Güldalı COŞKUN



Bookmark and Share

Diyebiliyorsanız 'Ak Parti' deyin!


20.2.2017 - Bu Yazı 272 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Ekim ayı sonları:

“Eğer Türkiye'yi ateşe atmak istiyorlarsa, Türkiye'yi siyaseten de bölünme noktasına taşımak istiyorlarsa ‘evet' oyu verebilirler. Türkiye'nin bölünmesi söz konusu olabilir.(…)Sorun, Türkiye'nin bekası sorunudur.(…)Biz, Türkiye'nin bekasını, birliğini ve bütünlüğünü düşünüyoruz. Bizim bir rejim sorunumuz yok. Bir kişi için Türkiye'de rejimi değiştireceğiz. Bir kişinin egosunu tatmin etmek için. Halk, bu ülkenin birliğini, bütünlüğünü düşünmez mi? İç savaştan yana mıdır halk, yoksa barıştan mı yanadır?”

Geçtiğimiz salı günü, grup toplantısındaki mutad konuşmasında da yine aynı kişi şunları söyledi:

"(…) Nisan'ın 16'sında yapılacak referandum, bir parti seçimi değil, bir demokrasi seçimi. Demokrasiden yana mı tavır takınacağız, otoriter yönetimden yana mı tavır takınacağız? O nedenle bütün vatandaşlarımdan istirham ediyorum, sandığa giderken düşünün. Söz konusu olan milletin egemenliğiyse, bu konuda asıl Yüce Divan halkın divanıdır, milletin divanıdır. İşte bunun için Anayasa Mahkemesine başvurmayacağız."

3-4 ay gibi kısa bir sürede, neredeyse birbirinin zıddı iki konuşmayı yapan bu muhterem, tahmin ettiğiniz gibi Sayın Kılıçdaroğlu'dur.

Siyasette, liderlerin çelişen söylemlerine geçmişten bir âşinalık yok değil ama zihniyetin bu kadar kısa sürede değişmesi için, ciddi bir şok yaşanması gerekir. Kaybedilen seçimler bile, kendisini sorgulatmadıysa CHP'ye de şimdi ne olduki, dedirtiyor insana!

Aslında, 80 yıllık bir perspektiften bakıldığında, CHP'nin değişim-dönüşüm grafiğinin yatay bir çizgiden, yükselişe doğru geçmesi, AK Parti'nin son 15 yıldır, iktidarda olmasıyla doğru orantılıdır. Aslında değişmek zorunda kaldı ya da “içi kan ağlaya ağlaya” bazı şeyleri kabul etmek zorunda olduğunu anlamaya başladı.

Kendisini rejimin güvencesi gören CHP, TSK ve yargıyı da arka bahçesi ve en büyük destekçisi olarak görüyordu. Rejim, gerçekten de birçok kurumu vesayetin bürokrasisi olarak inşa etmişti. Her biri, birer kaleydi. Yaşanan çatışmanın asıl nedeni, bu kalelerin halka kaptırılmama mücadelesiydi.

AYMde bunlardan biriydi. Sanki kuruluş amacı, CHP'nin istemediği  bir şeyin olmamasına uğraşmaktı. Yasama bir karar mı aldı; hoop CHP, AYM'nin kapısında. Siyasete artık bulaşmayan TSK, CHP için, kaptırılmış bir mevziydi. Satır arası konuşmalarda; “Nerdee eski TSK!” muhabbetleri gözden kaçmıyordu. 15 Temmuz'un Kılıçdaroğlu'nu heyecanlandırması da boşuna değildi. Ancak, o geceki halkın azmi ve cesareti, dünyada gıpta uyandırdı.

CHP,15 Temmuz sonrası bazı KHK'ların iptali için yine AYM'ye başvurunca, bu kez “yetkisizlik” nedeniyle iptal reddedildi. CHP,1990'lı yıllarda benzer başvuruyu AYM'nin kabul edip onayladığını, şimdi ise kendi içtihat ve teamüllerini gözetmediğini ve bunun hukuk devleti için bir “skandal” olduğunu ifade etti. Oysa yıllarca AYM, Yasama ve Yürütmenin “suya sabuna dokunmamasının” teminatıydı. Buna da “erkler ayrılığı, hukuk devleti, demokrasi” gibi, karşı konulmaz kılıflarla kamufle ediyorlardı.

CHP'nin, AYM'ye başvurmayacağını açıklaması, birçok demokrat kesimde olumlu karşılandı. Bunu, “CHP'nin demokratik siyasete dönüşü” olarak yorumlayan yazılar yazıldı. Bunun, önemsenmesi bile, yaşadığımız onca yılda, demokrasinin bu parti tarafından asla hazmedilemediğini, onlar için laftan ibaret olduğunu göstermez mi! Hale bakın ki, “CHP, AYM'ye gitmedi” diye seviniyoruz. Açıkçası, bunun siyasi bir hamleden ibaret olmamasını umuyoruz. Çünkü, gizli iktidar olmaya alışmış CHP mantığının, artık bu devrin kapanmak üzere olduğunu kabul edip, dişe dişe bir mücadeleyle, halkın sorunlarını çözmeye aday bir parti olmasının ülkeye ve demokratik siyasete kazancı büyük olacaktır.  Bizim uzunca bir süredir, iktidar değil, muhalefet sorunumuz olduğunu biliyoruz.

Referandum yaklaşırken, CHP kurmaylarının nasıl bir çizgi izleyeceklerini dinlerken; ne yalan söyleyeyim sanki küçük bir çocuğun, yeni bir şeyler öğrenmiş hallerini görüyorum. Olsun; buna da şükür diyerek, CHP genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan'ın referandum stratejisine birlikte bakalım:

"Alışılagelmiş üslubumuzu ve yöntemimizi bırakacağız. Çok açık. Adalet ve Kalkınma Partisi'ne oy veren en az yüzde 20 seçmenin oyunu almaya ihtiyacımız var. Başka çaresi yok. Alamazsak bir anlamı yok. Konuştuğumuzun da bir anlamı yok. Çaba harcamamızın da. O zaman onların önem verdiği değerleri, onları rahatsız edecek şekilde sarsmayacağız. Mesela 'AKP' demeyeceğiz arkadaşlar. Diyebiliyorsanız konuşurken 'AK Parti' diyeceksiniz, diyemiyorsanız 'Adalet ve Kalkınma Partisi' deyin. İrite oluyor. 'Evet' diyecek olan Adalet ve Kalkınma Partiliyi 'hayır'a ikna etmek için konuşmaya başladığında neye ihtiyacın var? Dinletmeye ihtiyacın var. 'AKP' dediğin anda dinlemiyor.(…)Anayasalar, değişebilir. Bu anayasa kökeni itibarıyla darbe anayasası. 1982 yılında çıktı. Ama ondan sonra 117 kez değişti. Olumlu değişiklikler oldu. Buna rağmen bu darbe anayasasının özünde darbecilerin ruhu hâla devam ediyor. Tamam, değiştirelim. Ama hangi yolda değiştirelim? Parlamenter demokrasiyi güçlendirecek değişiklikler yapalım. Özgürlükleri, demokrasiyi, kuvvetler ayrılığını, denge ve denetim mekanizmalarını çalıştıracak bir anayasa yapalım.(…)”

Bu referandum, şimdiden “bağzılarını” değiştirmeye başladı bile! “AKP”, sen ne “ceberrut” bir partisin!!!

Facebook Yorumları

reklam
20.2.2017
Diyebiliyorsanız 'Ak Parti' deyin!
12.2.2017
Çağdaş yobazlar
5.2.2017
Abartmayın lütfen!
29.1.2017
Endişeli modernler
22.1.2017
Vesayetin karargahı
15.1.2017
Başkanlığa Giderken
25.12.2016
İlle de ahlak
18.12.2016
Silah icat oldu mertlik bozuldu!
11.12.2016
Onların OHAL’i cici!
5.12.2016
Bize bir şey olmaz
27.11.2016
AP ve Avusturya’dan nağmeler!
20.11.2016
Karşıyım demek, sorunu çözmüyor!
13.11.2016
Korkma, Ak Partili olmazsın!
7.11.2016
“Korkma, asmayacağız, adil yargılayacağız!”
30.10.2016
Ayrımcılık var!
24.10.2016
Demirtaş baydı artık!
9.10.2016
Anneni ağlatmaya değdi mi hurşit!
2.10.2016
Lozan Tabusu
25.9.2016
Âdil ve birlik olalım
21.8.2016
Kavramlar süs değil!
15.8.2016
Gezi ve Yenikapı ruhu
7.8.2016
İstismar edilen değil, eden suçludur
2.8.2016
Halk temizlik bekliyor
25.7.2016
İlerici güruhtan nağmeler
18.7.2016
Darbeciler şamarı yedi
10.7.2016
Utanıyoruz artık sizden!
4.7.2016
Kişi, kendinden bilir işi
26.6.2016
AB ve aşırı sağın yükselişi
19.6.2016
Lisede olmazsa anaokulunda denenir
13.6.2016
NE UĞRUNA BUNCA CİNAYET
23.5.2016
Büyük Çerkes Sürgünü
15.5.2016
MUHALEFETTEN BİHABER MUHALEFET
8.5.2016
Davutoğlu ve hoş bir sadâ
1.5.2016
DOKUNULMAZLIK AYM’DEN DÖNER Mİ?
25.4.2016
ERGENEKON VE HUKUK
11.4.2016
ANAYASA VE KUTUPLAŞMA
28.3.2016
TERÖRE KARŞI DURUŞ
13.3.2016
YAŞAM TARZI
7.3.2016
CUMA AÇILIMI
28.2.2016
RADİKALLEŞTİRİLEN GENÇLİK
21.2.2016
Tarih yine tekerrürde
14.2.2016
YAPMAYIN NE OLUR!
8.2.2016
TARTIŞAMIYORUZ
31.1.2016
Algı kurbanı olmak
24.1.2016
Kutuplaşmak
18.1.2016
1128 İMZA VE HAL-İ PÜR MELALLERİ
10.1.2016
'Kürt sorunu yoktur' mu?
3.1.2016
AHMET ALTAN VE İNFİAL!
27.12.2015
‘Halka karşı yapılan savaş, kaybetmeye mahkûmdur’
21.12.2015
PSİKOLOJİK AÇILIM
14.12.2015
İKTİDARA KARŞIYIZ!
7.12.2015
Tahir Elçi ve hendek siyaseti
29.11.2015
KİTLELERİN ACIMASIZLIĞI
22.11.2015
Radikalizm ve oryantalizm
15.11.2015
AKADEMİSYENDEN AKADEMİSYENE FARK
9.11.2015
HALK NOKTAYI KOYDU!
2.11.2015
BİR SEÇİM GÜNÜ YAZISI
27.10.2015
DEĞİŞİMİ GÖREBİLMEK -2-
19.10.2015
TERÖRE İTAAT
12.10.2015
DEĞİŞİMİ GÖREBİLMEK
5.10.2015
YİNE KAYBEDECEKSİNİZ!
21.9.2015
Nefret, prangadır
14.9.2015
SORUNU KÜRTLER ÇÖZER
6.9.2015
Üzülün, kaybedeceksiniz!
31.8.2015
ÇELİŞKİ MAKİNELERİ
24.8.2015
Hüznün şehri Diyarbekir
20.7.2015
KİM DEMİŞ YÜRÜMEZ DİYE...
13.7.2015
Medyaya karşı medya
5.7.2015
AKIL, NEFRETİ YENER
26.6.2015
AK PARTİ ve KÜRT OYLARI
23.6.2015
Evrensel ahlâk
20.6.2015
Mısır'ın Menderes'i
14.6.2015
Seçim kritiği
6.6.2015
Milletçe Şaşırıyoruz!
26.5.2015
Hoşça kal dedi...
6.5.2015
HAYSİYET MESELESİ
28.4.2015
ORTAK ACI - ÂDİL HAFIZA
12.4.2015
TSK demokrasi mi dedi?
18.02.2015
Fabrika Ayarları
07.02.2015
‘Sevgi’nin Bizce Dili
13.12.2014
‘Sevgi’nin Bizce Dili
22.10.2014
Selam ve Huzur
14.07.2014
Filistin…
28.06.2014
İtibarımız yok(muş)!
14.06.2014
Ders almayan Ortadoğulu
22.05.2014
Çerkeslerin kara günü
30.04.2014
İşte o dev!
01.04.2014
Seçimden Seçmeler!
17.03.2014
Bir Miting Hikâyesi
09.03.2014
Kadınlar Günü
03.03.2014
Be hey Ahlaksızlar!
04.01.2014
TSK demokrasi mi dedi?
16.12.2013
Sevgiler maktül
30.11.2013
Bi durun ya bi durun!
21.11.2013
Asli azınlık çocukları!
22.10.2013
Anlaşılamayan adam
06.09.2013
Bir Ülkücü ile Solcu Kardeşine!
11.06.2013
Romantik milletiz vesselam!
26.05.2013
Fikrime Ceza
09.04.2013
AKIL TUTULMASI
03.03.2013
KİM KORKAR OLMASI GEREKENDEN!
27.02.2013
ALEVİLER DEĞİL BEN BİLİRİM !
11.02.2013
Bir barış düşünün ki...
19.01.2013
BİR BARIŞ Kİ...
19.01.2013
ASLÎ AZINLIK ÇOCUKLARI!
15.12.2012
Avrupa Birliği’nden caymak...
03.12.2012
AH AYRILIK!
22.11.2012
Asli azınlık çocukları!
11.11.2012
Çemberin çeperi
06.11.2012
YORULDUM
03.11.2012
EDİ BESE/ YETER ARTIK
31.10.2012
Şekle yenik düşmek
17.10.2012
SAYIN USTAMA
03.10.2012
Bir Erdoğan geçiyor hayatımızdan
30.09.2012
SAYIN AHMET ALTAN'A MEKTUP...
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.