Gökhan BACIK



Bookmark and Share

Post korona döneminde gelişmekte olan ülkeler: Riskler büyüyecek


8.04.2020 - Bu Yazı 506 Kez Okundu.
Yorum : 0 - Onay Bekleyenler : 0

 Gelişmekte olan ülkelerde bir tür aşırı iyimserlik olduğunu söylemek yerindedir. Şaşırtıcı biçimde bölgesel ve küresel felaketler bu toplumlarda kendileri lehine büyük değişiklikler getireceği beklentisi doğurur.

Aslına bakarsanız gelişmekte olan/gelişmemiş toplumlar büyük beklenti toplumlarıdır. Herkes hemen her gün bir büyük hadisenin zuhur edeceğini ve işlerin birden değişeceğini bekler. Bu psikolojik hazır olma durumu, savaş, Kovid-19, ekonomik kriz gibi her olayın büyük gelişmelere yol açacağı beklentisini doğurur.

Örneğin, Edward Said’den Amin Maalouf’a pek çok yazar Ortadoğu’nun büyük beklentilerin coğrafyası olduğunu yazmıştır. Fuad Ajami, bu durumu “geçmişin kırıklıklarına karşı geliştirilen büyük rövanş özlemi” olarak tanımlar.

Benzer olguları Latin Amerika toplumlarında gözlemleyen, Lawrence E. Harrison bir kitabına “Az gelişmişlik bir zihinsel durumdur” başlığı vermişti. Bu zihinsel durumun tipik bir yansıması ise büyük beklentilere sahip olmaktır.

Benzer durumu Kovid-19 bağlamında yine görüyoruz. İslamcıları önde olmak üzere ama bazen de sekülerlerin de katıldığı biçimde küresel salgın bir büyük hadise olarak şaşırtıcı biçimde ümitle okunuyor.

Bazı İslamcılara göre pandemi, yüzyıllardır beklenen Batı’nın çöküşünün öncü alameti. Buna göre nasıl olacağını bilmeyeceğimiz biçimde bu pandemi, Batı’yı yıkacak ve Türklere (ve Müslümanlara) yol açacak.

Daha dengeli olmasını beklediğimiz bazı sol çevrelerden bazı Türk aydınlar ise pandeminin Batı kapitalist düzeninin sonunu getirdiğini düşünüyor. Türk sol çevrelerin pandemi üzerinden kapitalizmin yıkılışını beklediği aynı anda İngiliz İşçi Partisi safkan sosyalist Corbin’in yerine merkeze yakın birini lider seçerek kendini toparlamaya çalışıyor.

Elbette küresel çapta bir kriz olan korona pandemisinin uluslararası sisteme türlü etkileri olacaktır. Ancak bu değişiklikler yukarıda bahsettiğim iyimserlik tarafından ıskalanan bazı riskler de içeriyor.

Bunlara özellikle Batı-dışı dünyaya etkisi açısından bakarsak bazı göze çarpan başlıkları şöyle sıralayabiliriz:

Birincisi, katma değeri düşük mallar konusunda Batı’da bir algı değişikliği ihtimali bulunuyor. Son yirmi yılda katma değeri düşük emek-yoğun malların üretimini Çin gibi Batı-dışı ülkelere havale eden zengin Batı ülkeleri hâlihazırda bunu sorguluyor.

Korona krizi bağlamında bu tür ürünlerde tedarik zincirinin kopması hükümetleri zor duruma düşürdü. Son basın toplantılarının birine elinde bir maske ile gelen New York Valisi Andrew Cuomo basit iki lastik ve kumaştan oluşan bu ürünü nasıl olurda yeteri kadar ülkesinin üretemediğini sordu. Bu gayet sembolik bir hadisedir.

Bu sorgulama içinde Türkiye’nin de olduğu Batı-dışı ülkelere havale edilen bazı manifaktürün tekrar Batı’da üretilmesi için bir eğilime neden olabilir. Korona ile ortaya çıkan yeni algılar bazı katma-değeri düşük malları stratejik olarak niteleyip mutlaka üretmek gerektiğini savunuyor.

Elbette bu tür olası gelişmeler Türkiye gibi ülkeler için büyük risk. Küresel piyasanın emek-yoğun ürünler türünden tamamlayıcısı olan Türkiye gibi memleketler eğer bu olasılık gerçekleşirse ihracat kalemlerinde daraltıcı bir baskı ile karşılaşır.

New York Times’ta çıkan Benjamin Mueller imzalı bir yazı örneğin Batı’nın Çin’e aşırı bağımlı olmasını değişik açılardan tartışıyor. Muller’e göre başta Çin olmak üzere Batı’nın Batı-dışı ile olan ekonomik ilişkileri katma-değeri düşük manifaktür bağlamında yeniden değerlendirilmeye açılacaktır.

Benzer durum tarımda stratejik algının genişlemesi ile de sonuçlanabilir. Nitekim korona krizi ile ekonomik üretimin durdurulması yahut yavaşlatılması, kapsamlı sokağa çıkma yasakları gibi gelişmeler ülkelerin gıda arz zincirlerinde riskleri tartışmaya açtı.

Nitekim Fitch Solutions yeni raporunda korona sonrası dünyada “gıda korumacılığı” türünden yeni arayışların ortaya çıkacağını ifade ediyor.

Böyle bir gelişme yine içinde Türkiye gibi olan ülkeler için bazı riskle doğuracak. Zaten bir süredir AB, gıda politikasını stratejik hale dönüştürerek bir yeni siyaset takip etmekteydi. Örneğin, Avrupa pazarını garanti altına almak için Kuzey Avrupa’da domates yetiştiriciliği gibi alanlarda fonlar verilmekte.

Mesela bu bağlamda AB ve Tunus arasında merkezinde tarımın olduğu son derece istisnai bir özel ilişki gelişmekte. Hiçbir zaman AB’ye üye olmayacak bir ülke olan Tunus, AB tarafından tarım üzerinden yakın ve kapsamlı ilişkiler sistematiğine alınıyor.

AB’ye domates ihracatında Fas gibi ülkelerle rekabet eden Türkiye için bu tür gelişmeler son derece alarm vericidir.

Öte yandan zaten Almanya gibi AB ülkeleri uzun süredir tarımsal ürünlerde kendine yeterlilik siyasetini sıkı biçimde takip ediyor. Örneğin bu bağlamda Almanya’nın tarımsal ürünlerde kendine yeterlilik oranı yüzde 80’nin üzerinde.

Pek çok Batı-dışı ülke ki içine bir ölçüde Türkiye de giriyor, AB’yi patolojik bir modernleşme örneği olarak okuyor. Hâlbuki AB aynı zamanda kırsal yaşam, hayvansal ve tarımsal ürün konusunda önemli bir modeldir.

Bu açıdan Türkiye gibi ülkelerin korona krizinin tarımsal üretim ve tüketim konusunda oluşturduğu yeni algıları çok iyi anlaması gerekiyor.

Genel olarak Türkiye dâhil pek çok gelişmekte olan ülke kamuoyu son dönemde küreselleşme karşıtı bir noktaya savrulmuştur. Aynı ruhun devamı olarak korona krizinin küreselleşmeyi zayıflatacağı bu ülkelerde bir tür mutlulukla temenni ediliyor.

Hâlbuki burada bu ülkelerin şunu sorması lazım: Dünyada küreselleşme zayıflarsa, geçişkenlik azalırsa Türkiye gibi ülkeler için bu özellikle iktisadi açıdan daha mı iyi olur?

Facebook Yorumları

reklam
16.04.2020
Sürdürülebilir fakirleşme modeline doğru
8.04.2020
Post korona döneminde gelişmekte olan ülkeler: Riskler büyüyecek
1.04.2020
Korona krizi, Türkiye’yi rasyonalize eder mi?
11.03.2020
İslami bir aydınlanma mümkün mü?
6.03.2020
Türkiye-Suriye savaşı: Ülke başka bir aşamaya geçerken...
1.03.2020
Kıbrıs’ın ‘gerçek manada’ fethi
20.02.2020
Darbe, olağanüstü siyaset: Zor konular hakkında teorik tahminler
16.02.2020
Suriye krizinde yeni soru: Konvansiyonel savaşa girilecek mi?
30.01.2020
Her türlü politik riskten arındırılmış iyilikseverlik
10.01.2020
Para bitti şimdi ne olacak?
20.12.2019
Davutoğlunun bazı mevcut söylemleri sarsma yeteneği CHP ve İYİ Partiden fazla
13.12.2019
Otoriterleşmek+Kalitesizleşmek =?
28.11.2019
Sürdürülebilir fukaralık teorisi
23.11.2019
Halkın Tanrısını kızdırmamak
15.11.2019
Kurtarıcı mı Süfyan mı?
8.11.2019
Kürt meselesinde Yeni Türkiye doktrini
3.11.2019
Dış politikada değişimde ikinci aşama: Düzenle kavga
25.10.2019
Türkçülüğe dönüş
18.10.2019
Operasyon ulusal çıkarlara uygun mu?
10.10.2019
Yeni bir devlet kurmanın en etkili yöntemi: Savaşmak
4.10.2019
Deprem, Türkler ve Allah
28.09.2019
Rusya sıcak denizlerde, Türkler mutlu
12.09.2019
Hem iç hem dış mesele: Kürt sorunu
15.07.2019
Yeni partiyi günahı olmayanlar (!) kursun
5.07.2019
21 Haziran Öcalan hadisesi
25.03.2020
Korona sonrası İslam dünyası: Dip seküler dalga güçlenecek
13.07.2019
Yeni partiyi günahı olmayanlar (!) kursun
4.07.2019
21 Haziran Öcalan hadisesi
26.06.2019
Erdoğan değişebilir mi?
19.06.2019
Dış politikada krizin temel nedeni nedir?
12.06.2019
İkinci Johnson Mektubu vakıası
7.06.2019
Yeni bir safsata: 'Yeni Zelanda, İsviçre ve Norveç en İslami ülkelerdir'
15.05.2019
Ekonominin fiilen nasıl durduğunu izliyoruz
10.05.2019
İslamcı postmodern darbe
1.05.2019
Yeni parti hangi boşluğu dolduracak?
18.4.2019
"Yeter söz milletindir" öldü, yaşasın "son söz YSK’nindir"
10.4.2019
31 Mart’tan sonra Erdoğan: İstikamet Kürt Sorunu
3.4.2019
Yerel seçimlerin sonucu
28.3.2019
31 Mart Seçimleri: Devlet partisi mi, parti devleti mi?
6.3.2019
Türkiye’de İslami grup teorisi
1.3.2019
'Türkiye’de bundan sonra seçimle iktidarın değişeceğine inanıyor musunuz?'
23.2.2019
Ekonomik krizin olası sonuçları: Üç senaryo
14.2.2019
Olağan şüpheli olarak ekonomi
10.2.2019
Papa, İslam ve Türkiye
23.1.2019
Türkiye’nin rejimi: Bilim ne diyor?
3.1.2019
2019’a girerken Türkiye: Normalleşmenin haram olduğu ülke
14.12.2018
Alaturka adalet: Maslahat mülkün temelidir
30.11.2018
Bir Şark kurnazlığı: 'Anneleştirmek'
23.11.2018
Seküler İhvan ve Erdoğan
8.11.2018
Türkiye’de kimlik tartışmaları: Lafla yürümeyen peynir gemisi
25.10.2018
Ezilenin rızası: Ters sosyoloji
20.10.2018
Sağ Kemalizm ve ordu
12.10.2018
Krizin köklerine bakmak: İslami hareketin rantiyeci doğası
30.9.2018
Türkiye iş dünyasının entelektüel sefaleti
20.9.2018
Ekonomik kriz ve devlet: çıkış mümkün mü?
13.9.2018
Türkiye’nin Suriye’de büyük hayalleri: İdlib
3.9.2018
Türkiye: Sağcı bir memleket
25.8.2018
Türkiye’den Ortodoks ekonomik politika beklemek gerçekçi mi?
15.8.2018
Ekonomik kriz: Türkiye’yi yanlış okumak
9.8.2018
Türkler Amerika’dan neden nefret ediyor?
2.8.2018
Türkiye ve Amerika: İslamcı bir kopuş mümkün mü?
26.7.2018
İslamcılar tarikatları bitirir mi?
18.7.2018
Türkiye’nin İslamcıları ve Faiz Konusu
11.7.2018
Yeni Devletin sahibi kim?
26.6.2018
AKP'nin rakibi artık siyasi partiler değil
22.6.2018
Helva Tanrı’dan kek Devletten: Türklerin gerçekleşen ütopyası
15.6.2018
İslami Devrim’in gölgesinde Türk siyaseti
8.6.2018
Osmanlının mirasçısı kim?
31.5.2018
İslami geleneği yenilemek mümkün mü?
26.5.2018
İslamcılığın halleri ve Türkiye’nin İslamcıları
16.5.2018
Cemaatin entelektüel krizi
9.5.2018
Gülen Cemaati bu noktaya nasıl geldi?
12.7.2016
Kürt devleti kaçınılmaz hale gelir mi?
10.7.2016
İslam dünyasında neden bayram günleri farklı?
7.7.2016
Mülteciler konusu: Somut bazı öneriler
5.7.2016
İyi niyetli yıkıcılar
3.7.2016
Dış politikanın kilidi: Suriye
29.6.2016
Türkiye ve İsrail: Mahcup barış
27.6.2016
Dünya siyaseti ve milliyetçilik
25.6.2016
Popülizm çağı
23.6.2016
Yeni düşman kim?
20.6.2016
Dış politikadan elde ne kaldı?
18.6.2016
Güçsüzlük ve Türk dış politikası
16.6.2016
Rejim değişikliği ve Türk dış politikası
13.6.2016
İslam dünyası: Olmayacak dua
12.6.2016
Türkiye-AB: İpler kopacak mı?
9.6.2016
Türk dış politikası: Koptu
6.6.2016
Muhammed Ali
5.6.2016
Bir dal Ermeni sorunu yazısı
1.6.2016
Nahda’nın açıklaması ve küresel İslami hareketler
30.5.2016
Ordu ve Dış Politika
29.5.2016
Demokrasi neden “Türk dünyasında” gelişmiyor?
26.5.2016
Dünya Beş’ten büyük mü?
23.5.2016
Yalan-politik ve Ortadoğu
22.5.2016
Yeni Başvekil ve dış politika
19.5.2016
Neden Kilis?
17.5.2016
Kürt sorunu, dönüşüm ve bölgesel durum
15.5.2016
Dış politika Türkiye’nin demografisini değiştirdi
11.5.2016
Ahlaksızlık çağında uluslararası ilişkiler
10.5.2016
İslamcı Türk dış politikası
8.5.2016
Ahmet Hoca
4.5.2016
Dış politik hataların bedelini içeride ödemek
1.05.2016
Hanefiliğin Erozyonu ve IŞİD’in Türkiye Siyaseti
26.4.2016
IŞİD’in Türkiye saldırıları
24.4.2016
Uluslararası düzen ve İslam
2.3.2016
Muhafazakârlar ve çevre
26.2.2016
Suriye'den bir Kürt devleti çıkar mı?
24.2.2016
Dış politik krizin kökenleri
20.2.2016
Savaşa kanlı ‘davetiye'
16.2.2016
Savaş düzenine geçilirken
12.2.2016
Bir meta olarak mülteci
10.2.2016
İlahiyat/ilahiyatçı ve bilim sorunumuz
3.2.2016
Aklın dışına çıkmak üzere iken
29.1.2016
İaşe çağı, iaşe toplumu
26.1.2016
5 yıl sonra Arap ‘Baharı': Fırsat nasıl kaçtı?
23.1.2016
İslam'ın iç savaşı ve silah tüccarları
19.1.2016
İran'ın dünya sistemine dönüşü
15.1.2016
IŞİD sorununu doğru anlamak
13.1.2016
Dış politikanın güvenlik maliyeti
9.1.2016
Titanik sendromu
7.1.2016
Bir bölgesel savaş çıkar mı?
3.1.2016
Türkler ve Araplar
31.12.2015
Dış politikada hayatî bir ilke: Mesafeyi koru!
27.12.2015
Siyaset cahilliğimiz
25.12.2015
Türkiye ve İsrail: Dış politikada tabusal bir alan
19.12.2015
Sünni dünyanın lideri kim?
15.12.2015
Hurafelerin uluslararası ilişkileri istilası
9.12.2015
İslamcı Batıcılık
2.12.2015
Sosyolojiye teslim olmak
28.11.2015
Rusya ne yapacak?
0 0
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan MARMARA YEREL HABER GAZETESİ veya duzceyerelhaber.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
GÜNÜN YAZARLARI
Günün Yazarları


Aradığın Evi Bul. Emlak8.Net

Dijital Reklam Ajansı Serbay Interactive