Fuat Keyman: Donald Trump yeni popülizmin büyük zaferi mi?

14.11.2016 - Bu Yazı 752 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

Fuat Keyman: Donald Trump yeni popülizmin büyük zaferi mi?

 8 Kasım sabaha karşı 05:15… Televizyonun başında CNN International’dan Amerikan Başkanlık Seçimini izliyorum. CNN, Demokrat Parti Başkan Adayı Hillary Clinton’ın Başkanlık Seçimini kazandığını anons etmek için hazırlanıyor. Sunucuların gözleri, kilit eyaletlerden Florida üzerinde. Clinton, Florida’yı kazanırsa, ki henüz sayılmamış olan oylar Demokratların güçlü olduğu yerlerden geliyor, seçimi kazandığını ilan edecek. Clinton, Obama’dan sonra Amerika’nın yeni başkanı olarak sunulacak…

Fakat dakikalar ilerledikçe ilginç şeyler olmaya başlıyor, Florida’da ibre Cumhuriyetçi aday Donald Trump’a dönüyor. Sunucular başta inanmak istemiyorlar, çünkü oylar Demokratların güçlü olduğu yerlerde sayılıyor. Yani Trump, Demokratların güçlü olduğu yerlerde güçlü olduğunu ortaya koyuyor.

Sabah 06:00… Trump, Florida’yı kazanmak üzere. Florida’yı Trump kazanırsa Beyaz Saray’ın anahtarını cebine koyma şansı artacak.

Sabah 6:45… Trump’ın diğer kilit eyaletleri de kazanma olasılığı giderek artıyor.

SEÇİM ZAFERİNİ İLAN ETTİ

Seçimi Clinton’ın alacağını açıklayan büyük şirketlerin kamuoyu araştırmalarının, Amerikan seçimleri üzerine çalışan akademisyenler ve uzmanların yaptığı yorumların ve siyasi çözümlemelerin ve kısaca genel beklentinin tam aksine Trump, Amerika’nın yeni başkanı oluyor.

Büyük otellerin ve binaların sahibi inşaatçı ve emlak milyarderi Trump, artık gökdelenlerde, malikânelerde değil; Beyaz Saray’da yaşayacak.

İlginçtir, bu sonuç, Trump taraftarları, hatta Trump için bile belli oranda sürpriz teşkil ediyor.

Clinton ve Trump’ın seçim merkezleri New York’ta, birbirlerine yakın iki mekan. Clinton taraftarlarının seçim mekanına gelenlerinin sayısı 16 bine ulaşırken, Trump’ın mekanı çok daha az bir kalabalığa sahip.

Demokratların, hatta Cumhuriyetçilerin bir kısmının şaşkınlığı içinde Trump, balkon konuşmasını yaparak seçim zaferini ilan ediyor.

2016-2020 dönemi Amerikan Başkanı, bazı Cumhuriyetçiler tarafından dahi Cumhuriyetçi ya da Cumhuriyetçi aday olarak görülmeyen Donald Trump oluyor!

KLASİK TİPOLOJİYE UYMUYOR

Amerikan siyasetinde, dünya siyasetinde “Trump Dönemi” başlıyor; hem de ilklerle…

Birincisi, Donald Trump Amerikan başkanlarına uymayan bir aile yapısına, statüye, eğitime, geleneğe, külterel ve sınıfsal kodlara sahip, yani klasik tipolojiye uymayan bir profile sahip.

İkincisi, Trump’ın kazanışı hem Demokrat rakibi Clinton’ı hem de Cumhuriyetçi rakibi Bush’u yenmeyi içerdiği için 1990’lardan bugüne yapılan Başkanlık Seçimlerine egemen olan “aile” olayını da bitirmiş olabilir. Trump’ın zaferi, Kennedy Ailesi’nden sonra Clinton ve Bush ailelerinin de siyasetten silinişi anlamına geliyor.

Üçüncüsü, Trump’la yeni bir “başkan tipolojisi” doğma olasılığı yüksek. Siyasal ve kültürel olarak popülist, ekonomik olarak milliyetçi, zengin, siyasal doğruculuğa ters: Bir başkandan beklenen siyasi ve ahlaki dil, tutum ve davranışa sahip olmayı önemsemeyen; çoğunlukçu, güç eşittir zenginlik/para denkleminde hareket eden, anti-küreselci, kutuplaştırıcı, sokaktaki insanın korkularından ve endişelerinden beslenen, ben/biz-öteki karşıtlığında hareket eden, ve marka değerini şöhretten alan lider tipi.

Dördüncüsü;  Trump belli bir idolojik, felsefi, ekonomik ya da siyasal vizyon ve ilkelere sahip olmayan; aksine ajandasını ve söylemini sloganlar, tekrarlar, yüzeysel referanslar ve basit cümlelerden kuran bir hareket ve konuşma tarzına sahip.

Ve beşincisi…

“Elitler-sokaktaki insanlar” ayrımı yapan, sokaktaki insan ile çoğunluğu özdeşleştiren, söylem ve mesajının adresi olarak sokaktaki insanı gören, onun korku ve endişelerine tercüman olma iddiasında olan bir siyaset anlayışına sahip.

Tüm bu özellikler, özellikle 2008 küresel ekonomik krizinden sonra yaygınlaşan ve DEAŞ’ın ortaya çıkışı, güçlenmesi, terör eylemleriyle güvenlik alanında ciddi riskler yaratmasıyla güçlenen “Yeni Popülizm” dalgası ve trendiyle de çakışıyor.

Trump, yeni popülizmin önemli bir temsilcisi ya da örneği ve Trump’ın seçim zaferi bu anlamda yeni popülizmin Amerika’da güçlenmesi ve yönetime geçmesi olarak görülmeli.

Trump’ın Başkanlık Seçimi zaferinin altında “Yeni Popülizm”in zaferi yatıyor.

Bu bağlamda AB ve Avrupa siyasetinde “sistem dönüştürücü” etki yaratan Britanya’nın AB’den çıkması kararının alındığı “Brexit referandum”u neyse Trump’ın seçim zaferi de aynı şekilde Amerikan siyasetinde sistem dönüştürücü etki yaratacak bir gelişme olarak görülmeli. Hem Brexit hem de Trump’ın Amerikan Başkanı olması sistem dönüştürücü nitelikte yeni popülist gelişmelerdir.

Yani Trump’ın zaferi Brexit’ten sonra yeni popülizm döneminin yaygınlaşması ve güçlenmesinde yeni bir aşamaya gelinmesi anlamına gelmektedir.

İKİ AYAKLI STRATEJİ UYGULADI

Peki, Trump bu zaferi nasıl kazandı?

Sokaktaki insanın korku ve endişelerine yanıt olduğunu düşündüğü yeni popülizmin iki önemli ayağını içeren iki ayaklı seçim stratejisiyle:

Bir taraftan anti-göçmen, anti-Müslüman, anti-kadın söylem ve sloganlarla sokaktaki insana göçmen düşmanı, İslam düşmanı, farklılıklara şüpheyle yaklaşan bir kimlik kazandırmak;

Diğer taraftan da anti-küreselleşme, anti-Çin ve anti-gelişmekte olan ülkeler söylemiyle ekonomik milliyetçi ve korumacı bir söylemle korku ve endişe duyan insanlara iş, güvenlik, refah sözü vermek suretiyle…

Küreselleşmeye karşı ulus devleti, farklılığa karşı aynılığı ve homojenliği, göçmen hareketlerine karşı yerli olanı korumayı amaçlayan bir siyaset ve toplum anlayışıyla…

ANKARA NASIL YAKLAŞIYOR

Peki, Trump’ın kazanması Türkiye açısından ne anlama geliyor?

Ankara, Trump’ın başkan olmasına olumlu bakıyor. Trump’a birlikte çalışabilecek bir ortak, bir lider olarak yaklaşıyor; Trump’ın, Fetullah Gülen’in iadesi ve FETÖ-PDY oluşumuna karşı mücadelede Clinton’dan daha net ve atak olacağını düşünüyor. Trump’ın, Türkiye’nin başkanlık tartışmasından demokrasi eleştirilerine kadar geniş bir alanda hareket eden iç siyasetine karışmayacağını öngörüyor.

Bununla birlikte Trump’ın Musul ve Rakka operasyonlarında Amerika’nın Kürt aktörlerle yaptığı stratejik işbirliği ilişkisini değiştirmeyeceği; DEAŞ’a karşı mücadeleye tümüyle odaklanacağı ve Suriye’de Esad’lı geçiş hükümetini desteklemesi ihtimali de Trump Başkanlığındaki Washington ile Erdoğan Cumhurbaşkanlığındaki Ankara ilişkilerinde gerilim ya da tartışma noktalarını oluşturacak diyebiliriz.

Bu noktaları Trump üzerine yazacağım bir sonraki yazımda daha detaylı açıklayacağım.

İlk önce, Trump’ın nasıl ve niçin kazandığı üzerinde durmanın önemli olduğunu düşünüyorum. Tam da bu noktada, “Trump-Yeni Popülizm” ilişkisini anlama ve çözümleme çabası kritik önem kazanıyor.

KARAR

Facebook Yorumları

0 0
reklam
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
  
Prof. Dr. E. Fuat Keyman: Post-referandum Türkiye’si ve Kürtlerin dördüncü kez uzattığı el
Sabancı Üniversitesi Uluslararası Çalışmalar Bölümü Öğretim Üyesi ve İstanbul Politikalar Merkezi D...
  
Fuat Keyman: Türkiye Trump’ın ‘hızlı başkanlığı’nı fırsata çevirebilir
Sabancı Üniversitesi Uluslararası Çalışmalar Bölümü’nden Prof. Dr. E. Fuat Keyman, Washington ziyare...
  
Abdulkadir Selvi: Yakında Fuat Avni’nin itirafçı olduğunu duyarsanız şaşırmayın da, inanmayın da
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın başbakanlığı döneminde, Twitter profili Fuat Avni hakkında suç duyu...
  
Fuat Keyman: Donald Trump yeni popülizmin büyük zaferi mi?
Amerikan medyası, uzmanlar, yorumcular ve anket sonuçları... Başkanlık yarışında tahminler devlet te...
  
Donald Trump'tan Suriye mesajı: Esad rejimini desteklemek şu an için en iyi yol
ABD'de seçimlerden zaferle çıkan Donald Trump Suriye'de devam eden iç savaşa yönelik "Esad ve Suriy...
  
AP: ABD'nin yeni başkanı Donald Trump oldu!
Demokrat aday Hillary Clinton ile Cumhuriyetçi aday Donald Trump arasında ABD tarihinin en çekişmel...
  
Fuat Keyman: Devlet Sorunu/İkilemi: 15 Temmuz’dan alınacak ders
Temmuz akşamı Türkiye uçurumun kıyısından döndü....
  
...
  
Fuat Keyman: PKK ve IŞİD saldırısı altında Türkiye
Bu örgütler, birbirleriyle çatışma içindeler, ama, aralarında önemli benzerlikler ve ortak noktalar ...
  
Fuat Keyman: Erdoğan kendisine niye Kanuni'yi değil, Fatih'i örnek alıyor?
Mustafa Kemal ve Fatih Sultan Mehmet, bazı dönemlerde sert ve otoriter, adalet ve adil olmanın önces...
  
Fuat Keyman: 2. Ankara Katliamı nasıl okunmalı?
2. Ankara Katliamı'ndan bir hafta gibi kısa bir zaman sonra, karşımızda, kazananları, kaybedenleri, ...
  
Fuat Keyman: 2. Ankara Katliamı: "Meşru müdafa hakkı" ne anlama geliyor?
Çatışma ortamı soğutulmadan ve kutuplaşma sorununun üzerine gidilmeden terör eylemlerine karşı Türki...
  
Fuat Keyman: Caydırıcılık mı, savaş mı? Rusya/Esad mı, PYD/YPG mi?
Türkiye'nin caydırıcı hamlelerinin adresi ya da odağı, PYD-YPG olmamalıdır....
  
Fuat Keyman: Öcalan, mesajıyla hendek savaşını bitirebilir mi?
Geçen Cumartesi, öğlene doğru, arabamız Batman’dan Diyarbakır’a giriyor....
  
Fuat Keyman: Yeni Türkiye algısı: Berlin, Toronto, Washington, Ottawa
Berlin, Toronto, Washington, Ottawa... İşte dünyanın kilit kentlerinde sivil toplum kuruluşları, aka...
  
Fuat Keyman: "Hrant'ın Ardından"
Dokuz yıl sonra, Hrant'ın hunharca öldürüldüğü o soğuk, kasvetli günden daha da soğuk, daha da kasve...