Yaprak Zihnioğlu: Hükümet bu savaşı hemen, bugün sonlandırmalı

27.8.2015 - Bu Yazı 1935 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

Yaprak Zihnioğlu: Hükümet bu savaşı hemen, bugün sonlandırmalı

 Sümbüller perişan

                                                                                  Güller kan ağlar…

Eski bir Anadolu türküsü bize bugünleri terennüm ediyor. Geçmişte yaşanan büyük acıları unutmadan, bugünü sağaltmak mümkün mü?

Bu denli ağır bir şiddet ortamında, Türkiyeli yoksulların çocukları, gençleri her gün toprağa düşerken, biz Batıdakilerin görevinin bu savaşın hemen, dakika bile geçirmeden, koşulsuz olarak bitirilmesi için hükümete çağrı yapmak olduğunu düşünüyorum. Bu, öncelikle hükümete düşen bir görev ve onun sorumluluğunda. Öncelikle hükümet diyorum, çünkü: PKK’nın “silahlı mücadele” tercihine, otoriter yönetim tarzına, geçen yüzyıldan kalma liderler kültü oluşturup özgürlüğü liderlerin yönetim özgürlüğü olarak anlamasına ve daha pek çok kaba solcu, hattâ Baasçı anlayışına karşı olduğum bilinir; ama bu iki gücü, yani TC devlet gücü ile PKK’nın doğrudan Kürt halkının isyanına dayalı, ölmeyi göze alan gençlerinin oluşturduğu gücünü karşılaştırmak bile mümkün değil. Dahası, PKK’nın Kürt coğrafyasında belirli bir karşılığı olduğunu, Kürtlerin kahir ekseriyetinin bu örgütü desteklediğini hatırlatmalı mıyım? İşte bu nedenlerle ateşkes, insani nedenlerle hükümet tarafından bir an önce ilan edilmeli.

Hükümeti destekleyen basında tam bir yangına körükle gitme hali hâkim. Ve bu tutum bana hiç yabancı gelmiyor. Bildiğimiz sıradan faşizm yeniden yüzünü göstermiş durumda. Yavaş yavaş kitlelere yayılması işten bile değil. Bu çok tehlikeli bir oyun. Burjuvazi ülkeyi yönetme hususunda tam bir anlaşmazlık ve bölünme içinde. Kıran kırana savaşlar, gençlerin cenazeleri olarak geri dönüyor. Bu gidişe bir dur demeliyiz.

Hiçbir şey, ama hiçbir şey, bir insanın, bir gencin, ister gerilla olsun ister asker, böyle bir savaşta öldürülmesinden daha önemli olamaz. Ne TC devletinin bekası; ne -- görece reformcu bir parti olmakla birlikte, oy kaybetmemek için, bir asırdır siyasetçilerin, bürokrasinin işlerine geldiği üzere oluşturdukları, halk arasındaki etnik, dini temelli düşmanlığı temel alıp bu “hassasiyetlere” göre savaşa karar veren -- AKP’nin bekası, insan canından daha kıymetli olamaz. AKP’nin “PKK köşeye sıkıştığı için ateşkes istiyor, tam tersine onu yok etmeye devam etmeliyiz” aklı, aynı partinin kendi iktidarı uğruna ve milliyetçi-devletçi çizginin tutuculuğunda, devletin bekası, bölünmemek vb bahanelerle reformculuğunu, insana verdiği değeri ve değerler yaratma yaklaşımını terk ettiğini gösteriyor. Bu yoldan bir an önce dönülmelidir. Ateşkesin ilanı hükümetin güçsüzlüğüne değil tam tersine gücüne; kamuoyunun, geniş halk kesimlerinin barış isteğine saygı duyduğuna işaret eder.

Önce koşulsuz ateşkes, sonra barış masası

Önce hükümet insani nedenlerle koşulsuz ateşkes ilan etmeli. İkinci olarak, bir barış masası kurulması için toplumun tüm kesimlerinin bir araya gelmesinin yolu açılmalı. 

Benim düşündüğüm barış masası geniş bir toplumsal temsiliyete yer veren; açıklık, şeffaflık, müzakere, şiddetsizlik, sorun ve çatışma çözümü yöntemlerini benimseyen; önyargısız,  katılımcı yaklaşımlarla toplanan çalıştaylar üzerinden tüm toplumca paylaşılan bir hareket; bir karşılıklı anlama ve ikna süreci. Daha önce kurulan ve sadece hükümet ile PKK arasındaki masa, bugüne değin yeterince işlev gördü, ama artık bir sonraki aşamaya geçme zamanı geldi; taraflar için adil, herkesin içine sinen bir barışın tesisi için gayret sarf edilmeli.

Siyasi partilerin değil insanların, dezavantajlı grupların taleplerinin ve insan haklarının öne çıktığı; devlet değil insanlık için bir araya gelen; bir arada yaşama veya -- bu yönde ifade özgürlüğüne ilişkin yasal düzenlemeler yapıldığı takdirde -- ayrı devlet kurma hakkı gibi en uçtaki talepler de dahil olmak üzere, daha geniş özgürlüklerin, kent yönetimlerinin, özerklik taleplerinin tartışılabildiği; hoşgörünün, zarafetin, inceliğin hâkim olduğu bir toplumsal hareket düşünüyorum. Böylesi bir uzlaşı ortamı ve çabasının Kürtler ve örgütlerince de hoş karşılanacağını tahminlemek mümkün. Üstelik bu yönelimlerin ve barış iradesinin; yeni bir vatandaşlık tanımını ve özgürlükleri öne alan bir yaklaşımın ve kararlılığın, devletin kurumları ve yasalarına da yansıması beklenir. Ceberrut devlet modelinden katılımcı, özyönetimi güçlendiren, insan temelli devlete geçişin ve yeni bir anayasanın yapılması sürecini de başlatabilir. Bu toplum böylesi bir “çözüm süreci”ni hak ediyor. Çözüm sürecini başlatan AKP’nin, sürecin yeni bir aşamaya geldiğini görüp göremeyeceği ve bu hamleyi başarıp başaramayacağı sorusunun cevabını, önyargılı olmamak için şimdilik bilmiyorum. Şunu biliyorum ama: Bu cesareti ve basireti kimler gösterirse, hem siyaseten hem de toplumsal olarak kazanan onlar olacaktır. Bugünün olumsuz koşullarından ancak demokratikleşme hamleleriyle çıkılabilir.

Bir de Kürtlere sorun

Bu masada “arama” ve anlama, dinleme ilk aşama olmalı. Kürtlerin partisi HDP’nin ve silahlı gücü PKK’nın, Kürt STK’larının, farklı siyasi parti, dernek ve gruplarının, geniş bir ifade özgürlüğü temelinde tüm taleplerinin, haklar temelinde açıklıkla ifade edilmesi büyük önem taşıyor. Bu özgür ifade zemini kurulmalı ve korunmalı.

İkinci olarak, gerekirse referandum ya da diğer yöntemlerle Kürt halkının bu taleplere nasıl baktığı ve ne istediği araştırılmalı. Kürtlerin kendi aralarında sorunlarını çözmesi, ortak bir programa ulaşmaları, taleplerinin netleşmesi için, Türk tarafından gelebilecek her türlü saldırı önlenmeli ve özgür bir tartışma ortamı oluşturulmalı. Bu denli büyük bir sorunun bugünden yarına çözülemeyeceği bilinciyle, bıkmadan, yılmadan bir ortak çözüm üretmeye, kalıcı ve adil bir barışı inşa etmek için çaba harcanmalı.

Türk tarafı genel olarak Kürt sorununda kolaylaştırıcı rolü üstlenmeli, etnik üstünlük siyasetlerini tamamen terk etmeli, asıl olarak “Türk sorunu”na bir çare bulmak için uğraşmalı. Bizim için Kürt sorunu (ya da Ermeni sorunu ilh.) aslında “Türk sorunu”dur. Biz kendi evimizi düzeltelim önce. Irkçılıktan başlayıp dışlamaya, aşağılamaya varan her türlü yaklaşıma nasıl çare bulabiliriz, halklar arasında dostluğu, dayanışmayı nasıl yeniden kurabiliriz, sorun bunlar bence. Enerjimizi ve entelektüel birikimimizi bu yöne çevirmeliyiz.

http://serbestiyet.com/Yazarlar/hukumet-bu-savasi-hemen-bugun-sonlandirmali-164714

Facebook Yorumları

0 0
reklam
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
  
Suriye resmi haber ajansı: Hükümet güçlerinin yeni birlikleri Afrin'e ulaştı
Suriye resmi haber ajansı SANA, ''Türk rejiminin saldırganlığına karşı koyan halkı desteklemek için...
  
Adalet Bakanı'yla görüşen Abdulkadir Selvi: Hükümet doğru bir KHK yaptığı görüşünde, değişiklik yapmayacak
"Türkiye, darbe girişiminin bastırılmasında görev alan sivillere tanınan yargı muafiyetini tartışıyo...
  
Yaprak Zihnioğlu: Rövanşizm ve siyaset
İktidarın nimetlerini karşıtlarınızdan (muhaliflerinizden) intikam almak için mi kullanacaksınız, yo...
  
Hollanda’ya ekonomik yaptırım planlanıyor mu; hükümetten çelişkili açıklamalar
Hükümet, Hollanda ile yaşanan diplomatik kriz sonrası ekonomik yaptırımlar yapılıp yapılmayacağı ko...
  
Hükümet Sözcüsü açıkladı; işte Hollanda'ya uygulanacak yaptırımlar
Hollanda ile yaşanan krizin ardından Başbakan Binali Yıldırımbaşkanlığında saat 19:45'te toplanan ...
  
Kılıçdaroğlu'ndan Uluslararası Basın Heyeti'ne: Hükümet, ciddi bir sivil dikta rejimi uyguluyor
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, uluslarası basın meslek örgütlerini...
  
Hükümet KHK'ya kendi uymadı; OHAL Komisyonu'nun üyeleri hâlâ seçilmedi!
Hükümet 23 Ocak'ta yayımlanan 685 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname'yle (KHK) yürürlüğe giren Olağanü...
  
Hükümet Sözcüsü: Her 'hayır' diyen terörist değildir
Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın "Hayır'cılar 15 Temmuz'un yanında...
  
Erdoğan'dan Hükümet Sözcüsü'ne tekzip: El Bab'dan sonra durmak yok, hedefimiz Rakka
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Hükümet Sözcüsü ve Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş'un "El Bab ...
  
Bahçeli'den hükümete: Rusya askerlerimizi şehit ediyor, 'pardon'la geçiştiriyor; hesabı mutlaka sorulmalı
"KHK ile işten çıkarılan akademisyenler dahil 2007'de cumhurbaşkanı seçiminin önüne 367 engelini koy...
  
Hükümet Sözcüsü Kurtulmuş: El-Bab operasyonuyla Fırat Kalkanı ​Harekâtı hedefine ulaşmış olacak
Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, El-Bab operasyonunun başarılı olmasıyla Fırat Kalkanı Harekâtı...
  
Hükümetten 'Varlık Fonu'yla ilgili ilk açıklama: Ekonomik salvolara karşı kendini koruyacak yapı amaçlanmakta
Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş, aralarında Ziraat Bankası, PTT, BİST'inde bulunduğu büyük kamu kur...
  
Murat Yekin: Hükümet Batı ile ilişkileri koparmaması gerektiğinin farkında
Gözaltı süresini kısaltan, avukatla görüşme yasağını kaldıran ve 'OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu...
  
Yaprak Zihnioğlu: Bu kumaştan, demokrasiye bir elbise biçilemiyor
Güvenlik ve özgürlük, her zaman mı karşıtlık ve birinden birini seçme zorunluluğu olarak yaşanacak? ...
  
Mustafa Akyol: Reina saldırısı ‘yaşam tarzı’na mı ‘mürted hükümet’e mi
31 Aralık gecesi ben de dahil Türkiye’deki pek çok kişi 2016’dan daha kansız ve daha kasvetsiz bir y...
  
Demirtaş: Çözüm sürecini hükümet bitirdi; ben yargılanıyorum; hukuk Devlet Bahçeli için farklı işliyor!
HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, 9 Eylül 2015 tarihinde yaptığı "Biri sizi linç etmeye gelm...