• 16.11.2020 00:00
  • (5182)

 Bu metinde kadının konuşmalarının cüz’i bir bölümü gerçek hayattan alınmıştır. 

ADAM: H.Sesi, H.Kendisi, H.Tamamen kendisi 

KADIN :A.Sesi, A Kendisi, A.Sesi ve belki kendisi, A.Hem sesi hem kendisi

A.Kız :Ç

KORO :Arthur Rembaut olarak koro 

BİRİNCİ PERDE 

Geniş kasvetli bir oda. Kapı ve pencere yok. Çıplak beton duvarlar üşüme duygusu veriyor. Tavanda çiğ bir ampul. Eşya olarak küçük bir sehpa. Üzerinde mütehakkim gölgesi odanın yarısını kaplayan garip bir telefon. 

(H) KENDİSİ: Tanrılar seni ezelden beri kutsadıkları ikiyüzlü ahlaklarının zeminine çekmek için uğraşıyorlar. Halbuki sen  sevgini,aşkını onların gözüyle görmeye başladığın an yıkılacağını biliyorsun. 

(H) SESİ: Asıl sen baştan beri yangına körükle gittin. Yüceltmek kutsamanın öbür adı değil mi! Yaşadıklarıma onlarda olmayan nitelikler  atfettin. Bunca yıl biriktirdiğim beni sen yapan değerleri hovardaca ortaya sürdün. 

(H) KENDİSİ: Yoo! O kadar uzun değil. Ortalamanın, itidalin, aza kanaatin, iç dünyama yabancı olduğunu inkar edemem. Ama Kabullenmişliği bu ilişkiye bulaştıran ben değilim. Hep bir “belki” nin esiri oldun. Ucuz tesellilerin açmazına itekledin beni. Cürmüme çanak tuttun.

(H)SESİ: Kafamda saatlerdir tekrarlayıp tekrarlayıp sildiğim bir rakam var. Kurtulmak istiyorum, yapamıyorum.  Gene telefona sarılıyorsun. Olmadı. Ahizenin cazibesine yenilmeyecektin. Üstelik olacakları bile bile. 

(H) SESİ: Ama benim günlerdir sürüklediğim bu gövdemi bırakacak bir adresim yoktu. 

KORO:” Aşksa kal’am / Onu kal’a. Kılan benim./ Oysa aşkın göz çukurları çamurlanmıştır “ 

(H)KENDİSİ: İsyan yıllarımdan kalan bu şiiri ben tahrif ettim. Halkı, aşkla değiştirdim. 

(H)SESİ (Telefonda kadınla konuşuyor. Ön planda başka, arka planda başka kelimeler. Beridekiler sese bürünüp kadına ulaşıyor. Ötekiler seslenmemiş ve kötürüm.)

Hiçbir şey söylememek gibi, hiçbir şey olmuyormuş olmayacakmış gibi olayım istiyorsun. Seninle gerilerde eşitlenip vicdanını rahatlatayım istiyorsun. 

(H) KENDİSİ: Artık bırak bu ısrarı, kızı bunaltma! 

(A)   SESİ VE BELKİ KENDİSİ: Bizim yaşımızda gelgeç duygular olmaz. Apansız, süzülmüş ve kaçınılmazdı. Başlangıçtaki gibi olur, ışıklı bir duygu seli olarak yaşar giderim sanmıştım.

(H) KENDİSİ: Nafile sular içimi serinletmiyor. Bu sevda senin hayatında arızi bir haldi, ihmal edilebilir bir ayrıntı. Bende ise, iç dünyama ait değerlerin yeniden vücut bulduğu bir esas. Sevgi bunun için kanıyor. (insicamsız bir takım laflar geveliyor, sesinin yüzü yok) Tekrar, sözü öldürüyor ey sevgili! 

(A)   SESİ VE ÖNEMLİ MİKTARDA KENDİSİ: Sevgi yüreğime yük oldu, taşıyamıyorum. Beni arama! Keşke bu kadar iyi olmasaydın, keşke bu kadar ihtirasla sevmeseydin beni. O zaman kuğunun kanlı başını ayaklarının önüne daha rahat fırlatırdım. “Hiçbiryer” diye bir yer yok. Hâlbuki ne zaman seninle birlikte olsam, benim borçluluk duygularına batmış yanlarıma sesleniyorsun. Milat hiçbir zaman geri gelmeyecek. Bir daha yaşanmayacak Neden bunu anlamak istemiyorsun? 

(H) SESİ: Seni rahatlatacaksa ben çekileyim.

(H)TAMAMEN KENDİSİ: Söylediğine kendin de inanmıyorsun. Sana bir zaman cömertçe sunulan sevgiye mülkünmüş gibi yaklaşıyorsun. Kimsenin kimseye borcu yok, akılsız göçmen. Bu tavrının acıyı uzatmaktan gayri ne faydası var. 

(A)SESİ: Çekilip ne yapacaksın? İlişkiyi koparıp atacak mısın? Kaç kere denedin. Hâlbuki ben daha Rus Lokantasındayken katlanabilecek durumdaydım. Veda mektuplarını unuttun mu? 

(H) SESİ: Hayat birimizi, yoo ikimizi doğruluyor; beni değil. 

(H) KENDİSİ):Hayır, dur söyleme! Gitmen yeni hüzünler, acılar demektir, söyleme, sus! 

(H) SESİ: Şimdi şu an sana gelsem? 

(A)   HEM SESİ HEM KENDİSİ: Gelme! Sen de ben de uyuyamıyoruz. Etime yapışan sevişme arzusunu ertelemek, mümkünse yok etmek için saatlerce kendimle dövüşüyorum. Hep geliverecek, dayanamayacağım gerginliğiyle migrenlerim tutuyor. Yanı başımızda sarılmalar, öpüşmeler beklerken, cevapsızlığım ikimizi de kahrediyor. Bir baksana. Sen nerde, ben nerde? 

(H) KENDİSİ: (Telefonu bırakır, sesinin telaşlı kalabalığı arasında kaybolup gitmiş vaziyette mırıldanır) Kaç kere ışkınlarımı kırdılar benim, çiçeklerimi yoldular. Kaç kere hevesim kursağımda kaldı da gık demedim. Kabullenmişlikten değil, sevgiye öfkenin gölgesini düşürmek istemeyişimden.Vasatın çamuruna bulaşmak istemeyişimden. Şimdi yorgunum. Olur olmaz şeylere ağlamak geliyor içimden.

ARTHUR RİMBAUT OLARAK KORO: Akşamlar ağlatıyor, ağladım, çok ağladım. / Ayışığı insafsız, güneş acımasız. /Buruk aşklar uğruna, uyuşuk, sarhoş kaldım. / N’olur, bu gemi batsın, beni de alsın deniz.

(Işıklar söner) 

İKİNCİ PERDE

Aynı mekân. Öncekilerden bir gece.Adam yalnız.Sesi kendisi,kendisi sesi. 

KORO: Kutsal delilik aklın surlarını dövüyor! Yeryüzünün ve dahi kâinatın bütün soru işaretlerini, bütün nidalarını getirdiler. Meramlarıyla aralarında aşılmaz uçurumlar vardı. Acının sınırları olmalı. 

(H) TAMAMEN KENDİSİ: Ama niçin? Cevapsızlık, sessizlik yerine senin sesin. Cuma gecesi telaşlı  ama neden? Daha gündüz yüzün bulutsuzken. Ama neden telefonda sesin var? Dante’yi okumuşken, neden gövdemi tekmeliyorsun! 

(Işıklar söner) 

ÜÇÜNCÜ PERDE

Önceki mekân; beton çıplak duvarlar. Adam telefonda. 

(A)   Duygu dünyam istikrarsız, gidip gidip geliyor. Sevişiyoruz, gövdeme kendim de şaşıyorum. Ama aynı cinsellik bir süre sonra rahatsızlık olarak karşıma çıkıyor. Bilincimde bir çıkış bulamıyorum. (Aslında…Hepimiz..Geriliklerimizin… gibi herkesi eşitleyen bir şeyler geveliyor .) Seninle birlikteyken ben, biri sana çok yakın, ama daha çok diğeri uzak ve yabancı iki ayrı dünyada oluyorum.Üstelik güzel ellerin gözümün önünde oluyor. Sevgiyi bir suç gibi yaşar oldum. Çıplaklığım sana ve öteki sevgilime birer birer. Çoğul ayıp olur. Bu  yüzden var  olmadığını bildiğim bir yerlere kaçmak isliyorum. Sen hoş ve güzel bir adamsın.Telaşlanma, benim gibi yap, zamana bırak.Kuğu nasıl olsa dayanamaz ölür. 

(H) KENDİSİ: Seni ellerimden tutar sanmıştım. Halbuki ama neden beynin uyuşuyor. Hiç kimse dedikleri Ben’im. 

KORO.-Sımsıkı örülmüş saçların ne anlatırdı kız çocuğu! Başındaki kolalı kocaman beyaz kurdele, rengârenk bir bahar kelebeği sevinciyle ne anlatırdı? Yıllar sonra alnına düşen düşüp efelenen kâkülün? 

(A) KIZ ÇOCUĞU.-Sevgimi yaşatacak bir oyun bulamadım ki. Beni seven adam, beni beklerken saklambaca kaçıyorum. Hem benim annem geldi, misafirler geldi. Bak amcam bile var! 

(H) Kendisi.-Küçükken altına tespih böceği gibi büzüldüğüm yorganın, beni korktuğum karanlıktan korumayacağını bilirdim.Yalnızlıkla kuşatıldığım o ahşap baba evinde, gene de dokunsan yıkılacak iğreti bir güvene sığınırdım. Şimdi şiiri çocukluğumun yorganları gibi üstüme çekmek istiyorum. Kapısında karanlığın soluduğu bu dünyada gel diyen de ben olacağım, git diyen de. 

KORO.-Ey çığlığı hep kendine dönen göçmen! HİÇBİRYER ’in iflah olmaz bumerangı! Bak sesin, kendine en yakın hissettiğin kadının senin  sularında boğuluyor. 

(H) KENDİSİ.-Bir de kim bilir / sevdiğin kadın seni… (Vazgeçer, susar.Işıklar söner) 

Nisan 93 Beşiktaş