Hakan TAHMAZ

basnews.com



Bookmark and Share

Pesimizm, bıkkınlık ve alışmayacağız


8.1.2017 - Bu Yazı 304 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 AB Bakanı ve Başmüzakereci Ömer Çelik, hafta içinde CNN TÜRK'te Doğan TV Ankara Temsilcisi Hakan Çelik'e verdiği röportajda AB yetkililerine terör ile mücadele nedeniyle “tutuklu gazeteci ve akademisyenler konusunda her dosyaya tek tek bakmak gerekir” önerisi yaptığını ifade etti.Çelik, aynı söyleşide “tüm dünyada reform iradesinin” kapatıldığı tespitinde bulunarak, Türkiye’nin terör ile mücadele yasası hariç, her alanda reformlara devam ettiğini iddia etti.

Ömer Çelik’in yapmaya çalıştığı “insan aklıyla alay etmektir”, ya da izleyiciyi ahmak yerine koymaktır. İyimser bir ihtimalde Türkiye’yi içine sürükledikleri karanlık dehlizi izah edememesinin çaresizliği olabilir. Bütün dünya âlem, Türkiye’de iktidar yanlısı olamayan gazeteci, siyasetçi, akademisyen, seçilmiş yerel yönetici, Kürd siyasetçisi olmanın ağır bedel ödemeyi göze almak anlamına geldiğini, cezaevlerinin iktidar muhalifi insanlarla dolu olduğunu biliyor. Bunu yalnızca iktidar yandaşları kabul etmiyor.

74 yaşındaki, kalbi pil ile çalışan, barış insanı, Kürd siyasetçisi Ahmet Türk’e, PKK ile örgütsel ilişkisi olduğu için değil, silahsız Kürd siyasetini cezalandırmak gayesiyle, memleketinden kilometrelerce uzak cezaevinde sürgün yaşatıldığının farkındalar. Bugün böyle cezaevinde sürgünde onlarca Kürd siyasetçisi var.

Keza Ahmet Şık’ın devlet/hükümet gazeteciliği yapmadığı için tutuklandığı biliniyor. Aylarca önce yaptığı röportajlar, gerekçe gösterilerek, PKK ve FETO örgütlerinin propagandası yapma ithamı ile tutuklandı. Bunları izah edememenin acizliği ve çaresizliği ile hükümet yetkilileri sık sık bu türden laflar ederek toplumsal algı operasyonu yapıyorlar.

Aysel Tuğluk ve 5 arkadaşının dosyasında olduğu gibi 2010-2012 yıllarında Fetöcülükle suçladıklarının hukuksuz dinlemeleriyle elde edilen sözde delillerle tutuklanması gibi ya da Sırrı Süreyya Önder’in hükümetin oluruyla Çözüm Süreci’nde üstlendiği görev dolayısıyla bugün suçlandığı ve yargılandığını görmek hiçbir hukuk bilgisine gerek olmadan yüzlerinin kızarması ve utanmaları gerekir.

Bunlar gibi yüzlerce vakanın olduğu, 11 Kürd milletvekilinin ve 72 belediye başkanını, binlerce kamu görevlisinin tutuklu olduğu ve yurttaşların her sabah yeni bir siyasi gözaltı haberiyle ve “terör eylemiyle”  güne başladığı bir ülkede,  reformlara devam ediyoruz diye konuşmak meselenin özünü bulanıklaştırmaktır.

Bu yaklaşım Cumhurbaşkanı’nın 15 Temmuz darbe girişimini neden “bu bir Allah’ın lütfüdür” sözleriyle tanımladığını da açıklıyor. Darbe girişimi, fırsata dönüştürülerek, devlet kurumları, yasalar, anayasa işlevsizleştirildi ve OHAL ve KHK ile “yeni bir Türkiye” inşa ediliyor.

Kendini Türk, Hanefi, Sünni Müslüman olarak tanımlamayanları, “Yeni Türkiye’nin” ötekisi yapma amacıyla insanlarımızı hukuksuzluğa, keyfiliğe, zorbalığa, yarattıkları korku imparatorluğuna alıştırmaya çalışıyorlar.

IŞİD,  21 Ağustos 2016 gecesi Gaziantep’te, düğün salonuna saldırdığında Hürriyet Gazetesi yazarı Abdulkadir Selvi “terör ile yaşamaya alışmalıyız” dedi. Reina katliamı sonrasında Başbakan Yardımcısı ve Hükümet sözcüsü Numan Kurtulmuş gazetecilerin bir sorusu üzerine,  “vatandaşlarımızın günlük hayatlarını korkuyla, panikle yaşamalarını asla istemeyiz. İnsanlarımız bu anlamda tedbirli olsunlar evet ama kimse korkarak içine kapanarak yaşamasın” diye yanıt vermesi alıştırma hareketinin tamda kendisidir. Katliamlarla, savaşla birlikte yaşamaya bayatlamış sözcüklerle bizi alıştırmaya çalışıyorlar. Savaşa, katliamlara alışmak insanlığın ölüm sınırıdır.

Ne yazıkki bunda da başarılılar. Son iki yılda Türkiye’nin kin, öfke, katliam, savaş, linç, nefret söylemi ülkesine dönüşmüş olmasına karşın insanlarımız edilgen bir halde kınamayla sınırlı bir siyasal tutum almanın ötesine geçmekten ve sorumluluk almaktan kaçınıyorlar. Türkiye’yi IŞID saldırılarına açık haline getiren hükümetin Suriye politikasıyla ilgili Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş’un, “Suriye politikamız baştan itibaren yanlıştı” açıklamasından sonra hiçbir şey olmamış gibi devam edebiliyor olmaları bile çok şeyi gösteriyor.

Toplumun 15 yıldır ülkeyi yönetenlerden siyasi hesap sormaya cesaret edememesi, yaratılan korku imparatorluğuna alışmanın veya boyun eğmenin sonucudur. Bu sonuç nedeniyle toplumda “bu kör gidişata karşı yapılabilecek bir şey yok, Suriye konusunda bir netlik sağlanmadan barış görüşmeleri başlamaz, bir şey yapılamaz” gibi pesimist fikirler, çaresizlik içinde dillendirilip güç kazanıyor. İktidar ise bundan güç devşiriyor. Savaş, ölümler yıkımla meşrulaştırılıyor.

Bu pesimist düşünce bir taraftan toplumsal çürümeye diğer taraftan ise insanların kendisine yabancılaşmasına yol açıyor. Alışma, korku, görmeme, duymama davranışları toplumsal sorumluklarımızı yerine getirmekte geri durmaya dönüştürdüğünde insan olmanın sınırı aşınmaya başlamış oluyor. Toplumsal kazanımların yok edilmesine sessiz kalmahalı, korkuya yenilmeyi, onursuzluğu içe sindirmeyi getirme tehlikesini barındırıyor.

Bu tehlikeyi savuşturmak için insanlık bizleri onurlu ve cesaretli olmaya davet ediyor. Ahmet Türk’ün, barış karşıtı, terör örgütü yandaşı olarak yaftalamasına, Kürdlerin hakkından, hukukundan söz edenin bölücü olarak damgalanmasına, insanların yaşam tarzlarına müdahale edilmesine, trollerin keyfilerince sosyal medyada insanları suçlu ilan etmelerine ve hedef göstermelerine sessiz kalmak insan olmaktan çıkma yoluna girmektir. Onların “Yeni Türkiyeleri”nin ötekisi olmaya rıza göstermek ve alışmak Türkiye’nin ruhi bölünmesine rıza göstermek ve yarım Türkiye’ye onay vermek anlamına gelecektir. Herkes için evrensel insancıl hukuku savunmak, dünün mağdurları bugünün zalimlerinin zulmü karşısında insan kalmanın sınırıdır. Bugünlerde sıkça hatırlamakta yarar var: insanlar yaptıkları kadar yapmadıklarından da sorumludurlar.

Hakan Tahmaz: Barış aktivisti, yazar. BSP ve ÖDP Genel Başkan Yardımcılığı yaptı. 2007 yılına kadar aktif siyasetle uğraştı. 96 yılından itibaren farklı yurttaş girişimlerinde aktivist. 2007 yılında kurulan Türkiye Barış Meclisi’nin yöneticisi ve sözcülüğünü yaptı. Halen kurucu ve yöneticilerinden olduğu Barış Vakfı’nda çalışma yürütüyor. 15 yıldır Kürd sorunu üzerine çalışıyor. “Şemdinli’den Ankara’ya Kürd Sorunu” (Agora Yayınları) , “Kürd Sorununda Çözüm Önerileri” (Kalkedon Yayınları) ve  “Çözüm Süresinde Ne Oldu? Barış Açısını Savunmak” isimli (Metis Yayınları Necmiye Alpay ile ortak) üç kitabı bulunuyor. Çeşitli dergi, kitap  ve gazetelerde Kürd Meselesi ile ilgili  yayınlanmış makalesi bulunuyor.

Facebook Yorumları

reklam
25.3.2017
Newroz ve Dolmabahçe
19.3.2017
Newroz ve Dolmabahçe
14.3.2017
Barış ve özgürlükler için 'Hayır'
4.3.2017
HDP'nin HAYIR'ı
20.2.2017
Referandum, Kürdler, ‘biz’
11.2.2017
AKP geri dönülmesi zor yolda
9.2.2017
Barış Ne Zaman
5.2.2017
Tek yetkili Beştepe’ye doğru
28.1.2017
Kırmızı çizgilerin sonu
22.1.2017
Astana toplantısı ve barış
20.1.2017
ABD karşıtlığı rejimi dizaynın bir parçası
8.1.2017
Pesimizm, bıkkınlık ve alışmayacağız
2.1.2017
2017'de Kürd Meseles
25.12.2016
13. İnsan Hakları Hareketi Konferansı
20.12.2016
Öfke ve kin siyaseti
4.12.2016
Tasfiyeler çöküştür
15.11.2016
Trump ve Kürdler
7.11.2016
Sona doğru
1.11.2016
Gültan Kışanak ve Fırat Anlı
24.10.2016
Musul ve Türklük halleri
17.10.2016
Sivil alanda savaş, başkanlık
11.10.2016
Güvenliği tehdit eden siyaset
3.10.2016
Kolombiya ve Kürd barışı
26.9.2016
Kürdler, birlik ve gelecek
19.9.2016
Öcalan’ın çağrısı ve ara rejim
11.9.2016
Sorun kırılan gönülleri onarmak
5.9.2016
Israrla barış açısını savunmak
29.8.2016
Cerablus ve barış
22.8.2016
Büyük felaket öncesi
15.8.2016
Ötekileştirme ve CHP
8.8.2016
Ayrımcılık vebası ve milli birlik tebaası
2.8.2016
Türkiye nereye gidiyor?
25.7.2016
Darbe, OHAL ve üç açmaz
18.7.2016
Ak Parti, dünya trendinin parçası
11.7.2016
Ortadoğu, Kürdler ve demokrasi cephesi
4.7.2016
Dış politikada değişiklik ve belirtileri
27.6.2016
Dönüşü olmayan yol
20.6.2016
Aracı KDP neden olmasın
14.6.2016
Daha da kirlenen savaş
6.6.2016
Çözüme yol arayışı
30.5.2016
Yeni milli Türkiye ve Kürd karşıtlığı
24.5.2016
Kazananı olmayan oylama
16.5.2016
Paralı asker savaşta
9.5.2016
Şahinleşen iktidar
25.4.2016
Çözüm zorda
19.4.2016
Dokunulmazlıklara dokunmak
11.4.2016
Barış, cumhuriyetçiler ve muhafazakârlar
28.3.2016
Amed Newrozu ardından
21.3.2016
Newroz’da barış tutuklu
14.3.2016
Ortadoğu’da yeni dönem ve Kürdler
7.3.2016
Anayasa’ya Cumhurbaşkanı engeli
29.2.2016
Anayasa’ya Türklük engeli
23.2.2016
Felakete kulaç atılıyor
15.2.2016
Kürdistan Ulusal Birliği
8.2.2016
Ortadoğu ve Kürdler
2.2.2016
Kürdlerin tarih sahnesi çıkışına itiraz
28.1.2016
İmralı Notları ve süreç
12.1.2016
DTK, Çözüm Süreci’nin örtüsünü açtı
28.12.2015
Batının sessizliği üzerine
24.12.2015
Barzani sonrası tartışmalar
20.12.2015
Ya Çözüm
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.