlanan ve Türkiye realitesine hitap eden kucaklayıcı ve kuşatıcı bir milliyetçi parti hüviyetine doğru evirilecektir.

HDP DENKLEMİN NERESİNDE

Bu da MHP’yi merkez sağın veya merkez solun yanında konumlanmış ikinci parti olmaktan kurtaracaktır. MHP böylece iktidar için ikinci parti olmaktan çıkacak, bizatihi iktidar lokomotifinin birinci partisi konumuna gelme şansına kavuşacaktır. MHP ileride siyasetin ortasındaki yerini tahkim ederek, merkezin hem sağındaki hem de solundaki muhtemel ittifakların birinci adayı haline gelebilir. Tıpkı geçen cumhurbaşkanlığı seçiminde olduğu gibi, bundan sonraki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de kendi adayı üzerinden ittifaklar kurabilir.

MHP, anayasa değişikliği sürecinde inisiyatif alarak merkeze doğru yolculuğa çıkarken aslında çok önemli stratejik bir adım daha atmıştır: O da bundan sonraki siyasi hesapların içinde HDP’ye yer olamayacağı gerçeğidir.

MHP ile AK Parti arasında anayasa değişikliği sürecinde kendiliğinden bir ittifak zemini oluşmuş durumdadır. Bu ittifaktan dolayıdır ki hükümetin referandumdan sonra MHP’ye de belli sayıda bakanlık vereceği fısıltıları medyada dolaşıma girmeye başladı. Bu konuda iki parti arasında varılmış bir uzlaşma olsa da olmasa da Ak Parti hükümeti önümüzdeki genel seçimlere kadar MHP’nin her isteğine boyun eğmek zorunda kalacaktır. Anayasa değişikliği sürecinde döşenmiş olan ittifak zemini, bundan sonraki süreçte de ister istemez devam edecektir.

MHP, anayasa değişikliği sürecinde inisiyatif alarak merkeze doğru yolculuğa çıkarken aslında çok önemli stratejik bir adım daha atmıştır. O da bundan sonraki siyasi hesapların içinde HDP’ye yer olmayacağı gerçeğidir...

MHP böylece Ak Parti hükümetini herhangi bir konuda HDP’ye muhtaç olmaktan çıkarmıştır. Aynı şeyi CHP için de yapmıştır. CHP, yeni sistemle birlikte yüzünü HDP’ye çevirerek siyasette iddialı bir konuma gelemeyecektir. Mevcut sistemde CHP bazı konularda HDP ile aynı karede görünebilir. Ancak yeni sistem bunu kendisi için oldukça riskli hale getirecektir. Bu bakımdan CHP, iktidara yürümek istiyorsa MHP’ye yanaşmak zorunda kalacaktır. Türk siyasetinin mevcut tablosu devam ettiği sürece CHP, Ak Parti’nin kuşattığı merkezin sağından fazla bir şey alamayacaktır. Bu bakımdan açılacağı kulvar olsa olsa MHP olacaktır.

Bahçeli, anayasa değişikliği hamlesiyle iktidar iddiası olan merkezdeki iki partiyi de HDP’den uzaklaştırırken kendi partisini ikisi için de en güçlü alternatif haline getirmiştir. HDP’nin herhangi bir ittifak için alternatif olmaktan çıkması, bu partinin 7 Haziran genel seçimleri sonrasında sergilediği performansla da bağlantılıdır. HDP, 7 Haziran sonrasında PKK’nın geliştirdiği şiddet sarmalı içinde kalarak bir yandan kendisine güven duyan kitlelerde hayal kırıklığına yol açtı bir yandan da bundan sonraki süreçte diğer partilerin kendisiyle aynı karede görünmesini riskli hale getirdi. Bahçeli tam da bu süreçte anayasa değişikliği vesilesiyle rol alarak partisini HDP’nin bıraktığı boşluğu doldurmak üzere konumlandırmayı başardı.

BUNDAN SONRAKİ ROLÜ NE OLUR

Kısacası,  Devlet Bahçeli, anayasa değişikliği konusunda aktif rol üstlenmekle MHP’nin önünü iktidara doğru sonsuz biçimde açmıştır. Bunu yaparken aynı zamanda Türkiye’nin bundan sonraki gidişatında söz sahibi olmayı da büyük ölçüde kendi partisinin vesayetine almıştır. Bundan sonraki Türkiye, MHP’nin rol oynayacağı ve belirleyici olacağı bir Türkiye olacaktır.

MHP’liler, liderlerinin anayasa değişikliği sürecinde hem kendileri hem de Türkiye açısından ne derece hayati bir rol oynadığını önümüzdeki süreçte daha iyi göreceklerdir.

KARAR

Facebook Yorumları

0 0
reklam
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
  
Kadri Gürsel, 330 gün sonra tahliye edildi
"Çok fazla sevinecek bir durum da yok. Haksız mesnetsiz suçlamalarla tutuklanan Cumhuriyet çalışanla...
  
Prof. Dr. İskender Öksüz: Yeni başlayanlar için hukuk devleti
‘Niçin?’ kitabının yazarı Prof. Dr. İskender Öksüz, hukuk algoritmadır diyor ve uyarıyor: Algoritmal...
  
Ömer Laçiner: Evrensel Hukuka Karşı Şeriatın İhyası
Türkiye’nin kaderini belirleyegelen başlıca siyasal güç ve akımların tümü, önlerine “modern-Batı uy...
  
Prof. Dr. İskender Öksüz: Din, millî birliğe yardımcıdır ama onun yerini alamaz
‘Millet ve Milliyetçilik’ kitabının yazarı Prof. Dr. İskender Öksüz, milliyetçilik, millet ve toplu...
  
Prof. Dr. E. Fuat Keyman: Post-referandum Türkiye’si ve Kürtlerin dördüncü kez uzattığı el
Sabancı Üniversitesi Uluslararası Çalışmalar Bölümü Öğretim Üyesi ve İstanbul Politikalar Merkezi D...
  
Ömer Laçiner: Alacakaranlıktan Güneşe
16 Nisan referandumunun, evet (veya hayır) oylarının açık ara önde olması hariç her sonucunun, özel...
  
Ömer Laçiner: 16 Nisan'dan Sonra?
...
  
Tuzak: AKP ile Kemalist kadroları karşı karşıya getirmeye yönelik yeni kampanyalar başladı
AKP ile Kemalist kadroları karşı karşıya getirmeye yönelik yeni kampanyalar başladı. İçerden ve dışa...
  
Yusuf Ziya Cömert: Oylar ne tarafa gidiyor?
58 milyon 222 bin 937. Yuvarlak hesap 59 milyon olsun....
  
Ömer Laçiner: Aranan Hır Bulunmuştur
Türkiye’yi birinci derecede ilişkisi olduğu ülkelerin birer evde oturduğu bir mahallede ev sahibi b...
  
Prof. Cengiz Aktar: AKP, batıdan kopmanın yollarını arıyor
Avrupa Birliği (AB) uzmanı Profesör Cengiz Aktar, son günlerde yaşanan Avrupa-Türkiye gerilimini de...
  
Prof. Dr. İskender Öksüz: Değerleri olmayan bir toplumla nereye kadar
Alt Akıl: Aptallar ve Diktatörler’ kitabının yazarı Prof. Dr. İskender Öksüz, güven-ahlâk ve demokra...
  
Prof. Dr. Ömer Çaha: Bahçeli’nin anayasa hamlesinin perde arkası
Yıldız Teknik Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ö...
  
2. 'ihraç' dalgası; Mülkiye'de emekli profesörlerin derslerine de "bütçe yetersizliği" denerek son verildi!
Çok sayıda akademisyenin OHAL KHK’sı ile ihraç edilmesinde sorumlu tutulan Ankara Üniversitesi Rektö...
  
Prof. Metin Günday: Biz bu filmi 30 yıl önce de gördük, OHAL Komisyonu aldatmacadan ibaret!
İdare hukukçusu Prof. Dr. Metin Günday, Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile çıkarılan OHAL Komisyonu...
  
Kabaoğlu: ‘Şu andan itibaren hodri meydan’
Marmara Üniversitesi Anayasa Hukuku Anabilim Dalı Başkanlığı görevinden ihraç edilen Prof. Dr. İbrah...


EN ÇOK OKUNANLAR