Hakan TAHMAZ

basnews.com



Bookmark and Share

Yeni sisteme muhalefet


25.9.2018 - Bu Yazı 173 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Bugün Türkiye’de muhalefet güçlerinin/odaklarının “çeşitli konularda farklı düzeylerde yaşanan kriz ve sorunları, lehlerine çevirmekten neden bu derece uzaklar?” sorusu yanıtı verilemeyen en önemli sorun.

Ekonomik krize, siyasal, kültürel, sosyal sorunlara yanıt veremeyen parlamento içi veya dışı sağ-sol muhalif siyasal güçlerin, sendikaların, meslek odalarının veya yeni sosyal hareketlerin bu durumu iktidarın “gizli gücünü” oluşturuyor.

Bu konuda uzun bir süredir ileri sürülen “doğru ama bu böyle gitmez, iktidar partisinin muhalefetin bu durumundan yararlanmasının da bir sonu olur” görüşü ise son seçimlerde olduğu gibi hayat tarafından uzun süredir doğrulanmıyor.

Son seçim süreci ve sonuçlarının doğru analizi geleceğin kazanılması için artık elzem bir hâl aldı. Sağ ve sol muhalif siyasal güçlerin toplamı seçmenlerinde heyecan uyandıran ve enerji açığa çıkaran bir seçim muhasebesi ortaya koyabilmiş değiller. Tümü değişik düzeylerde iç çekişmeye enerji akıtıyorlar.

Bu tablonun kendisi toplumsal yapının kültürel, siyasal, entelektüel genleriyle ilgi yanlarını ve davranış kalıplarının problemlerini gösteriyor.

Cumhuriyetin mirası

Cumhuriyet projesi, kurulan devlete ulus yaratmak projesi olarak yaşadığı sorunlar nedeniyle gerçek anlamda toplum olma bilincine ulaşmada da başarısızlığı söz konusu. Ulus yaratma bir siyasal kategoridir. Toplum olma sosyolojik bir kategoridir. Toplumu, belirli bir toprak parçasında yaşayan, belirli bir kültürü ve ortak toplumsal kurumları paylaşan insanlar topluluğunun aralarındaki ilişkiler bütünü olarak tanımlamak mümkündür.

Türkiye’de tarihsel gelişim bağlamında, 21. yüzyılda evrensel normlara sahip yurttaşlar toplumu olmaktan uzak, tebaa toplumu olarak yerimizde sayıyoruz.

Son yıllarda iki farklı siyasal ve sosyal gelişme bunun çok çarpık bir biçimde gözler önüne sermiştir. Birincisi dünyanın hiçbir yerinde, seçilmiş en büyük illerinin belediye başkalarını ağlaya ağlaya görevden alan, il başkanlarını, örgüt yöneticilerini değiştiren bir iktidar partisi bizdeki gibi hiçbir şey olmamış gibi seçmenlerde büyük bir onay alma başarısı gösteremez, gösterememiştir. Aksine büyük bir siyasi tasfiye yaşanır.

İkincisi ise etrafımızı hızla saran küçük küçük işçi direnişlerine, kadın cinayetlerine, tacizlere, tecavüzlere, çocuk istismarlarına saymakla bitmeyecek sosyal vakalara karşı duyarsız, hakir, hoyrat, faydacı davranış kalıplarının ve yaklaşımların hızla yaygınlaşması veya görünür hâle gelmesi tam da ulus yaratmadaki başarısızlığın toplum olma noktasında da yaşandığını gösteriyor.

Soma’da hayatlarını kaybedenlerinin yakınlarını tekmeleyen bürokratın adeta ödüllendirilmesini veya insanca çalışma ve yaşam hakkı için direnen hava alanı işçilerini “itler” diye tanımlayan gazetecinin, yazarın veya bir yurttaşın hayatına hiçbir şey olmamış gibi devam ediyor olması ne kadar toplum olduğumuzu ortaya seriyor. Kaybedilen babasının mezarını arayan Cumartesi İnsanı genç kadının ”Verin babamın mezarını gidip evimde oturacağım” diye haykırışını sessiz, tepkisiz izleyenlerin durumuna ne demek gerek?

Muhalefet güçleri bu sosyolojik gerçeği aynen ulus yaratmadaki başarısızlığı kavrayamadığı gibi görmekten oldukça uzak. Bu nedenle 2015 sonrasında Türkiye’nin içine girdiği süreci ve dünyadaki gelişmeleri kavramakta yetersiz. Bu nedenle de kriz ve sorunları kendi lehine çevirme becerisi gösteremiyorlar.

Küreselleşen dünya eski gibi devam edemiyor

II. Dünya Savaşı sonrası oluşturulan uluslararası kurumların, kuralları ve devletler ilişkilerinin yeniden şekillendiği ve belirlendiği bir dönem yaşanıyor. ABD’de yaşananlar, Türkiye’de yaşananlar ve Ortadoğu’da yaşananlar bu sürecin birer parçası.

Ne ABD başkanının, ne Recep Tayyip Erdoğan’ın ne de Rus lider Putin’in tercihleri davranışlarını ve tercihlerini tek başına belirliyor. Esas sorun II. Dünya Savaşı oluşan sistemin değişme ihtiyacının kendini dayatmasıdır.

Başka bir ifadeyle küreselleşen dünya eski kurum, kural, işleyiş, ilişkileriyle yola devam edemez noktaya geldi. Dünyanın 65 ülkesinde çatışma var. Son iki yıldır dünyada, II. Dünya Savaşı’ndaki kadar insan ölmemiştir ama yerinden yurdundan edilmiş insan sayısı tam 3 katıdır. Bu insanlar büyük ölçüde ölüm tehdit altında yaşamlarını sürdürüyorlar.

Son iki yılda Türkiye’de 46 bin insan işkence gördüğü için dava açtı. Aynı süre içinde hak savunucularına güvenlik güçlerine direnmek gibi ulusal ve evrensel hukukta yeri olmayan bir suçtan 26 bin dava açıldı.

II. Dünya Savaşı sonrası geliştirilmek istenen “özgürlükler” devletlerinin yerini tüm dünyada güvenlikçi devlet anlayışı alıyor. Siyasal, sosyal, kültürel hayatı belirleyen devletlerin bekası kaygısı/gerekçe başat konuma yükseldi.

Muhalefet yeni sisteme uygun mücadele yöntem ve araçlar yaratmalı

Türkiye’de de bu konsept çerçevesinde devletin yeniden yapılandırılması neredeyse tamamlandı. Sosyal, siyasal, kültürel hayat tepeden tırnağa değişiyor. Cumhurbaşkanı başkanlık sistemi, ABD ile yaşanan kriz, Türkiye’nin yanlış Ortadoğu politikaları, Kürt karşıtlığı bu büyük projenin birer halkası.

Artık hiç bir şey, hiçbir ülke on yıl öncesi gibi olmayacak. Muhalif siyasal ve sosyal hareketler bunu kavrayabildikleri ölçüde, Türkiye’nin yönelimine etki yapma fırsatını yakalayabilecekler. Eski parlamento sistemine dönme yakın dönemin bir hedefi olamaz. Olsa olsa ancak bir hayal olabilir.

Türkiye’de 24 Haziran seçimi sonrası inşa edilen devletin ve toplumun demokratik dönüş mücadelesi kısa erimli bir hedef olarak planlandığında sonuçsuz kalmaya mahkumdur. Özetle muhalefet güçleri Cumhurbaşkanı başkanlık sistemine uygun mücadele yöntem ve araçlar yaratabildikleri ölçüde güvenlik eksenli politikalar yerini özgürlüklere bırakmak zorunda kalacaktır. Özgürlükler, barış, adalet ve eşitlik gelişecektir.

Demokratik sol güçler, Kürt siyasal güçler, sendikalar ve sivil toplum örgütleri bu yola girmemek için çeşitli bahane ürettikleri ve daha da geciktikleri sürece “beteri varmış” sözünü daha çok duyarız.

Hakan Tahmaz

(www.hakantahmaz.com)

Facebook Yorumları

reklam
25.9.2018
Yeni sisteme muhalefet
12.9.2018
Üçlü Tahran zirvesi
2.9.2018
Galatasaray Meydanı ve siyasal İslamcılar
23.8.2018
ABD’den sonra Suriye krizi de alevlenebilir
10.8.2018
Suriye ve Kürtler
4.8.2018
eni rejim, meşruiyet, hak ve özgürlükler
28.7.2018
Yeni rejim, meşruiyet, hak ve özgürlükler
24.7.2018
Seçim sonrası Türkiye
28.6.2018
Seçimler, Türk milliyetçiliği ve otoriterizm
24.6.2018
Kötü insanlar ittifakının panzehiri HDP/Demirtaş
9.6.2018
Darbe ve muhalefet cephesi
1.6.2018
CHP’nin cesur çıkışının gerekleri
26.5.2018
Seçimler ve barışın araçsallaştırılması
19.5.2018
Normalleşme, HDP ve Demirtaş
12.5.2018
Sevgili Celalettin, bu kez T A M A M
1.5.2018
24 Haziran seçimleri: Pirus zaferi
20.4.2018
Zor seçim ve zorlaşan günler
14.4.2018
Muhbir, itirafçı ve “elin kiri”
7.4.2018
Afrin yeni bir fay hattı
28.3.2018
Afrin ve sonrası hâlimiz
14.1.2018
CHP, HDP ve muhafazakâr otoriter cumhuriyete doğru
4.1.2018
2019’da korkulanın olmaması için
15.12.2017
Filistin çıkmazı haydut devlet
2.12.2017
ABD’deki dava sizin meseleniz
30.10.2017
smanlıyı ve bugünü, Girit tarihinden bakarak anlamak
23.10.2017
Osman Kavala
26.6.2017
Referandum gerçekçiliği
19.6.2017
Krizi fırsata dönüştürmek
11.6.2017
Ortadoğu’da yalnızlaşan Türkiye
29.5.2017
Yeni siyaset ve sivil toplum
13.5.2017
Çözümün, barışın zeminini güçlendirmek
4.5.2017
Savaşta yeni cephe
25.4.2017
Kürdler mi şaşırttı, şaşkınlık mı?
19.4.2017
Referandumun gösterdiği
15.4.2017
'Referandum, ölüme yatmak'
8.4.2017
Kerkük: keskin bıçak
3.4.2017
Sonucu algı operasyonu belirleyecek
25.3.2017
Newroz ve Dolmabahçe
19.3.2017
Newroz ve Dolmabahçe
14.3.2017
Barış ve özgürlükler için 'Hayır'
4.3.2017
HDP'nin HAYIR'ı
20.2.2017
Referandum, Kürdler, ‘biz’
11.2.2017
AKP geri dönülmesi zor yolda
9.2.2017
Barış Ne Zaman
5.2.2017
Tek yetkili Beştepe’ye doğru
28.1.2017
Kırmızı çizgilerin sonu
22.1.2017
Astana toplantısı ve barış
20.1.2017
ABD karşıtlığı rejimi dizaynın bir parçası
8.1.2017
Pesimizm, bıkkınlık ve alışmayacağız
2.1.2017
2017'de Kürd Meseles
25.12.2016
13. İnsan Hakları Hareketi Konferansı
20.12.2016
Öfke ve kin siyaseti
4.12.2016
Tasfiyeler çöküştür
15.11.2016
Trump ve Kürdler
7.11.2016
Sona doğru
1.11.2016
Gültan Kışanak ve Fırat Anlı
24.10.2016
Musul ve Türklük halleri
17.10.2016
Sivil alanda savaş, başkanlık
11.10.2016
Güvenliği tehdit eden siyaset
3.10.2016
Kolombiya ve Kürd barışı
26.9.2016
Kürdler, birlik ve gelecek
19.9.2016
Öcalan’ın çağrısı ve ara rejim
11.9.2016
Sorun kırılan gönülleri onarmak
5.9.2016
Israrla barış açısını savunmak
29.8.2016
Cerablus ve barış
22.8.2016
Büyük felaket öncesi
15.8.2016
Ötekileştirme ve CHP
8.8.2016
Ayrımcılık vebası ve milli birlik tebaası
2.8.2016
Türkiye nereye gidiyor?
25.7.2016
Darbe, OHAL ve üç açmaz
18.7.2016
Ak Parti, dünya trendinin parçası
11.7.2016
Ortadoğu, Kürdler ve demokrasi cephesi
4.7.2016
Dış politikada değişiklik ve belirtileri
27.6.2016
Dönüşü olmayan yol
20.6.2016
Aracı KDP neden olmasın
14.6.2016
Daha da kirlenen savaş
6.6.2016
Çözüme yol arayışı
30.5.2016
Yeni milli Türkiye ve Kürd karşıtlığı
24.5.2016
Kazananı olmayan oylama
16.5.2016
Paralı asker savaşta
9.5.2016
Şahinleşen iktidar
25.4.2016
Çözüm zorda
19.4.2016
Dokunulmazlıklara dokunmak
11.4.2016
Barış, cumhuriyetçiler ve muhafazakârlar
28.3.2016
Amed Newrozu ardından
21.3.2016
Newroz’da barış tutuklu
14.3.2016
Ortadoğu’da yeni dönem ve Kürdler
7.3.2016
Anayasa’ya Cumhurbaşkanı engeli
29.2.2016
Anayasa’ya Türklük engeli
23.2.2016
Felakete kulaç atılıyor
15.2.2016
Kürdistan Ulusal Birliği
8.2.2016
Ortadoğu ve Kürdler
2.2.2016
Kürdlerin tarih sahnesi çıkışına itiraz
28.1.2016
İmralı Notları ve süreç
12.1.2016
DTK, Çözüm Süreci’nin örtüsünü açtı
28.12.2015
Batının sessizliği üzerine
24.12.2015
Barzani sonrası tartışmalar
20.12.2015
Ya Çözüm
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.