Levent Köker: Kemalizm’i aşarken faşizme tutulmak

22.6.2016 - Bu Yazı 1188 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

Levent Köker: Kemalizm’i aşarken faşizme tutulmak

 AK Parti de Kemalist oldu. Hepsi bu kadar mı? Değil elbette, olmamalı da. Böyle bir muhakeme, bildiğimiz ve yanlış “istidlâl”ler üretme tehlikesini de içerdiği için çok sakıncalı. “Bütün kuşlar uçar, sinek de uçar, o halde sinek de kuştur” tasımında olduğu gibi.

DSadece Anayasa’nın değil, “yasaların geriye yürümezliği” ilkesi gibi en temel hukuk ilkelerinin ayaklar altına alındığı bu dönemde sık sık “AK Parti’nin Kemalistleştiği” söyleniyor. Yalın bir akıl yürütme var burada: Kemalizm, otoriter tek-parti yönetiminin ideolojisi. AK Parti de otoriterleştikçe Kemalizm’e benziyor. Yâni Kemalizm otoriterdir. AK Parti de otoriterleşti. Sonuç: AK Parti de Kemalist oldu. Hepsi bu kadar mı? Değil elbette, olmamalı da. Böyle bir muhakeme, bildiğimiz ve yanlış “istidlâl”ler üretme tehlikesini de içerdiği için çok sakıncalı. “Bütün kuşlar uçar, sinek de uçar, o halde sinek de kuştur” tasımında olduğu gibi.

Dolayısıyla Kemalizm ile AK Parti arasındaki yakınlaşmanın sadece “otoriterleşme” üzerinden kurulamayacağı açık. Ancak arada bir benzerlik olduğu da belli. O zaman, AK Parti-Kemalizm yakınlığını, yakınlaşmasını izah etmek için muhtevaya bakmak gerekir ki, bunu da yaptığımız zaman, en önemli benzeşmenin “milliyetçilik” kavramında karşımıza çıktığını görmekteyiz. Şöyle:

Milliyetçilik, bir “kültürel birlik olarak millet” ile bir “siyasî birlik olarak devlet”in beraberliğini amaçlıyor. Yani, millet ile devlet beraberliğini kurmak, kurulmuşsa da korumak ve sürdürmek, “milliyetçilik” akımının neredeyse tanımlayıcı özelliği. Bu bakımdan Kemalizm, kendi tanımına uygun “Türk milleti” ile Osmanlı bakiyesi “devlet”i birleştirmeyi hedeflemekte, bu hedef uyarınca hem “Türk milleti”ni ve hem de bu millet ile birleşecek olan devleti, yani “Türk millî devleti”ni kurmayı ve “korumayı” amaçlıyordu. Bu amaç doğrultusunda Kemalizm, Türk “millî” kimliğini yeniden inşa etmeye yönelmişti. Bu yöneliş iki önemli şeyin gerçekleştirilmesini gerektiriyordu: Osmanlı’da “din” ile özdeş bir kavram olarak kullanılmış olan milleti “lâdinî” (din dışı) bir nitelik kazandırmak ve bu yeni kavram ile uyumlu bir “millî kültür” oluşturmak. Birincinin ifadesi Kemalizm’e “laiklik” olarak girmiştir ve yeni millî kültürün oluşturulmasında, topluma benimsetilmesini gerektirdiğinden, dayatmacı olmuştur. Bu bağlamda, Atatürk’ün şu değerlendirmesine dikkat: “[d]in birliğinin de bir millet teşkilinde müessir olduğunu söyleyenler vardır. Fakat biz… Türk milleti tablosunda bunun aksini kabûl etmekteyiz.”

“AK Parti Kemalistleşti” derken kastedilen, herhalde AK Parti’nin bu tarzda bir “İslâmiyet öncesi” ve İslâm’ı dışarıda tutan “Türk milleti” kavramı üzerine kurulu bir milliyetçiliği benimsemesi değildir. Tersine, AK Parti Kemalistleşti derken kastedilen, AK Parti’nin “milliyetçileştiği” olmalıdır. Yani AK Parti de, Kemalizm (ve aslında tipik olarak bütün milliyetçi akımlar) gibi, “bir kültürel birlik olarak millet” ile “bir siyasî birlik olarak devlet”i birleştirmeyi amaçlamaktadır. Çok partili dönemlerden ve 12 Eylül darbeciliğinin ürettiği -İslâm’ı Türklük ile sentezlemeye dayanan- “Atatürkçülük ideolojisi” durağından geçilerek geldiğimiz bu noktada AK Parti artık “İslâm’ı temel kimlik unsuru olarak kabul eden Türk milleti” anlayışını hâkimiyeti altına aldığı devletin temel ideolojisi hâline getirmeye yönelmiş bulunmaktadır.
din unsuru farklılığı

Ancak Kemalizm ile AK Parti’nin milliyetçi ideolojisi arasında çok önemli bazı farklılıklar da bulunmaktadır. Bunlardan en temel olanı, büyük ölçüde din unsurunu dışarıda bırakmak istemesine bağlı olarak, Kemalizm’in pozitivist olmasıdır. Bilindiği üzere Kemalizm’in en önemli şiarlarından biri “hayatta en hakikî mürşid ilimdir, fendir” şiarıdır. Kemalizm, 19. ve 20. yüzyılın önemli bir bölümüne hâkim olmuş bulunan ve pozitif bilimin sadece “fen bilimleri”nde değil, toplumun örgütlenmesinde ve dolayısıyla insan hayatında da yönlendirici temel olması gerektiğini esas alan pozitivizmin (veya “bilimciliğin”) ideolojisidir. Bu açıdan da “rasyonel” (akılcı) olma iddiasındadır. Bu iddianın önemli bir sonucu, “dünyanın insan aklı (bilim) tarafından bilinebilir bir düzeninin olduğu”nu kabul ve bu kabul esasına göre dünya hayatını insan aklına göre düzenlemenin mümkün olduğudur. Bu ve benzeri başka özelliklerinden yola çıkan pek çok yorumcu, Kemalizm’in Türkiye’de nihaî olarak demokrasi inşa etmeyi hedefleyen ve bu anlamda “vesayetçi” bir ideoloji olduğu yorumunu yapmışlardır. Bunu şöyle de ifade edebiliriz: Kemalizm, burada özetlendiği gibi “rasyonel” bir ideoloji ise o zaman kendi yıkılışını kendi içinde taşımaktadır, zira akıl her türlü dogmayı yıkacak, demokratikleşme de (Kemalizm de dâhil) her türlü “resmî ideoloji”yi yok edecektir.

HALK DESTEĞİ FARKI

Otoriterleşme ve “milliyetçileşme” bağlamlarında Kemalizm’le benzeşen AK Parti ideolojisinin bu noktada çok temel bir ayrılık ortaya koyduğunu görmekteyiz. AK Parti, pozitivizmi reddediyor ama bu reddedişi “din”i esas almasına dayanıyor. Dünyanın akılcı ve dolayısıyla insan tarafından bilinebilir ve düzenlenebilir bir düzene sahip olduğu yerine, 1920’lerde ve 30’larda Avrupa’daki faşist rejimlere rehberlik etmiş olan akıl dışılığa özgü unsurları benimsiyor. Mesela, “tarihte büyük milletlerin Tanrı tarafından gönderilmiş büyük liderler etrafında şahlandığı” fikri gibi. Bu gibi fikirlere benzeyen “faşizan” unsurlar Kemalizm’de de mevcuttu. Örneğin “devlet, Ata’sı etrafında birleşmiş millettir” deyişinde olduğu gibi. Buna benzer bir kavramı şimdi “Reis-i Cumhur”un bu milletin başına 300 yılda bir gelen büyük bir devlet (fortuna-kısmet) olduğu değerlendirmesinde görebilmekteyiz. Ancak AK Parti’nin Kemalizm’den farklılaştığı bir önemli nokta daha var. O da, Kemalizm’in irrasyonel-faşizan yorumlarının pozitivizmle hiç değilse potansiyel olarak çelişmesi bir dinamizm yaratmışken, AK Parti ideolojisindeki dinî ağırlığın böyle bir dinamizm yerine bir kalıplaşmaya yol açması. Tabiî son ve siyasî sonuçları bakımından çok daha önemli sayılabilecek bir diğer fark da, AK Parti ideolojisinin güçlü bir toplumsal desteğe sahip bulunması; Kemalizm belki de fazlaca pozitivist olduğundan böyle bir destekten mahrumdu.

YARINA BAKIŞ

Facebook Yorumları

0 0
reklam
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
  
Levent Köker: Olan oldu, peki ya şimdi?
Halk oylaması sonuçlarının resmî gazetede yayınlanmasıyla birlikte Anayasa değişiklikleri de gerçek...
  
Levent Köker: 16 Nisan 2017’den sonra 3 Kasım 2019 gelir mi?
Tabiî ki “evet”! Soruyu şöyle de sorabilirdik: “Çarşamba’dan sonra Perşembe gelir mi?” Hiç kuşkusu...
  
Levent Köker: ‘Vesayet sona erecek, istikrar ve güven gelecek’ mi?
Anayasa değişikliğini savunanlar, bu değişiklik gerçekleşince “vesayet”in kesin olarak sona ereceği...
  
Levent Köker: Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin çelişkileri ve sorunları
Halk oylamasına sunulan anayasa değişikliği, mevcut sistemdeki kanun hükmünde kararnamenin (KHK) ye...
  
Levent Köker: Anayasayı Düşünmek ve Serdar Tekin
Elimin altında bir kitap. Adı, Founding Acts, Constitutional Origins in a Democratic Age. Türkçeye ...
  
Levent Gültekin: AK Partili seçmene…
AK Partililere çağrı konulu yazdığım yazıların artık sayısını hatırlamıyorum....
  
Levent Gültekin: Başörtülü polis, başörtülü yargıç meselesi
Esasında başörtülü polis meselesine girmeyi hiç düşünmüyordum....
  
Levent Gültekin: Türkiye’den ne istiyorlar?
“Bütün dünya toplanmış PKK, IŞİD ve FETÖ’yü kullanarak Türkiye’ye saldırıyor.”...
  
Levent Gültekin: Cemaat mensuplarını asalım mı, yoksa gaz odalarına mı koyalım?
Tam olarak ne dediğimin anlaşılması için biraz ayrıntılı ve uzun yazacağım. Sabrınızı rica ediyorum....
  
Levent Gültekin: Duygudan ziyade akla ihtiyacımız var
Son günlerde ülkemizde oluşan birlik bütünlük görüntüsü elbette çok kıymetli....
  
Levent Gültekin: Uzlaşı: Kimle, hangi konuda?
15 Temmuz gecesi Türkiye bir felaketin eşiğinden döndü....
  
Levent Gültekin: Demokrasiye değil, Türkiye’nin canına kastedildi
Türkiye 15 Temmuz’da bir felaketin eşiğinden döndü. Zaten zorlu sorunlarla boğuşan ülkede bu alçak ...
  
Levent Gültekin: Suriyeliler meselesi…
Cumhurbaşkanı Erdoğan el attığı her meseleyi daha da büyük bir sorun haline getiriyor. Var olan sor...
  
Levent Gültekin: Doğan Grubu ve iktidarla barış
İktidar “Dostlarımızın sayısını artırıp, düşmanlarımızın sayısını azaltacağız”diyerek bir dizi poli...
  
Levent Köker: Anayasa Mahkemesi’nin yanlış kararı
Anayasa Mahkemesi’nin (AYM), “Danıştay Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun...
  
Levent Gültekin: Bu pervasızlıkla kim nasıl baş edecek?
Ülkenin başına ne gelirse gelsin, iktidar çevreleri her konuda kendilerini haklı görmekten ve kazan...


EN ÇOK OKUNANLAR