Hakan TAHMAZ

basnews.com



Bookmark and Share

Sayım çıkmazı ve ayrımcılık


15.4.2019 - Bu Yazı 123 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 31 Mart seçim sonuçları ve tartışmaları daha çok uzun bir dönem etkilerini sürdüreceğe benziyor. Seçimlerin siyasal sonuçlarından öte seçim ve sandık güvenliği konusu Türkiye’nin çok partili sisteme geçiş sonrası bizzat iktidar partisi eliyle son derece sarsıcı bir dönem yaşanıyor. Esasen, seçimlerden ziyade sayım sonuçlarının netleşmeye başlaması sonrası yaşananlar önem kazandı.

Türkiye, seçimleri “düzgün” yapmakla her zaman övünmüştür. Muhaliflerin, bu konudaki çeşitli eleştirileri ve itirazları ise hep kulak ardı atılmış, abartıldığı iddia edilmiştir.

İktidar partisinin oyların sayımından şikâyet ettiği ne Türkiye’de ne de başka bir ülke de vaki değildi. Seçimlerin sağlıklı, güven içinde yapılmasını sağlamak durumunda olanların bundan yakınması için arka planında başka şeylerin olması gerekir.

1990’lı yıllarda bölge illerinde OHAL koşullarında seçimlere gölge düşüren güvenlik bürokrasisinin uygulamaları ve müdahaleleri görmezlikten gelindi ve bölgede farklı yasalar uygulandı. Bölge söz konusu olunca büyük bir sessizlik ve hızla da milli mutabakat oluşuyordu.

AK Parti’nin iktidar olmasıyla çeşitli sıkıntılar yaşansa da bu özel uygulamalara büyük ölçüde son verildi. Şikayetler azaldı. Ta ki 2017 referandumuna kadar. Yerinden edilmiş, boşaltılmış, yıkılmış harabeye dönmüş yerleşim yerlerinde hukuksuz sandık birleştirmeleri, HDP’nin çalışmalarını önlemeye yönelik baskılar, güvenlik önlemleri ve sayım hileleri yeniden devreye sokuldu.

Ayrımcılık bulaşıcıdır

AK Parti’nin devlet kurumlarını ve olanakları kullanarak muhalefeti baskı altına alarak yürüttüğü son referandum kampanyasından şikâyet eden ana muhalefet partisi ve AK Parti karşıtlarının birçok kesimi bunları önemsemedi, ağızlarına almadılar.

Bugün de aynı tutum sergileniyor. Hem de HDP’nin muhalefet partilerine koşulsuz destek verdiği bir seçim sonrasında. HDP eski Eş Başkanlarından Selahattin Demirtaş’ın Edirne cezaevinden, “Bütün halkımıza, tabanımıza çağrım, varsa azıcık hatırım, ricam şudur ki gerekirse bağrınıza taş basın, ama mutlaka sandığa gidip ‘Faşizme hayır’ anlamına gelecek oyunuzu kullanın. Seçim sonuçları, demokrasi ve barışın gelişmesine fırsat sunabilir” çağrısı yaptığı ve bunun seçim sonuçlarına önemli etkisi olduğu bir eşikte.

Bu bahsi kapatmadan şunu belirtmek isterim. HDP’nin seçim sonuçlarına ilişkin yaptığı itirazlarının birinin bile seçim kurullarınca kabul edilmemiş olması ve her biri için alelacele ret kararı verilmesi ne derece sorunlu ise muhalefet partilerinin bu ayrımcılığı yok sayması da bir o kadar sorundur. Bu bariz ayrımcılık daha derin siyasal ve sosyal sorunlara kapı aralayan bir yaklaşımdır.

Seçim sonuçlarına ilişkin tartışma AK Parti döneminde hiç eksik olmadı. CHP her seçimde bir biçimde hile konusunu gündeme getirdi. İktidar partisi yetkilileri ise Türkiye’de seçim sisteminin, açık sayımın güvenliğinden dem vurarak muhalefetin itirazlarını başarısızlıklarını gizleme çabaları olarak tanımladı. Seçim sistemini yere göğe sığdıramıyordu.

17 Nisan 2017 referandumu ve 24 Haziran 2018 genel seçimlerinde muhalefetin itirazları daha da arttı, sayımlar şaibeli ilan edilme aşamasına kadar vardırıldı. Yüksek Seçim Kurulu tartışmalı bir hal aldı. Bu seçimlerde ise YSK’nın yanına devletin resmi Anadolu Ajansı (AA) da eklendi.

Bir ilk, iktidar sayımlardan şikayetçi

Bir hafta önce gerçekleşen 31 Mart seçimlerinin sayımında ortaya çıkan tablo işin boyutunu değiştirdi. Neredeyse ülkenin dört bir yanında sayımlara itiraz edildi. Bunların başını da kaybettiği her yerde seçime itiraz eden iktidar partisi çekiyor.

Bir haftadır İstanbul’da sandıkların sayımıyla ilgili süren tartışma ve itirazlar var olan siyasal krizin daha da derinleşerek süreceğini gösteriyor. 17 yıl sonra AK Parti muhaliflerinin ele geçirdiği moral üstünlüğe dahi tahammül edemeyen iktidar, yasal zemini ve demokratik teamülleri zorlayan uygulamalarla iktidarı ve ekonomik, siyasal rant alanlarını terk etmemek için direniyor.

AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Pazartesi günü Rusya’ya gitmeden önce İstanbul Atatürk Hava Alanında yaptığı basın toplantısında kurduğu “Biz burada organize bazı suçların işlendiğini gördük, görüyoruz” ve İstanbul seçimlerini kastederek “usulsüzlük bazı değil, neredeyse bütünü usulsüz” cümleleri iktidar partisinin içine düştüğü acizliğin göstergesi olsa gerek.

Yenilgiyi tatmaya hazır olmadığı anlaşılan AK Parti yönetimi birçok şeyi göze almış görünüyor. Nitekim bu açıklamadan bir gün önce AKP Genel Başkan Yardımcısı Ali İhsan Yavuz, “Sandığın başında bir şeyler oldu, sandığın başında en yetkili kişilerce bir şeyler yapılmış olabilir” ifadesiyle bunu ima etmişti. Tabii, her şeyi kontrol eden iktidar partisinin kendisi için en kritik illin seçim kurullarındaki ‘tezgâhı’ engelleyememesini kendi seçmenine dahi inandırmakta zorlanacağı açık.

Bütün bunlar olup biterken yanıtlanması gereken bir dizi soruyu yanıtlamaktan kaçınıyor iktidar partisi. Bunlardan biri sadece büyükşehir belediye başkanı oylarının sayımında hile yapanlar, ilçe belediye başkanlığı ve belediye meclis üyeliği oylarının sayımında hile yapmamışlar mı? Sahte seçmenler sadece iktidar partisinin kaybettiği başkanlık seçimlerinde mi oy kullanmışlar; iktidar partisinin kazandığı yerlerde hiç hile, yanlış yok mu? Bu “çamura yatmak” “koltuğu bırakmak istememek” değilse nedir? İnsan hafızasının bunu alması pek mümkün değil.

31 Mart seçimlerinden sonrasında olup bitenler, seçimle gelenin seçimle gitmeye rıza göstermemesi olarak algılanması, toplumdan siyasete ve demokratik kültüre negatif etkilerinin ağır faturası nasıl karşılanacak acaba? Türkiye ekonomisinin bu yüklü faturayı kaldırabilecek güce sahip olmadığı aşikâr. Bu da irkiltmiyorsa söylenecek başka bir şey yok demektir. Sandık sonuçlarını kabul etmemenin siyasal, toplumsal altüst oluşu da beraberinde getirme potansiyelini göz ardı etmek herkese kaybettirecektir. Yarım yamalak demokrasi ağır darbe vurur. Türkiye’nin kendine gelmesi uzun yılları alır. Bu risk göze alınamaz. Alanlara da hiçbir hayrı dokunmaz.

Hakan Tahmaz

(www.hakantahmaz.com)

Facebook Yorumları

reklam
15.4.2019
Sayım çıkmazı ve ayrımcılık
17.2.2019
İYİ Parti’nin peşinden sürüklenmek
21.1.2019
Parlamentoyu savunmak
2.11.2018
Cumhur İttifakı: Mecburi koalisyona devam
20.10.2018
Gizli tanık yargısı
25.9.2018
Yeni sisteme muhalefet
12.9.2018
Üçlü Tahran zirvesi
2.9.2018
Galatasaray Meydanı ve siyasal İslamcılar
23.8.2018
ABD’den sonra Suriye krizi de alevlenebilir
10.8.2018
Suriye ve Kürtler
4.8.2018
eni rejim, meşruiyet, hak ve özgürlükler
28.7.2018
Yeni rejim, meşruiyet, hak ve özgürlükler
24.7.2018
Seçim sonrası Türkiye
28.6.2018
Seçimler, Türk milliyetçiliği ve otoriterizm
24.6.2018
Kötü insanlar ittifakının panzehiri HDP/Demirtaş
9.6.2018
Darbe ve muhalefet cephesi
1.6.2018
CHP’nin cesur çıkışının gerekleri
26.5.2018
Seçimler ve barışın araçsallaştırılması
19.5.2018
Normalleşme, HDP ve Demirtaş
12.5.2018
Sevgili Celalettin, bu kez T A M A M
1.5.2018
24 Haziran seçimleri: Pirus zaferi
20.4.2018
Zor seçim ve zorlaşan günler
14.4.2018
Muhbir, itirafçı ve “elin kiri”
7.4.2018
Afrin yeni bir fay hattı
28.3.2018
Afrin ve sonrası hâlimiz
14.1.2018
CHP, HDP ve muhafazakâr otoriter cumhuriyete doğru
4.1.2018
2019’da korkulanın olmaması için
15.12.2017
Filistin çıkmazı haydut devlet
2.12.2017
ABD’deki dava sizin meseleniz
30.10.2017
smanlıyı ve bugünü, Girit tarihinden bakarak anlamak
23.10.2017
Osman Kavala
26.6.2017
Referandum gerçekçiliği
19.6.2017
Krizi fırsata dönüştürmek
11.6.2017
Ortadoğu’da yalnızlaşan Türkiye
29.5.2017
Yeni siyaset ve sivil toplum
13.5.2017
Çözümün, barışın zeminini güçlendirmek
4.5.2017
Savaşta yeni cephe
25.4.2017
Kürdler mi şaşırttı, şaşkınlık mı?
19.4.2017
Referandumun gösterdiği
15.4.2017
'Referandum, ölüme yatmak'
8.4.2017
Kerkük: keskin bıçak
3.4.2017
Sonucu algı operasyonu belirleyecek
25.3.2017
Newroz ve Dolmabahçe
19.3.2017
Newroz ve Dolmabahçe
14.3.2017
Barış ve özgürlükler için 'Hayır'
4.3.2017
HDP'nin HAYIR'ı
20.2.2017
Referandum, Kürdler, ‘biz’
11.2.2017
AKP geri dönülmesi zor yolda
9.2.2017
Barış Ne Zaman
5.2.2017
Tek yetkili Beştepe’ye doğru
28.1.2017
Kırmızı çizgilerin sonu
22.1.2017
Astana toplantısı ve barış
20.1.2017
ABD karşıtlığı rejimi dizaynın bir parçası
8.1.2017
Pesimizm, bıkkınlık ve alışmayacağız
2.1.2017
2017'de Kürd Meseles
25.12.2016
13. İnsan Hakları Hareketi Konferansı
20.12.2016
Öfke ve kin siyaseti
4.12.2016
Tasfiyeler çöküştür
15.11.2016
Trump ve Kürdler
7.11.2016
Sona doğru
1.11.2016
Gültan Kışanak ve Fırat Anlı
24.10.2016
Musul ve Türklük halleri
17.10.2016
Sivil alanda savaş, başkanlık
11.10.2016
Güvenliği tehdit eden siyaset
3.10.2016
Kolombiya ve Kürd barışı
26.9.2016
Kürdler, birlik ve gelecek
19.9.2016
Öcalan’ın çağrısı ve ara rejim
11.9.2016
Sorun kırılan gönülleri onarmak
5.9.2016
Israrla barış açısını savunmak
29.8.2016
Cerablus ve barış
22.8.2016
Büyük felaket öncesi
15.8.2016
Ötekileştirme ve CHP
8.8.2016
Ayrımcılık vebası ve milli birlik tebaası
2.8.2016
Türkiye nereye gidiyor?
25.7.2016
Darbe, OHAL ve üç açmaz
18.7.2016
Ak Parti, dünya trendinin parçası
11.7.2016
Ortadoğu, Kürdler ve demokrasi cephesi
4.7.2016
Dış politikada değişiklik ve belirtileri
27.6.2016
Dönüşü olmayan yol
20.6.2016
Aracı KDP neden olmasın
14.6.2016
Daha da kirlenen savaş
6.6.2016
Çözüme yol arayışı
30.5.2016
Yeni milli Türkiye ve Kürd karşıtlığı
24.5.2016
Kazananı olmayan oylama
16.5.2016
Paralı asker savaşta
9.5.2016
Şahinleşen iktidar
25.4.2016
Çözüm zorda
19.4.2016
Dokunulmazlıklara dokunmak
11.4.2016
Barış, cumhuriyetçiler ve muhafazakârlar
28.3.2016
Amed Newrozu ardından
21.3.2016
Newroz’da barış tutuklu
14.3.2016
Ortadoğu’da yeni dönem ve Kürdler
7.3.2016
Anayasa’ya Cumhurbaşkanı engeli
29.2.2016
Anayasa’ya Türklük engeli
23.2.2016
Felakete kulaç atılıyor
15.2.2016
Kürdistan Ulusal Birliği
8.2.2016
Ortadoğu ve Kürdler
2.2.2016
Kürdlerin tarih sahnesi çıkışına itiraz
28.1.2016
İmralı Notları ve süreç
12.1.2016
DTK, Çözüm Süreci’nin örtüsünü açtı
28.12.2015
Batının sessizliği üzerine
24.12.2015
Barzani sonrası tartışmalar
20.12.2015
Ya Çözüm
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Düzce Satılık ve Kiralık Emlaklar Emlak8.net