Güldalı COŞKUN



Bookmark and Share

Hüznün şehri Diyarbekir


24.8.2015 - Bu Yazı 4143 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Kadim bir şehir. Surları, bazalt taştan sokakları, ahşap kapılı, yüksek duvarlı ve avlulu eski taş evleri ile buram buram tarih ve yaşanmışlık kokan bir şehir. Dili vardır bazı şehirlerin.  Diyarbekir için de  “taşları fısıldayan şehir” derlermiş. Son gidişimde hüzünlüydü sanki; oldukça da yorgun.

Mardin Kapı denilen yerden girdik, Hevsel Bahçeleri, surların tepesi, kalenin içinde doğal klimalı cafesi ve yakıcı sıcağı. Ancak tenha olması dikkat çekiyordu. Sıcaktan mı derken, birden bir koşuşturma ve panik hali. “Gitmeyin o tarafa olay var” diyerek kaçışan insanlar.

Yolu değiştirip Kent Müzesine doğru gitmeye karar verdik. Dar bir sokağa girdiğimizde otuz beş yaşlarında kapı önündeki basamağa oturmuş yerel giysili bir kadın bize bakarak Kürtçe bir şeyler söyledi. Tek anladığım sözcük Erdoğan idi. Ellerini açmış beddua eder gibi konuşuyordu. Yanımızda Kürtçe bilen bir arkadaşımıza ne dediğini sorduk:

“Allah Erdoğan’da bizim hakkımızı bırakmasın!” demiş. Yanımdaki arkadaşa nedenini sordurdum: “Biz sabah kalkıyoruz, tek isteğimiz karnımızı doyurmak, ama Erdoğan bizim dilimizi yasakladı!” diyormuş kadın. Oysa kadın Kürtçe konuşuyordu.

Tek kelime Türkçe bilmiyordu ve sanki ona, gördüğü yabancılara böyle söylemesi salık verilmiş gibiydi. Üzülmekle yetindik ve yolumuza devam ettik. Diyarbakır sokaklarında gittikçe artan gaz ve yolunu değiştiren insanlar tedirgin bir şekilde kaçışıyordu.  Birden  7 ila 9 yaşlarında iki çocuk çıktı karşımıza ve  “gitmeyin, olay var” dedi. “Ne olayı, ne oluyor orada biliyor musun?” dedim, maskeli eylemcileri ima ederek tişörtünün yakasından tutup gözlerine kadar çekti ve “bunlar var, çatışıyorlar” dedi.  Silvan’da 15 PKK’lının öldürülmesi protesto ediliyormuş. 

Oysa o saatlerde, Silvan ile iletişim kurulamıyor, ne olup bittiği bilinmiyordu. Ajansların, hatta orada akrabası olanların dahi bilgi alamadığı yerden, bu küçük çocuk çoktan haber almıştı. Yine sadece üzülmekle yetindim ve içten içe sitem ettim çocukluğu çalan hırsızlara.

Gittikçe gaz burnumuzu ve boğazımızı rahatsız ediyordu ama yine de Diyarbakır sokaklarını dolaşmaya devam ettik. Ahmet Arif Müzesi, Cahit Sıtkı Tarancı Evi, Eyvan Geceleri’nde yanık türkülerin söylendiği, dişi ve erkek tabir edilen özel taştan örülmüş yüksek taş duvarlı avlular ve kapısından girince hissedilen huzur. Sokaklarından, çocuklarından, kadınlarından çalınmış huzur.

Mahmutpaşa’daki sokakların benzeri bir sokak. Ev gereçleri, mefruşatçılar, aksesuarcılar,  tuhafiye, çamaşır vb gibi şeylerin satıldığı  dükkanların kepenkleri inik. İki kadın arkamızda konuşuyor; “aa kapalıymış, biz alışveriş edecektik ya!” Dükkanların önünde aceleyle bırakılmış çöpler, her yana saçılmış kağıtlar... Diyarbakır, biz ve arkamızdaki iki kadından başka kimsenin olmadığı terk edilmiş bir kasabanın meydanı gibi sessiz ve ürkütücüydü.

Son yıllarda nefes alan şehir ve halkı, yeniden yasa bürünmüştü adeta. İşte PKK’nın Kürt halkına verdiği özgürlük! Kendi şehrinde bile sokağa çıkamamak, işyerini açamamak ve normal hayatını sürdürememek... PKK, bölgede kendi koyduğu keyfi kurallara uyulmasını istediği modern ağalık sistemi demekti. Ağanın kahyası rolünü üstlenen HDP ise, ağasına yaranmak için her türlü cambazlığı yapıyor, halkın hafızasındaki kötü geçmişi ki; ciddi bir travmadır bu, kaşıyıp, istismar ediyor.

Gerçekte kendi ideolojisini dayatmak isteyen HDP/PKK iş bölümü yaparak ve en kötüsü de Kürt gençlerini buna alet ederek, şiddeti yöntem olarak benimsiyor. Hiçbir mantıklı talepleri olmadığı gibi, meclise girmelerinin de kimseye faydası olmadı. İçlerine bir türlü sinmeyen barış, onların sonu demekti, varlık nedenleri ortadan kalkacaktı. O halde bu nedeni ortadan kaldırana savaş açmak gerekiyordu.

Ağası bombaları patlatıp cana kıyarken, kâhyası “barış istiyoruz” diye ambalajın en iyisini yaptı. Barış bu, boru mu! Kim karşı çıkabilir ki! Gençler, ateşli mi ateşli. Ne de olsa zavallı çocuklar, güya kutsal bir şey için savaşıyor: Bağımsız Kürdistan!

Bir taksi şoförü, “huzur olsun diye oy vermiştik, şimdi gördüğünüz gibi” diyerek o an havaalanı yolunun ortasına devrilmiş konteyner ve yanındaki ateşi gösterdi. “Olan, buranın halkına oluyor, iş yerleri hep kapalı, insanlar evine ekmek götüremiyor, bıktık artık” diyordu. Ayrıca, Batı’ya göç etmek isteyenler olduğunu da söylüyor.

En ilginç cümle; bir vatandaşın, artık bizim de bir devletimiz var ve bunlardan bizi kurtaracak inşallah demesiydi. Onca serhildan çağrısı, halkı kışkırtma, öz yönetim ilan ederek, devletin sivil katletmesi için ortam oluşturma da sonuç vermiyor. Yoksul gençlerin kanıyla ideolojilerini besleyen tuzu kurular, 90’lı yıllara mıhlanmış beyinleriyle çağı ve halkın beklentilerini okuyamıyor. Dolayısıyla PKK’yı bitiren Kürt halkı olacak. Çünkü onlar da şehrin kalesine sinmiş hüzün kokusundan, kavgadan, gürültüden bezmiş, küçük mutlulukların ve günlük hayatın özlemini yaşıyorlar.

Ve farkındalar ki, artık konuşulamayacak hiçbir şeyin olmadığı özgür bir Türkiye var. Bazıları için, asıl sorun da bu olsa gerek…

Facebook Yorumları

reklam
22.1.2017
Vesayetin karargahı
15.1.2017
Başkanlığa Giderken
25.12.2016
İlle de ahlak
18.12.2016
Silah icat oldu mertlik bozuldu!
11.12.2016
Onların OHAL’i cici!
5.12.2016
Bize bir şey olmaz
27.11.2016
AP ve Avusturya’dan nağmeler!
20.11.2016
Karşıyım demek, sorunu çözmüyor!
13.11.2016
Korkma, Ak Partili olmazsın!
7.11.2016
“Korkma, asmayacağız, adil yargılayacağız!”
30.10.2016
Ayrımcılık var!
24.10.2016
Demirtaş baydı artık!
9.10.2016
Anneni ağlatmaya değdi mi hurşit!
2.10.2016
Lozan Tabusu
25.9.2016
Âdil ve birlik olalım
21.8.2016
Kavramlar süs değil!
15.8.2016
Gezi ve Yenikapı ruhu
7.8.2016
İstismar edilen değil, eden suçludur
2.8.2016
Halk temizlik bekliyor
25.7.2016
İlerici güruhtan nağmeler
18.7.2016
Darbeciler şamarı yedi
10.7.2016
Utanıyoruz artık sizden!
4.7.2016
Kişi, kendinden bilir işi
26.6.2016
AB ve aşırı sağın yükselişi
19.6.2016
Lisede olmazsa anaokulunda denenir
13.6.2016
NE UĞRUNA BUNCA CİNAYET
23.5.2016
Büyük Çerkes Sürgünü
15.5.2016
MUHALEFETTEN BİHABER MUHALEFET
8.5.2016
Davutoğlu ve hoş bir sadâ
1.5.2016
DOKUNULMAZLIK AYM’DEN DÖNER Mİ?
25.4.2016
ERGENEKON VE HUKUK
11.4.2016
ANAYASA VE KUTUPLAŞMA
28.3.2016
TERÖRE KARŞI DURUŞ
13.3.2016
YAŞAM TARZI
7.3.2016
CUMA AÇILIMI
28.2.2016
RADİKALLEŞTİRİLEN GENÇLİK
21.2.2016
Tarih yine tekerrürde
14.2.2016
YAPMAYIN NE OLUR!
8.2.2016
TARTIŞAMIYORUZ
31.1.2016
Algı kurbanı olmak
24.1.2016
Kutuplaşmak
18.1.2016
1128 İMZA VE HAL-İ PÜR MELALLERİ
10.1.2016
'Kürt sorunu yoktur' mu?
3.1.2016
AHMET ALTAN VE İNFİAL!
27.12.2015
‘Halka karşı yapılan savaş, kaybetmeye mahkûmdur’
21.12.2015
PSİKOLOJİK AÇILIM
14.12.2015
İKTİDARA KARŞIYIZ!
7.12.2015
Tahir Elçi ve hendek siyaseti
29.11.2015
KİTLELERİN ACIMASIZLIĞI
22.11.2015
Radikalizm ve oryantalizm
15.11.2015
AKADEMİSYENDEN AKADEMİSYENE FARK
9.11.2015
HALK NOKTAYI KOYDU!
2.11.2015
BİR SEÇİM GÜNÜ YAZISI
27.10.2015
DEĞİŞİMİ GÖREBİLMEK -2-
19.10.2015
TERÖRE İTAAT
12.10.2015
DEĞİŞİMİ GÖREBİLMEK
5.10.2015
YİNE KAYBEDECEKSİNİZ!
21.9.2015
Nefret, prangadır
14.9.2015
SORUNU KÜRTLER ÇÖZER
6.9.2015
Üzülün, kaybedeceksiniz!
31.8.2015
ÇELİŞKİ MAKİNELERİ
24.8.2015
Hüznün şehri Diyarbekir
20.7.2015
KİM DEMİŞ YÜRÜMEZ DİYE...
13.7.2015
Medyaya karşı medya
5.7.2015
AKIL, NEFRETİ YENER
26.6.2015
AK PARTİ ve KÜRT OYLARI
23.6.2015
Evrensel ahlâk
20.6.2015
Mısır'ın Menderes'i
14.6.2015
Seçim kritiği
6.6.2015
Milletçe Şaşırıyoruz!
26.5.2015
Hoşça kal dedi...
6.5.2015
HAYSİYET MESELESİ
28.4.2015
ORTAK ACI - ÂDİL HAFIZA
12.4.2015
TSK demokrasi mi dedi?
18.02.2015
Fabrika Ayarları
07.02.2015
‘Sevgi’nin Bizce Dili
13.12.2014
‘Sevgi’nin Bizce Dili
22.10.2014
Selam ve Huzur
14.07.2014
Filistin…
28.06.2014
İtibarımız yok(muş)!
14.06.2014
Ders almayan Ortadoğulu
22.05.2014
Çerkeslerin kara günü
30.04.2014
İşte o dev!
01.04.2014
Seçimden Seçmeler!
17.03.2014
Bir Miting Hikâyesi
09.03.2014
Kadınlar Günü
03.03.2014
Be hey Ahlaksızlar!
04.01.2014
TSK demokrasi mi dedi?
16.12.2013
Sevgiler maktül
30.11.2013
Bi durun ya bi durun!
21.11.2013
Asli azınlık çocukları!
22.10.2013
Anlaşılamayan adam
06.09.2013
Bir Ülkücü ile Solcu Kardeşine!
11.06.2013
Romantik milletiz vesselam!
26.05.2013
Fikrime Ceza
09.04.2013
AKIL TUTULMASI
03.03.2013
KİM KORKAR OLMASI GEREKENDEN!
27.02.2013
ALEVİLER DEĞİL BEN BİLİRİM !
11.02.2013
Bir barış düşünün ki...
19.01.2013
BİR BARIŞ Kİ...
19.01.2013
ASLÎ AZINLIK ÇOCUKLARI!
15.12.2012
Avrupa Birliği’nden caymak...
03.12.2012
AH AYRILIK!
22.11.2012
Asli azınlık çocukları!
11.11.2012
Çemberin çeperi
06.11.2012
YORULDUM
03.11.2012
EDİ BESE/ YETER ARTIK
31.10.2012
Şekle yenik düşmek
17.10.2012
SAYIN USTAMA
03.10.2012
Bir Erdoğan geçiyor hayatımızdan
30.09.2012
SAYIN AHMET ALTAN'A MEKTUP...
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları