Sular akmıyordu


26.6.2016 - Bu Yazı 1718 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 uzun, tüketici bir düşten uyandım.

yarın gidiyorum

 

1.

gövdemin uslanmaz hayvanı

kendime tırmanan yolları ıslak karanlığında yutan

ormanlarım

iç dünyamın dizlerimi kanattığım uçurumları

varoluş sebebimle dalaştığım yüreğimin bakir kuytuları

her şey ama her şey neden hâlâ beni acıtıyor

 

2.

Düşmemek için,düşüp kapaklanmamak için, insan dayanıklılığımın sınırlarına dayandığım  iklimlerden geliyorum.

Taraftım .Mağlupların öfkesinden uzağım.

İçimi ezen -  neden hâlâ- ağır bir boşluk duygusu,tepkisiz,tembel bir uyuşukluk,hepsi bu.

 

3.

Benim hep zamanından önce  ya gelmeyiverirse paniğiyle

senin hep zamanından sonra aşka uzak telaşlar içinde

tırmandığın yokuşlar

yıkılmış ellerimi onaran ellerin

boğazın gece sularına gömdüğüm öpüşlerin

omzuma en mahrem şefkatleri fısıldayan omzun

 

4.

Portakal çiçeklerinin kokusu içinde sarhoş yatağına çullanan

erkek vahşeti

vahşetin koynunda emzirdiğin tiksinti ve isyan

küçük memelerinde içime çektiğim ılık ten kokusu

ortancalar açtığında acılarımız bitecek deyip

unuttuğun parklar

arabanda patlayan çocuk kahkahalarım

yatağında yanı başında kaç kere terk edilmişliğim

yelelerine çırılçıplak yaslanıp koşturduğum kısraklarım

kasıklarımda doyumlara terleyen ağdalı dişiliğin

 

saç kurutma makinesinin gıcık homurtusu

düz saçların

karbeyaz külotların

diş fırçanla ağzıma uzattığın yakınlık

her şey ama her şey neden hâlâ beni acıtıyor

 

 

 5.

Aptal umutlar peşindeyim, eprimiş pişmanlıklar,cürmün olan kibarlıklar.

Ama suları akıtmayacağını düşünmüyorum.

Geçmişimiz ağzı açık boş bir bavul ayaklarımın dibinde.

Telefonun teline neden hâlâ bastığımda mahalle bakkalına götürdüğün sesin ortalıklarda yoktu.

Kadınlığının unutmaya sürgün lezzeti, neden hâlâ bir hazzı büyütüyor.

Ne aptalım! Bir hazzı.

 

6.

Yarın gidiyorum,bir hoşcakal diyeyim dedim.

Odanın içinde döneniyorum.

İyi hadi güle güle demesi yakışık almazdı.

Zamanın varsa görüşmesek de olur.

Çok isterdim ama ile başlayan sahtekar bir cümle kurmadım.

Kamu ahlakına bulaşmama iradem/ mazeretim var.

 Eve gideriz belki, sarılırız belki, öpüşürüz belki.

Alakasız kelimelerin sağnağında hevesim/iz kursağımızda kalır belki. Yankısı yıllar sürecek çığlıklara savruluruz belki. Kim bilebilir?

Belkilerin efendisi sendin.

 

7.

Şehir uykuda.Amager’de bir otobüs durağındayım.

Kar,soğuk ve telaşsız yağıyor.

Aşklı aşksız fark etmez bütün evlerin suları akıyor.

Otobüs bir gelse /gelirse gelsin /eve gidip uykuya sığınacağım.

İster misin gecenin bu saatinde sarhoş bir yeşil ceketli sırf canı sıkılıyor diye/

iğrenç bir böceğin ürpertisi kuyruk sokumumu yokluyor.

Sen  yatağa çıplak yüzükoyun uzandığında kuyruk sokumunun incecik tüyleri kalçana ulanırdı.

Geçen yüzyıldan beri bu insansız durağa bakan karşımdaki bu  bina yalnızlığımı,korkularımı,azgın hasretimi bilmiyor.

Pencerelerinde tek tük ışıklar

 – İstanbul’da senin ışıklarında böyle geç saatlere kadar- uykusuz gövdelerimizi teslim olduğun tedirginliğin sarp kayalarına sürerdin.

 

8.

Birilerinin uykusu kaçmış olmalı.

Yahut alışılmış bedenlerinde heyecanın çoktan terk ettiği bıkkın doyumlar peşindeler işer gibi.

Porno şehvetle sevişen adam  boşalınca kadına sırtını dönüp horlamaya başlıyor.Adamla alakasız hazlara kızışan kadın.yarı yolda bırakılmış amını telaşla okşayarak işini bitirme derdinde.Bacaklarının arasına beni alsa ısınırdım.

 

9.

Sen o zaman yoktun,bilmezsin.

Alexandrplatz’da bu saatlerdi.

Yapayalnız ve sarhoştum

Televizyon kulesinin dibindeki bankların birine oturdum.

Tepemde yıldızlarla dolu  cıvıl cıvıl bir gökyüzü.

Ben tam çok uzun bilmem kaç gündür kimseyle konuşmamış,hiçbir Allah'ın  kuluna bir çift kelâm etmemiştim.

Her gece burada bıkmadan seyrettiğim fıskiyeli havuzun ışık cümbüşünde oynaşan suları bu gece yamaçlarıma akmıyor ,bu oyunu saçma ve sıkıcı buluyorum.

Lokantadaki garson kızın adı bile meçhulüm.

Ursula,Veronika,Rosa.

Gittikçe ağdalanan bulaşık bir hüzün çöküyor üstüme,ağlamanın eşikleri boğazımda kıl  yumağı,yutkunamıyorum.

Hüzün üstüme üstüme.

Elimi bizim köylüler gibi kulağıma attım,yüksek perdeden yanık bir türkü tutturdum.”Karadır kaşların /ferman yazdırır

“ Senin kaşların kara değil,incecik,belli belirsiz.

Ama gergin kalçaların terli.

Her gece yatağa uzandığımda garson kızın jilet değmemiş çok tüylü bacaklarını okşuyorum,boşaldığımda açlığım azalmıyor artıyor.Vahşi apışarasını gösterse bir de memelerini kendimi daha bir şehvetle okşayacağım.

 

10.

bu kocaman  şehirde  kaldığım oda

marketten tuzludur sanarak aldığım şekerli hıyar turşusu

kuyunduğum rus votkaları

kırk kere bakındığım yavan parti gasteleri

uzun koridora dizilmiş kapılardan girip çıkan

her milletten komşularım

dilsizdi.

belki biri çıkar gelir diye sabahlara kadar açık bıraktığım kapım

dilsizdi.

Saçmalama deme.Kar Alexandrplatz’a değil,Amager’da bu aşksız otobüs durağına yağıyor.

“Karanlık bir yağmur gibi canını sıkarsa yaşamak…”

 

11.

 

Sırım gibi bir göçmen.Filistinli.Herkes sarışın bir o, bir de ben esmeriz.başıyla etrafı kolaçan ederek ilerdeki ulu çınarın dibine işiyor.sen bakma,insan ne kadar içerse içsin bir yanı ayık kalır.Ufukta iki halk milisi göründü.sahte pasaportum arka cebimde.Rahatlıyorum.Oysa Teodorakis’i ilk dinlediğim gece ne kadar gergindim.Gece bitiverecekti.Bense zaman dursun müziğin depremi hiç bitmesin istiyordum.Yüreğim çatlayacaksa aşktan çatlasın .Şimdi bak zaman mıhlanmış yürümüyor.Otobüs hâlâ gelmedi.

Tivoli konser salonunu bilir misin? Heyecandan ter içindeyim.Sana mutlaka anlatmış olmalıyım.Hiç bilmediğin bir dilde sınırları,mayın tarlalarını,tel örgüleri,uğruna ölümlere sürüldüğümüz bez parçalarını,derilerimizin rengini,ezan ve çan seslerini havra ve  tapınak  davetlerini anlamsızlaştıran şarkılardı.Müzik gözbebeklerimin pınarlarını kamçılıyordu.

 

12.

 

İyi ki sular akmıyordu

İyi ki yıkanamadın

Bir karış ötemde bakkaldaki sesinle çok uzaklardasın diye yatağını terk ettim.Köşedeki berberde yeşilceketlilerden biri dazlak kafasını kazıttırıyor,yılışık küstah gözlerine bulaşmadım .Duraktaki aynı böceğin iğrenç ayakları sırtımda ürperiyorum.Kadın minyon.Çıtı pıtı biri. Uzun kollarıyla havaya silinmez şarkılar nakşeden adamın önünde kuş gibi çırpınıyor.Geniş etekleri bacaklarının rüzgarında.Kasıkları terli, nemlenmiş külotunun buğusu yüzüme vuruyor.Bazuki çalanı kalabalık orkestranın en önünde tek başına oturan efendiden biri. Onun notalarla bir alakası yok.son düğmesine kadar ilikli yakalı gömleği ve briyantinli saçlarıyla Beyoğlu meyhanelerinde  “baharın gülleri açtı / yine mahzundur bu gönlüm “ ü söyleyen romana benziyor.Kasıkları terli kadın şarkı söyleyen erkeğin yörüngesinde hayranlıkla sevgiyle şefkatle ona eşlik ediyordu.Kendi gövdesi dışında cisimleştirdiği sesini uzun kollu adamın büyüsüne dolamıştı.Şarkılardan soyunarak yanıma sokuldu.Gümrah memeleri,dolgun kalçaları,önünü boydan boya kaplamış kara tüyleriyle kuraklığıma yayılıyor.Susuzluktan çatlamış topraklarıma hazzın şiddetini emziriyor.sahnenin ortasında binlerce gözün önünde çırılçıplak olduğumuzu fark ediyorum.Utanmam gerektiği geliyor aklıma ama utanmıyorum.minyon kadınla ben hiç giyinik olmamıştık.Hep böyle anadan üryan hep böyle etimizin yalazlarında yaşamıştık.Ak dişleri,leylak karışık ter kokan koltuk altları  bana hep ayılmak istemediğim bir sarhoşluğu taşımıştı.Karlar içinde bata çıka Amager’deki otobüs durağına varıyoruz.Bu havada üşütüp hastalanmasından korkuyorum.

 

13.

 

Önce otobüsün kar taneciklerini açığa çıkaran ışığı göründü.Sonra kendisi.şoför burada her gün rastladığım sarışınlardan.Yüzüne kibar.içeride kendilerine büzülmüş üç beş gece yolcusu.İnsan isterse yaratır.dağları yırtar ayırır.Akmayan sulara yol verip gövdesini aşka sunar.türküyü bitirdiğimde önüme yüzlerini görmediğim almanların bozuk paraları düştü.Şöyle baktım.Fenikler dilsizdi.Banktan kalktım. Otobüsün arkasına yürüdüm.kapının yanındaki koltuğa çöktüm.

Yüzün var da ne iyi bakkala götürdüğün sesin yoktu.

Ne badirelerden geçmişiz

Bacakların ellerimi tanıyor

Kuş gibi çırpınanınki sesini boynuna doladığı büyüden

Seninki elimin şehvetinden ıslak

İkinizi de neden hala hasretle

Özsularımız denizlerimize ulaşıyor

 

Sular akmıyor diye neden hâlâ sevişmeyecektin. Terlersin  diye erkekliğimi okşamayacaktın.Ortaokullu siyah sutyenini geceliğinin altından çıkarman bu yüzden.Onu edepsizliklerimizin şahidi iknalı fresklerin yanına koyman bu yüzden.Ezbere bildiğim memelerini önce gözlerimden sonra ağzımdan,sonra ellerimden,sonra göğsümden esirgemen bu yüzden.Okur seni tanımıyor.Yüzünü kafasında dilediği gibi canlandırabilir.Yüzüne ebetteki bendeki yüzüne bir arzunun şavkı bir uykuya sığınmış tereddüdün  aczi yansıyor.Biri diğerinin siperi ey sevgili! rolünün yamaçlarından aşağı doğru yuvarlanıyorsun. Uzaklarıma kaçıyorum.Bedeninin en koyu esmerliği bu gece gözlerime yasak. Saçma sapan kaçırdığın çıplak memelerini suların gürül gürül aktığı bir fırtınada iri terli uçlarıyla kudurmuş topraklarıma salmıştın.Beynim uyuşmuştu.

Hâlbuki şimdi aklın soğumuş bir ceset, aramızda yatıyor.

 

14.

 

Otobüs gecenin karanlığını yararak ilerliyor.Duraklar bomboş Berlin’in yıldızları söndü.Fıskiyeli havuzda sular akmıyor .Gırek şarkıları karanlığın sıvandığı dilsiz pencerelerde geri dönülmez pişmanlıklar yaşıyor.Ben bir kelime bile Almanca bilmiyorum. Sesin ki bana kadınlığının ilan edilmemiş mağaralarını uzatırdı.

Kendi bulanık sularında kayboldu.

Avuçlarım terli. Oysa ben it gibi titriyorum.Yanımdan yok oldun.Öyle aniden.Kendime acındırsam  salya sümük yalvarsam bile,başını Piaf’tan  kaldırıp boynuma atılma.

 

15.

sen daha gecenin başında kahve fincanını ardına gizlenmişken

daha gece sevdiğim diyemediğim sabahlara çok uzaklardayken

çekip gitmek vardı beceremedim

elveda benim kendime uydurduğum koca bir yalan

aptal umutlar peşindeydim

eprimiş pişmanlıklar

cürmün olan kibarlıklar.

 

ekim 95 nurtepe

Facebook Yorumları

reklam
26.6.2016
Sular akmıyordu
1.6.2016
Efkarlıyım,efkarlıyım elini ver nerde elin!
25.5.2016
12 EYLÜL’DE KAÇAK PAZARCILIK
14.5.2016
ELİF ŞAFAK’IN ROMANI : BABA VE PİÇ
7.5.2016
HOŞÇA KAL KIZIL BAYRAĞIMIZ BİZİM*
29.4.2016
ONSEKİZİME BASIYORUM *
25.4.2016
TRİUMVİRA
15.4.2016
TOPRAĞIMIZIN KOKUSU
1.4.2016
HEM NASIL YORGUNUM
29.3.2016
Ölümlerine ağlanmayan askerlerdendiler
26.3.2016
Zincire vurulmuş bir dilin ustası
7.3.2016
GAMERETTİNLERİN VELİ’NİN MEYHANESİNDE
25.2.2016
KOPENHAG GÜNLERİM
4.2.2016
FAL
28.1.2016
FAL
21.1.2016
BAHÇE,BİR YAŞDEĞİŞTİRME GÜNÜ DÜŞÜ
15.1.2016
BETON KOMÜNİST ADAM ÇELİK!
12.1.2016
AYYAŞ BİR UYKU
9.1.2016
“ÖFKENİN ŞENLİĞİ” ÜSTÜNE*
5.1.2016
DİN- İMAN- VAFTİZ- EZAN
1.1.2016
AŞK ÜSTÜNE DÜZENSİZ DÜŞÜNCELER
30.12.2015
KÜRTLERİN ÖLÜM ACILARI
18.12.2015
SAPANCA DİYE BİR GÜZELLEME
30.11.2015
“Büyük kavrulmuş soykırlar gelir aklıma hep / tükenince insan dayanıklılığım”*
28.11.2015
ÜSMEN AGANIN PANTOLON KAYIŞI
22.11.2015
Gümüşsuyu papatyalar
19.11.2015
Kuğu’nun ölümü
16.11.2015
Alakada ayrılma, terketme seviye mevzuu
12.11.2015
HUMBA DEDEMİN HATIRALARINDAN
10.11.2015
HEPİ BÖRTDEY BİRADER!
7.11.2015
KORKU TAPINAĞI
2.11.2015
Moskova Büyükelçiliği’nde Ekim devriminin yıldönümü
29.10.2015
EY SOLCU! EY TC LEVHALI SOLCU ! EY AKP’Lİ SABIK SOLCU!
25.10.2015
EY KÜRT GENÇLİĞİ!
20.10.2015
ACILARIMIZDAKİ ADALETSİZLİK
26.9.2015
Bir teklif: Ortaklar evi - Komün cafe!
25.9.2015
Babam Ahmet İhsan Gürkan youtube’ taki Şarkılarını neden enstrümansız söylemişti
18.9.2015
İçimizdeki insanı öldürmek
16.8.2015
aya yorgi düşü
10.8.2015
UÇURUM BALADI
5.8.2015
ONSEKİZİME BASIYORUM *
3.8.2015
ONSEKİZİME BASIYORUM *
24.7.2015
AMA NASIL OLUYOR
21.7.2015
KÂBUS
11.7.2015
GÖL
7.7.2015
TEMAS
30.6.2015
ŞİİR İKLİMİ
27.6.2015
ETRAFIM SEVDA CESETLERİYLE DOLU
20.6.2015
TELEFON –(Tuhaf Bir Oyun)
17.6.2015
AŞKIN AİLEYLE HESAPLAŞMASI
15.6.2015
ESKİ DEFTERLER
7.6.2015
RÜYA
4.6.2015
BEŞ R’Lİ ERRRRRKEK ÖDÜLÜ*
1.6.2015
Kurum olarak kutsal aile ve birey
30.5.2015
ALTMIŞINCI DOĞUM GÜNÜM*
23.5.2015
ARAF’TA
19.5.2015
İlk gençliğim, ilk aşkım
16.5.2015
SAPANCA DİYE BİR GÜZELLEME
11.5.2015
GENÇLİK ARKADAŞIM, YOLDAŞIM AKIN ÖZDEMİR
10.5.2015
DOĞRUDUR, SENİ AŞKLA SEVERİM
8.5.2015
UMUT HAKİKATİ BİR SİS GİBİ SARDIĞINDA
6.5.2015
TEMAS
29.4.2015
SULAR AKMIYORDU
25.4.2015
“BİRİ” HAKKINDA
15.4.2015
SAMAN SARISI*
02.04.2015
MERHABA DEMEDEN DAHA
31.03.2015
Bahçe: Bir yaş değiştirme günü düşü Hasan Gürkan
27.03.2015
Humba Dedemin hatıralarından
24.03.2015
İçimizdeki insanı öldürmek
20.03.2015
Tokat- dostum Doğan Oğuzer-TÖS öğretmen boykotu –Ali Faik Cihan
19.03.2015
Kovulma, bağevi,kamulaştırma
15.03.2015
Sürgüne seslerinizi getirdi kardeşim
13.03.2015
MİLENA
09.03.2015
KUYUCAKLI YUSUF’UN SESİ OLURUM ŞİİR ÖLÜR
07.03.2015
KOMÜN: BAŞKA BİR HAYAT TARZI, BAŞKA BİR AHLAK!
06.03.2015
PİAF TADINDA BİR ROMANS
04.03.2015
BARIŞ SÜRECİNDEKİ TUTUMUM!
02.03.2015
ALAKADA AYRILMA, TERKETME SEVİYE MEVZUU
25.02.2015
“Sude sude ammenpan sude”*değil!
22.02.2015
SEVGİ HAKLARI BİREYSEL BEYANNAMESİ
18.02.2015
Dino’nun gelincik kırmızısı heyy!
17.02.2015
Ckkh şefkok kara şişman Hasan
14.02.2015
AÇLIK
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.