Hakan Albayrak

Karar gazetesi



Bookmark and Share

Tsey hey ha!..


15.7.2018 - Bu Yazı 85 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Sene 1991. İstanbul’da, Beyazıt’taki Erenler Kahvehanesi’nde tanıştık. Milli görüşçüymüş. Çorum’un bir Çerkes köyündenmiş. Reklamcıymış. Sonradan öğrendim; kesatmış işleri.

18-07/13/ekran-resmi-2018-07-13-231750.png

Neşesi hep yerindeydi ama... Memleketin ve genel olarak İslam dünyasının perişan ahvali söz konusu olduğunda bile surat asmazdı. Başkalarının surat asmasına da katlanamazdı. Ağlayıp sızlanmayı hele hiç sevmezdi. İlle de bir ümit ışığı bulup getirir, ortalığı aydınlatmaya çalışırdı. Baktı ki olmuyor, bir espri patlatarak dağıtırdı kasveti. Sohbet dediğin gürül gürül olmalıydı. İsmet Özel’in kulakları çınlasın; ağlamadan, dillerimiz dolaşmadan, yumruğumuz çözülmeden gecenin karşısında, şafaktan utanmayıp utandırmadan aşkı, üzerimize yüreğimizden başka muska takmadan konuşmalıydık. O hep öyle konuşurdu. Müsbet bir enerji yayardı etrafına.

Dert varsa derman da var, Allahuekber, o kadar!

***

Çerkes düğünlerinde ateşleyici adamlar olur. Meydana ilk onlar çıkar dans için. Sonra düğün boyunca ortalıkta dolanıp durarak milletin coşku ve neşesini kamçılarlar; “Tsey tsey tsey hey ha!...”

El çırpmalar mı yavaşladı? Onlar hızlandırır. Tsey hey ha!...

Ritim mi düştü? Onlar anında ayağa kaldırır. Hey ha!...

Ve yok öyle “Ben oynamasam olmaz mı abi?” Kolundan tutup meydana fırlatır, deli gibi oynatırlar en çekingen adamı bile. Tsey tsey tsey!…

Hızlarını alamaz, “Şeşen”in ritmine karşı koyamaz, kendilerini de bir daha bir daha atarlar meydana. Hey ha, hey ha!...

Bendeki karşılığı böyle bir şeydi Erol Olçok’un. Onunla ne zaman karşılaşsak fonda “Şeşen” sesi duyar gibi olurdum. Herhalde o da öyle olurdu ki bazen durduk yerde “Hey ha!” deyip dans etmeye başlardı. İleriki yıllarda cep telefonu icat edildi ve Erol Abi cep telefonuna ‘zil sesi’ olarak tabii ki “Şeşen”i yükledi. Coşku, coşku, coşku…

Peki ne olacaktı bu Türkiye’nin hali? Şöyle mi yapmak lazımdı, böyle mi, yoksa başka türlü mü? Her türünü konuştuk Erenler’de çayımızı kahvemizi içerken. Devlet yıktık, devlet kurduk sabahtan akşama kadar. Kim bilebilirdi ki o sohbetler yakın bir gelecekte kuvveden fiile çıksın ve Erol Abi bunda esaslı bir rol oynasın?

***

1994’te Refah Partisi’nden İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen Recep Tayyip Erdoğan,  Erol Olçok’u yanına danışman olarak aldı. Yakın dost ve yoldaş oldu ikisi. Dört sene sonra Refah Partisi kapatıldı, Erdoğan da o meşhur şiir davası yüzünden belediye başkanlığından alındı ve siyasetten men edildi. Boşta kalan Erol Abi, Erdoğan’dan müsaade isteyip reklamcılık işlerine yoğunlaştı. 2001’e gelindiğinde reklamcılık piyasasında muteber bir isimdi artık.

Erdoğan ve arkadaşlarının 2001’de kurduğu Adalet ve Kalkınma Partisi’nin / AK Parti’nin ismi ve amblemi, Erol Abi’nin firması olan Arter Reklam’daki zihin jimnastiklerinden geliyor. 2002’den beri iktidarda olan AK Parti’nin 2016’ya kadarki bütün seçim kampanyalarını da Erol Abi yönetti. Daima aşk ve şevkle, coşkuyla, tsey hey ha!...

“Durmak yok, yola devam!” sloganı, “Aynı yoldan geçmişiz biz” şarkısı, ‘gönderden inmekte olan ay yıldızlı al bayrağın milli seferberlikle yeniden yükseltilmesi’ temalı o muhteşem tanıtım filmi vs, vs.. Erol Olçok’un paltosundan çıktı. 

Yetmedi; Kıbrıs’tan Mısır’a ve Malezya’ya kadar birçok İslam ülkesindeki demokratik seçimlerde de ‘bizimkilerin’ zaferi için -hiçbir maddi karşılık beklemeden- canla başla çalıştı Erol Abi. Tunus’ta Raşid Gannuşi’nin NAHDA’sının dosta-düşmana “Kendilerini aştılar” dedirten müthiş seçim beyannamesindeki mühür de Erol Abi’ye aitti.

***

Böyle böyle seneler geçti.  Derken…

Sene 2016, gecelerden 15 Temmuz. Milletin düşmanları milletin tanklarını millete karşı yürütüyor. FETÖ ve müttefikleri Türkiye’yi emperyalistler adına esir almak için askerî darbeye kalkışmış. Erol Olçok’un ‘reklam’ını yaptığı ne varsa topun ağzında. Ve Erol Olçok herhangi bir reklamcı değil işte. İnanmadığı bir davayı savunmadı ve savunduğu davaya baş koydu. Cumhurbaşkanı Erdoğan milleti direnişe çağırınca “Başımla beraber” diyerek sokağa iniyor. Oğlu Abdullah Tayyip de geliyor yanında. Boğaziçi Köprüsü’nde darbeci askerlerin karşısına dikiliyorlar beraber. Tekbir getiriyorlar, Alemlerin Rabbi Allah’a sığınıyorlar ve ülkemizin -aslında bütün İslam dünyasının- selameti için ileri atılıyorlar. Gene o aşk ve şevk… Gene o coşku… Özgürlüğe kanat açan Kafkas kartalları, tsey hey ha!...

Sonrası kurşun yağmuru ve şehadet. Vurulup tertemiz alınlarından uzanıp yatıyor ikisi de. Düşmekte olan hilâl yeniden yükseliyor, o ‘reklam’ filmindeki gibi…

Şehit kanlarıyla yoğrulmuş bayrağımızda onların da kanı var artık.

***

Bir gün bir densiz “Sonradan bu ülkeyi kendisine vatan edenler; Kafkaslardan, Boşnaklardan gelenler; siz bu ülkenin sahipleri değilsiniz. Haddinizi bileceksiniz!” demişti ya… Erol Olçok “Kafkaslardan gelen” bir adamdı ve “haddini” asla bilmedi. Türkiye’yi sahiplenmekte Hududullah’tan başka had tanımadı. Ölümüne sahiplendi “insanlığın son adası”nı.

***

Şehadetin mübarek olsun canım Erol Abicim.

Şehadetin mübarek olsun Abdullah Tayyip, sevgili yeğenim.

Selam, bütün 15 Temmuz şehitlerine.

Lailahe illallah veşşehid habibullah. 

Facebook Yorumları

reklam
15.7.2018
Tsey hey ha!..
13.7.2018
Helâl olsun
12.7.2018
Kafkas İslam Ordusu’nun izinde
9.7.2018
Bir futbol taraftarlığı hikâyesi
7.7.2018
Erdoğan’ın taahhütleri
6.7.2018
Keşke idam yetseydi
5.7.2018
Viyana’da antisemitizm
2.7.2018
Çeşitlilik iyidir
29.6.2018
İktidar ve muhalefet
28.6.2018
Ebru Özkan’a özgürlük!
25.6.2018
Erdoğan’ın zaferi
22.6.2018
Tatar Böreği
21.6.2018
Yine de arkadaş olabilir miyiz?
18.6.2018
Tasvir-i efkâr
16.6.2018
Hep kahır, hep kahır...
15.6.2018
Kahire’de bir ikindi namazı
11.6.2018
Dar Al Janub
10.6.2018
Paylaşmanın tam vakti
8.6.2018
IKBY ile yeniden…
7.6.2018
20 avro sivuple
4.6.2018
Harira ve şürekâsı
2.6.2018
Emir Şekib Arslan
1.6.2018
Birbirinden beter iki ihtimal
31.5.2018
Abdulahad Mahdum’un şehadeti
28.5.2018
Evet, burası aşevi
26.5.2018
Mustafa Çalık
25.5.2018
Naat
24.5.2018
Davutoğlu, Babacan, Atalay…
21.5.2018
Beyhude geçen altı ay
14.5.2018
İsrail’in kuruluş yalanları
12.5.2018
Gannuşi niye Batı basınının manşetine çıkamıyor?
11.5.2018
Saçma sapan bir iş
10.5.2018
‘Ölümden mi korkacağım lan!’
5.5.2018
Muhalefete çağrı: F.Gülen’i ‘ofsayta’ düşürün!
3.5.2018
Rümeysa, Zeynep, Esma ve Asude
28.4.2018
Seçimler ve Saadet Partisi
27.4.2018
Karamollaoğlu’nun güler yüzü
26.4.2018
Erdoğan’ın ‘daha fazla demokrasi’ vaadine dair
21.4.2018
İYİ Parti’nin durumu
20.4.2018
Paldır küldür seçim
19.4.2018
Emperyalistlerin saldırıları ve Bülent Yıldırım’ın beyanatı
16.4.2018
‘Ne oldu da…’
14.4.2018
Issız Nakşi tekkesinin Hıristiyan bekçisi
13.4.2018
Toplanma merkezi
12.4.2018
SMDK nerede?
9.4.2018
Verimli bir Türk-Yunan barışı için
7.4.2018
Filmler, kitaplar ve Hatay meselesi
6.4.2018
Karatay
5.4.2018
Yavuz Turgul’a gecikmiş bir teşekkür
31.3.2018
Fetih
30.3.2018
Şehid Abdulkadir Salih’in mirası
29.3.2018
Peki “Kıbrıs Fatihi Karaoğlan”ı nereye koyacağız?
26.3.2018
İdlib’e dikkat
19.3.2018
Afrin’in fethi
18.3.2018
Züccaciye dükkânına giren fil: Horst Seehofer
16.3.2018
Almanya meselenin adını koymuyor
15.3.2018
Suriye Devrimi’nin başlangıç yıldönümü münasebetiyle
12.3.2018
Nureddin Yıldız, Erdoğan, Başsavcılık
9.3.2018
MBC’deki Türk dizileri niçin yayından kaldırıldı?
8.3.2018
Düşünce Mektebi’nde önemli bir söyleşi
5.3.2018
Mauritius’ta beyaz ırkı nasıl rezil ettim?
3.3.2018
Sabır
2.3.2018
Tunus İdare Mahkemesi’nin gösterdiği yol
1.3.2018
‘Uzlaşma devri geçti şimdi adalet zamanı’
26.2.2018
‘Bu Suriyeli gençler niye savaşmıyor?’
25.2.2018
Suç İmam Hüseyin’in mi?
23.2.2018
Vicdan Konvoyu
22.2.2018
Ağırlaştırılmış müebbet hapis
17.2.2018
Aklıma takılan bazı şeyler
16.2.2018
Dile kolay, 20 yıl!
15.2.2018
Başbuğ aslında ne dedi?
12.2.2018
Arka Kapı
10.2.2018
Aliya İzzetbegoviç’i hatırlamak
9.2.2018
Gana muhabbeti
8.2.2018
Merkel, Schulz, Leopard 2
5.2.2018
Alparslan Kuytul
3.2.2018
Kahire Yunus Emre Enstitüsü’nde izdiham
2.2.2018
ÖSO bu harekâtta yer almasaydı...
1.2.2018
Daha serinkanlı bir demokrasiye ihtiyacımız var
29.1.2018
IKBY ile yeniden yakınlaşmanın gereğine dair
27.1.2018
ÖSO’yu karalama kampanyası
26.1.2018
Çanlar Amerika İçin Çalıyor
25.1.2018
Zeytin Dalı Harekâtı’ndaki en önemli husus
21.1.2018
Kût’ül-Amâre
19.1.2018
Barzani de mi Kürt düşmanı faşist?
18.1.2018
Afrin
12.1.2018
Ürpertici bir söz
11.1.2018
Trenden düşmek
8.1.2018
Abdullah Gül ve risk
6.1.2018
Vebal
5.1.2018
BM Genel Merkezi Doha’ya taşınsın
4.1.2018
Ve Hamaney konuştu…
1.1.2018
İran’da ne oluyor, niye oluyor?
30.12.2017
Ne oldu ki?
28.12.2017
Afrika’ya giden yol
25.12.2017
Hizb-ut Tahrir’e zulüm
24.12.2017
Kudüs meselesinde durmak yok, yola devam!
22.12.2017
Arap düşmanlarına gün doğdu
21.12.2017
Vahşi bir iftira
18.12.2017
El Bab’da selam dolu bir gün
16.12.2017
Erdoğan ve Doğu Kudüs
15.12.2017
‘377 A’
14.12.2017
Başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız Filistin Devleti
10.12.2017
Kudüs için Yenikapı’da buluşalım
8.12.2017
ABD budur
7.12.2017
Kudüs meselesi
4.12.2017
kEkmek gramajı ve ötesi
2.12.2017
Türkiye’nin kaybından menfaat umanlar
1.12.2017
Sabah namazı Devrimi
30.11.2017
Adem Özköse Medresesi
25.11.2017
Marmara Üniversitesi ve ‘Serok Ahmet’
23.11.2017
Al benden de o kadar
18.11.2017
Merak etmeyin, Misak-ı Milli’ye Norveç dahil değil
17.11.2017
Okkupert
13.11.2017
Ey siviller, sivil kalın!
11.11.2017
AK Parti’nin yeni misyonu
9.11.2017
O arabayı Erbakan yapmadı
5.11.2017
Yeniden bismillah…
3.11.2017
Theresa May’i gururlandıran tablo
2.11.2017
Mustafa Armağan’ın mahkûmiyetine dair
31.10.2017
İhsan Şenocak’ın açığa alınmasına dair
27.10.2017
Casusluk tezviratının sonu
21.10.2017
AK Parti’nin sessizliği
20.10.2017
Evet, Barzani’yi tercih ediyorum
19.10.2017
Şimdi Kerkük’ün Türklüğü ihya mı oldu?
16.10.2017
‘Mor Beyin’ ve Gültekin Sincar
13.10.2017
Sırbistan’la münasebetler
12.10.2017
Bu mudur yani?
9.10.2017
Sinan Oğan ve Aki Kaurismaki
7.10.2017
Sabah koşusu
6.10.2017
Cumhurbaşkanına suikast davası
30.9.2017
Nihayet bunu söyleyen bir siyasetçi çıktı
29.9.2017
Dil ve üsluba dikkat
27.9.2017
Referandumdan sonra..
23.9.2017
“Irak'ın toprak bütünlüğü”
22.9.2017
Alerjik tepkiler
21.9.2017
Barzani düşmanlığı
18.9.2017
Barzani Türkiye’yi gerçekten savaşla tehdit etti mi?
16.9.2017
Referandum ve Kerkük meselesi
15.9.2017
‘Ne yapacağız bu gençleri?’
14.9.2017
Cıvıl cıvıl bir hareket
12.9.2017
AK Parti çevrelerinde yükselen tepki
9.9.2017
Myanmar, özgür gazeteciliğin önünü açsın
8.9.2017
Katalonya
7.9.2017
İnfak cumhuriyeti
1.9.2017
ARAKAN 3072
31.8.2017
E yuh artık!
26.8.2017
Altınsu Raporu
25.8.2017
Irak Kürtlerinin bağımsızlık referandumu
24.8.2017
Yücel Çakmaklı’nın eniştesine verdiği söz
21.8.2017
Uğur Dursun Dosyası
20.8.2017
Büyükada’daki 'gizli toplantı' meselesi
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.