Hakan TAHMAZ

basnews.com



Bookmark and Share

Parlamentoyu savunmak


21.1.2019 - Bu Yazı 192 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Cumhurbaşkanı Hükümet Yönetim Sistemi'ne ilişkin itirazların en başında “parlamenter sistemin ortadan kaldırılmak istenmesi” geliyor. Son üç senedir muhalefet, çoğulculuğun, çok partili hayatın, denge denetleme mekanizmalarının ve yargı, yasama ve yürütme arasındaki güçler ayrılığının ortadan kaldırılacağını ve tek partili, tek kişi yönetimine geçilmek istendiğini anlattı.

Haksız değil. Ne kadarsa o kadar da olsa, sözü edilen her şey kaldırıldı. Bütün yetkiler Cumhurbaşkanı’nda toplandı. Parlamentonun işlevini Cumhur İttifakı üstlendi. Korku cumhuriyeti yaratıldı. Bunların hepsi doğru.

Ülkenin, toplumun geldiği yer ortada. Bütün bunlara Cumhur İttifakı çevresinden alçak sesle de olsa yapılan itirazlar artık duyuluyor, görülüyor.

Peki neden geniş kesimlere güven veren, iktidarı sarsan bir alternatif siyasal odak belirmiyor?

İş oy vermeye gelince neden bütün bu konuları dile getiren seçmenler, bir seçimlik de olsa ana muhalefete yeterince kredi açmıyor? Bu kadar mı korkutuldu seçmen ya da bu kadar mı büyük bir “yalan dünya” yarattı AK Parti, MHP ittifakı?

Yoksa, seçmenin çeşitli biçimlerde açtığı krediyi değerlendirme becerisi gösterilememesi ve ana muhalefetin rotasının belirsizliği, bunda başka şeylerin yanı sıra önemli bir etken olmasın?

Örneğin CHP’nin parlamenter sistemi her koşul altında sonuna kadar savunduğunu ve işlevli kılmak konusunda istekli olduğunu, kim iddia edebilir?

2016 yılında parlamento eliyle AK Parti, MHP ittifakının HDP’nin tasfiye girişimine Meclis'te destek çıkan CHP yönetimi değil miydi? Keyfiyete dayalı, HDP’li milletvekillerinin dokunulmazlıklarını kaldıran teklife “referanduma götürülürse seçmene karşı çıkmayı anlatamayız” bahanesiyle "anayasa aykırı ama evet oyu vereceğim" denilmesi unutulabilinir, göz yumulabilinir cinsten bir siyaset miydi?

Birkaç CHP’li milletvekilinin de Selahattin Demirtaş ve arkadaşlarının yanına sos olarak konulmasına dahi aldırmadan, teklife evet oyu vererek parlamentoya ilk büyük darbe vurulmadı mı, nasıl unutulabilir?

Tutuklu HDP’li vekillerin isimlerini, tutuklu CHP Başkan Yardımcı ve milletvekili Enis Berberoğlu ile birlikte dahi ağıza almamak, bu ülkeye pahalıya patlayacağını öngörememek gibi bir aymazlık olamaz. Muharrem İnce’nin 24 Haziran 2018 seçimlerindeki, bu konulardaki alkışlanacak cesaretli tutumunu önceden akla getirmemenin ve sonrasında sürdürmemenin ne anlama geldiği bilmeyen, anlamayan siyasetçi olabilir mi? Seçmen bu kadar mı hiçbir şeyin farkında değil sanıyorsunuz? Yanılıyorsunuz.

Yüzden fazla Kürt belediye başkanı tutuklanırken ne yaptığınıza hiç geriye dönüp baktınız mı ki, parlamenter sistemi savunmak ve “seçilmişlerin seçimle gitmesi” konularında seçmen sizde bir tutarlılık görebilsin, güven duysun?

Bütün bunları seçim öncesi bir an kenara bırakalım. Peki, hâlâ TBMM üyesi Hakkari milletvekili Leyla Güven’in seçimlerden sonra serbest bırakılmamasına, parlamenter görevi yapmasının engellenmesine sessiz kalarak, nasıl parlamenter sistem savunmakta tutarlı olunabilir? Daha da kötüsü, açlık grevinin 68’ci gününde dahi Leyla Güven’in yaşam hakkını savunmaktan korkan, geri duran ana muhalefetin, Cumhur İttifakı'na alternatif odak oluşturmaya önayak olması pek mümkün gözükmüyor.

Silahların susması için siyasetin, barışın önünü açacak talepleri parlamentodan dillendirenlere, açlık grevi yapanlara iktidarın antidemokratik, hukuksuz uygulamalarına sessiz kalarak, iktidara alternatif olunamaz. Bedenini ölüme yatırmış partili milletvekilinin resmini parti binasına asan, il ve ilçe örgütleri güvenlik güçlerince basılıp yöneticileri gözaltına alınacak, tutuklanacak; duymayacaksın, görmeyeceksin, iktidar partisinin arkasına takılmış pozisyona düştüğünde geriye söylenecek söz kalmaz, söylense de inandırıcı olmaz.

Hakan Tahmaz

(www.hakantahmaz.com)

Facebook Yorumları

reklam
17.2.2019
İYİ Parti’nin peşinden sürüklenmek
21.1.2019
Parlamentoyu savunmak
2.11.2018
Cumhur İttifakı: Mecburi koalisyona devam
20.10.2018
Gizli tanık yargısı
25.9.2018
Yeni sisteme muhalefet
12.9.2018
Üçlü Tahran zirvesi
2.9.2018
Galatasaray Meydanı ve siyasal İslamcılar
23.8.2018
ABD’den sonra Suriye krizi de alevlenebilir
10.8.2018
Suriye ve Kürtler
4.8.2018
eni rejim, meşruiyet, hak ve özgürlükler
28.7.2018
Yeni rejim, meşruiyet, hak ve özgürlükler
24.7.2018
Seçim sonrası Türkiye
28.6.2018
Seçimler, Türk milliyetçiliği ve otoriterizm
24.6.2018
Kötü insanlar ittifakının panzehiri HDP/Demirtaş
9.6.2018
Darbe ve muhalefet cephesi
1.6.2018
CHP’nin cesur çıkışının gerekleri
26.5.2018
Seçimler ve barışın araçsallaştırılması
19.5.2018
Normalleşme, HDP ve Demirtaş
12.5.2018
Sevgili Celalettin, bu kez T A M A M
1.5.2018
24 Haziran seçimleri: Pirus zaferi
20.4.2018
Zor seçim ve zorlaşan günler
14.4.2018
Muhbir, itirafçı ve “elin kiri”
7.4.2018
Afrin yeni bir fay hattı
28.3.2018
Afrin ve sonrası hâlimiz
14.1.2018
CHP, HDP ve muhafazakâr otoriter cumhuriyete doğru
4.1.2018
2019’da korkulanın olmaması için
15.12.2017
Filistin çıkmazı haydut devlet
2.12.2017
ABD’deki dava sizin meseleniz
30.10.2017
smanlıyı ve bugünü, Girit tarihinden bakarak anlamak
23.10.2017
Osman Kavala
26.6.2017
Referandum gerçekçiliği
19.6.2017
Krizi fırsata dönüştürmek
11.6.2017
Ortadoğu’da yalnızlaşan Türkiye
29.5.2017
Yeni siyaset ve sivil toplum
13.5.2017
Çözümün, barışın zeminini güçlendirmek
4.5.2017
Savaşta yeni cephe
25.4.2017
Kürdler mi şaşırttı, şaşkınlık mı?
19.4.2017
Referandumun gösterdiği
15.4.2017
'Referandum, ölüme yatmak'
8.4.2017
Kerkük: keskin bıçak
3.4.2017
Sonucu algı operasyonu belirleyecek
25.3.2017
Newroz ve Dolmabahçe
19.3.2017
Newroz ve Dolmabahçe
14.3.2017
Barış ve özgürlükler için 'Hayır'
4.3.2017
HDP'nin HAYIR'ı
20.2.2017
Referandum, Kürdler, ‘biz’
11.2.2017
AKP geri dönülmesi zor yolda
9.2.2017
Barış Ne Zaman
5.2.2017
Tek yetkili Beştepe’ye doğru
28.1.2017
Kırmızı çizgilerin sonu
22.1.2017
Astana toplantısı ve barış
20.1.2017
ABD karşıtlığı rejimi dizaynın bir parçası
8.1.2017
Pesimizm, bıkkınlık ve alışmayacağız
2.1.2017
2017'de Kürd Meseles
25.12.2016
13. İnsan Hakları Hareketi Konferansı
20.12.2016
Öfke ve kin siyaseti
4.12.2016
Tasfiyeler çöküştür
15.11.2016
Trump ve Kürdler
7.11.2016
Sona doğru
1.11.2016
Gültan Kışanak ve Fırat Anlı
24.10.2016
Musul ve Türklük halleri
17.10.2016
Sivil alanda savaş, başkanlık
11.10.2016
Güvenliği tehdit eden siyaset
3.10.2016
Kolombiya ve Kürd barışı
26.9.2016
Kürdler, birlik ve gelecek
19.9.2016
Öcalan’ın çağrısı ve ara rejim
11.9.2016
Sorun kırılan gönülleri onarmak
5.9.2016
Israrla barış açısını savunmak
29.8.2016
Cerablus ve barış
22.8.2016
Büyük felaket öncesi
15.8.2016
Ötekileştirme ve CHP
8.8.2016
Ayrımcılık vebası ve milli birlik tebaası
2.8.2016
Türkiye nereye gidiyor?
25.7.2016
Darbe, OHAL ve üç açmaz
18.7.2016
Ak Parti, dünya trendinin parçası
11.7.2016
Ortadoğu, Kürdler ve demokrasi cephesi
4.7.2016
Dış politikada değişiklik ve belirtileri
27.6.2016
Dönüşü olmayan yol
20.6.2016
Aracı KDP neden olmasın
14.6.2016
Daha da kirlenen savaş
6.6.2016
Çözüme yol arayışı
30.5.2016
Yeni milli Türkiye ve Kürd karşıtlığı
24.5.2016
Kazananı olmayan oylama
16.5.2016
Paralı asker savaşta
9.5.2016
Şahinleşen iktidar
25.4.2016
Çözüm zorda
19.4.2016
Dokunulmazlıklara dokunmak
11.4.2016
Barış, cumhuriyetçiler ve muhafazakârlar
28.3.2016
Amed Newrozu ardından
21.3.2016
Newroz’da barış tutuklu
14.3.2016
Ortadoğu’da yeni dönem ve Kürdler
7.3.2016
Anayasa’ya Cumhurbaşkanı engeli
29.2.2016
Anayasa’ya Türklük engeli
23.2.2016
Felakete kulaç atılıyor
15.2.2016
Kürdistan Ulusal Birliği
8.2.2016
Ortadoğu ve Kürdler
2.2.2016
Kürdlerin tarih sahnesi çıkışına itiraz
28.1.2016
İmralı Notları ve süreç
12.1.2016
DTK, Çözüm Süreci’nin örtüsünü açtı
28.12.2015
Batının sessizliği üzerine
24.12.2015
Barzani sonrası tartışmalar
20.12.2015
Ya Çözüm
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Düzce Satılık ve Kiralık Emlaklar Emlak8.net