Mustafa Kartoğlu: Terörün şarapnel etkisi

3.1.2017 - Bu Yazı 462 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

Mustafa Kartoğlu: Terörün şarapnel etkisi

 Terör örgütleri insanları öldürüyor, şarapnelleri insanları, toplumsal kesimleri parçalıyor!

Üstelik bu ‘parça tesiri’ni yaratanlar, toplumu bir arada tutmaktan en çok sorumlu olanlar;

Siyasetçiler, sivil toplum örgütleri, gazeteciler, aydınlar…

Saçmalamayın!

Bir el bomba patlatıyor, silah sıkıyor, kapılara, duvarlara yazılar yazıyor, işaretler koyuyor;

‘Aynı el’daha sonra twitter, facebook ve (özür dileyerek) her ne book’sa onun üzerinden ‘kimliksiz’ hesaplardan ‘oh oldu’ diyor;

Yine aynı el, aynı klavyeden ve bir başka hesaptan da ‘bakın, bunu şunlar yaptı, şunlar destekliyor’ kışkırtması yapıyor…

Birileri de bu ‘terörist hesaplar’ üzerinden yayılan kışkırtmaya ‘alet’ oluyor veya ‘şahsi menfaatleri’ için kullanmak amacıyla bunu paylaşıyor, yayıyor.

Yapmayın!

Sosyal medyayı sadece biz sıradan insanlar, siyasetçiler, sivil toplum örgütleri, medya değil, ‘terör örgütleri’ de aktif kullanıyor.

Tıpkı Reina’ya girdikleri gibi bizlerin kılığına girerek ve terör eylemini yaptıktan sonra ‘kılık değiştirerek’ başka hesaplara geçiyorlar.

İnsanlarımızı öldürüyorlar.

Sonra kenara çekilip başka hedefler gösteriyor, siyasetçilerin boğuşmasını, toplumların ayrışmasını izliyorlar!

Hayatını kaybedenlere, yaralılara bakın.

Rus, İranlı, Iraklı, Lübnanlı, İsrailli, Ürdünlü, Kuveytli, Suudi Arabistanlı, Hintli, Belçikalı, Fransız, Kanadalı, ABD’li…

Terör sadece Türkiye’yi değil, dünyayı hedef alıyor.

Sadece ‘yılbaşında eğlenenleri’ değil, görevinin başında olan memurları, alışverişe, okula giden insanları, camide, sinagogda, kilisede ibadet edenleri, devlet yönetimlerini, kurumları, siyaseti, toplumları da hedef alıyor.

Görmüyor musunuz?

DEAŞ’ın teröründen sonra devleti, ‘Müslümanları’ suçlamak, PKK teröründen sonra devleti ve Kürtleri suçlamakla aynı şey, farkında değil misiniz?

Aynı teröristler Paris’te, Orlando’da eğlence yerlerinde, Berlin’de Noel pazarında katliam yaptığında Fransa, ABD ve Almanya ile gösterdiğiniz dayanışmayı kendi devletinizden, kendi toplumunuzdan nasıl esirgersiniz?

Terörle mücadele eden güvenlik ve istihbarat kurumlarına, dinin teröre alet edilmesine karşı ‘tek’ resmi kurum olan Diyanet İşleri Başkanlığı’na yönelik ‘Batı’da üretilen karalama kampanyasını ‘aynı cümlelerle’ neden Türkiye’ye ithal ediyorsunuz?

Türkiye’de “Noel Müslümanların eğlence günü değil, yılbaşını kutlamayın” sözünü ilk kez mi duyuyorsunuz?

Yüz yıldan fazladır her yılbaşı öncesi aynı şeyler söylendiği, yazıldığı ve aynı yönde hutbeler verildiği halde, “Saldırı neden bu yılbaşı oldu. Dönüp kendi içimizde kavga etmemiz terörün amaçlarından biri olamaz mı” diye sormak ‘sorgulayıcı aklın’ gereği değil midir?

Berlin’deki Noel pazarında insanları öldüren terörist de Diyanet’in hutbesinden mi etkilendi diye sormak neden zor?

ABD ve Avrupa’da ‘medyayı da kullanan’ Türkiye karşıtı çevrelerin, “Türkiye’nin Suriye politikasının bedelini ağır ödüyor”yorumlarına karşı, neden “Orlando’da, Paris’te, Berlin’de öldürülen insanlar ABD’nin, Fransa’nın Almanya’nın hangi politikalarının bedelini ödedi? Kaldı ki, terörü bir ‘bedel ödetme’ yöntemi olarak ‘meşru’ mu görüyorsunuz” diye sormuyorsunuz?

En azından, BM Güvenlik Konseyi’nin kınama bildirisindeki gibi, “Her türlü terör eylemi, nerede, ne zaman, kim tarafından ve ‘hangi sebeple’ yapıldığına bakılmaksızın bir suçtur ve hiçbir gerekçesi olamaz” demeyi neden beceremiyorsunuz?

Türkiye’yi ‘terörü hak eden’ ve ‘teröre yenilmesi mukadder ülke’ sınıfına koyanların sözcülüğünü yapmak ‘ağır’ gelmiyor mu?

Terörden yararlanmak gibi bir kurnazlığın tuzağına düşmeyin.

DEAŞ terörü üzerinden ‘laikçilik’ devşirmeye çalışmayın.

Ülkenin Cumhurbaşkanının, Başbakanının, bakanlarının, iktidarda ve muhalefetteki tüm siyasetçilerinin, sivil toplum örgütlerinin, halkları, komşuları, ortakları olan Hıristiyanların Noel’ini kutladığını;

‘Yeni yılınız kutlu olsun’mesajları yayınladıklarını;

Üstelik tam da bu yüzden ve hiç kimsenin yaşam tarzına baskı yapmadığı için Türkiye demokrasisinin DEAŞ’ın hedefi olduğunu nasıl görmezden gelirsiniz?

Hem de bizzat terör örgütü “Türkiye’yi bu yüzden hedef aldık” demişken!

Farkında değil misiniz;

ABD’de, Avrupa’da El Kaide/DEAŞ teröründen ‘yararlanılarak’ üretilen İslamofobi’yi Türkiye’ye taşıyorsunuz!

STAR

Facebook Yorumları

0 0
reklam
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
  
Mustafa Erdoğan: Adalet duygusunu yitirmiş bir toplum iflah olur mu?
Bu sayfada 29 Mart tarihinde çıkan yazımda adaleti toplumsal-siyasal bir erdem olan yanıyla ele alar...
  
Mustafa Erdoğan : Türkiye'nin gündemi hiç değişmiyor
Türkiye, malûm, son birkaç yıldır bir rejim değişikliği süreci yaşıyor....
  
Mustafa Erdoğan: Referanduma niçin hayır demeliyiz (2)
TBMM’nde kabul edilen anayasa değişikliği paketinde, bütün yürütme yetkilerini tek başına kullanan ...
  
Mustafa Akyol: Batı’yla çatışma Erdoğan’ı nasıl güçlendiriyor?
İsviçre’nin en çok satan üçüncü gazetesi Blick 13 Mart’taki manşetini sürpriz bir dilde attı: Türkçe...
  
Mustafa Karaalioğlu: Bu terazi bu sıkleti çekemez
Sadece bu terazi değil, hiçbir terazi Türkiye’nin dünyada karşı karşıya bulunduğu meselelerin sıkle...
  
Mustafa Erdoğan: Referanduma niçin hayır demeliyiz (1)
Önceki yazılarımda, hâlihazırda halkoylamasını bekleyen anayasa değişikliğinin aslında Türkiye’de ö...
  
Orhan Gazi Ertekin: Erdoğan'ın Mustafa Kemal gibi yeni bir dönem başlatabileceği koşullar yok; iktidar kendini tahrip ediyor
2011’den beri Gülen cemaatinin yargı içindeki örgütlenmesine dikkat çeken Demokrat Yargı Eş Başkanı...
  
Mustafa Karaalioğlu: Kim hain, kim vatanperver?
Siyasi tarihimizin hiç şüphesiz en önemli kararını vermek için 16 Nisan’da sandık başına gideceğiz....
  
Mustafa Karaalioğlu: Referandum yolunda Türkiye
Erken referandum kampanyaları gördükçe, iktidar kanadından “Bu anayasa değişikliğini çok büyütmeyin...
  
Mustafa Akyol: Evrim teorisini müfredattan çıkarmak niçin yanlış?
16 Ocak’ta ilk, orta ve liseler için hazırlanan taslak eğitim müfredatını açıklayan Milli Eğitim Bak...
  
Mustafa Karaalioğlu: Müfredat
Bütün branşlar içinde en problemli alanın eğitim olduğuna dair şüphesi olmayan var mı? Bizatihi bu ...
  
Mustafa Akyol: Reina saldırısı ‘yaşam tarzı’na mı ‘mürted hükümet’e mi
31 Aralık gecesi ben de dahil Türkiye’deki pek çok kişi 2016’dan daha kansız ve daha kasvetsiz bir y...
  
Mustafa Sönmez: Türkiye ekonomisinde kara kış alarmı
Al-Monitor’da yer alan 17 Kasım 2016 tarihli yazımda şu değerlendirmede bulunmuştum: “2016’nın temm...
  
Mustafa Karaalioğlu: Hâlâ hayat tarzına müdahaleyi mi konuşuyoruz?
Bir dönem ideal norm, yani bir vatandaşın makbul olmasının şartları bilhassa kadınlara has kılık-kıy...
  
Mustafa Kartoğlu: Terörün şarapnel etkisi
Terör örgütleri insanları öldürüyor, şarapnelleri insanları, toplumsal kesimleri parçalıyor!...
  
Mustafa Karaalioğlu: Terörden daha tehlikeli olan
Terörün hedefinde bulunan, üstelik birden fazla terör örgütünün aynı anda çullandığı bir ülkeyiz. T...