Mustafa Akyol: Reina saldırısı ‘yaşam tarzı’na mı ‘mürted hükümet’e mi

7.1.2017 - Bu Yazı 1157 Kez Okundu.
Yorum : 1 - Onay Bekleyenler : 0

Mustafa Akyol:  Reina saldırısı ‘yaşam tarzı’na mı ‘mürted hükümet’e mi

31 Aralık gecesi ben de dahil Türkiye’deki pek çok kişi 2016’dan daha kansız ve daha kasvetsiz bir yıla girmeyi ümit ediyordu. Ne var ki, sadece bir saat 15 dakika sonra yeni yılın ilk katliamı yaşandı. Sonradan IŞİD militanı olduğu tespit edilen bir saldırgan İstanbul’un ünlü gece kulüplerinden Reina’ya girerek yeni yılı kutlayan 39 kişiyi öldürdü. Dahası Türkiye toplumunda seküler ve Batılılaşmış “beyaz Türkler” ile muhafazakar İslamcılar arasındaki fay hattını da tetikledi.

Saldırının Türkiye’deki kültür çatışması ile ilişkilendirilmesinin bir sebebi, önceki günlerde Noel’e ve yeni yıl kutlamalarına karşı yürütülen İslamcı kampanyalardı. (Türkiye’de yeni yıl ve noel kavramları genellikle birbiriyle karıştırılır.) Bazı İslamcı gruplar geçmiş yıllarda olduğu gibi bu yıl da “Müslüman Noel’i kutlamaz” sloganıyla ortaya çıktılar. Sakallı bir İslamcı’nın Noel Baba’yı yumrukladığını gösteren çirkin afişler yeniden sokaklara taşındı. Aşırı milliyetçi bir grup tarafından düzenlenen ürkütücü bir protestoda da Noel Baba’nın kafasına silah dayandı. Bu fanatik seslerin yanı sıra Diyanet İşleri Başkanlığı da hoşgörüsüz sayılabilecek bir açıklama yayımlayarak, yılbaşı kutlamalarını “başka kültürlere, başka dünyalara ait” bir eğlence olarak tanımladı, hatta “gayrimeşru” ilan etti.

İşte bu nedenle Reina saldırısının ardından bazı seküler eğilimli yorumcular sadece marjinal bir örgüt olan IŞİD’i değil ana akım İslamcıları da suçladı. Buna göre, terör saldırısı Türkiye’de yeni yıl kutlayanları şeytanlaştıran kutuplaştırıcı bir ideolojik iklimde gerçekleşmişti ve bu nedenle Ak Parti’nin başını çektiği İslamcı tahammülsüzlüğün bir sonucuydu. Saldırı, “IŞİD zihniyeti ve söyleminin Erdoğan’ın çok sayıda destekçisi tarafından paylaşıldığı ve zımnen onaylandığının” bir göstergesi dahi addedildi. Laik Türkler, kendilerini hiç olmadığı kadar “yalnız” hissediyorlardı.

Seküler Türklerin bu yöndeki endişeleri büyük ölçüde haklı veya en azından anlaşılır gerekçelere dayanıyor. Ancak saldırıya sadece hedefine bakarak anlam atfeden bu yaygın görüşe yine de bir itirazım var. Zira saldırının anlamını çözmek için sadece hedefine değil, aynı zamanda failine, yani saldırıyı üstelenen IŞİD’e de bakmak gerek.

Katliamdan bir gün sonra saldırıyı üstlenen IŞİD açıklamasına baktığımızda, “Haçlıların uşağı olan Türkiye’den” intikam alan “kahraman halife askeri”ne övgüler yağdırıldığını görüyoruz. Türk ordusunun Suriye’de IŞİD’e karşı sürdürdüğü operasyonların hatırlatıldığı açıklamada şöyle deniliyor: “Mürted Türk hükümeti uçaklar ve topçu ateşleriyle dökülen Müslüman kanının Allah’ın izniyle kendi ülkelerinde bir ateşe dönüşeceğini bilmeli.”

Bir diğer deyişle, Reina katliamı, Türkiye’nin IŞİD’e karşı verdiği savaşa yapılan bir misilleme eylemi ve bu anlamıyla Türkiye’deki kültür çatışmasıyla pek bir alakası yok. Seküler Türklerin bu noktayı görmesi lazım. Dahası, tüm Türklerin, ne kadar İslamcı olursa olsun AK Parti iktidarının da IŞİD tarafından “mürted rejim” addedildiğini görmesi lazım.

Öte yandan saldırının hedefi de gelişigüzel seçilmiş bir mekan değil. Bol miktarda alkolün ve mini eteğin bulunduğu ve Gregoryen yeni yılın kutlandığı bir mekan. Nitekim örgüt de açıklamasında bu noktayı vurguluyor: “Kahraman halife askeri Hristiyanların putperest bayramlarını kutladığı en ünlü gece kulüplerinden birini bertaraf etti”. Reina’ya gidenlerin pek çoğu Hristiyan olmadığına göre, burada IŞİD’in hastalıklı ideolojisinde “putperest bayramı” addedilen yeni yıl kutlamalarının kast edildiği sonucuna varabiliriz.

Bir diğer deyişle, Reina saldırısını Türkiye’deki Batılı “yaşam tarzına” bir saldırı olarak gören Türkler yanılmıyor aslında. Zira IŞİD “mürted Türk hükümeti”ni cezalandırırken, kendi fanatik dini dünya görüşüne göre lanetlenen bir hedefi seçmiş durumda. Tıpkı kasım 2015’te Paris’te lokantalara, kafelere ve bir rock konserinde düzenlenen IŞİD saldırıları gibi.

Tüm bunlara bakarak şunu söyleyebilirim: IŞİD’in saldırısını Türkiye’deki tutucu yılbaşı karşıtlığının bir sonucu olarak görmek abartılı olur. Bu tutuculuk kendi içinde bir sorundur, ama bununla Reina katliamı arasına doğrusal bir çizgi çekmek yanlıştır. Türkiyeli bir Hristiyan olan Ziya Meral de bu noktaya dikkat çekerek saldırının ardından şöyle demişti: “Türkiye’de on yıllardır Noel ve yılbaşı kutlamalarına karşı çıkan gruplar var. Ancak bu karşıtlık hiçbir şekilde dün geceki saldırı boyutunda değildir.” Dahası, IŞİD zaten Diyanet İşleri Başkanlığı da dahil Türkiye’deki İslami otoriteleri “mürted” addediyor ve bunların fikirlerini kale almıyor.

Öte yandan, IŞİD’in bu saldırıyı gerçekleştirirken tam aksi yönde bir mantık yürütmüş olması mümkün. Yani Türkiye’deki İslamcılar tarafından pek sevilmeyen bir hedefi seçerek, bu İslamcı kesim arasında kendine destek veya sempati aramak. Nitekim, bazı sosyal medya hesaplarından katliam karşısında memnuniyet ya da umursamazlık ifade eden paylaşımlar yapıldı. Bu paylaşımlar büyük tepkilere yol açtı, hükümet de saldırının ardından terör eylemine destek veren 347 sosyal medya hesabıyla ilgili soruşturma açıldığını duyurdu. 347 belki çok yüksek bir rakam değil, ama çok az da değil.

İşte bu nedenle Türkiye’deki İslamcı kanaat önderlerinin IŞİD’le zihinsel mücadelede daha fazla çaba sarf etmesi gerekiyor. Şu ana kadar genelde tek yaptıkları IŞİD’in İslam’la bir alakasının olmadığını ilan etmek ve örgütü bir Batı komplosu olarak geçiştirmek. Reina saldırısının ardından da en büyük dertleri, bunun bir “yaşam tarzını” hedef alan bir saldırı olduğunu reddetmekti. Oysa kendilerini yeni “ikinci sınıf vatandaşlar” olarak gören seküler kesimle, endişelerinin haklı-haksız olduğuna bakmaksızın, dayanışma içinde olmaları lazım. Dahası, nefret kültürünün yıkıcı sonuçlar doğurabileceğini ve IŞİD gibi vahşi örgütlerin istismar edeceği bir iklim ortaya çıkarabileceğini de görmeliler.

Neyse ki, Reina saldırısına en iyi dini yanıt Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez’den geldi. Muhtemelen biraz da kurumunun yılbaşı kutlamalarına karşı takındığı olumsuz tutumu dengelemek için IŞİD katliamını vakit kaybetmeden tel’in eden Görmez şu önemli açıklamayı yaptı: “Bu insanlık dışı katliamın bir pazarda ve bir mabette yapılmasıyla eğlence yerinde yapılmasının herhangi bir farkı yoktur."

Türkiye’nin en rütbeli din adamı böylelikle bir barda parti yapan canların da camide ibadet eden canlar kadar kutsal olduğunu beyan etmiş oldu. Bu, hem Türkiye’deki hem de tüm dünyadaki muhafazakar Müslümanların kulak vermesi ve benimsemesi gereken bir mesaj.

http://fares.al-monitor.com/pulse/tr/contents/articles/originals/2017/01/turkey-istanbul-nightclub-attack-relates-culture-war.html

Facebook Yorumları

1 0
reklam
Hasan Ortaç 8.1.2017 - 14:09:27
Tespitler doğru; yorum çok iyi niyetli ve pek naif. IŞİD eğer tüm Türkiye'yi mürted kabul ediyorsa niye sadece yabancı turistlere, solculara, kürtlere ve seküler yaşam tarzını benimsemişlere saldırıyor? Niye müslümanlar her IŞİD saldırısından sonra katledilen insanların ardından "oh olsun" diyor? Mesela müslümanların yaptığı yeni yıl protestolarının veya cuma gösterilerinin yarısını solcular yapsa aynı hoşgörü devlet tarafından gösterilir mi? Buralarda hükümetin/devletin anlayış tarzında bir sorun yok mu? Müslümanlara hoşgörü gösterilmesin demiyorum ama aynı hoşgörü laiklere, solculara, öğrencilere, sosyalistlere vb. tüm vatandaşlarımıza da gösterilmeli, herkese eşit davranılmalı değil midir?
Aynı Görüşte misiniz?
Katılıyorum   Katılmıyorum
%48,89
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
  
KONDA Genel Müdürü Bekir Ağırdır: AK Parti, Saadet Partisi'nin o 1-2 puanlık desteğini almak için çaba gösterebilir
"CHP bilgi üretmek için hiçbir çaba sarf etmedi; hiçbir şey olmamış gibi davranıyor"...
  
Akdoğan Özkan: Türkiye Afrin'e girer mi?
Başlıktaki soru geçtiğimiz yılın Eylül ayında da gündemimize girmiş ve ben bu köşede “Türkiye Rusy...
  
Sedat Ergin: Devlet Bylock mağdurları konusunda neden bu kadar geç kaldı?
"Ortaya çıkan mağduriyetin derecesi ve yaygınlığı tam olarak ölçülemiyor"...
  
Mehmet Ocaktan: MHP için tek yol AK Parti listelerinden seçime girmek
Son dönemde hemen herkes MHP lideri Devlet Bahçeli’nin MHP’yi adeta AK Parti’nin bir yan kuruluşu h...
  
İbrahim Kiras: ‘İran’ın binlerce yıllık devlet geleneği’
Dikkatinizi çekmiştir muhakkak, İran’da geçtiğimiz hafta başlayan -veya başladığı duyulan- sokak o...
  
Mehmet Ocaktan: İran’daki eylemlerde İslam karşıtı sloganlar ürkütücü
İran’da hayat pahalılığı ve işsizliği protesto olarak başlayan eylemler İslam dünyası açısından ibr...
  
Tanıl Bora: Başlamak
Yılbaşı kutlaması “Batı adeti” sayılarak men edilse bile, genel olarak böyle “adetleri” pek takmas...
  
Ömer Laçiner: "Onlar" Mesajlarını Aldı Ya Biz?
AKP’nin, Devlet Bahçeli ve maiyeti dışında tüm siyasal partilerin neredeyse tam bir ağız birliği içi...
  
İran Komünist Partisi ve TUDEH’ten İran'daki protestolara dair açıklamalar
İran’ın çeşitli kentlerinde yoksulluk ve hayat pahalılığına karşı halk sokaklara çıkarken, her ikisi...
  
Adalet Bakanı'yla görüşen Abdulkadir Selvi: Hükümet doğru bir KHK yaptığı görüşünde, değişiklik yapmayacak
"Türkiye, darbe girişiminin bastırılmasında görev alan sivillere tanınan yargı muafiyetini tartışıyo...
  
Ahmet Hakan: Savaşların en kahpesi iç savaştır; çünkü komşu komşuyu, evlat babayı boğazlar
"İç savaş cehennemin öbür adıdır"...
  
Abdulkadir Selvi: 'İç savaş çağrısı' yaptığı söylenen düzenleme hukuk sistemimize ilk kez girmiyor
"Söz konusu düzenleme CHP'nin tarihinde de var"...
  
Son ankete göre barajı 3 parti aşıyor, Meclis dışında kalan partiler hangileri?
İyi parti dışındaki partilerde önemli oy kayıpları gözlemlenmektedir"...
  
OHAL'de demokrasi: 17 ayda 30 KHK!
KHK'lardan sadece 5'i TBMM’nin onayını aldı...
  
Ahmet Hakan: İktidardaki arkadaşlar, siz bu yeni KHK ile devleti, devlet olmaktan çıkarıyorsunuz!
"Son çıkan Kanun Hükmünde Kararname’de çok ama çok tehlikeli bir husus var"...
  
Abdulkadir Selvi: Muhalefet liderlerine kötü bir haberim var...
Erdoğan yüzde 50 artı biri garantiye almadan Kemal Bey istedi, Meral Hanım arzu etti diye seçime git...