Hakan TAHMAZ

basnews.com



Bookmark and Share

Yerel seçimler ve sonrası


30.04.2019 - Bu Yazı 538 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 31 Mart seçimleriyle Türkiye siyasetinde taşlar yerinden oynadı. Son beş yıldır yaşanan bölgesel gelişmelerin ve 15 Temmuz darbe girişiminin uzantısı siyasal krize eşlik eden ekonomik krizin yarattığı depremin de etkisiyle Türkiye yönetilemez bir hâl aldı.

Süreci Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Kobani düştü, düşecek” sözlerini sarf ettiği ve Kürt siyasetinin çözüm sürecinin sonlandırılmasının arifesinde Kobani direnişi çağrısı yaptığı 2014 sonbaharından başlatmak isabetli olur.

Çözüm sürecinin sonlandırılması ve 15 Temmuz darbe girişimi, AK Parti’nin ipinin bir ucunun MHP lideri Devlet Bahçeli’nin eline geçmesini getirdi. Süreç içinde AK Parti, MHP ile stratejik ortaklık kurma yoluna girdi. Kendi beka sorununu böyle aşabileceğini sandı.

Hiç de öyle olmadı. Son iki seçimdir, partisine ders vermek isteyen seçmeninin oyu AK Parti’den MHP'ye kaydı. İttifaktan MHP daha kârlı çıktı. Bu, sandık sonuçlarından çok daha derin sonuçlara yol açtı. AK Parti, MHP’nin Türk milliyetçisi tezlerine, görüşlerine her gün biraz daha yaklaştı. MHP, AK Parti’yi kemirdi. Zamanla bu MHP’lileşme eğilimi, AK Parti seçmeninde huzursuzluk yarattı, tepkilere yol açtı.

Cumhurbaşkanı hükümet sistemi tartışmalarında ve 24 Haziran 2018 seçimlerinde, Türkiye’nin salt iktidar partisi kaynaklı sorunla karşı karşıya olmadığı, bir yönüyle de muhalefet sorunuyla karşı karşıya olunduğu görüldü.

Yeni tür Türk milliyetçisi parti kaybetti

31 Mart seçimlerini AK Parti kaybetti. Rant paylaşımının, nüfusun yoğunlaştığı Ankara, İstanbul gibi üretim ve şehirleşme merkezlerinin büyükşehir belediye başkanlıklarını muhalefetin kazanması, iktidar partisi seçmeninin bir kısmının sandığa gitmemiş olması ve iktidar bloğunun oy kaybetmesi, muhalefetin başarısından daha çok iktidar bloğunun başarısızlığı belirledi.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerine yapılan “olağanüstü itiraz” AK Parti’nin lehine sonuçlansa da, seçimler yenilense de bu değişmeyecektir. Hatta yenilenen seçimleri kazansa bile değişmeyecektir. AK Parti adım adım büyük yenilgiye yaklaşıyor. Çözülme süreci hız aldı.

AK Parti’nin seçim sürecini yönetecek performansı gösterememesi bile bunun işaretidir. Türkiye’de, belki de dünyada ilk kez bir iktidar partisi bu kadar yaygın ve çok yönlü seçim sonuçlarına itiraz etti ve sonucu değiştiremedi. Hem de dünyanın gözleri önünde seçimleri yöneten il, ilçe ve yüksek seçim kurullarını baskı altına aldığı koşullarda.

AK Parti, MHP ile kurduğu iş birliği ile “yeni tür Türk milliyetçisi” partiye dönüştürülüyor. Siyasetin merkezi Türk milliyetçiliği ve klasik ceberrut, kanunsuz devlet uygulamalarıyla tahkim ediliyor.

Otoriter ve tek adam rejimi inşa etmeyle sınırlı olmayan bir toplumsal dönüşüm çabası içine girildi. Çubuk’ta CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik saldırıyı, linç girişimini meşrulaştırıcı tutumları, adeta saldırıdan “kahramanlık hikayesi” çıkarma gayreti; HDP Eş Başkanı Pervin Buldan’a karşı 23 Nisan töreninde TBMM’de yapılan saygısızlık; hatta ve hatta HDP’li Kars Belediye Başkanı Ayhan Bilgen’e yüksek rütbeli bir askeri bürokratin el uzatmama cüretkârlığı, inşa etmeye çalıştıkları bu yeni ayrımcı rejimlerinin uygulamaları olarak görebiliniz.

AK Parti sürdürülebilir krizle ayakta kalmaya çalışacak

31 Mart seçimlerinde başarısız olan, seçmen desteği azalan AK Parti, yenilmemek için siyasal krizi sürdürülebilir bir mertebede tutarak kendini tahkim yoluna gidecek. Cumhurbaşkanının “gaz sıkışması ve Türkiye ittifakı” gibi yaklaşımları bunun işareti.

Ankara’da ve İstanbul’da elde ettiği ilçe belediye başkanı ve belediye meclis üyesi çoğunluğu ve yerel yönetimler yasasında yapacağı değişiklikle muhalefeti zorlamayı deneyecek. Merkezi yönetim yetkisini kullanarak sıkıştırma ve etkisizleştirme stratejisi izleyecek.

Bütün bunların geri tepme ve AK Parti’yi vurma olasılığı da hiç de az değil. Özellikle İstanbul’da seçim gecesi ve sonrasında Ekrem İmamoğlu’nun gösterdiği performans ve kriz yönetme becerisi dikkate alındığında, AK Parti’nin başarısızlığının tavan yapması, yenilgiye uğraması sürpriz olmaz.

AK Parti'nin bu süreçte YSK’yı baskılayarak İstanbul’da seçimlerin yenilenmesi kararı aldırması bu süreci hızlandıracak. Yenileme kararı ilçe belediye başkanlarını da kapsarsa, seçim sonuçları AK Parti aleyhine daha fazla değişebilir. Büyük bir yenilgiye dönüşebilir.

Tabanındaki rahatsızlık

Bu nedenle, tabanda partinin eski ayarlarına hızla dönmesi isteği daha yüksek sesle dillendiriliyor. Bu doğrultudaki gazete köşe yazıları, seçimlerden sonra hızla arttı.

Bir süredir ismi yeni parti kurma çalışmalarıyla anılan eski başbakanlardan Ahmet Davutoğlu, hafta başında 15 sayfalık bir yazı yayınladı. Anayasa Mahkemesi eski başkanlarından Haşim Kılıç iki gün önce bir ödül törenindeki konuşmasında ağır eleştirilerde bulundu. Anlaşılan AK Parti içinden yeni parti çıkarma çalışması hızlanacak.

Esasında sorun, AK Parti’nin eski ayarlarına dönmesiyle veya Türkiye ittifakı ya da muhaliflerin uzun bir süredir izlemiş oldukları RTE karşıtlığıyla sınırlı siyasetle aşılabilecek bir sorunun çok daha ötesinde ve çok daha büyük bir problem ile yüz yüze olunduğunun hâlâ yeterince kavranamamış olunmasında.

Türkiye’de siyasetinin köklü bir muhasebe ihtiyacı var. Bundan hiç kimse ve hiçbir kesim muaf değildir. Bu nedenle bu sınırlılıktaki arayışlardan bir sonuç çıkma olasılığı oldukça düşük. Kaldı ki, son dönemde girdiği yoldan geri dönüş imkânsız değil ama oldukça zor, büyük bir cesaret, çok radikal dönüşüm gerekli.

Türkiye 31 Mart sonrası yeni bir döneme girdi. Bir iki yıl içinde yönünü netleştirecek. Bu geçiş dönemini kavramak ve etkili, dönüştürücü siyaset için ilk adımlardan biri, AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 27 04.2019 cumartesi günü partisinin 28. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı’nda yaptığı tarihi açılış konuşmasının analiziyle başlanabilir. Hâlâ siyasetin belirleyici aktörü.

Her şeyden önce Davutoğlu ve Kılıç gibi kendi sorumluluklarıyla ilgili tek bir cümle kurmadan yüksek perdeden açıklamalar yapmak hiç kimseye yol aldırmayacaktır. Her şey bir tarafa sadece Saadet Partisi’nin iki seçimdir yaşadıkları, neyin çözüm olmadığını göstermeye yetecek kadar deney sunuyor.

Demokratik odak/ittifak

Son seçimlerde HDP’nin izlediği ittifak siyasetinden çıkarılması gereken çok ders var. AK Parti’ye batıda kaybettirmek olarak tanımladıkları/indirgendikleri seçim stratejisi, AK Parti’ye kaybettirdi ama kendisinin de demokratik siyaset dışına itelenmesine çanak tutan bir politikaya dönüştü. Bir anlamda kendi geleceğini büyük ölçüde tehlikeye attı. Kendisi de siyasetin kaybedeni oldu. 24 Haziran seçimlerinde oy veren Kürt seçmenin 31 Mart seçimlerinde ciddi oranda sandığa gitmemesi iyi analiz edilmeden, İstanbul, Adana, Mersin, Antalya ve Ankara gibi kentlerde CHP’nin seçim kazanmasındaki yüksek katkısıyla sınırlı başarı hikayesi anlatılması pek gerçekçi değildir.

HDP’nin zor koşullarda 60’a yakın belediyeyi kayyımdan geri alması hiç de küçümsenecek bir şey değil. Geri alamadığı -bazı önemli yerler dahil- 40’tan fazla belediyenin olduğunu ve birçok yerde ciddi oy kaybı yaşadığını da unutmamak koşuluyla.

CHP, son iki seçimi doğru analiz ettiğinde görecektir ki, seçmen alışılagelen tarz, yöntem ve bildik çözüm önerilerinin dışında yeni, özgürlükçü, eşitlikçi, demokratik, barışçıl çağrı ve katılımcı çözüm önerilerine kulak kabartıyor. CHP seçmeni de büyük ölçüde statükocu arayışlardan ve tarzlarda uzak durma eğilimi gösteriyor. Son seçim sonuçları, Türkiye’nin hak, adalet, hukuk ve barış yolunda sağlıklı ve sağlam ilerleyebilmesinin, CHP’nin kendi sağından medet uman yaklaşımlarından ve arayışlardan geri durmasıyla mümkün olacağını bir kez daha gösterdi.

AK Parti’nin 17 yıllık siyasal serüveni, hatta son üç yıl çok net ve açık bir biçimde gösteriyor ki, Türkiye’de demokratik, evrensel değer ve kriterler çerçevesinde tereddütsüz tutarlı, bütüncül bir programa sahip siyasal odak inşa etmeden bu sürecin sağlıklı aşılmasının imkanı yoktur. Bölgesel, küresel ve iç dinamikler bakımından Türkiye'ye yol aldırabilecek olan böylesine bir siyasal iradeyle yapay kutuplaşmayı ve yanlış temellerde gelişen saflaştırmayı ortadan kaldırmayı dayatıyor.

Muhalefet hareketi gönül eğlendirmekten uzak durarak, Yenikapı ittifakına benzer Türkiye ittifakı gibi önerilerden, AK Parti artıklarından bir şey çıkabilir beklentisinden uzak durarak, demokratik ittifak/odak yaratmaya yönelmelidir. Aksi hâlde krizi derinleştirici bir rol oynamaktan bir adım ileri gidilemez. Ankara, İstanbul’da seçim sonuçlarıyla sağlanan moral üstünlük bir anda yok olur.

Sonunda kazanmanın yolunun rehavete ve öfkenin çaresizliğine kapılmadan, akılla öfkeyi yönetmekten geçtiğini unutmamak gerekiyor.

Hakan Tahmaz

(www.hakantahmaz.com)

Facebook Yorumları

reklam
30.04.2019
Yerel seçimler ve sonrası
15.4.2019
Sayım çıkmazı ve ayrımcılık
17.2.2019
İYİ Parti’nin peşinden sürüklenmek
21.1.2019
Parlamentoyu savunmak
2.11.2018
Cumhur İttifakı: Mecburi koalisyona devam
20.10.2018
Gizli tanık yargısı
25.9.2018
Yeni sisteme muhalefet
12.9.2018
Üçlü Tahran zirvesi
2.9.2018
Galatasaray Meydanı ve siyasal İslamcılar
23.8.2018
ABD’den sonra Suriye krizi de alevlenebilir
10.8.2018
Suriye ve Kürtler
4.8.2018
eni rejim, meşruiyet, hak ve özgürlükler
28.7.2018
Yeni rejim, meşruiyet, hak ve özgürlükler
24.7.2018
Seçim sonrası Türkiye
28.6.2018
Seçimler, Türk milliyetçiliği ve otoriterizm
24.6.2018
Kötü insanlar ittifakının panzehiri HDP/Demirtaş
9.6.2018
Darbe ve muhalefet cephesi
1.6.2018
CHP’nin cesur çıkışının gerekleri
26.5.2018
Seçimler ve barışın araçsallaştırılması
19.5.2018
Normalleşme, HDP ve Demirtaş
12.5.2018
Sevgili Celalettin, bu kez T A M A M
1.5.2018
24 Haziran seçimleri: Pirus zaferi
20.4.2018
Zor seçim ve zorlaşan günler
14.4.2018
Muhbir, itirafçı ve “elin kiri”
7.4.2018
Afrin yeni bir fay hattı
28.3.2018
Afrin ve sonrası hâlimiz
14.1.2018
CHP, HDP ve muhafazakâr otoriter cumhuriyete doğru
4.1.2018
2019’da korkulanın olmaması için
15.12.2017
Filistin çıkmazı haydut devlet
2.12.2017
ABD’deki dava sizin meseleniz
30.10.2017
smanlıyı ve bugünü, Girit tarihinden bakarak anlamak
23.10.2017
Osman Kavala
26.6.2017
Referandum gerçekçiliği
19.6.2017
Krizi fırsata dönüştürmek
11.6.2017
Ortadoğu’da yalnızlaşan Türkiye
29.5.2017
Yeni siyaset ve sivil toplum
13.5.2017
Çözümün, barışın zeminini güçlendirmek
4.5.2017
Savaşta yeni cephe
25.4.2017
Kürdler mi şaşırttı, şaşkınlık mı?
19.4.2017
Referandumun gösterdiği
15.4.2017
'Referandum, ölüme yatmak'
8.4.2017
Kerkük: keskin bıçak
3.4.2017
Sonucu algı operasyonu belirleyecek
25.3.2017
Newroz ve Dolmabahçe
19.3.2017
Newroz ve Dolmabahçe
14.3.2017
Barış ve özgürlükler için 'Hayır'
4.3.2017
HDP'nin HAYIR'ı
20.2.2017
Referandum, Kürdler, ‘biz’
11.2.2017
AKP geri dönülmesi zor yolda
9.2.2017
Barış Ne Zaman
5.2.2017
Tek yetkili Beştepe’ye doğru
28.1.2017
Kırmızı çizgilerin sonu
22.1.2017
Astana toplantısı ve barış
20.1.2017
ABD karşıtlığı rejimi dizaynın bir parçası
8.1.2017
Pesimizm, bıkkınlık ve alışmayacağız
2.1.2017
2017'de Kürd Meseles
25.12.2016
13. İnsan Hakları Hareketi Konferansı
20.12.2016
Öfke ve kin siyaseti
4.12.2016
Tasfiyeler çöküştür
15.11.2016
Trump ve Kürdler
7.11.2016
Sona doğru
1.11.2016
Gültan Kışanak ve Fırat Anlı
24.10.2016
Musul ve Türklük halleri
17.10.2016
Sivil alanda savaş, başkanlık
11.10.2016
Güvenliği tehdit eden siyaset
3.10.2016
Kolombiya ve Kürd barışı
26.9.2016
Kürdler, birlik ve gelecek
19.9.2016
Öcalan’ın çağrısı ve ara rejim
11.9.2016
Sorun kırılan gönülleri onarmak
5.9.2016
Israrla barış açısını savunmak
29.8.2016
Cerablus ve barış
22.8.2016
Büyük felaket öncesi
15.8.2016
Ötekileştirme ve CHP
8.8.2016
Ayrımcılık vebası ve milli birlik tebaası
2.8.2016
Türkiye nereye gidiyor?
25.7.2016
Darbe, OHAL ve üç açmaz
18.7.2016
Ak Parti, dünya trendinin parçası
11.7.2016
Ortadoğu, Kürdler ve demokrasi cephesi
4.7.2016
Dış politikada değişiklik ve belirtileri
27.6.2016
Dönüşü olmayan yol
20.6.2016
Aracı KDP neden olmasın
14.6.2016
Daha da kirlenen savaş
6.6.2016
Çözüme yol arayışı
30.5.2016
Yeni milli Türkiye ve Kürd karşıtlığı
24.5.2016
Kazananı olmayan oylama
16.5.2016
Paralı asker savaşta
9.5.2016
Şahinleşen iktidar
25.4.2016
Çözüm zorda
19.4.2016
Dokunulmazlıklara dokunmak
11.4.2016
Barış, cumhuriyetçiler ve muhafazakârlar
28.3.2016
Amed Newrozu ardından
21.3.2016
Newroz’da barış tutuklu
14.3.2016
Ortadoğu’da yeni dönem ve Kürdler
7.3.2016
Anayasa’ya Cumhurbaşkanı engeli
29.2.2016
Anayasa’ya Türklük engeli
23.2.2016
Felakete kulaç atılıyor
15.2.2016
Kürdistan Ulusal Birliği
8.2.2016
Ortadoğu ve Kürdler
2.2.2016
Kürdlerin tarih sahnesi çıkışına itiraz
28.1.2016
İmralı Notları ve süreç
12.1.2016
DTK, Çözüm Süreci’nin örtüsünü açtı
28.12.2015
Batının sessizliği üzerine
24.12.2015
Barzani sonrası tartışmalar
20.12.2015
Ya Çözüm
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive