Hakan TAHMAZ

basnews.com



Bookmark and Share

İktidar Koronavirüsü fırsata dönüştürmek istiyor


30.05.2020 - Bu Yazı 134 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Koronavirüsü dünyayı adım adım sarmaya başladıktan sonra, belirsizlikler ortamında “hiçbir şey eski gibi olmayacak” belirlemesini çok sık ve yaygın duymaya başladık. En son Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunan Ahmet Altan, koronavirüsü salgını konusunda Amerikan gazetesi Washington Post için kaleme aldığı makalede bu tezi işlemiş. Altan, 21. yüzyıl Koranavirüsü sonrasında başlayacak iddiasını dile getirmiş.

Aslında pozitif anlam taşıyan bu türden tez ve iddialar daha önce de çeşitli vesilelerle kullanıma sokulmuştu. 2002 yılında AK Parti iktidarıyla başlayan AB ile müzakere sürecinde, 2010 Anayasa referandumu sonrasında Türkiye için benzer görüşler yaygın olarak   dile getirilmişti. Ya da benzer beklentiler hayli yüksekti. Türkiye’nin içinde bulunduğu nokta malum. Düne göre Türkiye hemen hemen her konuda negatif bir durumda.

Evet bu kriz 2. Dünya savaşı sonrasının en büyük krizi, her şeyi, her kesimi ciddi büyüklükte sarstı, yıkıma uğrattı, insanlık felaketle karşı karşıya. Küresel kapitalist sistem, Koronavirüsü karşısında çaresizlik içinde. Dünya Sağlık Örgütü gibi küresel örgütlerde ciddi depremler oluyor. Kısa süre içinde virüs karşısında üstün konuma geçileceğine dair güçlü emareler yok.

İnsanların sosyal, siyasal, kültürel ve yaşamsal alışkanlıklarının değişmesine karşı gösterdikleri kitlesel dirence, değişik alanlarda farklı içerik ve boyutlarda tanıklık ediyoruz. Hayati riske rağmen “sosyal mesafeyi koruma ve evde kalma” çağrılarına riayet etme konusunda yaşananlarda olduğu gibi. Koranavirüsü döneminde yaşamayı ciddiye alma konusundaki ciddiyetsizlik sadece bizde değil, bütün dünyada yaygın. Sıranın kendisine gelme korkusuyla birlikte yaşanan duymama, anlamama halleri ve ısrarları var. Bu aynı zamanda Koronavirüsü sonrasında Ahmet Altan’ın yazısında belirttiği gibi, eskinin ortadan kalkması sürecinde, yeninin yeşermesinin zor bir süreç olacağının ve zaman alacağının işaretleri.

Yönetici katında da durum farklı değil. Hepsi krizin büyüklüğünün, derinliğinin farkındaymış gibi konuşuyorlar. Ama kendi yönetimlerinin kriz karşısındaki acizliğini ve yol açtığı sonuçları müstesna sayıyorlar. Bildiklerini okuma, eski politikalarını hiçbir değişikliğe gitmeden sürdürme ısrarı içinde oldukları görülüyor. Krizi fırsata dönüştürme eğilimi içinde oldukları görülüyor. Yönetimlerin niteliklerinden bağımsız olarak bütün biçimlerinde aynı eğilimi veya ısrarı gözlemlemek mümkün. Otoriter veya demokratik yönetim olmaları, tek başına çok fazla bir şey ifade etmiyor. Bu durumun ne kadar ve ne zamana kadar sürdürebileceğinden bağımsız olarak bu yaklaşımın felaketi büyüteceği çok belli.

ABD Başkanı Donald Trump ve yakın mesai arkadaşları, Başkanlık seçimleri öncesi, Çin ile gerilim siyasetiyle iç siyasette kaybettiği siyasal güçlerini tahkim, telafi etmek telaşıyla her gün yeni bir absürtlüğe başvuruyor. İngiltere yöneticileri gibi bir çok ülke yöneticilerinin durumu da ne ABD Başkanınkinden, ne de ondan geri kalır yanı fazla olmayan Rus lider Vladimir Putin yönetiminden çok farklı değil. Pandeminin, kötü yönetilen rejimlerin meşruiyetini tehdit etmesi, ciddiye alınmıyor.

Türkiye’de de durum farklı değil. AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Koronavirüsü sonrasında yürütülebilir olma sınırına dayanmış iç ve dış siyasetinde, hafif de olsa frene basma eğiliminde değil. Aksine koronavirüsü krizini, 15 Temmuz Darbe Girişimi gibi fırsata dönüştürmeye çalışıyor. Tıkanmış ve duvara toslamış güvenlikçi, milliyetçi, muhafazakâr, yasakçı ve baskıcı politikalarını kalıcılaştırmak, hedefine ulaştırmak ve hatta kurumsallaştırmak için çırpınıyor. Krizin küresel olma özelliği, ekonomik, sosyal boyutları ve ortaya çıkardığı sorunlar ve yarattığı sosyal, siyasal ve kültürel tahribat, bu kez buna fırsat vermeyecek gibi görünüyor. Bu nedenle, bu yolda çırpındıkça siyasal ve ekonomik olarak daha çok batıyor ve Koronavirüsü sonrasına “yeni döneme” hazırlıkta, Türkiye’yi geciktiriyor.

Son döneme ait birkaç örnek vererek ve muhalefetin ne yapmasını gerektiğine işaret ederek yazıyı sonlandıracağım.

Türkiye, güvenlik ve beka kaygısıyla bölge politikasını eski gibi sürdüremez. Irak, Suriye ve Lübnan’da çok yönlü sürdürdüğü askeri operasyonlarla siyasal ve ekonomik kapasitesinin sınırına gelmiştir.

İç siyasette krizleri aşmada can simidi olarak kullandığı siyasal kutuplaştırma, muhalefeti kriminalize etme, Kürt demokratik hareketinin siyasal kırım politikaları, eskis, gibi sonuçlar vermeyecektir. Pas tutmuş siyaset yöntemlerine toplumun prim verme ihtimali her geçen gün daha fazla zayıflamaktadır.

Bu politikalarla küresel kriz sonrasında “yeni bir dönem” inşa etmenin imkansızlığı ortada. Kürt siyasetinin duayenlerinden Ahmet Türk’ün sosyal medyadan bayramda yaptığı paylaşım da gösteriyor ki, aklını başına getirmeyenlerin bu krizi atlatmaları mümkün değil. Ahmet Türk “Kürdü bayram günü cezaevine gönderenler, bir mezarı bile çok görenler bilsinler ki, mütevaziliğimiz korkmamızdan değil, insanlığa olan saygımızdandır. Bunu anlamamışlarsa 80’in Amed zindanlarına baksınlar diyorum, korkum odur ki ellerini sıkacak kimse kalmaz.”

Çözüm, iktidar blokunun çözümsüzlük, demokratik muhtevadan, eşitlikten ve özgürlüklerden uzak, toplumu kutuplaştırıcı, dışlayışı politikaları karşısında; demokratik ve çoğulcu zeminlerde, adaletten, haktan ve hukuktan yana evrensel değerlerde ortaklaşmış bir muhalefet cephesi örmekte. Bunu geciktirmek son tahlilde iktidar blokuna hizmet eden bir tutumdur.

Hakan Tahmaz

Facebook Yorumları

reklam
30.05.2020
İktidar Koronavirüsü fırsata dönüştürmek istiyor
24.05.2020
İYİ Parti kavşakta
12.05.2020
Koranavirüsü sonrası tartışması ve iktidara benzeyen muhalefet
18.04.2020
Çömleği çatlatan istifa girişimi
8.04.2020
Korona virüsü ve infaz yasası
6.04.2020
Korona sonrası “yeni” dünya
14.03.2020
Kadın hareketinin gösterdiği yol
9.03.2020
Suriyeli mülteci utancı
5.03.2020
Suriyeli mülteci utancı
12.02.2020
Başarısız yerel yönetimler ve AKP
3.02.2020
Muhalefet, siyasetsizlikle malul
25.12.2019
Şimdi de Libya
28.10.2019
Savaşa karşı, barış hakkı
9.10.2019
Suriye’de güvenli bölge çıkmazı
30.04.2019
Yerel seçimler ve sonrası
15.4.2019
Sayım çıkmazı ve ayrımcılık
17.2.2019
İYİ Parti’nin peşinden sürüklenmek
21.1.2019
Parlamentoyu savunmak
2.11.2018
Cumhur İttifakı: Mecburi koalisyona devam
20.10.2018
Gizli tanık yargısı
25.9.2018
Yeni sisteme muhalefet
12.9.2018
Üçlü Tahran zirvesi
2.9.2018
Galatasaray Meydanı ve siyasal İslamcılar
23.8.2018
ABD’den sonra Suriye krizi de alevlenebilir
10.8.2018
Suriye ve Kürtler
4.8.2018
eni rejim, meşruiyet, hak ve özgürlükler
28.7.2018
Yeni rejim, meşruiyet, hak ve özgürlükler
24.7.2018
Seçim sonrası Türkiye
28.6.2018
Seçimler, Türk milliyetçiliği ve otoriterizm
24.6.2018
Kötü insanlar ittifakının panzehiri HDP/Demirtaş
9.6.2018
Darbe ve muhalefet cephesi
1.6.2018
CHP’nin cesur çıkışının gerekleri
26.5.2018
Seçimler ve barışın araçsallaştırılması
19.5.2018
Normalleşme, HDP ve Demirtaş
12.5.2018
Sevgili Celalettin, bu kez T A M A M
1.5.2018
24 Haziran seçimleri: Pirus zaferi
20.4.2018
Zor seçim ve zorlaşan günler
14.4.2018
Muhbir, itirafçı ve “elin kiri”
7.4.2018
Afrin yeni bir fay hattı
28.3.2018
Afrin ve sonrası hâlimiz
14.1.2018
CHP, HDP ve muhafazakâr otoriter cumhuriyete doğru
4.1.2018
2019’da korkulanın olmaması için
15.12.2017
Filistin çıkmazı haydut devlet
2.12.2017
ABD’deki dava sizin meseleniz
30.10.2017
smanlıyı ve bugünü, Girit tarihinden bakarak anlamak
23.10.2017
Osman Kavala
26.6.2017
Referandum gerçekçiliği
19.6.2017
Krizi fırsata dönüştürmek
11.6.2017
Ortadoğu’da yalnızlaşan Türkiye
29.5.2017
Yeni siyaset ve sivil toplum
13.5.2017
Çözümün, barışın zeminini güçlendirmek
4.5.2017
Savaşta yeni cephe
25.4.2017
Kürdler mi şaşırttı, şaşkınlık mı?
19.4.2017
Referandumun gösterdiği
15.4.2017
'Referandum, ölüme yatmak'
8.4.2017
Kerkük: keskin bıçak
3.4.2017
Sonucu algı operasyonu belirleyecek
25.3.2017
Newroz ve Dolmabahçe
19.3.2017
Newroz ve Dolmabahçe
14.3.2017
Barış ve özgürlükler için 'Hayır'
4.3.2017
HDP'nin HAYIR'ı
20.2.2017
Referandum, Kürdler, ‘biz’
11.2.2017
AKP geri dönülmesi zor yolda
9.2.2017
Barış Ne Zaman
5.2.2017
Tek yetkili Beştepe’ye doğru
28.1.2017
Kırmızı çizgilerin sonu
22.1.2017
Astana toplantısı ve barış
20.1.2017
ABD karşıtlığı rejimi dizaynın bir parçası
8.1.2017
Pesimizm, bıkkınlık ve alışmayacağız
2.1.2017
2017'de Kürd Meseles
25.12.2016
13. İnsan Hakları Hareketi Konferansı
20.12.2016
Öfke ve kin siyaseti
4.12.2016
Tasfiyeler çöküştür
15.11.2016
Trump ve Kürdler
7.11.2016
Sona doğru
1.11.2016
Gültan Kışanak ve Fırat Anlı
24.10.2016
Musul ve Türklük halleri
17.10.2016
Sivil alanda savaş, başkanlık
11.10.2016
Güvenliği tehdit eden siyaset
3.10.2016
Kolombiya ve Kürd barışı
26.9.2016
Kürdler, birlik ve gelecek
19.9.2016
Öcalan’ın çağrısı ve ara rejim
11.9.2016
Sorun kırılan gönülleri onarmak
5.9.2016
Israrla barış açısını savunmak
29.8.2016
Cerablus ve barış
22.8.2016
Büyük felaket öncesi
15.8.2016
Ötekileştirme ve CHP
8.8.2016
Ayrımcılık vebası ve milli birlik tebaası
2.8.2016
Türkiye nereye gidiyor?
25.7.2016
Darbe, OHAL ve üç açmaz
18.7.2016
Ak Parti, dünya trendinin parçası
11.7.2016
Ortadoğu, Kürdler ve demokrasi cephesi
4.7.2016
Dış politikada değişiklik ve belirtileri
27.6.2016
Dönüşü olmayan yol
20.6.2016
Aracı KDP neden olmasın
14.6.2016
Daha da kirlenen savaş
6.6.2016
Çözüme yol arayışı
30.5.2016
Yeni milli Türkiye ve Kürd karşıtlığı
24.5.2016
Kazananı olmayan oylama
16.5.2016
Paralı asker savaşta
9.5.2016
Şahinleşen iktidar
25.4.2016
Çözüm zorda
19.4.2016
Dokunulmazlıklara dokunmak
11.4.2016
Barış, cumhuriyetçiler ve muhafazakârlar
28.3.2016
Amed Newrozu ardından
21.3.2016
Newroz’da barış tutuklu
14.3.2016
Ortadoğu’da yeni dönem ve Kürdler
7.3.2016
Anayasa’ya Cumhurbaşkanı engeli
29.2.2016
Anayasa’ya Türklük engeli
23.2.2016
Felakete kulaç atılıyor
15.2.2016
Kürdistan Ulusal Birliği
8.2.2016
Ortadoğu ve Kürdler
2.2.2016
Kürdlerin tarih sahnesi çıkışına itiraz
28.1.2016
İmralı Notları ve süreç
12.1.2016
DTK, Çözüm Süreci’nin örtüsünü açtı
28.12.2015
Batının sessizliği üzerine
24.12.2015
Barzani sonrası tartışmalar
20.12.2015
Ya Çözüm
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive