Tanıl Bora: İstifa

1.2.2017 - Bu Yazı 841 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

Tanıl Bora: İstifa

 Geçen yaz, Japonya’da bir istifa krizi yaşanmıştı. Krizin sebebi, Tenno Akihito’nun, 1989’dan beri bulunduğu makamdan istifa etmek istemesiydi. Mesele şu ki, Tenno Akihito Japon İmparatoru idi, anayasada, imparatorluğun resmî protokolünde ve bin beş yüzyıllık töresinde de istifa müessesesi bulunmuyordu. O sıra 82 yaşında olan imparator, “Devletin sembolü olarak yükümlü bulunduğum görevleri layıkıyla yerine getirmem korkarım zorlaşıyor,” gibi diplomatik ifadelerle affını istiyor fakat çare bulunamıyordu. İmparator, imparatorluktan istifa edemezdi. İkinci Dünya Savaşı sonrasına kadar, tanrı hükmündeydi zaten imparator. 1926’dan itibaren o tahtta oturan Hirohito, ancak dünya savaşı yıkımının travmasının etkisiyle ve parlamenter düzene geçilmesiyle, en azından yeni kuşaklar nezdinde tanrı katından insan seviyesine inmişti. Akihito, imparatorluk makamına geldiğinden itibaren normal insana yakın bir yere konan ilk “Tenno” (imparator). 2011 tsunami felâketinde, perişan köylüleri iki büklüm eğilerek selamlayışıyla da göstermişti insanlığını. İstifayı düşünmesi de, bir ‘normal insan’ işareti. Görevini iyi yapamadığını düşünmenin, (intihar değilse!) kesin istifa sebebi sayıldığı bir memlekette…

I. Dünya Savaşı’nın sonunda, Avusturya-Macaristan İmparatoru I. Karl von Habsburg’un monarşiye son veren beyannamesinde, eşi Zita’nın bastırmasıyla istifa sözünden kaçınılmıştı. İmparatoriçe Zita, “Bir egemen asla istifa edemez!” diye ısrar etmişti. Devrilebilir, egemenlik hakkını yitirdiğine hükmedilebilirdi fakat istifa edemezdi. Kavram olarak imkânsızdı bu. 

İslâmiyet tarihine ilişkin tartışmalarda, Halife Hz. Osman’ın hilafet ihtilafını çözmek için belki istifa etmesinin evla olmuş olacağı spekülasyonunu yapanlara karşı; hilafetin “verilen” bir görev olduğu, verilen bir görevden istifanın mümkün olmadığı yorumlarına rastlarız.

***

Belki, tersi de doğrudur. İstifa-etmezlik, -edemezlik, imparator gibi, mutlak hâkim gibi hissettiriyordur.

 

***

İstifa kelimesi, Arapça kökü itibarıyla af dilemeden geliyor! ‘İlham verici’, değil mi! İstifa beyanında, görevden affını isterler ya, o da bu kökle uyumlu.

Batı dillerinde istifanın karşılıklarından biri, Resignation. Latince Resignare’den geliyor: vazgeçmek, imtina etmek, feragat etmek, teslimiyet. Bu karşılığın teslimiyete uzanan anlamı günümüzde daha belirgin. Bir de Latince Abdicatio’dan (çekilme, ayrılma, vazgeçme) gelen abdicate fiili var: özgül olarak, tahtından feragat etmek, hakkından veya iktidardan vazgeçmek anlamında kullanılıyor. Taç-taht sahipleri için kullanılan bir fiil bu, seçilmişler için yine Resignation/resign’e geliyoruz. Veya retire, hem emeklilik hem çekilmek anlamında. Daha yaygın olarak, tam bir Anglosakson yalınlığıyla, “quit” fiili kullanılıyor istifa için: Gitmek, bırakmak; çekip gitmek! Fransızcanın resignation’a alternatifi de yalın ve sarih: démission, görevi bırakma, görevden ayrılma.

Almancada incelikli bir istifa fiili var: abdanken; teşekkür ederek çekilmek. Arapça istifadaki af dilemeye mukabil, burada da teşekkür... İstifanın ‘nezaketine’ dair, sorumluluk duyduğu insanlarla kurduğu ilişkiye dair, insanlarla karşısında sorumluluk ve duygudaşlık taşıdığına dair bir şeyler düşündürmeli bu bize.

***

Arapçada bir de ıstıfa vardır: İyisini seçip ayıklamak, seçmek, süzüp, geliştirip arıtmak gibi bir anlama geliyor. İstifanın bir ıstıfa yolu da olduğunu söyleyebiliriz, değil mi? 

***

Murat Sevinç, siyaset ve idaredeki bir zaafla, bir tıkanmayla, bir problemle ilgili olarak Türkiye’de istifanın asla ve asla söz konusu olmayışını hatırlatmıştı: 

“En basit demokratik teamülü söyleyeyim size: İstifa. Evet, demokratik sistemlerde yönetim krizleri ya da çeşitli tatsız iddialar ortaya çıktığında, yöneticiler sistemi rahatlatmak için istifa etmeyi deniyor. Yeni bir şey kuruluyor, gidenin yerine. Türkiye’de istifa, en büyük günahlardan biri. Küfür gibi! Akıllarına bile gelmiyor.” (link)

***

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 17 Ekim 2015’te bir konuşmasında, “her bu tür olaylarda bakanların istifasını istemek… bu ülkeyi yönetilemez hale getirmektir,” demişti. “Bu tür olay”, 109 insanın canını alan Ankara Garı katliamıydı. Erdoğan, Sivas (1993), Maraş (1978) katliamlarını hatırlatarak “o zaman neden istifa etmediler?” diye soruyordu. 1978’de İçişleri Bakanı, olaydan birkaç gün sonra istifa etmişti. Eskiden de nadirdi ama yine de vekil vükelanın istifa ettiği olurdu.

***

Neden böyle? Neden istifa adeta bir küfür gibidir, ihtimal dışıdır?

Evvela, zaaf işareti sayıldığı için, besbelli. İktidarın gücünü, kaya gibi sağlam olduğunu göstermek, her şeyden önemli. Hizmetten de, candan da önemli.

Bununla da bağlantılı olarak elbette, -yazının başını hatırlayın-, imparator-gibi, kral-gibi zannettiriyor olsa gerek. 

Özerk irade kıtlığıyla da alakası olsa gerek. Türkiye’nin istifa “sosyolojisine” bakarsanız, istifanın genellikle ‘yukarıdan’ istenen bir işlem olduğunu görürsünüz. Bakanlar da, yüksek bürokratlar da, teknik direktörler de, genellikle yönetimin, başkanın, bakanın, liderin talebi üzerine istifa eder. İstifası istenir. Kimi zaman zaten lider veya başkan, aslında siyasî ortakları, yoldaşları olması gereken kadronun istifa mektuplarını peşinen cebinde bulundurur, uygun gördüğü zaman yürürlüğe koyar. Kendi iradesiyle, şahsî kararıyla, kendi vicdan muhasebesine dayanarak bir önemli görevden istifa eden en son kimi hatırlıyorsunuz? Belki teknik direktörlerden olabilir.

Türkiye’nin yönetenler sınıfının sorumluluğu da, istifa fiilinin zımnındaki teşekkür ve özür duygusu da, kendi amirine, liderine, başkanınadır; yönetilenlere, insanlara, halka-millete değil.

Facebook Yorumları

0 0
reklam
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
  
Yeniçağ yazarından 'Türk Telekom' yorumu: İddia ediyorum o uçuş bile istifa nedeni olurdu
...
  
Eski bakan Müslüm Doğan HDP’den istifa etti: Parti içinde oligarşik yapı oluştu
...
  
Tanıl Bora: Harun Karadeniz
...
  
Tanıl Bora: Kongre
Bu haftasonu, CHP’nin genel kongresi toplanıyor. CHP, ana muhalefet partisi olarak, ona en mesafeli...
  
Tanıl Bora: Başlamak
Yılbaşı kutlaması “Batı adeti” sayılarak men edilse bile, genel olarak böyle “adetleri” pek takmas...
  
Tanıl Bora: En Doğal Hakkım
Gezi protestolarında polisin orantısız şiddet kullandığına dair tepkilere, Recep Tayyip Erdoğan, –o ...
  
Tanıl Bora: Hassasiyetlerimiz
Millî Güvenlik Kurulu toplantısının, Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin bağımsızlık referandumu öncesi...
  
Tanıl Bora: Sıkıntı Yok
Cumhuriyet davası vesilesiyle, iktidara merbut olmayan hemen herkes, bir defa daha, basın ve ifade ...
  
Tanıl Bora: Felaket
Referandumdan önce, bunun son seçim, bütün seçimleri bitirecek seçim olacağını söyleyerek kahredenl...
  
Tanıl Bora: Fitne
Hollanda’daki ırkçı Özgürlük Partisi’nin lideri Geert Wilders’in 2008’de yaptığı 17 dakikalık İslam...
  
Tanıl Bora: Kurunun Yanında Yaş
Gezi protestoları sırasında Başbakan (Recep Tayyip Erdoğan), barışçıl protestoculara uygulanan oran...
  
Tanıl Bora: Kültürel Hegemonya
“Kültür lâfı duyduğum anda tabancamın emniyetini açarım.” Nazi ulularına –kâh Goebbels’e, kâh Görin...
  
CHP'li Elif Doğan Türkmen 1,2 milyon liralık haberleşme faturası sonrası, istifa etti
Elif Doğan Türkmen kimdir?...
  
Tanıl Bora: İstifa
Geçen yaz, Japonya’da bir istifa krizi yaşanmıştı. Krizin sebebi, Tenno Akihito’nun, 1989’dan beri ...
  
Tanıl Bora: Bahçeye Beton Dökmek
Ege Üniversitesi’nin felsefe bölümü, 1978 yılında kurulmuş. Köklü bir mazisi yok. Yine de, memleket ...
  
Tanıl Bora: AKP-MHP işbirliği, MHP'nin AKP içinde yutulma riskini içeriyor
Birikim Dergisi Yayın Koordinatörü, yazar Tanıl Bora, yeni çıkan kitabında tek adam ve kişi kültü e...


EN ÇOK OKUNANLAR