Hakan TAHMAZ

basnews.com



Bookmark and Share

Suriye ve Kürtler


10.8.2018 - Bu Yazı 130 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Türkiye, bir taraftan milliyetçi-muhafazakâr politik eksende inşa ettikleri Cumhurbaşkanı Hükümet Sistemi yoluyla devleti yeniden yapılandırırken diğer taraftan başta Kürt Sorunu olmak üzere bir dizi sorunda “kapatılan kapıları” açma yoluna gider veya gitmek zorunda kalır mı gibi sorular sıkça ortaya atılıyor.

İnsanların bu ve benzeri sorularına son dönemde birbirine paralel iki alanda yaşanan gelişmeler neden oluyor. Bu gelişmeler aynı zamanda Kürt meselesinde Ortadoğu’nun kritik bir eşiğe dayandığını gösteriyor.

İlki, Çözüm Süreci’nin bitirilmesiyle Türkiye 2015 yılının ilk yarısından itibaren içeride dışarıda Kürt karşıtlığına varan “Kürtler vardır ama haklarını kullanmaları Türkiye için tehdittir” anlayışının, Kürt politikasının sosyal, siyasal, kültürel ve toplumsal sonuçlarını Türkiye’nin kaldırma kapasitesinin sonuna gelmiş olması veya böyle farz edilmesidir.

1 Kasım ile 24 Haziran seçimlerinde ve 16 Nisan referandumunda Kürt illerinde HDP oylarındaki düşme eğilimine rağmen 24 Haziran seçimlerinde seçim barajını aşması ve Meclis’in üçüncü büyük parti grubu olmayı başarmasının insanları bu konuda gereğinden fazla umutlandırdığı gözleniyor. Üstelik bu, OHAL koşullarında hareketin neredeyse bütün yöneticilerinin ve kadrolarının cezaevinde olduğu böylesi bir dönemde gerçekleşti.

Beka sorununun sonu mu?

Türkiye’nin Kürt sorununda izlediği güvenlikçi politikaların, Kürtlerin her türden siyasal varlığını tehdit olarak algılayan yaklaşımın siyasal miladının dolduğunu düşünenler, bütün aksi emarelere rağmen bu politikaların dışsal faktörlerle değişmek zorunda kalacağı öngörüsüyle hareket etmekteler. Bu yaklaşım bir anlamda devletin beka/korku siyasetinin temel unsurunun yeteri kadar kavranamadığını da gösteriyor. Beka yalanının sonu görünmüyor. Ancak şimdi bunu bir tarafa bırakıp ikinci önemli etken konusunu ele alalım.

Bu da son günlerde Türkiye’nin Suriye politikasının iflasının tescili anlamına gelen gelişmeler: Suriye merkezi devlet yetkilileriyle Demokratik Suriye Meclisi (DSM) yetkilileri arasında başlayan görüşmeler. Hiç kuşkusuz bu Kürtler için de, Suriye için de, Şam yönetimi için de tarihi öneme sahip bir gelişme. Ancak tarihi önemini ve niteliğini görüşmelerin müzakereye dönüşmesi ve sonuçlarının belirleyeceğini 2013-2015 Çözüm Süreci görüşmelerinden çok iyi tecrübe ettiğimizi aklımızın bir köşesine kaydetmeli ve unutmamalıyız.

Suriye’de 2011 yılında beri devam eden vekalet savaşının son dönemecine girildi. Rejim İdlib’e yönelik operasyonun son hazırlıklarını yapıyor. Şam’ın, operasyona Kürtleri nasıl ve ne kadar dahil edeceği ve bunun sonuçlarının Kürtleri nasıl etkileyeceği belirsizliğini koruyor.

İki olasılıktan söz ediliyor. Kürtlerle başlayan görüşme İdlib operasyonu sonrasında müzakereye dönüşebilir veya operasyon öncesi müzakere başlar, operasyonda PYD/DSM etkili bir biçimde konumlandırılarak bir tür ortaklaşma gerçekleşir. Uluslararası siyasal gelişmeler, temel aktörler arası çekişme ve çatışma bu süreci belirleyecektir.

Kürtler yalnızlaştırılıyor

Son üç yılda Kürt meselesindeki üç önemli vakayı irdelediğimizde bu konuda iyimser olmamız oldukça zor görünüyor. Bunlar, Türkiye’de Çözüm Süreci’nin bitirilmesi, Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin referandumu ve son olarak Türkiye’nin Afrin operasyonu. Her üç konuda bölgesel ve küresel güç odakları benzer politikalar izlediler. Bu ortaklığın tesadüf olmadığı çok açık.

Ortadoğu’nun statükocu devletleri Kürtlerin verilenlerle yetinmeleri ve bölgenin Kürt korkusunun canlandırılmaması bahanesiyle, küresel güçler de kendi bölgesel plan ve hesapları nedeniyle en azından şimdilik Kürtlerin rıza göstermelerini bekliyorlar. Bir anlamda bölgenin karmaşık durumunu siyasetlerine malzeme yapıyorlar. Kürtlerin, farklı ülkelerdeki faklı boyutlardaki “kazanımlarını” mevcut noktada tutarak daha ileri kazanımlara dönüşmemesi konusunda tarihsel büyük bir mutabakatları söz konusu.

Bu siyasetin değiştirilmesi ve Kürtlerin bölgesel kazanımlarının daha ileri düzeylere sıçraması, dolayısıyla Türkiye’de de yazının girişinde sözünü ettiğimiz gibi çözüme kapı aralanması için Suriye merkezi güçleriyle, Kürtler arasında başlayan görüşmeler fazlasıyla belirleyici olacaktır.

Bu nokta bir dizi fırsat mevcut. Her şeyden önce Suriye Kürtlerinin asgari başarılarının yanı sıra uluslararası alanda elde ettikleri belli bir siyasal başarıdan söz edebiliriz. Keza merkezi hükümet ile ilişkileri de bunun için oldukça elverişli.

Kürt siyasal güçler, Suriye’de başlayan görüşmelerin doğru bir rotaya girmesi ve sonuçlanması için önce yukarıda sözü edilen üç gelişmenin muhasebesini çok yönlü yapmalılar. Meselenin Suriye ile sınırlı bir sorun olmadığını iyi tahlil etmeliler.

Yeni politikalara ihtiyaç var

Kürt siyasal güçler arasında ilişkileri onaracak bir yaklaşımla tarihten gelen “kötü rekabetçi” yaklaşımlardan uzaklaşmalılar ve aynı zamanda siyasal konjonktüre paralel bir siyasal süreç inşa etmeliler. Acele etmeden, zamanı doğru kullanarak müzakere sürecinin yerel demokrasiyi güçlendiren, kültürel farklıları canlandıran, ademi merkeziyetçi bir yönetime geçiş anayasasının yapılmasını sağlayacak bir tarzda sonuçlandırılmasına yoğunlaşmalılar. Bu anlamda vekalet savaşının ve statükocu güçlerin güç kaybına odaklanmalılar.

Suriye savaşı sona ererken Kürtler kaybedenler kulübünde değil de bir biçimde kazananlar kulübünde yer aldığında son yıllarda Kürt siyasal güçlerinin siyasi, sosyal, askeri ve psikolojik güç kaybı durdurulmuş olacak ve 21. yüzyılı Kürtlerin yüzyılına dönüştürebilmek için yeni bir milat olacaktır.

Böyle bir sonuç karşısında Ankara’da ciddi politika değişimi ve bütün siyasal kartların yeniden karılması kaçınılmaz olur. Çözüm sürecinin kapısını aralayacak sonuçların doğmasına ebelik edebilir.

Kürtler, bütün bu süreçlerde yalnız bırakıldılar hatta yeni yeni küllenen Kürt karşıtlığının bölgede yeniden harlandırılması karşısında sosyal ve siyasal duruma uyumlu yol haritası belirlemek durumundalar. Ortadoğu’nun hiçbir ülkesinin 1990’ların ülkesi olmadığı koşullarda Kürtlerin eski planlarıyla ilerleyebilmeleri imkânsız. Erbil referandumundan, Afrin müdahalesinden çıkarılması gereken çok fazla ders bulunmaktadır. Bu dersler doğru ve zamanında çıkarılmazsa görülecektir ki hem Türkiye’nin hem de Ortadoğu’nun diğer ülkelerinin Kürtleri tehdit unsuru olarak görmelerinin sonucu olan güvenlikçi politikaların sonu gelmeyecektir.

Hakan Tahmaz 

(www.hakantahmaz.com)

Facebook Yorumları

reklam
10.8.2018
Suriye ve Kürtler
4.8.2018
eni rejim, meşruiyet, hak ve özgürlükler
28.7.2018
Yeni rejim, meşruiyet, hak ve özgürlükler
24.7.2018
Seçim sonrası Türkiye
28.6.2018
Seçimler, Türk milliyetçiliği ve otoriterizm
24.6.2018
Kötü insanlar ittifakının panzehiri HDP/Demirtaş
9.6.2018
Darbe ve muhalefet cephesi
1.6.2018
CHP’nin cesur çıkışının gerekleri
26.5.2018
Seçimler ve barışın araçsallaştırılması
19.5.2018
Normalleşme, HDP ve Demirtaş
12.5.2018
Sevgili Celalettin, bu kez T A M A M
1.5.2018
24 Haziran seçimleri: Pirus zaferi
20.4.2018
Zor seçim ve zorlaşan günler
14.4.2018
Muhbir, itirafçı ve “elin kiri”
7.4.2018
Afrin yeni bir fay hattı
28.3.2018
Afrin ve sonrası hâlimiz
14.1.2018
CHP, HDP ve muhafazakâr otoriter cumhuriyete doğru
4.1.2018
2019’da korkulanın olmaması için
15.12.2017
Filistin çıkmazı haydut devlet
2.12.2017
ABD’deki dava sizin meseleniz
30.10.2017
smanlıyı ve bugünü, Girit tarihinden bakarak anlamak
23.10.2017
Osman Kavala
26.6.2017
Referandum gerçekçiliği
19.6.2017
Krizi fırsata dönüştürmek
11.6.2017
Ortadoğu’da yalnızlaşan Türkiye
29.5.2017
Yeni siyaset ve sivil toplum
13.5.2017
Çözümün, barışın zeminini güçlendirmek
4.5.2017
Savaşta yeni cephe
25.4.2017
Kürdler mi şaşırttı, şaşkınlık mı?
19.4.2017
Referandumun gösterdiği
15.4.2017
'Referandum, ölüme yatmak'
8.4.2017
Kerkük: keskin bıçak
3.4.2017
Sonucu algı operasyonu belirleyecek
25.3.2017
Newroz ve Dolmabahçe
19.3.2017
Newroz ve Dolmabahçe
14.3.2017
Barış ve özgürlükler için 'Hayır'
4.3.2017
HDP'nin HAYIR'ı
20.2.2017
Referandum, Kürdler, ‘biz’
11.2.2017
AKP geri dönülmesi zor yolda
9.2.2017
Barış Ne Zaman
5.2.2017
Tek yetkili Beştepe’ye doğru
28.1.2017
Kırmızı çizgilerin sonu
22.1.2017
Astana toplantısı ve barış
20.1.2017
ABD karşıtlığı rejimi dizaynın bir parçası
8.1.2017
Pesimizm, bıkkınlık ve alışmayacağız
2.1.2017
2017'de Kürd Meseles
25.12.2016
13. İnsan Hakları Hareketi Konferansı
20.12.2016
Öfke ve kin siyaseti
4.12.2016
Tasfiyeler çöküştür
15.11.2016
Trump ve Kürdler
7.11.2016
Sona doğru
1.11.2016
Gültan Kışanak ve Fırat Anlı
24.10.2016
Musul ve Türklük halleri
17.10.2016
Sivil alanda savaş, başkanlık
11.10.2016
Güvenliği tehdit eden siyaset
3.10.2016
Kolombiya ve Kürd barışı
26.9.2016
Kürdler, birlik ve gelecek
19.9.2016
Öcalan’ın çağrısı ve ara rejim
11.9.2016
Sorun kırılan gönülleri onarmak
5.9.2016
Israrla barış açısını savunmak
29.8.2016
Cerablus ve barış
22.8.2016
Büyük felaket öncesi
15.8.2016
Ötekileştirme ve CHP
8.8.2016
Ayrımcılık vebası ve milli birlik tebaası
2.8.2016
Türkiye nereye gidiyor?
25.7.2016
Darbe, OHAL ve üç açmaz
18.7.2016
Ak Parti, dünya trendinin parçası
11.7.2016
Ortadoğu, Kürdler ve demokrasi cephesi
4.7.2016
Dış politikada değişiklik ve belirtileri
27.6.2016
Dönüşü olmayan yol
20.6.2016
Aracı KDP neden olmasın
14.6.2016
Daha da kirlenen savaş
6.6.2016
Çözüme yol arayışı
30.5.2016
Yeni milli Türkiye ve Kürd karşıtlığı
24.5.2016
Kazananı olmayan oylama
16.5.2016
Paralı asker savaşta
9.5.2016
Şahinleşen iktidar
25.4.2016
Çözüm zorda
19.4.2016
Dokunulmazlıklara dokunmak
11.4.2016
Barış, cumhuriyetçiler ve muhafazakârlar
28.3.2016
Amed Newrozu ardından
21.3.2016
Newroz’da barış tutuklu
14.3.2016
Ortadoğu’da yeni dönem ve Kürdler
7.3.2016
Anayasa’ya Cumhurbaşkanı engeli
29.2.2016
Anayasa’ya Türklük engeli
23.2.2016
Felakete kulaç atılıyor
15.2.2016
Kürdistan Ulusal Birliği
8.2.2016
Ortadoğu ve Kürdler
2.2.2016
Kürdlerin tarih sahnesi çıkışına itiraz
28.1.2016
İmralı Notları ve süreç
12.1.2016
DTK, Çözüm Süreci’nin örtüsünü açtı
28.12.2015
Batının sessizliği üzerine
24.12.2015
Barzani sonrası tartışmalar
20.12.2015
Ya Çözüm
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.