Hakan TAHMAZ

basnews.com



Bookmark and Share

Barış ve yürüyüş hakkı


19.06.2020 - Bu Yazı 1506 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Bir süre önce dünya genelinde 163 ülkenin barışçıllık seviyesini ölçen Küresel Barış Endeksi araştırma sonuçları yayınlandı. Araştırma 2006 yılından itibaren Ekonomi ve Barış Enstitüsü tarafından yapılıyor. Araştırmada, ‘Toplumsal Güvenlik’, ‘İç ve Dış Çatışmalar’ ve ‘Askerileşme’ olarak üç ana başlık altında değerlendirme yapılmış. Bu yıl 163 ülkede yapılan araştırmanın 14’üncüsünün sonuçlarına göre, 2020 yılında dünya genelinde barış konusunda ciddi sıkıntılar var. Türkiye ise, barış konusunda, 163 ülke içinde 150’nci sırada kendisine yer bulabilmiş.

Euronews sitesinde yayınlanan araştırmanın sonuçlarına göre, dünyada 80 ülkede barış konusu önceki yıllara göre daha kötüye gitmiş. Türkiye, listede Kuzey Kore’nin üstünde Venezuela’nın altında yer alıyor. Türkiye en az barışçıl sıralamasında, 25 ülke içindeki tek Avrupa ülkesi. Listenin en altında sırasıyla Afganistan, Suriye, Güney Sudan ve Yemen yer alıyor.

Araştırma ve inceleme sonuçlarına göre geçtiğimiz yıl 81 ülkede iyileşme görülmüş. En fazla barışçıl ülkeler sıralamasında ilk sırayı İzlanda alıyor. Arkasından Yeni Zelanda, Avusturya, Portekiz ve Danimarka geliyor.

Bu sonuçlar, dünyada kötülüğün her geçen gün biraz daha sıradanlaştığını, ülkemizin bu tabloda ilk sıralarda yer aldığını, yöneticilerimizin ise “kötülükleri” icat etmekte ve uygulamakta marifetli olduklarını anlatıyor.

Dün HDP, Milletvekillerinin ve parti yöneticilerinin katılımıyla, Edirne ve Hakkâri’den Ankara’ya planlanan “Darbelere Karşı Demokrasi Yürüyüşü ”ne ”ne izin verilmedi.

İlk yasak Edirne Valisinden geldi. Koronavirüsü ve kamu güvenliği bahanesiyle Edirne’ye girişlere sınırlama getirildi. Vali, anayasanın güvencesi altında olan siyasi parti çalışmasını engelleme kararı aldı. Milletvekillerinin ve parti yöneticilerinin Edirne’ye girişini ve yürüyüş yapmalarını yasakladı.

Edirne valisinin yasağının peşinden aynı gerekçeyle diğer illerin valilerinin yasakları geldi. Televizyonlarda HDP’siz, “HDP neden şimdi yürüyüş yapıyor ve şimdi yapması ne anlama geliyor” gibi programlar yapıldı, Gazete köşelerinde HDP’nin “yürüyüş hakkını” kötüye kullanmaya çalıştığını iddia eden yazılar okuduk, televizyon ekranlarında yorumlar dinledik.

Merkezi veya yerel idarecilerin en temel siyasal hakları çeşitli bahanelerle yasaklaması, köşe yazarlarının, gazetecilerin ve siyasi yorumcuların bu yasakları savunma çabaları, Türkiye’nin 21. Yüzyılda nasıl zifiri karanlık bir dönemden geçtiğini gösteriyor olsa gerek.

Türkiye insanı, yasaklara alıştırılmak isteniyor. Memleket, OHAL uygulamaları olağanlaştırılarak yönetilmek isteniyor. 

Uluslararası hukukta ve anayasada, önemli ve tartışmasız bir yere sahip olan yürüyüş hakkının engellenmesinin barış hakkıyla doğrudan bağı var. HDP söz konusu olduğunda bu bağı daha güçlü ve sıkı kılan iki neden var.

Birincisi HDP, varoluşu itibariyle Türkiye barışının öncelikli muhataplarından. Son tahlilde HDP bir Kürt partisidir. Kürt seçmenden en fazla destek gören partidir. Aynı zamanda TBMM’de üyesi olan, Türkiye’nin üçüncü büyük partisidir. Temsil ettiği seçmenlerin talepleri ve önerileri bakımından, HDP Kürt sorununun en güçlü muhatabıdır. Türkiye’nin barışının kilit sorunu hiç kuşkusuz Kürt sorunudur.

HDP’nin demokratik siyaset zemininden dışlanmak istenmesi, yasalarda, anayasada ve uluslararası hukukta tarif edilmiş faaliyetlerinin engellenmesi, aynı zamanda doğrudan barış hakkını ortadan kaldıran tutumdur. Toplanma, yürüyüş ve açıklama yapmak siyasi partilerin temel çalışmalarındandır. Bunların engellenmesi, partinin demokratik zeminin dışına itilmesi anlamına gelir. Bunun doğal sonucu her yerde çatışmalara davetiye çıkarmaktır. Barış hakkının ihlalidir.

Barış, 2. Dünya savaşı sonrası insanlığın ulaştı en vazgeçilmez değerdir. Onurlu ve özgür yaşam hakkıdır. İnsanlara barışın değerini öğreten savaşlardır, çatışmalardır.

Son beş yıldır yaşadığımız büyük yıkım, hafızalarımızdan 2013-2015 çözüm sürecinde, toplumsal sorunların çözülme umudunun geliştiğini, ölümlerin engellenmiş olduğunu silemedi. Bu yüzden, yeniden barışın imkânlarına dair çeşitli mecralarda değerlendirmeler yapılıyor, raporlar hazırlanıyor, arayışlar canlanıyor.

Karşı karşıya olduğumuz sorun tepeden tırnağa tüm kesimlerin, sivil toplum örgütlerinin, yurttaşların, kanaat önderlerinin sorumluluğuna ve ilgisine muhtaç. Barış hakkını savunmak, bugünün Türkiye’sinde büyük mücadele gerektiriyor. Milliyetçilik, nefret söylemi, ayrımcılık ve beka korkusu toplumu ciddi biçimde zehirledi. İçerisinde bulunduğumuz labirentten çıkışın, Kürt sorununun çözümünden geçtiğini, uluslararası çatışma çözümü deneyimlerinden biliyoruz. Çözümün/barışın ilk adımı çatışmasızlığın sağlanması, ellerin tetikten çekilmesi ve ölümlerin durmasıdır.

Türkiye’nin siyasi geleceğini Kürt karşıtlığını geliştirmekte, çatışma ve savaşta görenler, toplumu ve “siyasetin merkezini” bloke ediyor. Türkiye’de barışa ulaşmak, geçmiş tecrübelerden dersler çıkararak ve çatışma çözümü konusunda uluslararası deneyimlerden yararlanarak, çatışmanın nedenlerini ortadan kaldıracak yolu bulmaktan geçiyor. Bu konuda yararlanabileceğimiz çok sayıda çatışma çözümü deneyimi var.

Her şeyden önce, uzun bir zamandır “demokratik muhalefet” barış hakkını savunmayı öncelikli bir sorun olarak ele almıyor. Bu yaklaşımın artık terk edilmesi, yapılan yanlışın görülmüş olması gerekir. Barışı, savaş ve çatışma dönemlerinde savunmak risklidir. Ama barış savunuculuğunu anlamlı ve kıymetli kılan da, zor zamanlarda barış açısını terk etmemektir.

Barış savunucuları birer kahraman değillerdir. Ancak barışın toplumsal zeminini inşa etmek, barışı aktüel talep olarak gündemleştirmek, barış savunucularının ve çatışma çözümünü savunan sivil toplum kurumlarının öncelikli sorumluluklarıdır. Birçok ülke barışın inşası uzun yılları aldığı, büyük emek, özveri, risk almayı ve stratejik çalışma gerektirdiği gösterdi. Bunun bilincinde olarak hem zamanla yarışmalıyız hem de aceleci davranmamalıyız.

31 Mart yerel seçimleri sonrasında CHP’de Kürt sorununa yaklaşımda yaşanan gelişmeler, DEVA ve Gelecek Parti’lerindeki belirtiler, barış konusunda yeni bir dönemin eşiğinde olduğumuzu gösteriyor. Hayat bizi barışa çağırıyor.

Hakan Tahmaz

Facebook Yorumları

reklam
19.06.2020
Barış ve yürüyüş hakkı
8.06.2020
Korona günlerinde ırkçılık ve gezi
30.05.2020
İktidar Koronavirüsü fırsata dönüştürmek istiyor
24.05.2020
İYİ Parti kavşakta
12.05.2020
Koranavirüsü sonrası tartışması ve iktidara benzeyen muhalefet
18.04.2020
Çömleği çatlatan istifa girişimi
8.04.2020
Korona virüsü ve infaz yasası
6.04.2020
Korona sonrası “yeni” dünya
14.03.2020
Kadın hareketinin gösterdiği yol
9.03.2020
Suriyeli mülteci utancı
5.03.2020
Suriyeli mülteci utancı
12.02.2020
Başarısız yerel yönetimler ve AKP
3.02.2020
Muhalefet, siyasetsizlikle malul
25.12.2019
Şimdi de Libya
28.10.2019
Savaşa karşı, barış hakkı
9.10.2019
Suriye’de güvenli bölge çıkmazı
30.04.2019
Yerel seçimler ve sonrası
15.4.2019
Sayım çıkmazı ve ayrımcılık
17.2.2019
İYİ Parti’nin peşinden sürüklenmek
21.1.2019
Parlamentoyu savunmak
2.11.2018
Cumhur İttifakı: Mecburi koalisyona devam
20.10.2018
Gizli tanık yargısı
25.9.2018
Yeni sisteme muhalefet
12.9.2018
Üçlü Tahran zirvesi
2.9.2018
Galatasaray Meydanı ve siyasal İslamcılar
23.8.2018
ABD’den sonra Suriye krizi de alevlenebilir
10.8.2018
Suriye ve Kürtler
4.8.2018
eni rejim, meşruiyet, hak ve özgürlükler
28.7.2018
Yeni rejim, meşruiyet, hak ve özgürlükler
24.7.2018
Seçim sonrası Türkiye
28.6.2018
Seçimler, Türk milliyetçiliği ve otoriterizm
24.6.2018
Kötü insanlar ittifakının panzehiri HDP/Demirtaş
9.6.2018
Darbe ve muhalefet cephesi
1.6.2018
CHP’nin cesur çıkışının gerekleri
26.5.2018
Seçimler ve barışın araçsallaştırılması
19.5.2018
Normalleşme, HDP ve Demirtaş
12.5.2018
Sevgili Celalettin, bu kez T A M A M
1.5.2018
24 Haziran seçimleri: Pirus zaferi
20.4.2018
Zor seçim ve zorlaşan günler
14.4.2018
Muhbir, itirafçı ve “elin kiri”
7.4.2018
Afrin yeni bir fay hattı
28.3.2018
Afrin ve sonrası hâlimiz
14.1.2018
CHP, HDP ve muhafazakâr otoriter cumhuriyete doğru
4.1.2018
2019’da korkulanın olmaması için
15.12.2017
Filistin çıkmazı haydut devlet
2.12.2017
ABD’deki dava sizin meseleniz
30.10.2017
smanlıyı ve bugünü, Girit tarihinden bakarak anlamak
23.10.2017
Osman Kavala
26.6.2017
Referandum gerçekçiliği
19.6.2017
Krizi fırsata dönüştürmek
11.6.2017
Ortadoğu’da yalnızlaşan Türkiye
29.5.2017
Yeni siyaset ve sivil toplum
13.5.2017
Çözümün, barışın zeminini güçlendirmek
4.5.2017
Savaşta yeni cephe
25.4.2017
Kürdler mi şaşırttı, şaşkınlık mı?
19.4.2017
Referandumun gösterdiği
15.4.2017
'Referandum, ölüme yatmak'
8.4.2017
Kerkük: keskin bıçak
3.4.2017
Sonucu algı operasyonu belirleyecek
25.3.2017
Newroz ve Dolmabahçe
19.3.2017
Newroz ve Dolmabahçe
14.3.2017
Barış ve özgürlükler için 'Hayır'
4.3.2017
HDP'nin HAYIR'ı
20.2.2017
Referandum, Kürdler, ‘biz’
11.2.2017
AKP geri dönülmesi zor yolda
9.2.2017
Barış Ne Zaman
5.2.2017
Tek yetkili Beştepe’ye doğru
28.1.2017
Kırmızı çizgilerin sonu
22.1.2017
Astana toplantısı ve barış
20.1.2017
ABD karşıtlığı rejimi dizaynın bir parçası
8.1.2017
Pesimizm, bıkkınlık ve alışmayacağız
2.1.2017
2017'de Kürd Meseles
25.12.2016
13. İnsan Hakları Hareketi Konferansı
20.12.2016
Öfke ve kin siyaseti
4.12.2016
Tasfiyeler çöküştür
15.11.2016
Trump ve Kürdler
7.11.2016
Sona doğru
1.11.2016
Gültan Kışanak ve Fırat Anlı
24.10.2016
Musul ve Türklük halleri
17.10.2016
Sivil alanda savaş, başkanlık
11.10.2016
Güvenliği tehdit eden siyaset
3.10.2016
Kolombiya ve Kürd barışı
26.9.2016
Kürdler, birlik ve gelecek
19.9.2016
Öcalan’ın çağrısı ve ara rejim
11.9.2016
Sorun kırılan gönülleri onarmak
5.9.2016
Israrla barış açısını savunmak
29.8.2016
Cerablus ve barış
22.8.2016
Büyük felaket öncesi
15.8.2016
Ötekileştirme ve CHP
8.8.2016
Ayrımcılık vebası ve milli birlik tebaası
2.8.2016
Türkiye nereye gidiyor?
25.7.2016
Darbe, OHAL ve üç açmaz
18.7.2016
Ak Parti, dünya trendinin parçası
11.7.2016
Ortadoğu, Kürdler ve demokrasi cephesi
4.7.2016
Dış politikada değişiklik ve belirtileri
27.6.2016
Dönüşü olmayan yol
20.6.2016
Aracı KDP neden olmasın
14.6.2016
Daha da kirlenen savaş
6.6.2016
Çözüme yol arayışı
30.5.2016
Yeni milli Türkiye ve Kürd karşıtlığı
24.5.2016
Kazananı olmayan oylama
16.5.2016
Paralı asker savaşta
9.5.2016
Şahinleşen iktidar
25.4.2016
Çözüm zorda
19.4.2016
Dokunulmazlıklara dokunmak
11.4.2016
Barış, cumhuriyetçiler ve muhafazakârlar
28.3.2016
Amed Newrozu ardından
21.3.2016
Newroz’da barış tutuklu
14.3.2016
Ortadoğu’da yeni dönem ve Kürdler
7.3.2016
Anayasa’ya Cumhurbaşkanı engeli
29.2.2016
Anayasa’ya Türklük engeli
23.2.2016
Felakete kulaç atılıyor
15.2.2016
Kürdistan Ulusal Birliği
8.2.2016
Ortadoğu ve Kürdler
2.2.2016
Kürdlerin tarih sahnesi çıkışına itiraz
28.1.2016
İmralı Notları ve süreç
12.1.2016
DTK, Çözüm Süreci’nin örtüsünü açtı
28.12.2015
Batının sessizliği üzerine
24.12.2015
Barzani sonrası tartışmalar
20.12.2015
Ya Çözüm
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive