Hakan TAHMAZ

basnews.com



Bookmark and Share

Suriye’de güvenli bölge çıkmazı


9.10.2019 - Bu Yazı 171 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Türkiye Fırat’ın doğusuna müdahale için gün sayıyor. Cumhurbaşkanının ifadesiyle “bir gece ansızın” müdahale gerçekleşecek. Türkiye, riskli bir sürece girdi.

Cumhurbaşkanı partisinin 5 Ekim’de Kızılcahamam toplantısında ifade ettiği gibi müdahalenin hem karadan hem havadan yürütülmesi ise riski daha da artıracak.

ABD’nin yaklaşımının, Türkiye’nin istediği gibi ortak bir müdahaleden yana olmadığı ortaya çıktı. Türkiye’nin tek başına müdahale etmesi durumunda hava harekâtına hava sahasını açıp açmayacağı netleşmedi.

Ankara, bu koşullarda, tek başına müdahalenin zor olduğunun farkında. Bazı askeri bürokratların operasyona sıcak bakmadığı yazıldı, çizildi.

ABD ile ortak müdahale başarılamayınca, en azından ABD’nin rızasını alacağı ya da bir noktaya kadar sessiz kalmasını sağlayacak bir yol ve yöntem bulmak durumunda. ABD ile gerilimi göze alabilir ama bütünüyle karşısına alamaz. Böylesi bir durumda işlerin tümden çıkmaza girme riskini göğüslemesi pek de mümkün görünmüyor.

Türkiye, uzun süredir iç ve dış siyasetini Suriye’deki muhtemel gelişmelere ve hedeflerine göre dizayn etmeye çalıştı. İç ve dış ilişkilerini bu ihtiyaca göre şekillendirdi.

Türkiye’nin açıkladığı müdahalenin içeriği, kapsamı, program ve plandan meselenin “terör tehdidi” olmadığı anlaşılıyor.

SGD’yi süpürüldüğü yerleşimler, yeni kentler kurulması, yerleştirilecek Suriyeli mültecileri belirlemesini, Su, okul, konut, idari bina, yol gibi müteahhitlik işleri yapmasını, kaymakam, vali, idari yerel yöneticileri ve güvenlik bürokratları atamasını tehdit ile açıklamak mümkün değildir.

Suriye’de 9 yıldır süren savaşın yarattığı yorgunluk, çözümün zorluğu, geçiş sürecindeki dengeler, beklentiler ve hedefler Suriye’nin egemenlik hakkına müdahale bunlara karşı, Türkiye ilk başta sert muhalefetle ve dirençle karşılaşmayabilir.

Bu müdahale, zamanla Suriye ile ilişkilerde ve müdahale edilen topraklarda yaşayan topluluklarla, Kürtlerle telafisi zor sorunlara yol açacak ve var olan husumet derinleştirecek.

Afrin’e operasyon sonrasında yaşananların yarattığı rahatsızlığı ve sorunları gidermeyi başaramamış Ankara’nın, benzer şeylere yol açacak kapsamlı müdahalesi tam bir felaket olacak.

Afrin’deki gibi Arapça, Türkçe tabela ve sokak yazıları tek başına bir çok şeyi anlatmış olacak. Gaziantep üniversitesine bağlı yüksek okul açılma planı başka bir şeye gerek bırakıyor.

Uluslararası hukuk, savaş hali ya da başka herhangi bir gerekçe, bahane başka bir ülkenin egemenlik hakkına böylesine bir müdahaleye izin vermez. Son dönemde, ülke yönetiminde egemen olan hukuksuzluğu komşu topraklara taşınması Türkiye’yi dış dünyada, yalnızlaştırır ve çok zor durumda bırakır.

Suriyeli mültecileri kendi esas bölgelerinin dışında bir bölgeye gönderilmesi, Suriye’nin demografik yapısını değiştirme eleştirisine ve tepkisine yol açacaktır. Bu aynı zamanda bölgede Kürt, Arap gerilimi tırmandırmak ve aralarında daha  fazla sürtüşme anlamına gelir. Bu girişim Suriye’de sorunu daha da büyütmek olacak, bölgenin istikrarsızlaştırılması sonucunu doğuracaktır.

Daha da kötüsü, Türkiye Kürtlerinde fazlasıyla yaygın olan Ankara’nın Kürt karşıtlığı sınırları aşan bir algıya ve olguya dönüşecektir. Artık, bölgenin bir sorununa dönüşmüş olan Kürt Meselesinin çözümü daha da zorlaşacaktır.

Hiç kuşkusuz iktidar partisi ve ortakları bunu bilmiyor ya da kestiremiyor değil. Kürt sorununu tarihsel alışkanlıklarıyla “devşirme yoluyla” savuşturabileceklerini, ileri bir tarihe erteleyebileceklerini sanıyorlar. İçerde ve dışarda bunun pratiklerini sergiliyorlar.

Hak, hukuk, adalet ayaklar altına alınmış durumda. Kendilerine karşı ses çıkaran herkesi terörist, darbeci, dış güçlerin maşası olmak suçlamaktan bitap düştüler. En son iktidarın küçük partisinin MHP genel başkanı Devlet Bahçeli, hasta yatağından ana muhalefet partisi CHP’nin lideri Kemal Kılıçdaroğlu’ nun dokunulmazlığının kaldırılması çağrısı yaptı. Kılıçdaroğlu’ nu PKK ile ilişkilendirmeye çalıştı.

Ya iktidar bloğunun karşısında olanlar ne yapıyor? ne düşünüyorlar? ne diyorlar?

Türkiye’nin bu noktaya sürüklenmesi sürpriz değil. Türkiye’nin bölgesel dinamikleri ve gelişmeleri dikkate almaksızın yaptığı tercihlerinin ve Kürtler kazanmasında kim kazanırsa kazansın siyaseti, ülkeyi bu noktaya getirdi. ABD, Rusya ve İran merkezli çözüm arayışının sıkışıklığı. Ankara, her adımını bu noktaya gelineceğini planlayarak attı.

Ana muhalefet partisi de ateşin büyüklüğünü gördüğünden olsa gerek, ortada kuyu var yandan geç oyunu oynuyor. Güvenlik, terör sözlerini duyduğunda iktidarın arkasında hazır ola geçiyor. “Vatan söz konusuysa gerisi teferruat” lakırdısı ile davranmanın ötesine geçmeye cesaret edemiyor.

İktidar sınır boyuna askeri sevkiyatı yapıyor, genelkurmay başkanlığı hareket planlarında son hazırlığını yapıyor, ana muhalefet konferans toplamakla yetiniyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın partisinin Kızılcahamam toplantısında hareket emrini verdiğini açıkladığı saatlerde Kemal Kılıçdaroğlu ’nun partisinin Abant toplantısında sadece Şam ile ilişki kurulmasını dillendirmesi, güvenli bölge planına ilişkin tek bir söz dahi söylememesi CHP’nin bu topa girmek istemediğinin işaretidir.

Bir hafta önce yaptığı Suriye Konferansının sonuç bildirgesini bile cesaretle savunmaktan uzak. Felakette sürüklendiğimize aldırış etmeden, “şimdi barış, Kürt meselesi konularını ön çıkarma zamanı değil, demokrasi, hukuk, cumhuriyet elden gidiyor” cambazlığının sonuna gelindiğinin farkında değil.

Önce demokrasi/cumhuriyet sonra barışı konuşuruz taktik ve stratejisinin ülkenin felakete sürüklenmesini kolaylaştırdığını, itiraz edenlerin ise teslim alınmaya çalışıldığını görmek istemiyor.

Bu müdahaleye karşı çıkmadan, sorunların müzakere ve barış yoluyla çözümünü isteyen toplumsal duyarlık sergilemeden nefes alamaz hale gelinecek.

İktidar bloğunun güvenli bölge ve güvenlik eksenli politikalarının gerçek alternatifi her yerde, herkesle, her zaman müzakere ve barıştır.

http://www.hakantahmaz.com

Facebook Yorumları

reklam
9.10.2019
Suriye’de güvenli bölge çıkmazı
30.04.2019
Yerel seçimler ve sonrası
15.4.2019
Sayım çıkmazı ve ayrımcılık
17.2.2019
İYİ Parti’nin peşinden sürüklenmek
21.1.2019
Parlamentoyu savunmak
2.11.2018
Cumhur İttifakı: Mecburi koalisyona devam
20.10.2018
Gizli tanık yargısı
25.9.2018
Yeni sisteme muhalefet
12.9.2018
Üçlü Tahran zirvesi
2.9.2018
Galatasaray Meydanı ve siyasal İslamcılar
23.8.2018
ABD’den sonra Suriye krizi de alevlenebilir
10.8.2018
Suriye ve Kürtler
4.8.2018
eni rejim, meşruiyet, hak ve özgürlükler
28.7.2018
Yeni rejim, meşruiyet, hak ve özgürlükler
24.7.2018
Seçim sonrası Türkiye
28.6.2018
Seçimler, Türk milliyetçiliği ve otoriterizm
24.6.2018
Kötü insanlar ittifakının panzehiri HDP/Demirtaş
9.6.2018
Darbe ve muhalefet cephesi
1.6.2018
CHP’nin cesur çıkışının gerekleri
26.5.2018
Seçimler ve barışın araçsallaştırılması
19.5.2018
Normalleşme, HDP ve Demirtaş
12.5.2018
Sevgili Celalettin, bu kez T A M A M
1.5.2018
24 Haziran seçimleri: Pirus zaferi
20.4.2018
Zor seçim ve zorlaşan günler
14.4.2018
Muhbir, itirafçı ve “elin kiri”
7.4.2018
Afrin yeni bir fay hattı
28.3.2018
Afrin ve sonrası hâlimiz
14.1.2018
CHP, HDP ve muhafazakâr otoriter cumhuriyete doğru
4.1.2018
2019’da korkulanın olmaması için
15.12.2017
Filistin çıkmazı haydut devlet
2.12.2017
ABD’deki dava sizin meseleniz
30.10.2017
smanlıyı ve bugünü, Girit tarihinden bakarak anlamak
23.10.2017
Osman Kavala
26.6.2017
Referandum gerçekçiliği
19.6.2017
Krizi fırsata dönüştürmek
11.6.2017
Ortadoğu’da yalnızlaşan Türkiye
29.5.2017
Yeni siyaset ve sivil toplum
13.5.2017
Çözümün, barışın zeminini güçlendirmek
4.5.2017
Savaşta yeni cephe
25.4.2017
Kürdler mi şaşırttı, şaşkınlık mı?
19.4.2017
Referandumun gösterdiği
15.4.2017
'Referandum, ölüme yatmak'
8.4.2017
Kerkük: keskin bıçak
3.4.2017
Sonucu algı operasyonu belirleyecek
25.3.2017
Newroz ve Dolmabahçe
19.3.2017
Newroz ve Dolmabahçe
14.3.2017
Barış ve özgürlükler için 'Hayır'
4.3.2017
HDP'nin HAYIR'ı
20.2.2017
Referandum, Kürdler, ‘biz’
11.2.2017
AKP geri dönülmesi zor yolda
9.2.2017
Barış Ne Zaman
5.2.2017
Tek yetkili Beştepe’ye doğru
28.1.2017
Kırmızı çizgilerin sonu
22.1.2017
Astana toplantısı ve barış
20.1.2017
ABD karşıtlığı rejimi dizaynın bir parçası
8.1.2017
Pesimizm, bıkkınlık ve alışmayacağız
2.1.2017
2017'de Kürd Meseles
25.12.2016
13. İnsan Hakları Hareketi Konferansı
20.12.2016
Öfke ve kin siyaseti
4.12.2016
Tasfiyeler çöküştür
15.11.2016
Trump ve Kürdler
7.11.2016
Sona doğru
1.11.2016
Gültan Kışanak ve Fırat Anlı
24.10.2016
Musul ve Türklük halleri
17.10.2016
Sivil alanda savaş, başkanlık
11.10.2016
Güvenliği tehdit eden siyaset
3.10.2016
Kolombiya ve Kürd barışı
26.9.2016
Kürdler, birlik ve gelecek
19.9.2016
Öcalan’ın çağrısı ve ara rejim
11.9.2016
Sorun kırılan gönülleri onarmak
5.9.2016
Israrla barış açısını savunmak
29.8.2016
Cerablus ve barış
22.8.2016
Büyük felaket öncesi
15.8.2016
Ötekileştirme ve CHP
8.8.2016
Ayrımcılık vebası ve milli birlik tebaası
2.8.2016
Türkiye nereye gidiyor?
25.7.2016
Darbe, OHAL ve üç açmaz
18.7.2016
Ak Parti, dünya trendinin parçası
11.7.2016
Ortadoğu, Kürdler ve demokrasi cephesi
4.7.2016
Dış politikada değişiklik ve belirtileri
27.6.2016
Dönüşü olmayan yol
20.6.2016
Aracı KDP neden olmasın
14.6.2016
Daha da kirlenen savaş
6.6.2016
Çözüme yol arayışı
30.5.2016
Yeni milli Türkiye ve Kürd karşıtlığı
24.5.2016
Kazananı olmayan oylama
16.5.2016
Paralı asker savaşta
9.5.2016
Şahinleşen iktidar
25.4.2016
Çözüm zorda
19.4.2016
Dokunulmazlıklara dokunmak
11.4.2016
Barış, cumhuriyetçiler ve muhafazakârlar
28.3.2016
Amed Newrozu ardından
21.3.2016
Newroz’da barış tutuklu
14.3.2016
Ortadoğu’da yeni dönem ve Kürdler
7.3.2016
Anayasa’ya Cumhurbaşkanı engeli
29.2.2016
Anayasa’ya Türklük engeli
23.2.2016
Felakete kulaç atılıyor
15.2.2016
Kürdistan Ulusal Birliği
8.2.2016
Ortadoğu ve Kürdler
2.2.2016
Kürdlerin tarih sahnesi çıkışına itiraz
28.1.2016
İmralı Notları ve süreç
12.1.2016
DTK, Çözüm Süreci’nin örtüsünü açtı
28.12.2015
Batının sessizliği üzerine
24.12.2015
Barzani sonrası tartışmalar
20.12.2015
Ya Çözüm
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive