Güldalı COŞKUN



Bookmark and Share

‘ŞALVAR’ DAVASI


19.3.2017 - Bu Yazı 77 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 “Ulan öküz Anadolulu! Sizin milliyetçilikle, komünizm ile ne işiniz var? Milliyetçilik lazımsa bunu biz yaparız... Komünizm gerekirse, onu da biz getiririz... Sizin iki vazifeniz var: Birincisi, çiftçilik yapıp mahsul yetiştirmek... İkincisi, askere çağırdığımızda askere gelmek!”

1944 yılında huzuruna çıkarılan siyasi bir tutukluya bunları söyleyen “CHP'nin Ankara İl Başkanı, CHP'nin Ankara Valisi ve CHP'nin Ankara Belediye Başkanı” olan Nevzat Tandoğan'dır.

1929'da göreve başlayan Tandoğan'ın 17 yıllık yöneticiliği sırasında, “medeniyet” getiriyoruz diye şalvarlı köylü ve tulumlu işçilerin özellikle Atatürk Meydanı'na girmeleri yasaklanmıştı.

Tabii bu yasak, Kurtuluş Savaşı yıllarında yoktu, olamazdı da. Atatürk'ün “Köylü, milletin efendisidir!” sözü nerede kime, ne zaman söylediyse Tandoğan duymamış olmalı ki, o efendiye köle muamelesi yapılmış. Dışlanan, horlanan ve hatta utanılan köylü!

O dönem Atatürk ile görüşmek için Ankara'ya giden (ki Atatürk'ün davet ettiği de söylenir) Âşık Veysel, şalvarı yüzünden Çankaya'ya sokulmaz. Gözleri görmeyen Veysel, 45 gün bekler ve görüşme olmadan köyüne döner.

CHP, her şeyi önce mahveden ama sonra da yapan kendisi değilmiş gibi davranmayı çok iyi beceren bir zekâya sahiptir. Bunu da insanların gözlerine baka baka yapar üstelik.

Bir Veyselci olurlar ki, yarışamazsın. Astıklarının mezarını ziyaret eder, ülkeden kovduklarına hayranlık besleyerek, kafa karışıklığını çok güzel başarırlar.

Kitlesi, ne Sabahattin Ali'nin gerçek katilini bilir, ne de Nazım Nikmet'in canını kurtarmak için CHP'nin ceberrut zihniyetinden kaçarak Rusya'ya sığındığını...

Meydanda çıkar, “size gerçekleri anlatıyorum” derken, ona inanırlar ve asla müritleri sorgulamaz. Evet, hikmetinden sual olunmaz bir partidir CHP. Bunu da eğitimle kendi halkından, köylüsünden nefret eden kuşaklar yaratmayı başarmış.

Değişen dünya ve kitle iletişim araçları sayesinde bu etkisi gittikçe azalınca, bugün elinde kalan yüzde 20-25 civarında bir oy vereni vardır. Ancak, zihniyeti hâla da değişmiş sayılmaz. AK Parti'nin ezici gücü sayesinde, istemeye istemeye değişmek zorunda kaldı. Bu CHP zihniyetinin daha birkaç yıl öncesine kadar baş örtüsü için Anayasa Mahkemesi'ne gittiklerini de unutmayalım. Aslında bundan daha vahimi, kafamızın içine, bilinçaltımıza köylü ve onun kıyafetlerinin, “anti modern, kaba, zevksiz ve çirkin” olduğu yerleştirildi.

Mesela; neden pantolon daha “modern” de şalvar değil diye düşünüldüğünde bunun tamamen algısal olduğu ortaya çıkar. Batı medeniyetinin rolü elbette çok büyük ama nedense teknolojinin beyni Japonya'nın üzerinde etkisi hiç olmamış. Sanmıyorum ki, bir Japon “ığğğ iğrenç kimonasıyla gelmiş…” diye bir cümle kursun.

Geçenlerde ekranda FerzanÖzpetek, yeni filmini tanıtıyordu kasım kasım kasılarak. O kadar dinledim ama filminin verdiği mesajı anlayamadım. Bir eleştirmen demiş ki, “bu ertesi gün filmi” yani ‘jeton' anca düşüyorsa! Tabii ne kadar geç anlaşılırsa o film, o kadar entelektüel ve sanat değeri yüksek olur! Olabilir zira; “sanat, sanat içindir” tezcilerini de yabana atmamak lazım!

Belki, güzel bir filmdir, izleyeni bol olsun ama beni başka bir programda asıl etkileyen şalvarlı bir köylü kadının ekrandan insana geçen sıcaklığı ve samimiyetiydi. Sunucu hanım dedi ki, “her yere bu kıyafetinizle gittiğinizi gördük.” Son derece içten bir ifadeyle: “ Evet kızım bu benim kıyafetim, ben köylüyüm ve böyle giyiniyorum.”

Yurt dışına da, çeşitli davetlere de böyle gidiyordu Ümmiye Koçak. Adana'nın bir köyünde 1957'de doğan Koçak, yoksul ve 10 çocuklu bir ailenin kızıdır. Sadece ilkokulu bitirir. İlk okuduğu kitap, Maksim Gorki'nin Ana'sıdır. Evlendikten sonra Mersin'in Arslanköy'üne yerleşen Koçak, tarlada, bağ bahçede çalışırken hem çocuklarına bakar, hem de okumaya devam eder. Okur ama gerçekten okur; sorunları okur, insan hikayelerini okur ve okuduğu ile hayat arasında bağ kurar, çözümlemeler yapar. “Neden köy kadının yaşadığı sıkıntıları anlatmıyorum” der ve köylü kadınlardan oluşan bir amatör tiyatro kurar.  İlk öyle tanımıştık Ümmiye Koçak'ı. Ekranlarda şalvarlarıyla tiyatro yapana kadınlar haber olmuştu. Oyunları o kadar ilgi görüyordu ki, çeşitli yerlerden davet alırlar. Bu oyunları yazan, yöneten ve aynı zamanda oynayan da kendisidir.

Ekranda onu izlerken, pırıl pırıl gözleriyle yaptığı işi coşkuyla anlatmasından etkilenmemek mümkün değil. Oyunları sayesinde, köy kadının yaşadığı bazı sorunlara ışık tuttuklarını, kötü kahramanlardaki davranışlarda kendisiyle benzerlik kuranların, değişimlerine tanık olduklarını ve hem kendi gelişimleri için hem de toplum için faydalı bir iş yaptıkları için çok mutlu olduklarını anlatıyor. Bugüne kadar 15 tiyatro eseri yazan Koçak, tarlalarda çalışıp, para biriktirerek kadına şiddet konulu “Yün Bebek” adlı filmle, New York Avrasya Film Festivali'nde "Sinemada en iyi Avrasyalı Kadın Sanatçı" ödülünü kazandı.

Ödülünü almaya da şalvarı, örgü yeleği ve örtüsüyle gitti.

Facebook Yorumları

reklam
19.3.2017
‘ŞALVAR’ DAVASI
12.3.2017
Akademik bakışlar
7.3.2017
Yazıklar olsun!
27.2.2017
Negativizm Rejimi
20.2.2017
Diyebiliyorsanız 'Ak Parti' deyin!
12.2.2017
Çağdaş yobazlar
5.2.2017
Abartmayın lütfen!
29.1.2017
Endişeli modernler
22.1.2017
Vesayetin karargahı
15.1.2017
Başkanlığa Giderken
25.12.2016
İlle de ahlak
18.12.2016
Silah icat oldu mertlik bozuldu!
11.12.2016
Onların OHAL’i cici!
5.12.2016
Bize bir şey olmaz
27.11.2016
AP ve Avusturya’dan nağmeler!
20.11.2016
Karşıyım demek, sorunu çözmüyor!
13.11.2016
Korkma, Ak Partili olmazsın!
7.11.2016
“Korkma, asmayacağız, adil yargılayacağız!”
30.10.2016
Ayrımcılık var!
24.10.2016
Demirtaş baydı artık!
9.10.2016
Anneni ağlatmaya değdi mi hurşit!
2.10.2016
Lozan Tabusu
25.9.2016
Âdil ve birlik olalım
21.8.2016
Kavramlar süs değil!
15.8.2016
Gezi ve Yenikapı ruhu
7.8.2016
İstismar edilen değil, eden suçludur
2.8.2016
Halk temizlik bekliyor
25.7.2016
İlerici güruhtan nağmeler
18.7.2016
Darbeciler şamarı yedi
10.7.2016
Utanıyoruz artık sizden!
4.7.2016
Kişi, kendinden bilir işi
26.6.2016
AB ve aşırı sağın yükselişi
19.6.2016
Lisede olmazsa anaokulunda denenir
13.6.2016
NE UĞRUNA BUNCA CİNAYET
23.5.2016
Büyük Çerkes Sürgünü
15.5.2016
MUHALEFETTEN BİHABER MUHALEFET
8.5.2016
Davutoğlu ve hoş bir sadâ
1.5.2016
DOKUNULMAZLIK AYM’DEN DÖNER Mİ?
25.4.2016
ERGENEKON VE HUKUK
11.4.2016
ANAYASA VE KUTUPLAŞMA
28.3.2016
TERÖRE KARŞI DURUŞ
13.3.2016
YAŞAM TARZI
7.3.2016
CUMA AÇILIMI
28.2.2016
RADİKALLEŞTİRİLEN GENÇLİK
21.2.2016
Tarih yine tekerrürde
14.2.2016
YAPMAYIN NE OLUR!
8.2.2016
TARTIŞAMIYORUZ
31.1.2016
Algı kurbanı olmak
24.1.2016
Kutuplaşmak
18.1.2016
1128 İMZA VE HAL-İ PÜR MELALLERİ
10.1.2016
'Kürt sorunu yoktur' mu?
3.1.2016
AHMET ALTAN VE İNFİAL!
27.12.2015
‘Halka karşı yapılan savaş, kaybetmeye mahkûmdur’
21.12.2015
PSİKOLOJİK AÇILIM
14.12.2015
İKTİDARA KARŞIYIZ!
7.12.2015
Tahir Elçi ve hendek siyaseti
29.11.2015
KİTLELERİN ACIMASIZLIĞI
22.11.2015
Radikalizm ve oryantalizm
15.11.2015
AKADEMİSYENDEN AKADEMİSYENE FARK
9.11.2015
HALK NOKTAYI KOYDU!
2.11.2015
BİR SEÇİM GÜNÜ YAZISI
27.10.2015
DEĞİŞİMİ GÖREBİLMEK -2-
19.10.2015
TERÖRE İTAAT
12.10.2015
DEĞİŞİMİ GÖREBİLMEK
5.10.2015
YİNE KAYBEDECEKSİNİZ!
21.9.2015
Nefret, prangadır
14.9.2015
SORUNU KÜRTLER ÇÖZER
6.9.2015
Üzülün, kaybedeceksiniz!
31.8.2015
ÇELİŞKİ MAKİNELERİ
24.8.2015
Hüznün şehri Diyarbekir
20.7.2015
KİM DEMİŞ YÜRÜMEZ DİYE...
13.7.2015
Medyaya karşı medya
5.7.2015
AKIL, NEFRETİ YENER
26.6.2015
AK PARTİ ve KÜRT OYLARI
23.6.2015
Evrensel ahlâk
20.6.2015
Mısır'ın Menderes'i
14.6.2015
Seçim kritiği
6.6.2015
Milletçe Şaşırıyoruz!
26.5.2015
Hoşça kal dedi...
6.5.2015
HAYSİYET MESELESİ
28.4.2015
ORTAK ACI - ÂDİL HAFIZA
12.4.2015
TSK demokrasi mi dedi?
18.02.2015
Fabrika Ayarları
07.02.2015
‘Sevgi’nin Bizce Dili
13.12.2014
‘Sevgi’nin Bizce Dili
22.10.2014
Selam ve Huzur
14.07.2014
Filistin…
28.06.2014
İtibarımız yok(muş)!
14.06.2014
Ders almayan Ortadoğulu
22.05.2014
Çerkeslerin kara günü
30.04.2014
İşte o dev!
01.04.2014
Seçimden Seçmeler!
17.03.2014
Bir Miting Hikâyesi
09.03.2014
Kadınlar Günü
03.03.2014
Be hey Ahlaksızlar!
04.01.2014
TSK demokrasi mi dedi?
16.12.2013
Sevgiler maktül
30.11.2013
Bi durun ya bi durun!
21.11.2013
Asli azınlık çocukları!
22.10.2013
Anlaşılamayan adam
06.09.2013
Bir Ülkücü ile Solcu Kardeşine!
11.06.2013
Romantik milletiz vesselam!
26.05.2013
Fikrime Ceza
09.04.2013
AKIL TUTULMASI
03.03.2013
KİM KORKAR OLMASI GEREKENDEN!
27.02.2013
ALEVİLER DEĞİL BEN BİLİRİM !
11.02.2013
Bir barış düşünün ki...
19.01.2013
BİR BARIŞ Kİ...
19.01.2013
ASLÎ AZINLIK ÇOCUKLARI!
15.12.2012
Avrupa Birliği’nden caymak...
03.12.2012
AH AYRILIK!
22.11.2012
Asli azınlık çocukları!
11.11.2012
Çemberin çeperi
06.11.2012
YORULDUM
03.11.2012
EDİ BESE/ YETER ARTIK
31.10.2012
Şekle yenik düşmek
17.10.2012
SAYIN USTAMA
03.10.2012
Bir Erdoğan geçiyor hayatımızdan
30.09.2012
SAYIN AHMET ALTAN'A MEKTUP...
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları