Hakan Albayrak

Karar gazetesi



Bookmark and Share

Nasrallah-Tufeyli farkı


23.9.2018 - Bu Yazı 86 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Suriye’nin masum çocuklarını vahşice öldürmekte Esed rejiminin Şebbiha’sı ile yarıştığı halde hâlâ Hizbullah diye anılan (tövbe estağfirullah) mâlum Lübnanlı örgütün -ismiyle nâmüsemma- lideri Hasan Nasrallah, Türkiye ile Rusya’nın İdlib konusunda vardığı mutabakattan memnun olduklarını bildirmekle beraber, Suriye’de kalmaya devam edeceklerini açıkladı.

“İdlib mutabakatından sonra da orada kalacağız. Bizim oradaki varlığımız, Suriye yönetiminin ihtiyaç ve talebine dayanıyor” dedi Nasrallah.

“Suriye yönetiminin”, yani kanlı Esed diktatörlüğünün ihtiyaç ve talebi; Suriye halkının değil.

Nasrallah’ın o cümlede Suriye halkını zikretmemiş olması, bu hakikatin itirafı gibi.

Bir nevi dürüstlük.

Tabii, ‘Suriye halkına rağmen oradayız’ diyecek kadar dürüst davranmasını bekleyemeyiz kendisinden.

Subhi Tufeyli değil ya bu!

Zaten Subhi Tufeyli’ye kalsaydı o örgüt bu rezil duruma düşmezdi.

***

Subhi Tufeyli…

O örgütün eski lideri…

Niye “eski”?

Geçen sene Gerçek Hayat’a şöyle anlatmıştı bunun sebebini:

“1982 yılında bildiğiniz gibi Siyonistler Lübnan’ın yarısını işgal etti. Bu işgal bütün savunma hatlarını çökertti. Filistin direnişi ülkeden çıkarıldı. Suriye ordusu perişan ve ezik bir şekilde Bekaa’ya çekilmek zorunda kaldı. Halk bütün kesimleriyle korku ve dehşet sarmalına yuvarlandı. Bu esnada biz, bir avuç insan, herkesin sindiği, kimsenin ortalıkta görünmediği bir zamanda düşmana karşı direnme kararı aldık… Ve biz, o yenilgilerin Arap askerinin başarısızlığı olmadığını, hükümetlerin Arap askerinin elini kolunu bağladığını ispat ettik. Arapların aslında kazanabileceğini gösterdik. Siyonistlerin, bırakın Arap savaşçılarından üstünlüğünü, savaş meydanında mücahitler karşısında ne kadar tabansız olduklarını cümle âleme ilan ettik. İşte o vakitler biz İmam Humeyni’den tam destek görüyorduk. Derken Lübnan dosyası üzerinde bazı ‘kayyım’ tipler zuhur etmeye başladı Tahran’da. Ve bunların yanı başında da Lübnan’a atanmış İranlı nevzuhur müsteşarlar. Ki bu müsteşar kılıklı heriflere bugün Suriye’de de tanık olmaktayız. Bunlar Lübnan’a geldiklerinde baktık ki gündemleri başka, bizim dış düşmandan kurtuluşumuzla filan pek ilgilenmiyorlar. Bir de fena halde buyurgan tipler. Mücahitler arasında illaki onların hükmü yürüyecek. İç savaşların pek çoğuna iştirak ettiler. Şia savunması iddiasıyla ünlü ‘kamplar savaşı’nda Filistinlilerle, daha sonra yine aynı iddiayla Lübnan’daki diğer gruplarla savaştılar… İç savaşlara müdahil olmalarıyla birlikte İranlılar ile aram gittikçe açılmaya başladı. Ortam öyle gerilmişti ki bir kibrit yaksak patlayacak hale gelmişti. İmam Humeyni sonrası iktidara gelen yeni yönetim, sahayı tamamen bunlara teslim etti. Bütün gruplara karşı savaş açtılar. Sebepsiz yere üstelik. İranlı grup Hizbullah’ı mali yönden teslim almaya başladıkça askeri yönden de ele geçirmeye başladı. Malumunuz, para kimdeyse egemenlik de onundur. Ben de daha fazla dayanamadım, Hizbullah’tan ayrılmak durumunda kaldım.” (Gerçek Hayat, 2 Eylül 2017)

İsrail’in 2000’de Güney Lübnan’dan çekilmesiyle sonuçlanan efsanevi direniş ve 2006’daki “33 Gün Savaşı”nda İsrail’e karşı verilen destansı mücadele, İran’ın güdümüne giren örgütün o fenalıklarını unutturmuştu; fakat Suriye’de üstlendiği aşağılık rol, o fenalıkları bile gölgede bırakarak, örgütün gerçek yüzünü bir daha unutulmayacak şekilde zihinlere kazıdı.

Şu cümleler de Subhi Tufeyli’ye ait:

“İran, Hizbullah’ı mezhep savaşıyla görevlendirdi… İran, lanetli ve günahkâr siyasetin öncülüğünü yapıyor…” (Müstakil Gazete, 11 Ocak 2016)

Lübnan’da, Irak’ta, Suriye’de hep aynı fitne…

Tufeyli, bu fitneden Allah’a sığındı; Nasrallah ise onu öpüp başının üstüne koydu.

***

Ne diyorduk?

Nasrallah, “Suriye yönetiminin ihtiyaç ve talebi”ne göre hareket ettiklerini söylüyor; ıslahat taleplerini kan deryasında boğma siyasetiyle Suriye’yi yıkıma -mezhebi, ırkî, coğrafî parçalanmaya- sürükleyen Esed diktatörlüğünden ve müttefiklerinden yaka silken Suriye halkını boş geçiyor…

O boşluk konusunda da Tufeyli’ye müracaat edelim.

Geçen ocak ayında Anadolu Ajansı’na verdiği demeçte şöyle demişti Tufeyli:

“Suriye’nin güvenliğini ve birliğini önemseyen tek ülke Türkiye. Türkiye’nin Suriye politikası, Suriye halkının istek ve beklentileri ile uyumlu.”

Facebook Yorumları

reklam
19.10.2018
Cemal Kaşıkçı’ya ve kendimize borcumuz
18.10.2018
Af kanunu konuşulurken...
15.10.2018
Eren Bülbül, Somalili yetimlere sığınak oldu
13.10.2018
Cemal Kaşıkçı ne diyordu?
12.10.2018
Riyad’ın itibarı, Kaşıkçı’nın kanında boğulmalı
11.10.2018
Boşnakların müthiş hamlesi
8.10.2018
Cemal Kaşıkçı ve diğerleri için...
6.10.2018
Yakışmıyor
5.10.2018
İHH ekipleri Endonezya’da
4.10.2018
Altan Kardeşler ve Ilıcak
1.10.2018
Gambiya’da bir demir döküm atölyesi
30.9.2018
Türkiye ve Almanya, her şeye rağmen…
28.9.2018
Ayçiçekli bir Kore gezisi
24.9.2018
‘Kardeş aileler’ ve ‘dönüştürme merkezleri’
23.9.2018
Nasrallah-Tufeyli farkı
21.9.2018
Mahalli seçimler ve Hazret-i Ömer
20.9.2018
Soçi mutabakatı
15.9.2018
Mekke’ye Giden Yol'un Devamı
14.9.2018
Faiz
13.9.2018
Suriyeli muhacirler ve ‘nüfus istiklâlimiz’
10.9.2018
Suriyeli muhacirler, Kafkasyalı muhacirler
8.9.2018
‘Eğitim çalışmalarını Atatürkçülüğe göre planlamak’
7.9.2018
İdlib halkı için
6.9.2018
Lira, ruble, yerli telefon
3.9.2018
İran’ın büyük başarısı!
1.9.2018
İnsanların boyunlarına binen ifrit
31.8.2018
Dubai’de bir CIA/FETÖ operasyonu
30.8.2018
‘Bu bizim adetimiz değil’
27.8.2018
Beşiktaş-Partizan maçındaki o ‘tezahürat’a dair
23.8.2018
Van’ın Kalecik’ine selam olsun
20.8.2018
Paylaştığın senindir
18.8.2018
Apple Mabedi’ni gezen insanların tuhaf hallerine dair
17.8.2018
Bârekallah
16.8.2018
Dolar düşerken
13.8.2018
Çileyse çile...
11.8.2018
Böyle bir ortamda nasıl doğsun hakikat güneşi?
10.8.2018
Sevr Belgesi
9.8.2018
İslam’ın selamı ve imanın emanı
6.8.2018
Moro
4.8.2018
‘Hıristiyan Siyonistler’in hezeyanları
3.8.2018
Brunson, Soylu, Gül, F-35
2.8.2018
Ebubekir Efendi deyince…
30.7.2018
Entegrasyon tartışması
28.7.2018
‘Dünya 5’ten büyüktür’ ve BRICS
27.7.2018
Bağdatlı Abdurrahman Efendi’nin Brezilya Seyahatnamesi
21.7.2018
Siyonist safsata
20.7.2018
Cemaatler, tarikatlar…
19.7.2018
Filistin dostu İsveçliler
17.7.2018
Er de olsan sorumlusun
15.7.2018
Tsey hey ha!..
13.7.2018
Helâl olsun
12.7.2018
Kafkas İslam Ordusu’nun izinde
9.7.2018
Bir futbol taraftarlığı hikâyesi
7.7.2018
Erdoğan’ın taahhütleri
6.7.2018
Keşke idam yetseydi
5.7.2018
Viyana’da antisemitizm
2.7.2018
Çeşitlilik iyidir
29.6.2018
İktidar ve muhalefet
28.6.2018
Ebru Özkan’a özgürlük!
25.6.2018
Erdoğan’ın zaferi
22.6.2018
Tatar Böreği
21.6.2018
Yine de arkadaş olabilir miyiz?
18.6.2018
Tasvir-i efkâr
16.6.2018
Hep kahır, hep kahır...
15.6.2018
Kahire’de bir ikindi namazı
11.6.2018
Dar Al Janub
10.6.2018
Paylaşmanın tam vakti
8.6.2018
IKBY ile yeniden…
7.6.2018
20 avro sivuple
4.6.2018
Harira ve şürekâsı
2.6.2018
Emir Şekib Arslan
1.6.2018
Birbirinden beter iki ihtimal
31.5.2018
Abdulahad Mahdum’un şehadeti
28.5.2018
Evet, burası aşevi
26.5.2018
Mustafa Çalık
25.5.2018
Naat
24.5.2018
Davutoğlu, Babacan, Atalay…
21.5.2018
Beyhude geçen altı ay
14.5.2018
İsrail’in kuruluş yalanları
12.5.2018
Gannuşi niye Batı basınının manşetine çıkamıyor?
11.5.2018
Saçma sapan bir iş
10.5.2018
‘Ölümden mi korkacağım lan!’
5.5.2018
Muhalefete çağrı: F.Gülen’i ‘ofsayta’ düşürün!
3.5.2018
Rümeysa, Zeynep, Esma ve Asude
28.4.2018
Seçimler ve Saadet Partisi
27.4.2018
Karamollaoğlu’nun güler yüzü
26.4.2018
Erdoğan’ın ‘daha fazla demokrasi’ vaadine dair
21.4.2018
İYİ Parti’nin durumu
20.4.2018
Paldır küldür seçim
19.4.2018
Emperyalistlerin saldırıları ve Bülent Yıldırım’ın beyanatı
16.4.2018
‘Ne oldu da…’
14.4.2018
Issız Nakşi tekkesinin Hıristiyan bekçisi
13.4.2018
Toplanma merkezi
12.4.2018
SMDK nerede?
9.4.2018
Verimli bir Türk-Yunan barışı için
7.4.2018
Filmler, kitaplar ve Hatay meselesi
6.4.2018
Karatay
5.4.2018
Yavuz Turgul’a gecikmiş bir teşekkür
31.3.2018
Fetih
30.3.2018
Şehid Abdulkadir Salih’in mirası
29.3.2018
Peki “Kıbrıs Fatihi Karaoğlan”ı nereye koyacağız?
26.3.2018
İdlib’e dikkat
19.3.2018
Afrin’in fethi
18.3.2018
Züccaciye dükkânına giren fil: Horst Seehofer
16.3.2018
Almanya meselenin adını koymuyor
15.3.2018
Suriye Devrimi’nin başlangıç yıldönümü münasebetiyle
12.3.2018
Nureddin Yıldız, Erdoğan, Başsavcılık
9.3.2018
MBC’deki Türk dizileri niçin yayından kaldırıldı?
8.3.2018
Düşünce Mektebi’nde önemli bir söyleşi
5.3.2018
Mauritius’ta beyaz ırkı nasıl rezil ettim?
3.3.2018
Sabır
2.3.2018
Tunus İdare Mahkemesi’nin gösterdiği yol
1.3.2018
‘Uzlaşma devri geçti şimdi adalet zamanı’
26.2.2018
‘Bu Suriyeli gençler niye savaşmıyor?’
25.2.2018
Suç İmam Hüseyin’in mi?
23.2.2018
Vicdan Konvoyu
22.2.2018
Ağırlaştırılmış müebbet hapis
17.2.2018
Aklıma takılan bazı şeyler
16.2.2018
Dile kolay, 20 yıl!
15.2.2018
Başbuğ aslında ne dedi?
12.2.2018
Arka Kapı
10.2.2018
Aliya İzzetbegoviç’i hatırlamak
9.2.2018
Gana muhabbeti
8.2.2018
Merkel, Schulz, Leopard 2
5.2.2018
Alparslan Kuytul
3.2.2018
Kahire Yunus Emre Enstitüsü’nde izdiham
2.2.2018
ÖSO bu harekâtta yer almasaydı...
1.2.2018
Daha serinkanlı bir demokrasiye ihtiyacımız var
29.1.2018
IKBY ile yeniden yakınlaşmanın gereğine dair
27.1.2018
ÖSO’yu karalama kampanyası
26.1.2018
Çanlar Amerika İçin Çalıyor
25.1.2018
Zeytin Dalı Harekâtı’ndaki en önemli husus
21.1.2018
Kût’ül-Amâre
19.1.2018
Barzani de mi Kürt düşmanı faşist?
18.1.2018
Afrin
12.1.2018
Ürpertici bir söz
11.1.2018
Trenden düşmek
8.1.2018
Abdullah Gül ve risk
6.1.2018
Vebal
5.1.2018
BM Genel Merkezi Doha’ya taşınsın
4.1.2018
Ve Hamaney konuştu…
1.1.2018
İran’da ne oluyor, niye oluyor?
30.12.2017
Ne oldu ki?
28.12.2017
Afrika’ya giden yol
25.12.2017
Hizb-ut Tahrir’e zulüm
24.12.2017
Kudüs meselesinde durmak yok, yola devam!
22.12.2017
Arap düşmanlarına gün doğdu
21.12.2017
Vahşi bir iftira
18.12.2017
El Bab’da selam dolu bir gün
16.12.2017
Erdoğan ve Doğu Kudüs
15.12.2017
‘377 A’
14.12.2017
Başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız Filistin Devleti
10.12.2017
Kudüs için Yenikapı’da buluşalım
8.12.2017
ABD budur
7.12.2017
Kudüs meselesi
4.12.2017
kEkmek gramajı ve ötesi
2.12.2017
Türkiye’nin kaybından menfaat umanlar
1.12.2017
Sabah namazı Devrimi
30.11.2017
Adem Özköse Medresesi
25.11.2017
Marmara Üniversitesi ve ‘Serok Ahmet’
23.11.2017
Al benden de o kadar
18.11.2017
Merak etmeyin, Misak-ı Milli’ye Norveç dahil değil
17.11.2017
Okkupert
13.11.2017
Ey siviller, sivil kalın!
11.11.2017
AK Parti’nin yeni misyonu
9.11.2017
O arabayı Erbakan yapmadı
5.11.2017
Yeniden bismillah…
3.11.2017
Theresa May’i gururlandıran tablo
2.11.2017
Mustafa Armağan’ın mahkûmiyetine dair
31.10.2017
İhsan Şenocak’ın açığa alınmasına dair
27.10.2017
Casusluk tezviratının sonu
21.10.2017
AK Parti’nin sessizliği
20.10.2017
Evet, Barzani’yi tercih ediyorum
19.10.2017
Şimdi Kerkük’ün Türklüğü ihya mı oldu?
16.10.2017
‘Mor Beyin’ ve Gültekin Sincar
13.10.2017
Sırbistan’la münasebetler
12.10.2017
Bu mudur yani?
9.10.2017
Sinan Oğan ve Aki Kaurismaki
7.10.2017
Sabah koşusu
6.10.2017
Cumhurbaşkanına suikast davası
30.9.2017
Nihayet bunu söyleyen bir siyasetçi çıktı
29.9.2017
Dil ve üsluba dikkat
27.9.2017
Referandumdan sonra..
23.9.2017
“Irak'ın toprak bütünlüğü”
22.9.2017
Alerjik tepkiler
21.9.2017
Barzani düşmanlığı
18.9.2017
Barzani Türkiye’yi gerçekten savaşla tehdit etti mi?
16.9.2017
Referandum ve Kerkük meselesi
15.9.2017
‘Ne yapacağız bu gençleri?’
14.9.2017
Cıvıl cıvıl bir hareket
12.9.2017
AK Parti çevrelerinde yükselen tepki
9.9.2017
Myanmar, özgür gazeteciliğin önünü açsın
8.9.2017
Katalonya
7.9.2017
İnfak cumhuriyeti
1.9.2017
ARAKAN 3072
31.8.2017
E yuh artık!
26.8.2017
Altınsu Raporu
25.8.2017
Irak Kürtlerinin bağımsızlık referandumu
24.8.2017
Yücel Çakmaklı’nın eniştesine verdiği söz
21.8.2017
Uğur Dursun Dosyası
20.8.2017
Büyükada’daki 'gizli toplantı' meselesi
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.