Hakan Albayrak

Karar gazetesi



Bookmark and Share

Tasvir-i efkâr


18.6.2018 - Bu Yazı 136 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Recep Tayyip Erdoğan, CHP ve MHP’nin başını çektiği geniş bir cephenin ortak adayla girdiği 2014 Cumhurbaşkanlığı Seçimini daha birinci turda yüze 52 ile kazandı… Adalet ve Kalkınma Partisi Kasım 2015 seçimlerinde oyların yüzde 49,50’sini alarak Meclis’te muazzam bir çoğunluk elde etti… Bugün ise, yaygın kanaate göre, Erdoğan MHP’nin desteği ile ancak kıl payıyla cumhurbaşkanı seçilebilecek ve AK Parti mecliste ancak MHP ile birlikte muhalefete galebe çalabilecek (hatta o bile şüpheli).

MHP Genel Başkan Yardımcısı Celal Adan “Bu ittifak kazanacak ve Milliyetçi Hareket Partisi ile Adalet ve Kalkınma Partisi Türkiye’yi yönetecek” dediğinde kimse çıkıp ‘Ne alâka?’ diye itiraz etmiyor, edemiyor, çünkü alâka ortada. Erdoğan liderliğindeki AK Parti, 2015’ten bu yana FETÖ belasını da başımızdan def ettiği ve PKK/PYD’nin de belini büyük ölçüde kırdığı halde, tek başına iktidar olmayı sürdürme perspektifini kaybetmiş –veya HDP’nin yüzde 10 barajına takılması gibi acizane bir ümide bağlamış- gibi görünüyor.

Sorun ne?

Ekonomide işlerin kötüye gittiği ve bunun sadece dış güçlerin yıkıcı faaliyetlerinden değil hükümetin yanlış kararlarından ve hatalı uygulamalarından da kaynaklandığı intibaı, devlet işlerinin emanet edileceği kişilerde liyakate değil kurşun asker olup olmama istidadına bakıldığı intibaı, iktidarın kibre kapıldığı intibaı ve daha birçok şey sayılabilir. En önemlisi: Hürriyet ve adaletle ilgili sorunlar. AK Parti, hürriyet ve adaletle ilgili sorunların çözümünü temsil etmekte iken, bu sorunların hatırı sayılır bir kısmını temsil eder hale geldi.

Neticede; düpedüz din düşmanlığı olan katı laiklik anlayışını değiştiren, Kürt Meselesini büyük ölçüde çözen, askerî vesayeti bitirip sahici bir demokrasinin önünü açan, 80 senede yapılan yolların üç beş mislini 15 senede yapan, yerlerde sürünen sağlık sistemini ayağa kaldıran, yerli silah sanayiini canlandıran vs, vs, vs, AK Parti’nin bu eşsiz başarıları gölgelenmiş oldu.

***

AK Parti bu noktaya nasıl geldi?

Herhalde, Erdoğan’ın 14 Ağustos 2001’de (AK Parti’nin kurulduğu gün) söylediği şu sözdeki ‘tılsım’ı kaybederek geldi: “Bugün Türk siyaset hayatına lider oligarşisinin çöktüğü gün olarak, tekelci bir anlayışa dayanan liderlik anlayışının yerine kolektif aklın temsilcisi olan bir anlayışın yerleştiği gün olarak geçecek.”

Bu yeni anlayış sayesinde üretebildiği sinerjiyle en yaman siyasî, iktisadî ve içtimai meselelerin bile üstesinden gelip Türkiye’ye ışık saçmıştı AK Parti. Ne var ki şu son birkaç senedir bu anlayışın tam tersi istikametinde ilerleyerek kendi ışığını söndürdü.

Erdoğan, kurşun asker olmaya yanaşmayıp yanlışa yanlış demekte direttikleri için tasfiye ettiği bazı yoldaşlarını yanında tutma olgunluğunu göstererek o bereketli sinerjiyi muhafaza etmiş olsaydı, bugün hem cumhurbaşkanlığı seçiminde hem de milletvekili seçimlerinde yüzde 60’a varan bir perspektife sahip olabilirdi, hem de MHP’siz! Ama iktidarda kalabilmek için bugün MHP lideri Devlet Bahçeli’ye gösterebildiği müsamahayı vaktiyle o yoldaşlarına gösteremedi işte.

***

Erdoğan ve AK Parti’ye destek hâlâ Almanya, Fransa, İtalya gibi Avrupa ülkelerindeki hükümet başkanları ve iktidar partilerinin rüyalarında bile göremeyeceği kadar yüksek. Bununla beraber, Erdoğan ve AK Parti’ye güvenleri sarsıldığı halde iktidarı sadece daha iyi bir alternatifi olmadığını düşünerek ve “Yine de… Her şeye rağmen…” diyerek destekleyenlerin oranı da -benim tahminimce- yüksek. Zaten AK Parti’nin “Yaparsa gene AK Parti yapar” sloganında da biraz ‘Yine de… Her şeye rağmen…” havası var.

Bana öyle geliyor ki, AK Parti kendisini düzgün bir şekilde yeniden üretip parlak bir ufuk çizebilecek kabiliyette değil artık; bu kabiliyetini hoyratça ve hatta hunharca tüketti. Muhalefet partilerinde de parlak bir ufuk potansiyeli göremediğim için, siyasette yeni bir rüzgâra ihtiyaç olduğunu ileri sürüyorum. Kanaatimce 24 Haziran seçimleri -sonuçları nasıl olursa olsun-  bu ihtiyacın altını çizecektir.

Yeni bir rüzgâr ne zaman eser, bilmem. Yeni bir parti tarafından mı estirilir, yoksa -zannımın aksine- şaşırtıcı bir şekilde gene AK Parti tarafından veya mevcut muhalefet partilerinden birisi tarafından mı estirilir, onu da bilmem. Hayırlısı inşaallah.

***

NOT: Birkaç gündür bazı sosyal medya sahalarında ve WhatsApp gruplarında yeni bir yazı gibi paylaşılan “Bu seçimde AK Parti’ye bir ders verelim diyen bazı İslamcı seçmenlerin dikkatine” başlıklı yazım, 29 Mayıs 2015’te -yani 7 Haziran 2015 seçimleri sürecinde- Diriliş Postası’nda yayımlanmıştı. (Diriliş Postası’nın internet sitesinde tarih 16 Ekim 2015 olarak gösteriliyor. Yanlış. Teknik bir sorun yüzünden, farklı tarihlerde yayımlanan daha bir sürü yazının altında da o tarih var.)

Facebook Yorumları

reklam
23.9.2018
Nasrallah-Tufeyli farkı
21.9.2018
Mahalli seçimler ve Hazret-i Ömer
20.9.2018
Soçi mutabakatı
15.9.2018
Mekke’ye Giden Yol'un Devamı
14.9.2018
Faiz
13.9.2018
Suriyeli muhacirler ve ‘nüfus istiklâlimiz’
10.9.2018
Suriyeli muhacirler, Kafkasyalı muhacirler
8.9.2018
‘Eğitim çalışmalarını Atatürkçülüğe göre planlamak’
7.9.2018
İdlib halkı için
6.9.2018
Lira, ruble, yerli telefon
3.9.2018
İran’ın büyük başarısı!
1.9.2018
İnsanların boyunlarına binen ifrit
31.8.2018
Dubai’de bir CIA/FETÖ operasyonu
30.8.2018
‘Bu bizim adetimiz değil’
27.8.2018
Beşiktaş-Partizan maçındaki o ‘tezahürat’a dair
23.8.2018
Van’ın Kalecik’ine selam olsun
20.8.2018
Paylaştığın senindir
18.8.2018
Apple Mabedi’ni gezen insanların tuhaf hallerine dair
17.8.2018
Bârekallah
16.8.2018
Dolar düşerken
13.8.2018
Çileyse çile...
11.8.2018
Böyle bir ortamda nasıl doğsun hakikat güneşi?
10.8.2018
Sevr Belgesi
9.8.2018
İslam’ın selamı ve imanın emanı
6.8.2018
Moro
4.8.2018
‘Hıristiyan Siyonistler’in hezeyanları
3.8.2018
Brunson, Soylu, Gül, F-35
2.8.2018
Ebubekir Efendi deyince…
30.7.2018
Entegrasyon tartışması
28.7.2018
‘Dünya 5’ten büyüktür’ ve BRICS
27.7.2018
Bağdatlı Abdurrahman Efendi’nin Brezilya Seyahatnamesi
21.7.2018
Siyonist safsata
20.7.2018
Cemaatler, tarikatlar…
19.7.2018
Filistin dostu İsveçliler
17.7.2018
Er de olsan sorumlusun
15.7.2018
Tsey hey ha!..
13.7.2018
Helâl olsun
12.7.2018
Kafkas İslam Ordusu’nun izinde
9.7.2018
Bir futbol taraftarlığı hikâyesi
7.7.2018
Erdoğan’ın taahhütleri
6.7.2018
Keşke idam yetseydi
5.7.2018
Viyana’da antisemitizm
2.7.2018
Çeşitlilik iyidir
29.6.2018
İktidar ve muhalefet
28.6.2018
Ebru Özkan’a özgürlük!
25.6.2018
Erdoğan’ın zaferi
22.6.2018
Tatar Böreği
21.6.2018
Yine de arkadaş olabilir miyiz?
18.6.2018
Tasvir-i efkâr
16.6.2018
Hep kahır, hep kahır...
15.6.2018
Kahire’de bir ikindi namazı
11.6.2018
Dar Al Janub
10.6.2018
Paylaşmanın tam vakti
8.6.2018
IKBY ile yeniden…
7.6.2018
20 avro sivuple
4.6.2018
Harira ve şürekâsı
2.6.2018
Emir Şekib Arslan
1.6.2018
Birbirinden beter iki ihtimal
31.5.2018
Abdulahad Mahdum’un şehadeti
28.5.2018
Evet, burası aşevi
26.5.2018
Mustafa Çalık
25.5.2018
Naat
24.5.2018
Davutoğlu, Babacan, Atalay…
21.5.2018
Beyhude geçen altı ay
14.5.2018
İsrail’in kuruluş yalanları
12.5.2018
Gannuşi niye Batı basınının manşetine çıkamıyor?
11.5.2018
Saçma sapan bir iş
10.5.2018
‘Ölümden mi korkacağım lan!’
5.5.2018
Muhalefete çağrı: F.Gülen’i ‘ofsayta’ düşürün!
3.5.2018
Rümeysa, Zeynep, Esma ve Asude
28.4.2018
Seçimler ve Saadet Partisi
27.4.2018
Karamollaoğlu’nun güler yüzü
26.4.2018
Erdoğan’ın ‘daha fazla demokrasi’ vaadine dair
21.4.2018
İYİ Parti’nin durumu
20.4.2018
Paldır küldür seçim
19.4.2018
Emperyalistlerin saldırıları ve Bülent Yıldırım’ın beyanatı
16.4.2018
‘Ne oldu da…’
14.4.2018
Issız Nakşi tekkesinin Hıristiyan bekçisi
13.4.2018
Toplanma merkezi
12.4.2018
SMDK nerede?
9.4.2018
Verimli bir Türk-Yunan barışı için
7.4.2018
Filmler, kitaplar ve Hatay meselesi
6.4.2018
Karatay
5.4.2018
Yavuz Turgul’a gecikmiş bir teşekkür
31.3.2018
Fetih
30.3.2018
Şehid Abdulkadir Salih’in mirası
29.3.2018
Peki “Kıbrıs Fatihi Karaoğlan”ı nereye koyacağız?
26.3.2018
İdlib’e dikkat
19.3.2018
Afrin’in fethi
18.3.2018
Züccaciye dükkânına giren fil: Horst Seehofer
16.3.2018
Almanya meselenin adını koymuyor
15.3.2018
Suriye Devrimi’nin başlangıç yıldönümü münasebetiyle
12.3.2018
Nureddin Yıldız, Erdoğan, Başsavcılık
9.3.2018
MBC’deki Türk dizileri niçin yayından kaldırıldı?
8.3.2018
Düşünce Mektebi’nde önemli bir söyleşi
5.3.2018
Mauritius’ta beyaz ırkı nasıl rezil ettim?
3.3.2018
Sabır
2.3.2018
Tunus İdare Mahkemesi’nin gösterdiği yol
1.3.2018
‘Uzlaşma devri geçti şimdi adalet zamanı’
26.2.2018
‘Bu Suriyeli gençler niye savaşmıyor?’
25.2.2018
Suç İmam Hüseyin’in mi?
23.2.2018
Vicdan Konvoyu
22.2.2018
Ağırlaştırılmış müebbet hapis
17.2.2018
Aklıma takılan bazı şeyler
16.2.2018
Dile kolay, 20 yıl!
15.2.2018
Başbuğ aslında ne dedi?
12.2.2018
Arka Kapı
10.2.2018
Aliya İzzetbegoviç’i hatırlamak
9.2.2018
Gana muhabbeti
8.2.2018
Merkel, Schulz, Leopard 2
5.2.2018
Alparslan Kuytul
3.2.2018
Kahire Yunus Emre Enstitüsü’nde izdiham
2.2.2018
ÖSO bu harekâtta yer almasaydı...
1.2.2018
Daha serinkanlı bir demokrasiye ihtiyacımız var
29.1.2018
IKBY ile yeniden yakınlaşmanın gereğine dair
27.1.2018
ÖSO’yu karalama kampanyası
26.1.2018
Çanlar Amerika İçin Çalıyor
25.1.2018
Zeytin Dalı Harekâtı’ndaki en önemli husus
21.1.2018
Kût’ül-Amâre
19.1.2018
Barzani de mi Kürt düşmanı faşist?
18.1.2018
Afrin
12.1.2018
Ürpertici bir söz
11.1.2018
Trenden düşmek
8.1.2018
Abdullah Gül ve risk
6.1.2018
Vebal
5.1.2018
BM Genel Merkezi Doha’ya taşınsın
4.1.2018
Ve Hamaney konuştu…
1.1.2018
İran’da ne oluyor, niye oluyor?
30.12.2017
Ne oldu ki?
28.12.2017
Afrika’ya giden yol
25.12.2017
Hizb-ut Tahrir’e zulüm
24.12.2017
Kudüs meselesinde durmak yok, yola devam!
22.12.2017
Arap düşmanlarına gün doğdu
21.12.2017
Vahşi bir iftira
18.12.2017
El Bab’da selam dolu bir gün
16.12.2017
Erdoğan ve Doğu Kudüs
15.12.2017
‘377 A’
14.12.2017
Başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız Filistin Devleti
10.12.2017
Kudüs için Yenikapı’da buluşalım
8.12.2017
ABD budur
7.12.2017
Kudüs meselesi
4.12.2017
kEkmek gramajı ve ötesi
2.12.2017
Türkiye’nin kaybından menfaat umanlar
1.12.2017
Sabah namazı Devrimi
30.11.2017
Adem Özköse Medresesi
25.11.2017
Marmara Üniversitesi ve ‘Serok Ahmet’
23.11.2017
Al benden de o kadar
18.11.2017
Merak etmeyin, Misak-ı Milli’ye Norveç dahil değil
17.11.2017
Okkupert
13.11.2017
Ey siviller, sivil kalın!
11.11.2017
AK Parti’nin yeni misyonu
9.11.2017
O arabayı Erbakan yapmadı
5.11.2017
Yeniden bismillah…
3.11.2017
Theresa May’i gururlandıran tablo
2.11.2017
Mustafa Armağan’ın mahkûmiyetine dair
31.10.2017
İhsan Şenocak’ın açığa alınmasına dair
27.10.2017
Casusluk tezviratının sonu
21.10.2017
AK Parti’nin sessizliği
20.10.2017
Evet, Barzani’yi tercih ediyorum
19.10.2017
Şimdi Kerkük’ün Türklüğü ihya mı oldu?
16.10.2017
‘Mor Beyin’ ve Gültekin Sincar
13.10.2017
Sırbistan’la münasebetler
12.10.2017
Bu mudur yani?
9.10.2017
Sinan Oğan ve Aki Kaurismaki
7.10.2017
Sabah koşusu
6.10.2017
Cumhurbaşkanına suikast davası
30.9.2017
Nihayet bunu söyleyen bir siyasetçi çıktı
29.9.2017
Dil ve üsluba dikkat
27.9.2017
Referandumdan sonra..
23.9.2017
“Irak'ın toprak bütünlüğü”
22.9.2017
Alerjik tepkiler
21.9.2017
Barzani düşmanlığı
18.9.2017
Barzani Türkiye’yi gerçekten savaşla tehdit etti mi?
16.9.2017
Referandum ve Kerkük meselesi
15.9.2017
‘Ne yapacağız bu gençleri?’
14.9.2017
Cıvıl cıvıl bir hareket
12.9.2017
AK Parti çevrelerinde yükselen tepki
9.9.2017
Myanmar, özgür gazeteciliğin önünü açsın
8.9.2017
Katalonya
7.9.2017
İnfak cumhuriyeti
1.9.2017
ARAKAN 3072
31.8.2017
E yuh artık!
26.8.2017
Altınsu Raporu
25.8.2017
Irak Kürtlerinin bağımsızlık referandumu
24.8.2017
Yücel Çakmaklı’nın eniştesine verdiği söz
21.8.2017
Uğur Dursun Dosyası
20.8.2017
Büyükada’daki 'gizli toplantı' meselesi
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.