KOPENHAG’LI BİR GÖÇMENİN, AMSTERDAMLI BİR GÖÇMENDEN, MOSKOVA’LI BİR GÖÇMENİ DİNLEDİĞİ


13.4.2018 - Bu Yazı 217 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

    Kucağında manton. Omzun omzuma değende dirseğin koluma

sokuluyor. Alıp başımı coğrafyamın ayak basmadık köşelerine

çekiliyorum. Mısralar, kelimeler,heceler,hatta harfler var ama,

sesler yok.Şiir,ses olmayan seslerin dünyasını şiirleştiriyor.

Biraz sonra program başlayacak,mısralar sese büründüğünde

içimdeki büyünün bozulmasından korkuyorum.

“okyanuslar büyük sevdalar gibidir Tulyokova / seyredilmeye

gelmez / okyanuslar yaşanılır.”

   Şiir başladı. Salon soğuk değil ama ellerin üşüyebilir.

Amsterdamlı göçmenin sesi iklimime yayılıyor. Mısraları

yaşıyorum, bendekilere benziyor.Ellerine bakmıyorum,

parmağında Kafkasyalı gümüş bir yüzük var,görüyorum.Seni

tutup toprağımın harcıalem bütün seslerden arınmış bir köşesine götürüyorum.

Yüzün sedef tadında.

“Hoş geldin!” Ellerin bana dönük.

“Merhaba!” Sesin heyecandan terlemiş avuç sıcaklığında.

Ben henüz tam kavrayamamışken gidip Saman Sarısı’na

sarmallanıyorsun.

Ve “sağ elinde kederli bir gül açıyor / ağır ağır “

“kimseler yapamaz senin resmini / sen kendi resmini kendin de

yapamazsın / bir açılıp bir kapanır yüreğinde / senin resmini

ben yapacağım”

   Salonu boşaltıyorum. Yerlerde yırtık kirlenmiş pankartlar .

Boş gazoz şişeleri. Miting sonrası alanlarının gergin yorgunluğu.

 

“Vakit hızla ilerliyor gece yarıları ışıklarını yeni / söndürmüş”

“Ortalıkta ikimizden başka kimse yoktu / ve sen bundan dolayı

bir resimdin açık maviyle çizilmiş.”

   En sıcak, en sevdalı, en asi sesimi kavga alanlarında, toplantı

salonlarında, kaçak evlerin iğreti odalarında, sevdiğim kadınların ten kokan yataklarında okuduğum şiirlere kattım. Kürsünün

önünde, şurada ilk sırada ayakta, televizyonun karşısındaki

kanepede oturmuş, yastığımın yanında uzanmış beni dinliyordun. Hâlbuki benim ilk defa duyduğum sesin Saman Sarısı’na rengini veriyor. Şiire yakışıyorsun.

 

“bir parıltıydın düşümden damlamış / sol mememin üstüne.

   Kucağında manton. Bozbulanık şaşkınlığım bitti çok şükür.

Bedeninin kokusunu duyuyorum. Toprağımda ne varsa

zaptetilemez bir yangına kesiyor. Tarifsiz kargaşalar, isyanlar

içindeyim. Hapiste rutubetli loş odada ,şu sıvaları dökülmüş

çıplak duvarın dibinde acıdan it gibi titreyen ben değilim.

Miladımızdan önce, yılarca sürgünlüğüm oldu İstanbul.

İğretiliğim, biletsizliğim ve adressizliğimdi.

“Kübalı bir balerinle karşılaştım ikinci katta / karlı pencerelerde / taze esmer bir yalaza olarak geçti alnımın üzerinden /

Şair Nikolas Gilyen Havana’ya döndü çoktan / yıllarca Avrupa ve Asya otellerinin hollerinde oturup / içtikti yudum yudum

şehirlerimizin hasretini “

   Göçmenliğim seninle bitecek sanmıştım. Ama oturduğun sokak, hiç tanımadığım soğuk şehirlere çıkıyor. Amsterdamlı göçmen

sahnede, sen dinliyorsun, ben nafile bir yokuşu tırmanıyorum,

hep tırmanıyorum.

“vakit hızla ilerliyor, gece yarıları ışıklarını yeni / söndürmüş”

   Karanlıkta başımı çevirmeden yüzüne bakıyorum. Yüzün bana yakışıyor. Ama sen “yoksun / yeryüzünün en güzel şehirlerinden

biri boşaldı.” Umut ne? “tramvaylar bomboş geçiyor “ Neden

böyle suratsız bir şafak! “biletçileri, vatmanları bile yok /

 kahveler bomboş” Neden  İstanbul diye bir şehir,  almış sabahçı

kahvesini koynuna salya sümük uluyor.

   Kaçıp sığındığımız Yıldız Parkı’nı biz tereddütlerimizden

çalmıştık. Önü sonu – en çok ta sonu – belli zamanlara ne çok

laflar, ne çok sevinçler, ne çok sarılmalar, ne çok öpüşmeler,

ne çok suskunluklar sığdırdık. Oraya her gidişimizde

“ayrılık masanın üstündeydi kahve bardağınla / limonatanın

arasında / onu oraya sen koydun” Durmadan konuşurdun.

Telaşla anlattıkların ne olursa olsun ,sesinin tınısı sevdanı ele

verirdi. “sesleniyorum / seni yitirmiş geri dönüyor sesimin yankıları.”

   Kadıköy’deki evde, benim, yüzünün bir yanı bıyıklı arkadaşım

ve o gece kafayı mujiklere takan çakırkeyf ev sahibesi dahil

kimseler bir şey bilmesindi ya “ ayrılık masanın üzerindeydi

cigara paketinde / kıvrılan bir dumandı gözlerinin içinde senin / 

cıgaranın ucunda senin /  ve hoşça kal demeye hazır olan avcunda / ayrılık masanın üstünde dirseğini dayadığın yerdeydi / aklından geçenlerdeydi ayrılık / benden gizlediklerinde gizlemediklerinde / ayrılık rahatlığındaydı senin / senin güvenindeydi bana /

 birdenbire  kapın açılır gibi sevdalanmak / ansızın / oysa beni

seviyorsun ama bunun farkında değilsin /  ayrılık bunu

farkedemeyişindeydi senin / ayrılık kurtulmuştu yer çekiminden

ağırlığı yoktu / tüy /gibiydi diyemem / tüyün de ağırlığı var /

ayrılığın yoktu ama, kendisi vardı “

Biri senin karşında,biri benim karşımda oturuyordu.

Gözlerimizdeki yangını görmediler.

   Amsterdamlı göçmen kadın gösteriyi bitirdi. Ama şiir sürüyor. Boğaziçi ışıklar içinde. Gecenin koynundayız. Kaç kere

“ yumuşak ağırlığını yitirdim /avcumda sonra elini / ve ayrılık

parmaklarımızın ilk değişinde başlamıştı çoktan” Sol elin

kasıklarımda hem azgın bir sevişmeyi, hem yumuşacık bir şefkati okşuyor. Kaç kere “ ama yine ansızın yitirdim seni “

Senin toprağında Saman Sarısı okunan isyanlar olsun!

   Boğaziçi ışıklar içinde. Gece bitecek. “tuttum ellerinden

yürüdük / yürüdük güneşin altında karları çıtırdata çıtırdata”

Gece bitecek. Kahve içiyoruz laf olsun diye. Kucağıma bıraktın

başını, elin kasıklarımda. Saçlarını okşuyorum, gece bitecek.

“gözünde türkülerin kilometre boyu kilometre “

   Kucağında manton, dirseğin koluma sokuluyor. “Yitirdim

ansızın seni / oysa ansızın değil / çünkü önce yitirdim avcumda

elinin sıcaklığını senin / sonra elinin izlerini bir de tanırım “

Gece bitecek.

------------------

*Bütün alıntılar Nazım Hikmet’in, Saman Sarısı şiirinden

Belki Bir Elvedanın Başlangıcındayız,isimli kitabımdan

Facebook Yorumları

reklam
13.4.2018
KOPENHAG’LI BİR GÖÇMENİN, AMSTERDAMLI BİR GÖÇMENDEN, MOSKOVA’LI BİR GÖÇMENİ DİNLEDİĞİ
26.6.2016
Sular akmıyordu
1.6.2016
Efkarlıyım,efkarlıyım elini ver nerde elin!
25.5.2016
12 EYLÜL’DE KAÇAK PAZARCILIK
14.5.2016
ELİF ŞAFAK’IN ROMANI : BABA VE PİÇ
7.5.2016
HOŞÇA KAL KIZIL BAYRAĞIMIZ BİZİM*
29.4.2016
ONSEKİZİME BASIYORUM *
25.4.2016
TRİUMVİRA
15.4.2016
TOPRAĞIMIZIN KOKUSU
1.4.2016
HEM NASIL YORGUNUM
29.3.2016
Ölümlerine ağlanmayan askerlerdendiler
26.3.2016
Zincire vurulmuş bir dilin ustası
7.3.2016
GAMERETTİNLERİN VELİ’NİN MEYHANESİNDE
25.2.2016
KOPENHAG GÜNLERİM
4.2.2016
FAL
28.1.2016
FAL
21.1.2016
BAHÇE,BİR YAŞDEĞİŞTİRME GÜNÜ DÜŞÜ
15.1.2016
BETON KOMÜNİST ADAM ÇELİK!
12.1.2016
AYYAŞ BİR UYKU
9.1.2016
“ÖFKENİN ŞENLİĞİ” ÜSTÜNE*
5.1.2016
DİN- İMAN- VAFTİZ- EZAN
1.1.2016
AŞK ÜSTÜNE DÜZENSİZ DÜŞÜNCELER
30.12.2015
KÜRTLERİN ÖLÜM ACILARI
18.12.2015
SAPANCA DİYE BİR GÜZELLEME
30.11.2015
“Büyük kavrulmuş soykırlar gelir aklıma hep / tükenince insan dayanıklılığım”*
28.11.2015
ÜSMEN AGANIN PANTOLON KAYIŞI
22.11.2015
Gümüşsuyu papatyalar
19.11.2015
Kuğu’nun ölümü
16.11.2015
Alakada ayrılma, terketme seviye mevzuu
12.11.2015
HUMBA DEDEMİN HATIRALARINDAN
10.11.2015
HEPİ BÖRTDEY BİRADER!
7.11.2015
KORKU TAPINAĞI
2.11.2015
Moskova Büyükelçiliği’nde Ekim devriminin yıldönümü
29.10.2015
EY SOLCU! EY TC LEVHALI SOLCU ! EY AKP’Lİ SABIK SOLCU!
25.10.2015
EY KÜRT GENÇLİĞİ!
20.10.2015
ACILARIMIZDAKİ ADALETSİZLİK
26.9.2015
Bir teklif: Ortaklar evi - Komün cafe!
25.9.2015
Babam Ahmet İhsan Gürkan youtube’ taki Şarkılarını neden enstrümansız söylemişti
18.9.2015
İçimizdeki insanı öldürmek
16.8.2015
aya yorgi düşü
10.8.2015
UÇURUM BALADI
5.8.2015
ONSEKİZİME BASIYORUM *
3.8.2015
ONSEKİZİME BASIYORUM *
24.7.2015
AMA NASIL OLUYOR
21.7.2015
KÂBUS
11.7.2015
GÖL
7.7.2015
TEMAS
30.6.2015
ŞİİR İKLİMİ
27.6.2015
ETRAFIM SEVDA CESETLERİYLE DOLU
20.6.2015
TELEFON –(Tuhaf Bir Oyun)
17.6.2015
AŞKIN AİLEYLE HESAPLAŞMASI
15.6.2015
ESKİ DEFTERLER
7.6.2015
RÜYA
4.6.2015
BEŞ R’Lİ ERRRRRKEK ÖDÜLÜ*
1.6.2015
Kurum olarak kutsal aile ve birey
30.5.2015
ALTMIŞINCI DOĞUM GÜNÜM*
23.5.2015
ARAF’TA
19.5.2015
İlk gençliğim, ilk aşkım
16.5.2015
SAPANCA DİYE BİR GÜZELLEME
11.5.2015
GENÇLİK ARKADAŞIM, YOLDAŞIM AKIN ÖZDEMİR
10.5.2015
DOĞRUDUR, SENİ AŞKLA SEVERİM
8.5.2015
UMUT HAKİKATİ BİR SİS GİBİ SARDIĞINDA
6.5.2015
TEMAS
29.4.2015
SULAR AKMIYORDU
25.4.2015
“BİRİ” HAKKINDA
15.4.2015
SAMAN SARISI*
02.04.2015
MERHABA DEMEDEN DAHA
31.03.2015
Bahçe: Bir yaş değiştirme günü düşü Hasan Gürkan
27.03.2015
Humba Dedemin hatıralarından
24.03.2015
İçimizdeki insanı öldürmek
20.03.2015
Tokat- dostum Doğan Oğuzer-TÖS öğretmen boykotu –Ali Faik Cihan
19.03.2015
Kovulma, bağevi,kamulaştırma
15.03.2015
Sürgüne seslerinizi getirdi kardeşim
13.03.2015
MİLENA
09.03.2015
KUYUCAKLI YUSUF’UN SESİ OLURUM ŞİİR ÖLÜR
07.03.2015
KOMÜN: BAŞKA BİR HAYAT TARZI, BAŞKA BİR AHLAK!
06.03.2015
PİAF TADINDA BİR ROMANS
04.03.2015
BARIŞ SÜRECİNDEKİ TUTUMUM!
02.03.2015
ALAKADA AYRILMA, TERKETME SEVİYE MEVZUU
25.02.2015
“Sude sude ammenpan sude”*değil!
22.02.2015
SEVGİ HAKLARI BİREYSEL BEYANNAMESİ
18.02.2015
Dino’nun gelincik kırmızısı heyy!
17.02.2015
Ckkh şefkok kara şişman Hasan
14.02.2015
AÇLIK
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.