Hakan TAHMAZ

basnews.com



Bookmark and Share

Üçlü Tahran zirvesi


12.9.2018 - Bu Yazı 90 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Üçlü Tahran zirvesinden İdlib konusundan beklenen sonuç çıkmadı. Rusya’nın İdlib’e yönelik hava saldırılarının durdurulabileceği konuşuluyordu. Gerçekleşmedi. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyıp Erdoğan ateşkes konusunun sonuç bildirisinde yer alması için ısrar etti. Ancak Rusya Devlet Başkanı Vlademir Putin karşı çıktı, İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’den de destek gelmeyince iş tersine döndü.

İdlib’te bulunan silahlı muhalif gruplara silah bırakın çağrısı yapıldı. Türkiye üstü örtük bir biçimde Rusya’ya çağrı yapmaya çalışırken, bu silahlı gruplara çağrı çıktı. Rusya’nın saldırılarına zaman zaman da olsa devam edeceği anlaşılıyor.

Yine de bu çağrı, İdlib’teki bu silahlı gruplarla ilişkide olan Türkiye’nin eline bir malzeme verdi. Türkiye’ye, Rusya’da yapılacak dördüncü zirveye kadar İdlib’ten ayrılmaları için bazı grupları ikna etmek, bir yol, yöntem bulmak fırsatı doğdu. Bu aynı zamanda üçlü zirvelerde güçlü oturma fırsatı.

Bir anlamıyla savaşın sonuna yaklaşırken ve yeni anayasayı hazırlayacak komisyonun belirlenmesi öncesi, Türkiye zaman kazanarak eli güçlendirebilir. Rusya ve İran ise bir an önce Suriye’nin egemenliğini kabul ettirmeye ve Esad’ın iktidarda kalmasının önünde pürüz çıkarma potansiyeline sahip her şeyi bertaraf etmeye çalışıyorlar.

Bu anlamda Türkiye, İdlib’teki bazı grupların sürecin içinde yer almasını sağlamaya dönük manevralarının sonuna geldi. Putin ve Ruhani ise rejim muhalifi grupların bir an önce teslim olmalarının veya İdlib’ten çıkmalarının peşindeler.

Esad’ın geleceği ve Türkiye ile ilişkili grupların konumu, üç ülke arasında çatışma konusu olmaya doğru ilerlerken, Kürtler konusunda ilk kez ortak bir tutum sonuç bildirisinde yer aldı. Tarhan zirvesinin sonuç bildirisinin ikinci maddesinin “Terörle mücadele kisvesi altında sahada yeni gerçeklikler yaratılmasına dair her türlü girişimi reddetmiş, Suriye’nin egemenliği ve toprak bütünlüğü ile komşu ülkelerin ulusal güvenliğini zayıflatmayı amaçlayan ayrılıkçı gündemlere karşı durma kararlılıklarını ifade etmişlerdir” cümlesinden oluşan bölümünün, ABD ve Kürtlerin başını çektiği ittifaka yönelik olduğu çok açık.

Buna rağmen bu mutabakatın sahaya nasıl yansıyacağı veya yansıyıp yansımayacağı belirsiz. Ama ilk adım olarak Suriye rejimi ile Demokratik Suriye Meclisi’nin Şam’da yürüttükleri müzakereye ve son günlerde ABD’nin Suriye’de kalıcı olmaya çalıştığına ilişkin yorumlara doğrudan bir mesaj. Bu, Kürtlere ve müttefiklerine gösterilen kırmızı kart oldu.

Rusya, Kürtler konusunda, daha önce onların da çözüm masasında olmaları gerektiğini açıklamıştı. Bunun değiştiğine ilişkin güçlü bir belirti yok. Şimdiki hamle, Esad’ın elini güçlendirmeye yönelik bir tutum olabileceği gibi, Kürtlerin ABD ile olan ilişkilerinden rahatsızlığı yansıtmaya dönük bir mesaj da olabilir. Kürtlere “siz ABD ile iş tutarsanız ben de sizin üzerinizi çizerim” mesajı olabilir.

Ancak Erbil referandumu sürecinde ve Afrin operasyonunda yaşananlar düşünüldüğünde, bugün olması imkânsız gibi görünen birçok şey, yarın Kürtlerin karşısına bir gerçeklik olarak dikilebilir. Dün olduğu gibi bugün de küresel ve bölgesel aktörler, Kürtlerin kazanımlarına karşı çok rahat anlaşabilirler. Bir anlamda pazarlıklar “Kürtler kazanmasın da kim kazanırsa kazansın”a dönüşebilir.

Suriye’de bütün pürüzler ortadan bir biçimde kaldırıldığında, Şam ile Ankara, Kürtlerin kazanımlarına karşı birlikte direniş geliştirebilirler. Yukarıda alıntılan cümle, bunun olabilirliğine dair emaredir.

Rusya, Türkiye ve İran’ın ilk kez ABD’nin Suriye’den çekilmesini Tahran zirvesinde ortaklaşa dile getirmesi, Kürtler için bir olanak gibi görülebilir. ABD’nin Suriye’deki tek müttefiki Kürtler oluyor bu durumda. Ama ABD Başkanı Trump’ın Türkiye ile ilişkileri onarmada pazarlık konusu yapılabilecek bir konu olma potansiyelini de taşıyor.

ABD yetkilileri, bugüne kadar hiçbir zaman Kürtlerle Suriye’nin geleceğine ilişkin bir ortaklık içinde olduklarını ifade etmediler. Sadece IŞİD’e karşı savaşta müttefik olarak tanımladılar. ABD’nin Rusya ve İran ile ilişkilerini onarma ihtimali olmadığından geriye NATO üyesi Türkiye kalıyor. Aksi hâlde ABD, Suriye sürecinde dışlanmış olacak.

Türkiye de, izlediği yanlış Suriye politikasının ağır bedelini ’de hafifletmek için ABD ile ilişkilerini zor da olsa bu konuda onarma yoluna gidebilir. Neden olmasın? Kürt tarihine baktığımızda olmamış bir şey olmadığını kolayca görebiliriz.

Görüldüğü gibi Tahran zirvesinde çıkan tek ortak somut sonuç, Kürtlere mesaj oldu. Türkiye ateşkes çıkışıyla silahlı gruplara karşı elini güçlendirmekle yetinmek zorunda kalırken, İran ve Rusya, Esad yönetiminin geleceğini garanti altına alma yolunda ilerlemeye devam ediyorlar. Rusya tarihten gelen güçlü diplomatik taktikleriyle istikralı politikasından tavizsiz oluşunu sergiledi. İran, ABD karşıtı pozisyonuna diğer iki ülke liderini açık ortak etti.

Tahran zirvesi, Suriye savaşının sonuna yaklaşmanın hızlı olamayacağı gösterdi. Önümüzdeki dönem Tahran zirvesine benzer çok fazla bir araya gelişler yaşanacak. Ama belli ki, bu üçlünün Suriye savaşının sonuna kadar birlikte davranmasını zorlayan çok fazla sorun var. Ama kolaylaştıran şeyler de var. Bunların, ABD’nin üç ülkeye karşı uyguladığı yaptırımlar ve Kürt sorunu olacağı çok açık.

Hakan Tahmaz

(www.hakantahmaz.com)

Facebook Yorumları

reklam
12.9.2018
Üçlü Tahran zirvesi
2.9.2018
Galatasaray Meydanı ve siyasal İslamcılar
23.8.2018
ABD’den sonra Suriye krizi de alevlenebilir
10.8.2018
Suriye ve Kürtler
4.8.2018
eni rejim, meşruiyet, hak ve özgürlükler
28.7.2018
Yeni rejim, meşruiyet, hak ve özgürlükler
24.7.2018
Seçim sonrası Türkiye
28.6.2018
Seçimler, Türk milliyetçiliği ve otoriterizm
24.6.2018
Kötü insanlar ittifakının panzehiri HDP/Demirtaş
9.6.2018
Darbe ve muhalefet cephesi
1.6.2018
CHP’nin cesur çıkışının gerekleri
26.5.2018
Seçimler ve barışın araçsallaştırılması
19.5.2018
Normalleşme, HDP ve Demirtaş
12.5.2018
Sevgili Celalettin, bu kez T A M A M
1.5.2018
24 Haziran seçimleri: Pirus zaferi
20.4.2018
Zor seçim ve zorlaşan günler
14.4.2018
Muhbir, itirafçı ve “elin kiri”
7.4.2018
Afrin yeni bir fay hattı
28.3.2018
Afrin ve sonrası hâlimiz
14.1.2018
CHP, HDP ve muhafazakâr otoriter cumhuriyete doğru
4.1.2018
2019’da korkulanın olmaması için
15.12.2017
Filistin çıkmazı haydut devlet
2.12.2017
ABD’deki dava sizin meseleniz
30.10.2017
smanlıyı ve bugünü, Girit tarihinden bakarak anlamak
23.10.2017
Osman Kavala
26.6.2017
Referandum gerçekçiliği
19.6.2017
Krizi fırsata dönüştürmek
11.6.2017
Ortadoğu’da yalnızlaşan Türkiye
29.5.2017
Yeni siyaset ve sivil toplum
13.5.2017
Çözümün, barışın zeminini güçlendirmek
4.5.2017
Savaşta yeni cephe
25.4.2017
Kürdler mi şaşırttı, şaşkınlık mı?
19.4.2017
Referandumun gösterdiği
15.4.2017
'Referandum, ölüme yatmak'
8.4.2017
Kerkük: keskin bıçak
3.4.2017
Sonucu algı operasyonu belirleyecek
25.3.2017
Newroz ve Dolmabahçe
19.3.2017
Newroz ve Dolmabahçe
14.3.2017
Barış ve özgürlükler için 'Hayır'
4.3.2017
HDP'nin HAYIR'ı
20.2.2017
Referandum, Kürdler, ‘biz’
11.2.2017
AKP geri dönülmesi zor yolda
9.2.2017
Barış Ne Zaman
5.2.2017
Tek yetkili Beştepe’ye doğru
28.1.2017
Kırmızı çizgilerin sonu
22.1.2017
Astana toplantısı ve barış
20.1.2017
ABD karşıtlığı rejimi dizaynın bir parçası
8.1.2017
Pesimizm, bıkkınlık ve alışmayacağız
2.1.2017
2017'de Kürd Meseles
25.12.2016
13. İnsan Hakları Hareketi Konferansı
20.12.2016
Öfke ve kin siyaseti
4.12.2016
Tasfiyeler çöküştür
15.11.2016
Trump ve Kürdler
7.11.2016
Sona doğru
1.11.2016
Gültan Kışanak ve Fırat Anlı
24.10.2016
Musul ve Türklük halleri
17.10.2016
Sivil alanda savaş, başkanlık
11.10.2016
Güvenliği tehdit eden siyaset
3.10.2016
Kolombiya ve Kürd barışı
26.9.2016
Kürdler, birlik ve gelecek
19.9.2016
Öcalan’ın çağrısı ve ara rejim
11.9.2016
Sorun kırılan gönülleri onarmak
5.9.2016
Israrla barış açısını savunmak
29.8.2016
Cerablus ve barış
22.8.2016
Büyük felaket öncesi
15.8.2016
Ötekileştirme ve CHP
8.8.2016
Ayrımcılık vebası ve milli birlik tebaası
2.8.2016
Türkiye nereye gidiyor?
25.7.2016
Darbe, OHAL ve üç açmaz
18.7.2016
Ak Parti, dünya trendinin parçası
11.7.2016
Ortadoğu, Kürdler ve demokrasi cephesi
4.7.2016
Dış politikada değişiklik ve belirtileri
27.6.2016
Dönüşü olmayan yol
20.6.2016
Aracı KDP neden olmasın
14.6.2016
Daha da kirlenen savaş
6.6.2016
Çözüme yol arayışı
30.5.2016
Yeni milli Türkiye ve Kürd karşıtlığı
24.5.2016
Kazananı olmayan oylama
16.5.2016
Paralı asker savaşta
9.5.2016
Şahinleşen iktidar
25.4.2016
Çözüm zorda
19.4.2016
Dokunulmazlıklara dokunmak
11.4.2016
Barış, cumhuriyetçiler ve muhafazakârlar
28.3.2016
Amed Newrozu ardından
21.3.2016
Newroz’da barış tutuklu
14.3.2016
Ortadoğu’da yeni dönem ve Kürdler
7.3.2016
Anayasa’ya Cumhurbaşkanı engeli
29.2.2016
Anayasa’ya Türklük engeli
23.2.2016
Felakete kulaç atılıyor
15.2.2016
Kürdistan Ulusal Birliği
8.2.2016
Ortadoğu ve Kürdler
2.2.2016
Kürdlerin tarih sahnesi çıkışına itiraz
28.1.2016
İmralı Notları ve süreç
12.1.2016
DTK, Çözüm Süreci’nin örtüsünü açtı
28.12.2015
Batının sessizliği üzerine
24.12.2015
Barzani sonrası tartışmalar
20.12.2015
Ya Çözüm
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.